ج و ب (CWB) kökünün geçtiği ayetler
Bir şeyde delik açmak, bir şeyi yırtmak veya parçalamak, delmek/delmek/oymak, bir şeyi kesmek, bir şeyi içini boşaltmak, geçmek veya çaprazlamak, yolculuk ederek geçmek, nüfuz etmek, cevap vermek veya yanıtlamak, aydınlatmak ve netleştirmek, korumak.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (43)
Bu kök Kur'an boyunca 43 kez, 24 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
يَسْتَجِيبُوا5 kez
Hud 11:14يَسْتَجِيبُواyestecībūcevap veremezlerse
فَاِلَّمْ يَسْتَجِيبُوا لَكُمْ فَاعْلَمُوا اَنَّمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ وَاَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَهَلْ اَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
fe illem yestecībū lekum fe ǎ'lemū ennemā unzile bi ǐlmi (a)llahi ve en lā ilāhe illā huve fe hel entum muslimūne
Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur'an) ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz?
Ra'd 13:18يَسْتَجِيبُواyestecībūuymayan(lar)
لِلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰى وَالَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُوءُ الْحِسَابِ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
li(e)lleƶīne stecābū li rabbihimu l-Husnā ve(e)lleƶīne lem yestecībū lehu lev enne lehum mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi ulāike lehum sū'u l-Hisābi ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-mihādu
Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
Kehf 18:52يَسْتَجِيبُواyestecībūcevap vermediler
وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا شُرَكَٓاءِيَ الَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ مَوْبِقًا
ve yevme yeḳūlu nādū şurakāiye (e)lleƶīne zeǎmtum fe deǎvhum fe lem yestecībū lehum ve ceǎlnā beynehum mevbiḳan
(Ey Muhammed!) Allah'ın, "Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla!
Kasas 28:50يَسْتَجِيبُواyestecībūcevap veremezlerse
فَاِنْ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَكَ فَاعْلَمْ اَنَّمَا يَتَّبِعُونَ اَهْوَٓاءَهُمْ وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنِ اتَّبَعَ هَوٰيهُ بِغَيْرِ هُدًى مِنَ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
fe in lem yestecībū leke fe ǎ'lem ennemā yettebiǔne ehvā'ehum ve men eDellu mimmeni ttebeǎ hevāhu bi ğayri huden mine (a)llahi inne (a)llahe lā yehdī l-ḳavme Z-Zālimīne
Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse, bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah, zalimler toplumunu doğruya iletmez.
Kasas 28:64يَسْتَجِيبُواyestecībūçağrısına cevap vermezler
وَقِيلَ ادْعُوا شُرَكَاءَكُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُمْ وَرَاَوُا الْعَذَابَ لَوْ اَنَّهُمْ كَانُوا يَهْتَدُونَ
ve ḳīle d'ǔ şurakā'ekum fe deǎvhum fe lem yestecībū lehum ve raevu l-ǎƶābe lev ennehum kānū yehtedūne
Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
اسْتَجَابُوا4 kez
Al-i İmran 3:172اسْتَجَابُواstecābūçağrısına uydular
اَلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِلّٰهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا اَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ اَحْسَنُوا مِنْهُمْ وَاتَّقَوْا اَجْرٌ عَظِيمٌ
(e)lleƶīne stecābū li (a)llahi ve r-rasūli min beǎ'di mā eSābehumu l-ḳarHu li(e)lleƶīne eHsenū minhum ve tteḳav ecrun ǎZīmun
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükafat vardır.
Ra'd 13:18اسْتَجَابُواstecābūbuyruğuna uyanlar
لِلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰى وَالَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُوءُ الْحِسَابِ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
li(e)lleƶīne stecābū li rabbihimu l-Husnā ve(e)lleƶīne lem yestecībū lehu lev enne lehum mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi ulāike lehum sū'u l-Hisābi ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-mihādu
Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
Fatır 35:14اسْتَجَابُواstecābūcevap veremezler
اِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَاءَكُمْ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْ وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُونَ بِشِرْكِكُمْ وَلَا يُنَبِّئُكَ مِثْلُ خَبِيرٍ
in ted'ǔhum lā yesmeǔ duǎā'ekum ve lev semiǔ mā stecābū lekum ve yevme l-ḳiyāmeti yekfurūne bi şirkikum ve lā yunebbiuke miṧlu ḣabīrin
Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile çağrınıza karşılık veremezler. Kıyamet günü de sizin ortak koştuğunuzu inkar ederler. Bunları sana hiç kimse, hakkıyla haberdar olan (Allah) gibi haber veremez.
