Allah da, "Her ikinizin de duası kabul edildi. Öyleyse dürüst olmakta devam edin ve sakın bilmeyenlerin yolunda gitmeyin" dedi.
قَالَ قَدْ اُجِيبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَقِيمَا وَلَا تَتَّبِعَانِّ سَبِيلَ الَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ
ḳāle ḳad ucībet deǎ'vetukumā fe steḳīmā ve lā tettebiǎānni sebīle (e)lleƶīne lā yeǎ'lemūne
İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, "İsrailoğulları'nın iman ettiğinden başka hiçbir ilah olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım" dedi.
وَجَاوَزْنَا بِبَنِي إِسْرَٓاءِيلَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْيًا وَعَدْوًا حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَا اِلٰهَ اِلَّا الَّذِي اٰمَنَتْ بِهِ بَنُٓوا اِسْرَٓاءِيلَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
ve cāveznā bi benī isrāīle l-baHra fe etbeǎhum fir'ǎvnu ve cunūduhu beğyen ve ǎdven Hattā iƶā edrakehu l-ğaraḳu ḳāle āmentu ennehu lā ilāhe illā elleƶī āmenet bihi benū isrāīle ve enā mine l-muslimīne
Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِدِينَ
āl-āne ve ḳad ǎSayte ḳablu ve kunte mine l-mufsidīne
Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu ayetlerimizden gerçekten habersizdir.
فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةً وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ
fe l-yevme nuneccīke bi bedenike li tekūne li men ḣalfeke āyeten ve inne keṧīran mine n-nāsi ǎn āyātinā le ğāfilūne
Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَاءَهُمُ الْعِلْمُ اِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ
ve leḳad bevve'nā benī isrāīle mubevvee Sidḳin ve razeḳnāhum mine T-Tayyibāti fe mā ḣtelefū Hattā cā'ehumu l-ǐlmu inne rabbeke yeḳDī beynehum yevme l-ḳiyāmeti fīmā kānū fīhi yeḣtelifūne
Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab'ı (Tevrat'ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma!
فَاِنْ كُنْتَ فِي شَكٍّ مِمَّا اَنْزَلْنَٓا اِلَيْكَ فَسْـَٔلِ الَّذِينَ يَقْرَؤُ۫نَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَ لَقَدْ جَاءَكَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَرِينَ
fe in kunte fī şekkin mimmā enzelnā ileyke fe seli (e)lleƶīne yeḳra'ūne l-kitābe min ḳablike le ḳad cā'eke l-Haḳḳu min rabbike fe lā tekūnenne mine l-mumterīne
Sakın Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma! Yoksa zarara uğrayanlardan olursun.
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِرِينَ
ve lā tekūnenne mine (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyāti (a)llahi fe tekūne mine l-ḣāsirīne
(96-97) Şüphesiz, haklarında Rabbinin sözü (hükmü) gerçekleşmiş olanlar, kendilerine bütün mucizeler gelse bile, elem dolu azabı görünceye kadar inanmazlar.
اِنَّ الَّذِينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ وَلَوْ جَاءَتْهُمْ كُلُّ اٰيَةٍ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلِيمَ
inne (e)lleƶīne Haḳḳat ǎleyhim kelimetu rabbike lā yu'minūne / ve lev cā'ethum kullu āyetin Hattā yeravu l-ǎƶābe l-elīme