Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ

fe stecebnā lehu ve necceynāhu mine l-ğammi ve ke ƶālike nuncī l-mu'minīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاسْتَجَبْنَاfe stecebnāج و بBir şeyde delik açmak, bir şeyi yırtmak veya parçalamak, delmek/delmek/oymak, bir şeyi kesmek, bir şeyi içini boşaltmak, geçmek veya çaprazlamak, yolculuk ederek geçmek, nüfuz etmek, cevap vermek veya yanıtlamak, aydınlatmak ve netleştirmek, korumak.biz de kabul ettik
2لَهُlehuonu(n du'asını)
3وَنَجَّيْنَاهُve necceynāhuن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.ve onu kurtardık
4مِنَmine
5الْغَمِّl-ğammiغ م مÖrtülü, peçeli, gizli, karışıklık, belirsizlik, felaket, talihsizlik, üzmek, üzüntü/keder, müphem, zor. ghamaam - bulut, ince bulut, beyazımsı bulut.tasadan
6وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeişte böyle
7نُنْجِيnuncīن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.biz kurtarırız
8الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananları

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken duâsını kabûl etmiştik onun ve gamdan kurtarmıştık onu ve böyle kurtarırız insanları.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken duâsını kabûl etmiştik onun ve gamdan kurtarmıştık onu ve böyle kurtarırız insanları.

Adem Uğur

Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Ahmed Hulusi

Biz de Ona icabet ettik! Kendisini içine düştüğü bunalımdan kurtardık! İman edenleri işte böyle kurtarırız.

Ahmet Tekin

Bunun üzerine onun duasını kabul et-tik. Onu, gamdan, üzüntüden kurtardık. Onu kurtardığımız gibi, bugün şuurlu ve kâmil mü’minleri de kurtarıyoruz.

Ahmet Varol

Biz de onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

Ali Bulaç

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.

Ali Fikri Yavuz

Biz de duasını kabul ettik, kendisini kederden kurtardık. İşte biz, müminleri böyle kurtarırız.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, Ona yanıt verdik ve üzüntüden kurtardık. İnananları, işte böyle kurtarırız.

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onun da duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Bekir Sadak

Biz de ona cevap verip, onu uzuntuden kurtarmistik. inananlari boyle kurtaririz.

Celal Yıldırım

Onun duasını kabul ettik de kendisini üzüntü ve sıkıntıdan kurtardık. İşte biz, mü'minleri böyle kurtarırız.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte biz iman etmiş olanları böyle kurtarırız.

Diyanet İşleri

Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz mü'minleri böyle kurtarırız.

Diyanet İşleri (eski)

Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız.

Diyanet Vakfi

Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz de duasını kabul ettik, kendisini üzüntüden kurtardık ve işte müminleri böyle kurtarırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisini gamden kurtardık ve işte mü'minleri böyle kurtarırız

Erhan Aktaş

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine çağrısına karşılık verdik ve onu sıkıntıdan kurtardık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Fizilal-il Kuran

Bunun üzerine duasını kabul ederek kendisini içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık. İşte mü'minleri böyle kurtarırız.

Gültekin Onan

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz inançlıları da böyle kurtarırız.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte Biz inananları böyle kurtarırız.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine biz de onu (n bu duasını) kabul etdik, kendisini gamdan selamete erdirdik. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.

Hasib Asutay

Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz inananları böyle kurtarırız.

Hayrat Neşriyat

Nihâyet (biz de) onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte, mü’minleri böyle kurtarırız.

İbni Kesir

Biz de onun duasını kabul edip üzüntüden kurtarmıştık. İşte inananları böyle kurtarırız.

Mehmet Okuyan

Biz de onun bu duasına cevap vermiş ve (içine düştüğü) sıkıntıdan onu kurtarmıştık. Biz, müminleri işte böyle kurtarırız.

Muhammed Esed

Bunun üzerine, Biz de onun bu yakarışına karşılık vermiş ve onu düştüğü bunalımdan, sıkıntıdan kurtarmıştık. İnananları Biz işte böyle kurtarırız.

Mustafa İslamoğlu

Bunun ardından Biz de onun yakarışını kabul ettik ve onu içine düştüğü sıkıntıdan kurtardık: işte Biz, inanıp güvenenleri böyle kurtarırız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Artık Biz de O'nun duasına icabet ettik de O'nu gamdan kurtardık ve mü'minleri de böylece necâta erdiririz.

Ömer Öngüt

Biz de onun duâsını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.

Suat Yıldırım

Onun da duasını kabul buyurduk ve kendisini o sıkıntıdan kurtardık. İşte Biz müminleri böyle kurtarırız.

Süleyman Ateş

Biz de onun du'asını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, inananları böyle kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı

İsteğini kabul ettik ve onu da üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona da olumlu cevap verdik ve üzüntüsünden kurtardık. İnanıp güvenenleri işte böyle kurtarırız.

Şaban Piriş

Onun duasını kabul ettik. Onu üzüntüden kurtardık. İşte müminleri böyle kurtarırız.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte biz, iman edenleri böyle kurtarırız.

Ümit Şimşek

Biz de duasını kabul ettik ve onu üzüntüden kurtardık. Mü'minleri Biz böyle kurtarırız.

Yaşar Nuri Öztürk

Hemen imdadına yetiştik. Gamdan kurtardık onu. İnananları işte böyle kurtarırız biz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onun duasını qəbul etdik və onu qəm-qüssədən qurtardıq. Biz möminləri belə xilas edirik!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onun (Yunisin) duasını qəbul buyurduq və (balığın qarnından çıxartmaqla) onu qəmdən qurtardıq. Biz möʼminlərə belə nicat veririk!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir erhörten sein Bittgebet und retteten ihn aus der Bedrängnis. Also retten Wir die Gläubigen.

Almanca — Der Edle Quran

Da erhörten Wir ihn und erretteten ihn aus dem Kummer. So retten Wir die Gläubigen.

Almanca — M. A. Rassoul

Da erhörten Wir ihn und retteten ihn aus seiner Bedrängnis; und genauso retten Wir die Gläubigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dann erhörten WIR ihn und erretteten ihn von der Not. Und solcherart erretten WIR die Mumin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there, We responded favourably to him and delivered him from the sorrow and the distress, for thus do We save those whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues.

Abdul Haleem

We answered him and saved him from distress: this is how We save the faithful.

Abdullah Yusuf Ali

So We listened to him: and delivered him from distress: and thus do We deliver those who have faith.

Abul A'la Maududi

Thereupon We accepted his prayer, and rescued him from grief. Thus do We rescue the believers.

Aisha Bewley

We responded to him and rescued him from his grief. That is how We rescue the muminun.

Al-Hilali & Khan

So We answered his call, and delivered him from the distress. And thus We do deliver the believers (who believe in the Oneness of Allâh, abstain from evil and work righteousness).

Ali Quli Qarai

So We answered his prayer and delivered him from the agony; and thus do We deliver the faithful.

Amatul Rahman Omar

So We heard his prayer and We delivered him from grief, and in this way do We deliver the (true) believers.

Arthur John Arberry

So We answered him, and delivered him out of grief; even so do, We deliver the believers.

Bijan Moeinian

I answered his call and saved him from sorrow. Thus I help the believers.

E. Henry Palmer

And we answered him, and saved him from the trouble. Thus do we save believers!

Edip-Layth

So We responded to him and We saved him from distress. It is such that We save those who acknowledge.

George Sale

Wherefore We heard him, and delivered him from affliction: For so do We deliver the true believers.

Hamid S. Aziz

And remember Zun-nun (the man of the Whale, Jonah), when he went away in wrath and thought that We had no power over him; but he cried out in the darkness, "There is no God but Thou, celebrated be Thy praise! Verily, I was of the wrong!"

Mahmoud Ghali

So We responded to him and safely delivered him from suffering; and thus do We deliver the believers.

Marmaduke Pickthall

Then we heard his prayer and saved him from the anguish. Thus we save believers.

Mohamed Ahmed - Samira

We heard his cry, and saved him from the anguish. That is how We deliver those who believe.

Muhammad Asad

And so We responded unto him and delivered him from [his] distress: for thus do We deliver all who have faith.

Mustafa Khattab

So We answered his prayer and rescued him from anguish. And so do We save the ˹true˺ believers.

Progressive Muslims

So We responded to him and We saved him from distress. And it is such that We save the faithful.

Sahih International

So We responded to him and saved him from the distress. And thus do We save the believers.

Sam Gerrans

So We responded to him, and delivered him from distress. And thus do We deliver the believers.

Shabbir Ahmed

And so We responded to him and saved him from grief. Thus We save from grief those who believe in Our Laws.

Syed Vickar Ahamed

So We listened to him: And delivered him from (his) difficulty: And like this We save and rescue those who have faith.

Taqi Usmani

So We responded to him and rescued him from the distress. And this is how We rescue the believers.

The Monotheist Group

So We responded to him and We saved him from distress. And it is such that We save the faithful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous lʹexauçâmes et le sauvâmes de son angoisse. Et cʹest ainsi que Nous sauvons les croyants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li hemberî vê yekê me bergerîna Yûnus pejirand û me ew ji kederê rizgar kir û her wiha em ê bawermendan jî rizgar bikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen verhoorden Wij hem en redden hem uit de nood. Zo redden Wij namelijk de gelovigen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom verhoorden wij hem en bevrijdden hem van droefheid; want zoo bevrijden wij de ware geloovigen.

Hollandaca — Siregar

Toen verhoorden Wij hem en Wij redden hem iuit de nood. En zo redden Wij de gelovigen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы ответили ему [Йунусу] (на его мольбу) и спасли его от (этого) горя. И вот так Мы спасаем верующих.

Rusça — Osmanov

Мы удовлетворили его мольбу, избавили его от беды. Так спасаем Мы верующих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och Vi hörde hans rop och räddade honom ur hans elände; så räddar Vi dem som har tro.