Şura 42:38اسْتَجَابُواstecābūicabet eden-
وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
ve(e)lleƶīne stecābū li rabbihim ve eḳāmū S-Salāte ve emruhum şūrā beynehum ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne
(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
جَوَابَ4 kez
A'raf 7:82جَوَابَcevābecevabı
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اَخْرِجُوهُمْ مِنْ قَرْيَتِكُمْ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
ve mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū eḣricūhum min ḳaryetikum innehum unāsun yeteTahherūne
Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!.." demek oldu.
Neml 27:56جَوَابَcevābecevabı
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اَخْرِجُٓوا اٰلَ لُوطٍ مِنْ قَرْيَتِكُمْ اِنَّهُمْ اُنَاسٌ يَتَطَهَّرُونَ
fe mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū eḣricū āle lūTin min ḳaryetikum innehum unāsun yeteTahherūne
Bunun üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu: "Lut'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış(!)"
Ankebut 29:24جَوَابَcevābecevabı
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
fe mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū ḳtulūhu ev Harriḳūhu fe encāhu (a)llahu mine n-nāri inne fī ƶālike le āyātin li ḳavmin yu'minūne
(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Ankebut 29:29جَوَابَcevābecevabı
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّبِيلَ وَتَأْتُونَ فِي نَادِيكُمُ الْمُنْكَرَ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ
e innekum le te'tūne r-ricāle ve teḳTaǔne s-sebīle ve te'tūne fī nādīkumu l-munkera fe mā kāne cevābe ḳavmihi illā en ḳālū 'tinā bi ǎƶābi (a)llahi in kunte mine S-Sādiḳīne
"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.
فَاسْتَجَبْنَا4 kez
Enbiya 21:76فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnābiz de kabul etmiştik
وَنُوحًا اِذْ نَادٰى مِنْ قَبْلُ فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ
ve nūHen iƶ nādā min ḳablu fe stecebnā lehu fe necceynāhu ve ehlehu mine l-kerbi l-ǎZīmi
(Ey Muhammed!) Nuh'u da hatırla. Hani o daha önce dua etmişti de biz onun duasını kabul ederek, kendisini ve ailesini o büyük sıkıntıdan (tufandan) kurtarmıştık.
Enbiya 21:84فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnābiz de kabul ettik
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدِينَ
fe stecebnā lehu fe keşefnā mā bihi min Durrin ve āteynāhu ehlehu ve miṧlehum meǎhum raHmeten min ǐndinā ve ƶikrā li l-ǎābidīne
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.
Enbiya 21:88فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnābiz de kabul ettik
Enbiya 21:90فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnākabul buyurduk
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ
fe stecebnā lehu ve vehebnā lehu yeHyā ve eSleHnā lehu zevcehu innehum kānū yusāriǔne fī l-ḣayrāti ve yed'ǔnenā rağaben ve raheben ve kānū lenā ḣāşiǐyne
Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya'yı bağışladık. Eşini de kendisi için, (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.
فَاسْتَجَابَ3 kez
Al-i İmran 3:195فَاسْتَجَابَfe stecābeve karşılık verdi
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنِّي لَا اُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُو۫ذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ
fe stecābe lehum rabbuhum ennī lā uDīǔ ǎmele ǎāmilin minkum min ƶekerin ev unṧā beǎ'Dukum min beǎ'Din fe(e)lleƶīne hācerū ve uḣricū min diyārihim ve ūƶū fī sebīlī ve ḳātelū ve ḳutilū le ukeffiranne ǎnhum seyyiātihim ve le udḣilennehum cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru ṧevāben min ǐndi (a)llahi ve(a)llahu ǐndehu Husnu ṧ-ṧevābi
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükafatın en güzeli Allah katındadır."
