ج د د (CD̃D̃)
C-d-d
İşaret edilen de: أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı dirileceğiz? Bu uzak bir dönüştür (50/Kâf 3) âyetidir. جَدِيد karşısına خَلَق konmuştur; zira جَدِيد ile, henüz yeni kesilmiş giysi manası kastedilmiştir. Onun için gece ve gündüze جَدِيدَان ve أَجَدَّان denmiştir.
Allah buyurur ki: وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ Dağlarda da beyaz yollar yarattık (35/Fâtır 27); âyette geçen جُدَد - جُدَّة nin çoğulu olup apaçık/güzel yol demektir; çokça gidilip gelinen, kullanılan yol demek olan طَرِيقٌ مَجْدُودٌ deyiminden alınmıştır.
جَادَّةُ الطَّرِيقِ yolun ortası deyimi de bundandır. Koyunun جَدُود ve جِدَّاء ise, sütü kesilmiş olanıdır. جُدَّ ثَدْيُ أُمِّهِ annesinin memesi kurusun deyimi, yerme amaçlı kullanılır. İlâhî feyz de الجَدّ diye adlandırılır; Allah buyurur ki: وَأَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا Rabbimizin şanı yücedir (72/Cin 3); yani: O’nun feyzi. Kimisi ise, azameti, der. Bu da birincisine döner/dayanır. Bu kelimenin Allah adına dayandırılması, O’nun mülküne tahsis edilmesi maksadına yöneliktir. Öte yandan Yüce Allah’ın insana verdiği dünyalık kısmetler de جَدّ adını alır ki, bu da baht/talihtir. جَدِدْتُ وحُظِظْتُ denmesi bundandır.
Peygamberin (sas): لاَيَنْفَعُ ذَا اْلجَدِّ مِنْكَ اْلجَدُّ /Senin katında (dünyalık) şerefli olanın şerefi fayda etmez sözü ise, âhirette Yüce Allah’ın mükafatına atalarla ulaşılamaz; sadece, bu ancak O’nun emrine bağlılıkla elde edilebilir, demektir. Yüce Allah’ın: كَانَ يُرِيدُ الْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُ فِيهَا مَا نَشَاء لِمَنْ نُّرِيدُ Kim geçici dünyanın mutluluğunu isterse dilediğimiz kimselere orada dilediğimiz kadar geçici nimet veririz.(17/İsrâ 18); وَمَنْ أَرَادَ اْلآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَشْكُوراً Kim âhiret mutluluğunu ister de mü’min olmak şartı ile o uğurda gerekli çabayı harcarsa, böylelerinin çabaları takdir edilir, emeklerinin karşılığını alırlar (17/İsrâ 19) âyetlerinde haber verdiği de budur. يَوْمَ لا يَنْفَعُ مَالٌ وَلا بَنُونَ Ki, o gün, insana ne malı ne de erkek çocukları yarar sağlayabilir (26/Şuarâ 88) âyetinde işaret edilen bundan başkası değildir.
جَدّ : Babanın babası ve annenin babasıdır. لاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ hadisinin anlamı, kimseye soyu ve babalığı fayda veremez. Nasıl ki, يَوْمَ لاَ يَنْفَعُ مَالٌ وَلاَ بَنُونَ Ki, o gün, insana ne malı ne de erkek cocukları yarar sağlar (26/Şuarâ 88) âyetinde kimseye çocuklarının fayda veremeyeceği haber verildiği gibi, yukarıda verilen hadîste de babalığın fayda vermeyeceği ifâde edilmiştir.