ج ل د (CLD̃)
C-l-d
جُلُود kelimesi bedenleri; قُلُوب ise, gönülleri anlatır. Allah buyurur ki: حَتَّى إِذَا مَا جَاؤُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ وَقَالُوا لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتمْ عَلَيْنَا Nihâyet oraya vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhine şahitlik ettiler; Derilerine: ‘Aleyhimize niçin şahidlik ettiniz?, derler (41/Fussilet 20-21). Burada kullanılanجُلُود kelimesinin kinâye yoluyla فُرُوج anlamına kullanıldığı söylenmiştir. جَلَدَهُ; بَطَنَهُ karnına vurdu, ظَهَرَهُ , sırtına vurdu fiilleri gibi, derisine vurdu demektir. ya da, عَصَاهُ ; yani: âsâ ile vurdu fiili gibi, deri ile vurdu anlamına gelir. Yüce Allah bu bağlamda buyurur: فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً Seksen sopa vurunuz (24/Nûr 4).
جَلَد : Sözcüğü, yeni doğan deve yavrusunun soyulan derisidir. قَدْ جلُدَ جَلَدًا fiili ise, kuvvetlenmeyi anlatır. فَهُوَ جَلَدٌ وَجَلِيدٌ de kutvetli kişiyi anlatır. Aslı, cilde kuvvet kazandırmasındandır. مَا لَهُ مَعْقُولٌ وَلاَ مَجْلُودٌ denir ki, ne aklı ne de kuvveti vardır anlamına gelir.
Buna benzetilerek أَرْضٌ جَلْدَةٌ denmiştir ki, bu sert ve katı yer anlamına gelir. Aynı şekilde ne yavrusu ne de sütü olan dişi deveye de جَلْدَةٌ adı verilmiştir. جَلَدْتُ كَذَا ona deriden bir giysi yaptım demektir. فَرَسٌ مُجَلَّدٌ dövmekten korkmayan attır. Burada at üzerine bir deri geçirildiğinden darbeden acı duymayan kişiye benzetilmiştir. جَلِيد ise, ciltteki dayanıklılığa teşbih yoluyla verilmiş bir isim olup yaban arısı demektir.