Enfal 8:9فَاسْتَجَابَfe stecābekarşılık vermişti
اِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَاسْتَجَابَ لَكُمْ اَنِّي مُمِدُّكُمْ بِاَلْفٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُرْدِفِينَ
iƶ testeğīṧūne rabbekum fe stecābe lekum ennī mumiddukum bi elfin mine l-melāiketi murdifīne
Hani Rabbinizden yardım istiyor, yalvarıyordunuz. O da, "Ben size ard arda bin melekle yardım ediyorum" diye cevap vermişti.
Yusuf 12:34فَاسْتَجَابَfe stecābedu'asını kabul etti
فَلْيَسْتَجِيبُوا2 kez
Bakara 2:186فَلْيَسْتَجِيبُواfe l yestecībūO halde onlar da karşılık versinler
وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَاِنِّي قَرِيبٌ اُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
ve iƶā seeleke ǐbādī ǎnnī fe innī ḳarībun ucību deǎ'vete d-dāǐ iƶā deǎāni fe l yestecībū lī ve l yu'minū bī leǎllehum yerşudūne
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
A'raf 7:194فَلْيَسْتَجِيبُواfe l yestecībūcevap versinler
اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
inne (e)lleƶīne ted'ǔne min dūni (a)llahi ǐbādun emṧālukum fe d'ǔhum fe l yestecībū lekum in kuntum Sādiḳīne
Allah'ı bırakıp tapındıklarınızın hepsi sizin gibi (yaratılmış) kullardır. Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi hemen onları çağırın da size cevap versinler (duanıza icabet etsinler).
اُجِبْتُمْ2 kez
Maide 5:109اُجِبْتُمْucibtumsize cevap verildi
يَوْمَ يَجْمَعُ اللّٰهُ الرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَا اُجِبْتُمْ قَالُوا لَا عِلْمَ لَنَا اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ
yevme yecmeǔ (a)llahu r-rusule fe yeḳūlu māƶā ucibtum ḳālū lā ǐlme lenā inneke ente ǎllāmu l-ğuyūbi
Allah'ın, peygamberleri toplayıp "siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?" diyeceği, onların da, "Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin" diyecekleri günü hatırlayın.
Kasas 28:65اَجَبْتُمُecebtumucevap verdiniz
يَسْتَجِيبُ2 kez
En'am 6:36يَسْتَجِيبُyestecībuicabet eder
اِنَّمَا يَسْتَجِيبُ الَّذِينَ يَسْمَعُونَ وَالْمَوْتٰى يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ ثُمَّ اِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
innemā yestecību (e)lleƶīne yesmeǔne ve l-mevtā yeb'ǎṧuhumu (a)llahu ṧumme ileyhi yurceǔne
(Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O'na döndürülürler.
Ahkaf 46:5يَسْتَجِيبُyestecībucevap veremeyecek
وَمَنْ اَضَلُّ مِمَّنْ يَدْعُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَنْ لَا يَسْتَجِيبُ لَهُ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ وَهُمْ عَنْ دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ
ve men eDellu mimmen yed'ǔ min dūni (a)llahi men lā yestecību lehu ilā yevmi l-ḳiyāmeti ve hum ǎn duǎāihim ğāfilūne
Kim, Allah'ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler.
اسْتَجِيبُوا2 kez
Enfal 8:24اسْتَجِيبُواstecībūçağrısına koşun
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū stecībū li (a)llahi ve li r-rasūli iƶā deǎākum li mā yuHyīkum ve ǎ'lemū enne (a)llahe yeHūlu beyne l-mer'i ve ḳalbihi ve ennehu ileyhi tuHşerūne
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'ın ve Resulü'nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Şura 42:47اِسْتَجِيبُواistecībūuyun
اِسْتَجِيبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَكِيرٍ
istecībū li rabbikum min ḳabli en ye'tiye yevmun lā meradde lehu mine (a)llahi mā lekum min melcein yevmeiƶin ve mā lekum min nekīrin
Allah'tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır, ne de (günahlarınızı) inkar edebilirsiniz!
اُجِيبُ1 kez
Bakara 2:186اُجِيبُucībukarşılık veririm
وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَاِنِّي قَرِيبٌ اُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
ve iƶā seeleke ǐbādī ǎnnī fe innī ḳarībun ucību deǎ'vete d-dāǐ iƶā deǎāni fe l yestecībū lī ve l yu'minū bī leǎllehum yerşudūne
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
اُجِيبَتْ1 kez
Yunus 10:89اُجِيبَتْucībetkabul edildi
قَالَ قَدْ اُجِيبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَانِّ سَبِيلَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
ḳāle ḳad ucībet deǎ'vetukumā fe steḳīmā ve lā tettebiǎānni sebīle (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne
Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.
مُجِيبٌ1 kez
Hud 11:61مُجِيبٌmucībunkabul edendir
وَاِلٰى ثَمُودَ اَخَاهُمْ صَالِحًا قَالَ يَاقَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ هُوَ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ اِنَّ رَبِّي قَرِيبٌ مُجِيبٌ
ve ilā ṧemūde eḣāhum SāliHen ḳāle yā ḳavmi ǎ'budū (a)llahe mā lekum min ilāhin ğayruhu huve enşeekum mine l-erDi ve steǎ'merakum fīhā fe steğfirūhu ṧumme tūbū ileyhi inne rabbī ḳarībun mucībun
Semud kavmine de kardeşleri Salih'i peygamber gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı. Öyle ise O'ndan bağışlanma dileyin; sonra da O'na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir.
يَسْتَجِيبُونَ1 kez
Ra'd 13:14يَسْتَجِيبُونَyestecībūneisteklerini karşılayamazlar
لَهُ دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ لَا يَسْتَجِيبُونَ لَهُمْ بِشَيْءٍ اِلَّا كَبَاسِطِ كَفَّيْهِ اِلَى الْمَاءِ لِيَبْلُغَ فَاهُ وَمَا هُوَ بِبَالِغِهِ وَمَا دُعَاءُ الْكَافِرِينَ اِلَّا فِي ضَلَالٍ
lehu deǎ'vetu l-Haḳḳi ve(e)lleƶīne yed'ǔne min dūnihi lā yestecībūne lehum bi şey'in illā ke bāsiTi keffeyhi ilā l-māi li yebluğa fāhu ve mā huve bi bāliğihi ve mā duǎā'u l-kāfirīne illā fī Delālin
Gerçek dua ancak O'nadır. O'ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı halde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler. Kafirlerin duası daima boşa çıkar.
فَاسْتَجَبْتُمْ1 kez
İbrahim 14:22فَاسْتَجَبْتُمْfe stecebtumsiz de da'vetime koştunuz
وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِيَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّٓا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لِي فَلَا تَلُومُونِي وَلُومُوا اَنْفُسَكُمْ مَا اَنَا۬ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِيَّ اِنِّي كَفَرْتُ بِمَا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُ اِنَّ الظَّالِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ
ve ḳāle ş-şeyTānu lemmā ḳuDiye l-emru inne (a)llahe veǎdekum veǎ'de l-Haḳḳi ve veǎdtukum fe eḣleftukum ve mā kāne li ye ǎleykum min sulTānin illā en deǎvtukum fe stecebtum lī fe lā telūmūnī ve lūmū enfusekum mā enā bi muSriḣikum ve mā entum bi muSriḣiyye innī kefertu bimā eşraktumūni min ḳablu inne Z-Zālimīne lehum ǎƶābun elīmun
İş bitirilince şeytan da diyecek ki: "Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah'a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır."
نُجِبْ1 kez
İbrahim 14:44نُجِبْnucibgelelim
وَاَنْذِرِ النَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ الْعَذَابُ فَيَقُولُ الَّذِينَ ظَلَمُوا رَبَّنَا اَخِّرْنَٓا اِلٰٓى اَجَلٍ قَرِيبٍ نُجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ الرُّسُلَ اَوَلَمْ تَكُونُوا اَقْسَمْتُمْ مِنْ قَبْلُ مَا لَكُمْ مِنْ زَوَالٍ
ve enƶiri n-nāse yevme ye'tīhimu l-ǎƶābu fe yeḳūlu (e)lleƶīne Zelemū rabbenā eḣḣirnā ilā ecelin ḳarībin nucib deǎ'veteke ve nettebiǐ r-rusule e ve lem tekūnū eḳsemtum min ḳablu mā lekum min zevālin
(Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, "Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim" diyecekler. Onlara şöyle denilecek: "Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?"
فَتَسْتَجِيبُونَ1 kez
İsra 17:52فَتَسْتَجِيبُونَfe testecībūneçağrısına uyarsınız
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِ وَتَظُنُّونَ اِنْ لَبِثْتُمْ اِلَّا قَلِيلًا
yevme yed'ǔkum fe testecībūne bi Hamdihi ve teZunnūne in lebiṧtum illā ḳalīlen
Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!
يُجِيبُ1 kez
Neml 27:62يُجِيبُyucībuyetişen
اَمَّنْ يُجِيبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
e mmen yucību l-muDTarra iƶā deǎāhu ve yekşifu s-sū'e ve yec'ǎlukum ḣulefā'e l-erDi e ilāhun meǎ (a)llahi ḳalīlen mā teƶekkerūne
Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
الْمُجِيبُونَ1 kez
Saffat 37:75الْمُجِيبُونَl-mucībūnekabul buyurmuştuk
اَسْتَجِبْ1 kez
Mü'min 40:60اَسْتَجِبْestecibkabul edeyim
وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِي اَسْتَجِبْ لَكُمْ اِنَّ الَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
ve ḳāle rabbukumu d'ǔnī estecib lekum inne (e)lleƶīne yestekbirūne ǎn ǐbādetī se yedḣulūne cehenneme dāḣirīne
Rabbiniz şöyle dedi: "Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir halde cehenneme gireceklerdir."
اسْتُجِيبَ1 kez
Şura 42:16اسْتُجِيبَstucībekabul ettikten
وَالَّذِينَ يُحَاجُّونَ فِي اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ مَا اسْتُجِيبَ لَهُ حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَعَلَيْهِمْ غَضَبٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ
ve(e)lleƶīne yuHāccūne fī (a)llahi min beǎ'di mā stucībe lehu Huccetuhum dāHiDetun ǐnde rabbihim ve ǎleyhim ğaDebun ve lehum ǎƶābun şedīdun
Allah'ın çağrısına uyulduktan sonra O'nun hakkında tartışmaya girenlerin delilleri Rableri katında batıldır. Onlara bir gazap vardır. Onlar için çetin bir azap vardır.
وَيَسْتَجِيبُ1 kez
Şura 42:26وَيَسْتَجِيبُve yestecībuve dileklerini kabul eder
وَيَسْتَجِيبُ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَيَزِيدُهُمْ مِنْ فَضْلِهِ وَالْكَافِرُونَ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ
ve yestecību (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ve yezīduhum min feDlihi ve l-kāfirūne lehum ǎƶābun şedīdun
Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kafirler için ise çetin bir azap vardır.
اَجِيبُوا1 kez
Ahkaf 46:31اَجِيبُواecībūuyun
يَاقَوْمَنَا اَجِيبُوا دَاعِيَ اللّٰهِ وَاٰمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُمْ مِنْ عَذَابٍ اَلِيمٍ
yā ḳavmenā ecībū dāǐye (a)llahi ve āminū bihi yeğfir lekum min ƶunūbikum ve yucirkum min ǎƶābin elīmin
"Ey kavmimiz! Allah'ın davetçisine uyun, ona iman edin ki, günahlarınızı bağışlasın ve sizi elem dolu bir azaptan kurtarsın."
يُجِبْ1 kez
Ahkaf 46:32يُجِبْyucibuymazsa
وَمَنْ لَا يُجِبْ دَاعِيَ اللّٰهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْاَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَٓاءُ اُو۬لٰٓئِكَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ
ve men lā yucib dāǐye (a)llahi fe leyse bi muǎ'cizin fī l-erDi ve leyse lehu min dūnihi evliyā'u ulāike fī Delālin mubīnin
Kim Allah'ın davetçisine uymazsa, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah'tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
جَابُوا1 kez
Fecr 89:9جَابُواcābūoyan
وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ
ve ṧemūde (e)lleƶīne cābū S-Saḣra bi l-vādi
(6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hud'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semud'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi?