"Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?" derdi.
يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"
ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَاِنَّا لَمَدِينُونَ
Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.
قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ
Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.
فَاطَّلَعَ فَرَاٰهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ
Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."
قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْدِينِ
"Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum."
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرِينَ
(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"
اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!
لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ
Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلًا اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ
Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.
اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِمِينَ
O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.
اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِي اَصْلِ الْجَحِيمِ
Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.
طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاطِينِ
Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.
فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَ
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِنْ حَمِيمٍ
Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.
ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَحِيمِ
Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.
اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَالِّينَ
Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.
فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ
Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّلِينَ
Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا فِيهِمْ مُنْذِرِينَ
Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!
فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَرِينَ
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları başka.
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَصِينَ
Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُجِيبُونَ
Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظِيمِ