Sözlük

ك س ب (KSB)

K-s-b

[Mal, para, savaş, dava, dostluk, bilgi vb şeyler] kazanmak, kazanç ve kâr anlamına gelen كَسْب , insanın mal kazanmak gibi, bir fayda elde edeceğini, bir pay alacağını düşündüğü şeyleri elde etmesi anlamına gelir. Bu kelime, insanın bir fayda sağlayacağını, bir menfaat elde edeceğini düşünürken, bununla kendine zarar verecek bir şeye yol açması için de kullanılır.

كَسْب kelimesi, insanın hem kendi kazancı için hem de başkası için kazandıkları için kullanılır. Onun için bu kökten olan fiilin bazen iki mef’ûl aldığı gözlenmektedir. كَسَبْتُ فُلاَنًا كَذَا Falana şunu kazandırdım denmesi bu anlamındandır.

Aynı kökten gelen اِكْتِسَاب fiili ise, ancak insanın kendisi için kazandıkları için kullanılır. Buna göre, her كَسْب aynı zamanda bir اِكْتِسَاب sayılabilir, ama her اِكْتِسَاب bir كَسْب sayılamaz. Bu fiil tıpkı خَبَزَ ، اِخْتَبَزَ (ekmek yaptı, ekmek yedi) ve شَوَى ، اِشْتَوَى (pişirdi, pişti) ile طَبَخَ ، اِطَّبَخَ (kaynattı, kaynadı) fiilleri gibi kullanılmaktadır.

Yüce Allah’ın: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا أَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. (2/Bakara 267) sözüne gelince, bu konuda Hz. Peygambere (sas): Kazancın hangisi daha temiz (helaldir)? diye sorulmuş, o da cevabında şu karşılığı vermiştir: عَمَلُ الرَّجُلِ بِيَدِهِ kişinin kendi el emeğidir. Yine buyurmuştur ki: إِنَّ أَطْيَبَ مَا يَأْكُلُ الرَّجُلُ مِنْ كَسْبِهِ وَإِنَّ وَلَدَهُ مِنْ كَسْبِهِ

Kişinin yediğinin en temizi kendi eliyle kazandığıdır; kişinin çocuğu da kazandıkları içindedir.

Bir adamın yediği en temiz/helal şey, kendi kazandığından yemesidir. Onun oğlu da kazancındandır. Yüce Allah da bu anlamda: لاَ يَقْدِرُونَ عَلَى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا …Bu insanlar, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler (2/Bakara 264) buyurmaktadır.

Bu kavram, Kur’ân-ı Kerim’de hem güzel işlerin yapılmasında hem de günâhların işlenmesinde kullanılmıştır. İyi/güzel işlerin kazanılması kullanılanlarına misal şu âyetlerdir: أَوْ كَسَبَتْ فِي إِيمَانِهَا خَيْرًا imanından bir hayır kazanmışsa. (6/En’âm 158); وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ رَبَّنَا آَتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي اْلأَخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِأُولَئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِمَّا كَسَبُوا Onların içinden öyleleri de vardır ki: Ey Rabbimiz! Bize bu dünyada da bir iyilik ver, âhirette de bir iyilik ver ve bizi Ateşin azabından koru, derler. İşte onlar için, kazandıklarından bir nasip vardır (2/Bakara 201-202).

Günâh işlenmesi konusundaki kullanımları ise şu âyetlerde geçmektedir: وَذَكِّرْ بِهِ أَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيٌّ وَلاَ شَفِيعٌ وَإِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لاَ يُؤْخَذْ مِنْهَا أُولَئِكَ الَّذِينَ أُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُوا Kur’ân ile onlara hatırlat ki, hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmasın…İşte onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır (6/En’âm 70), إِنَّ الَّذِينَ يَكْسِبُونَ الْإِثْمَ سَيُجْزَوْنَ بِمَا كَانُوا يَقْتَرِفُونَ Çünkü günâh kazananlar, yakında mutlaka yaptıklarının cezasını çekeceklerdir (6/En’âm 120); فَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَهُمْ مِمَّا يَكْسِبُونَ Yazıklar olsun o elleriyle yazdıklarına ve yine yazıklar olsun onların kazandıklarına! (2/Bakara 79); فَلْيَضْحَكُوا قَلِيلاً وَلْيَبْكُوا كَثِيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ Kazandıkları günâhın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar (9/Tevbe 82); وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللَّهُ النَّاسَ بِمَا كَسَبُوا مَا تَرَكَ عَلَى ظَهْرِهَا مِنْ دَابَّةٍ Eğer Allah, insanları kazandıkları (günâhlar) yüzünden hemen onları cezalandırma yoluna gitseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı (35/Fâtır 45); ٍ وَلاَ تَكْسِبُ كُلُّ نَفْسٍ إِلاَّ عَلَيْهَا Her kim ne kazanırsa kendi aleyhine kazanmaktan başka bir iş yapmış olmaz (6/En’âm 164).

Yüce Allah’ın: ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ Sonra da herkese kazandığının karşılığı eksiksiz olarak verilir (3/Âl-i İmrân 161) âyeti ise, bu her iki anlamda (hem iyilikler hem kötülükler için) kullanılmıştır.

اَلاِكْتِسَابُ : Sözcüğüne gelince, bu da bazen her ikisi için kullanılır. Yüce Allah Salih ameller bağlamında buyurur ki: لِلرِّجَالِ نَصِيبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَاءِ نَصِيبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَ Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır (4/Nisâ 32).

لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir (2/Bakara 286) âyetinde geçen fiillerin anlamı ise, deniyor ki: Burada keçen كَسْب kelimesi, iyilik/sevap anlamındadır, اِكْتِسَاب sözcüğü ise, kötülük/günâh manasını taşımaktadır.

Diğer bir görüşe göre: Buradaki كَسْب insanın âhiretle ilgili kazançları elde etmek amacıyla yaptığı işler; اِكْتِسَاب ise, dünyalık şeyleri kazanmak amacıyla yapılan amellerdir. Başka bir görüşe ise: كَسْب Şeriat tarafından onaylanan hayırlı bir işi, fayda veren bir çalışmayı başkası için yapmaktır; اِكْتِسَاب ise, insanın kendisi için yaptığı helal şeylerdir. Böylece, insanın başkası için yaptığı iyi şeylerin kendisine fayda vereceğini ve sevabını alacağını bildirirken, kendisi için yaptığı işlerin ise, helal şeyler olsalar dahi, aleyhinde olmayanlarının çok az olduğuna dikkat çekmiştir. Bu da, bu bağlamda söylenen şu söze işaret etmektedir: مَنْ اَرَادَ الدُُّنْيَا فَالْيُوَطَِّنْ نَفْسَهُ عَلَي الْمَصَائِبِ Dünyayı isteyen, kendini belalara alıştırsın. Yüce Allah’ın: إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihandır (64/Teğâbun 15) sözü de bu anlamdadır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →