ا و ي (ÊWY) kökünün geçtiği ayetler
Sığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.
Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0
İlgili Ayetler (36)
Bu kök Kur'an boyunca 36 kez, 18 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.
وَمَأْوٰيهُمُ6 kez
Al-i İmran 3:151وَمَأْوٰيهُمُve me'vāhumuve gidecekleri yer de
سَنُلْقِي فِي قُلُوبِ الَّذِينَ كَفَرُوا الرُّعْبَ بِمَا اَشْرَكُوا بِاللّٰهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِ سُلْطَانًا وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ وَبِئْسَ مَثْوَى الظَّالِمِينَ
se nulḳī fī ḳulūbi (e)lleƶīne keferū r-ruǎ'be bimā eşrakū bi(a)llahi mā lem yunezzil bihi sulTānen ve me'vāhumu n-nāru ve bi'se meṧvā Z-Zālimīne
Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah'a ortak koştuklarından dolayı; inkar edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür.
Tevbe 9:73وَمَأْوٰيهُمْve me'vāhumve onların varacakları yer
يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
yā eyyuhā n-nebiyyu cāhidi l-kuffāra ve l-munāfiḳīne ve ğluZ ǎleyhim ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-meSīru
Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı çetin ol. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir varış yeridir orası!
Tevbe 9:95وَمَأْوٰيهُمْve me'vāhumve varacakları yer
سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْ اِنَّهُمْ رِجْسٌ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
se yeHlifūne bi(a)llahi lekum iƶā nḳalebtum ileyhim li tuǎ'riDū ǎnhum fe eǎ'riDū ǎnhum innehum ricsun ve me'vāhum cehennemu cezā'en bimā kānū yeksibūne
Yanlarına döndüğünüz zaman, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adıyla yemin edeceklerdir. Artık onların peşini bırakın. Çünkü onlar pistir. Kazandıklarının karşılığı olarak, varacakları yer de cehennemdir.
Ra'd 13:18وَمَأْوٰيهُمْve me'vāhumve varacakları yer
لِلَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمُ الْحُسْنٰى وَالَّذِينَ لَمْ يَسْتَجِيبُوا لَهُ لَوْ اَنَّ لَهُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا وَمِثْلَهُ مَعَهُ لَافْتَدَوْا بِهِ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ سُوءُ الْحِسَابِ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
li(e)lleƶīne stecābū li rabbihimu l-Husnā ve(e)lleƶīne lem yestecībū lehu lev enne lehum mā fī l-erDi cemīǎn ve miṧlehu meǎhu lāftedev bihi ulāike lehum sū'u l-Hisābi ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-mihādu
Rablerinin emrine uyanlar için mükafatın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
Nur 24:57وَمَأْوٰيهُمُve me'vāhumuve onların varacağı yer
لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا مُعْجِزِينَ فِي الْاَرْضِ وَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ وَلَبِئْسَ الْمَصِيرُ
lā teHsebenne (e)lleƶīne keferū muǎ'cizīne fī l-erDi ve me'vāhumu n-nāru ve le bi'se l-meSīru
İnkar edenlerin (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir o!
Tahrim 66:9وَمَأْوٰيهُمْve me'vāhumonların varacağı yer
يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
yā eyyuhā n-nebiyyu cāhidi l-kuffāra ve l-munāfiḳīne ve ğluZ ǎleyhim ve me'vāhum cehennemu ve bi'se l-meSīru
Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
مَأْوٰيهُمْ5 kez
Al-i İmran 3:197مَأْوٰيهُمْme'vāhumgidecekleri yer
Nisa 4:97مَأْوٰيهُمْme'vāhumdurağı
اِنَّ الَّذِينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِمِي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْاَرْضِ قَالُوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصِيرًا
inne (e)lleƶīne teveffāhumu l-melāiketu Zālimī enfusihim ḳālū fīme kuntum ḳālū kunnā musteD'ǎfīne fī l-erDi ḳālū e lem tekun erDu (a)llahi vāsiǎten fe tuhācirū fīhā fe ulāike me'vāhum cehennemu ve sā'et meSīran
Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.
Nisa 4:121مَأْوٰيهُمْme'vāhumvaracağı yer
Yunus 10:8مَأْوٰيهُمُme'vāhumuvaracakları yer
اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
ulāike me'vāhumu n-nāru bimā kānū yeksibūne
(7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.
İsra 17:97مَأْوٰيهُمْme'vāhumvaracakları yer
وَمَنْ يَهْدِ اللّٰهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَنْ تَجِدَ لَهُمْ اَوْلِيَٓاءَ مِنْ دُونِهِ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ عَلٰى وُجُوهِهِمْ عُمْيًا وَبُكْمًا وَصُمًّا مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَاهُمْ سَعِيرًا
ve men yehdi (a)llahu fe huve l-muhtedi ve men yuDlil fe len tecide lehum evliyā'e min dūnihi ve neHşuruhum yevme l-ḳiyāmeti ǎlā vucūhihim ǔmyen ve bukmen ve Summen me'vāhum cehennemu kullemā ḣabet zidnāhum seǐyran
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız.
الْمَأْوٰى4 kez
Secde 32:19الْمَأْوٰىl-me'vādurulmağa değer
اَمَّا الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوٰى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
emmā (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti fe lehum cennātu l-me'vā nuzulen bimā kānū yeǎ'melūne
İman edip salih amel işleyenlere gelince, onlar için, yapmakta olduklarına karşılık bir mükafat olarak Me'va cennetleri vardır.
Necm 53:15الْمَأْوٰىl-me'vāMe'vâ (oturulacak)
Naziat 79:39الْمَأْوٰىl-me'vābarınağı
Naziat 79:41الْمَأْوٰىl-me'vābarınağı
وَمَأْوٰيهُ3 kez
Al-i İmran 3:162وَمَأْوٰيهُve me'vāhuve yeri
اَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّٰهِ كَمَنْ بَاءَ بِسَخَطٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
e fe meni ttebeǎ riDvāne (a)llahi ke men bā'e bi seḣaTin mine (a)llahi ve me'vāhu cehennemu ve bi'se l-meSīru
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? O, ne kötü varılacak yerdir!
Maide 5:72وَمَأْوٰيهُve me'vāhuve onun varacağı yer
لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَابَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ اِنَّهُ مَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوٰيهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ اَنْصَارٍ
le ḳad kefera (e)lleƶīne ḳālū inne (a)llahe huve l-mesīHu bnu meryeme ve ḳāle l-mesīHu yā benī isrāīle ǎ'budū (a)llahe rabbī ve rabbekum innehu men yuşrik bi(a)llahi fe ḳad Harrame (a)llahu ǎleyhi l-cennete ve me'vāhu n-nāru ve mā li Z-Zālimīne min enSārin
Andolsun, "Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kesinlikle kafir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: "Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin. Kim Allah'a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur."
Enfal 8:16وَمَأْوٰيهُve me'vāhuve onun yeri
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ اِلَّا مُتَحَرِّفًا لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزًا اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
ve men yuvellihim yevmeiƶin duburahu illā muteHarrifen li ḳitālin ev muteHayyizen ilā fietin fe ḳad bā'e bi ğaDebin mine (a)llahi ve me'vāhu cehennemu ve bi'se l-meSīru
-Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- böyle bir günde her kim onlara arkasını dönerse mutlaka o, Allah'ın gazabına uğramış olur. Onun varacağı yer de cehennemdir. Ne kötü varılacak yerdir orası!
اٰوٰٓى3 kez
Yusuf 12:69اٰوٰٓىāvāaldı
وَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَخَاهُ قَالَ اِنِّٓي اَنَا۬ اَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
ve lemmā deḣalū ǎlā yūsufe āvā ileyhi eḣāhu ḳāle innī enā eḣūke fe lā tebteis bimā kānū yeǎ'melūne
Yusuf'un huzuruna girdiklerinde; o, kardeşi Bünyamin'i yanına bağrına bastı ve (gizlice) "Haberin olsun ben senin kardeşinim, artık onların yaptıklarına üzülme" dedi.
Yusuf 12:99اٰوٰٓىāvāçekip kucakladı
فَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَبَوَيْهِ وَقَالَ ادْخُلُوا مِصْرَ اِنْ شَاءَ اللّٰهُ اٰمِنِينَ
fe lemmā deḣalū ǎlā yūsufe āvā ileyhi ebeveyhi ve ḳāle dḣulū miSra in şā'e (a)llahu āminīne
(Mısır'a gidip) Yusuf'un huzuruna girdiklerinde; Yusuf ana babasını bağrına bastı ve "Allah'ın iradesi ile güven içinde Mısır'a girin" dedi.
Kehf 18:10اَوَىevāsığındıkları
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا
iƶ evā l-fityetu ilā l-kehfi fe ḳālū rabbenā ātinā min ledunke raHmeten ve heyyi' lenā min emrinā raşeden
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa ulaşmayı kolaylaştır" demişlerdi.
اٰوَوْا2 kez
Enfal 8:72اٰوَوْاāvevbarındırdılar
اِنَّ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَالَّذِينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُو۬لٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتّٰى يُهَاجِرُوا وَاِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ اِلَّا عَلٰى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
inne (e)lleƶīne āmenū ve hācerū ve cāhedū bi emvālihim ve enfusihim fī sebīli (a)llahi ve(e)lleƶīne āvev ve neSarū ulāike beǎ'Duhum evliyā'u beǎ'Din ve(e)lleƶīne āmenū ve lem yuhācirū mā lekum min velāyetihim min şey'in Hattā yuhācirū ve ini stenSarūkum fī d-dīni fe ǎleykumu n-neSru illā ǎlā ḳavmin beynekum ve beynehum mīṧāḳun ve(a)llahu bimā teǎ'melūne beSīrun
İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Enfal 8:74اٰوَوْاāvevbarındırdılar
وَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَالَّذِينَ اٰوَوْا وَنَصَرُوا اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ
ve(e)lleƶīne āmenū ve hācerū ve cāhedū fī sebīli (a)llahi ve(e)lleƶīne āvev ve neSarū ulāike humu l-mu'minūne Haḳḳan lehum meğfiratun ve rizḳun kerīmun
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.
وَمَأْوٰيكُمُ2 kez
Ankebut 29:25وَمَأْوٰيكُمُve me'vākumuve varacağınız yer
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَانًا مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضًا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
ve ḳāle innemā tteḣaƶtum min dūni (a)llahi evṧānen meveddete beynikum fī l-Hayāti d-dunyā ṧumme yevme l-ḳiyāmeti yekfuru beǎ'Dukum bi beǎ'Din ve yel'ǎnu beǎ'Dukum beǎ'Dan ve me'vākumu n-nāru ve mā lekum min nāSirīne
İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."
Casiye 45:34وَمَأْوٰيكُمُve me'vākumuve yeriniz
وَقِيلَ الْيَوْمَ نَنْسٰيكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَا وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ
ve ḳīle l-yevme nensākum ke mā nesītum liḳā'e yevmikum hāƶā ve me'vākumu n-nāru ve mā lekum min nāSirīne
Onlara şöyle denir: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur."
فَاٰوٰيكُمْ1 kez
Enfal 8:26فَاٰوٰيكُمْfe āvākum(Allah) sizi barındırdı
وَاذْكُرُوا اِذْ اَنْتُمْ قَلِيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهِ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
ve ƶkurū iƶ entum ḳalīlun musteD'ǎfūne fī l-erDi teḣāfūne en yeteḣaTTafekumu n-nāsu fe āvākum ve eyyedekum bi neSrihi ve razeḳakum mine T-Tayyibāti leǎllekum teşkurūne
O vakti hatırlayın ki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.
سَاٰوِٓي1 kez
Hud 11:43سَاٰوِٓيs(e) āvīsığınacağım
قَالَ سَاٰوِٓي اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاءِ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ
ḳāle s(e) āvī ilā cebelin yeǎ'Simunī mine l-māi ḳāle lā ǎāSime l-yevme min emri (a)llahi illā men raHime ve Hāle beynehumā l-mevcu fe kāne mine l-muğraḳīne
O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.
اٰوِٓي1 kez
Hud 11:80اٰوِٓيāvīsığınabilseydim
فَأْوُا1 kez
Kehf 18:16فَأْوُاfe 'vūo halde sığının
وَاِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ اِلَّا اللّٰهَ فَأْوُا اِلَى الْكَهْفِ يَنْشُرْ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ رَحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُمْ مِنْ اَمْرِكُمْ مِرْفَقًا
ve iƶi ǎ'tezeltumūhum ve mā yeǎ'budūne illā (a)llahe fe 'vū ilā l-kehfi yenşur lekum rabbukum min raHmetihi ve yuheyyi' lekum min emrikum mirfeḳan
(İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."
اَوَيْنَٓا1 kez
Kehf 18:63اَوَيْنَٓاeveynāsığındığımız
قَالَ اَرَاَيْتَ اِذْ اَوَيْنَٓا اِلَى الصَّخْرَةِ فَاِنِّي نَسِيتُ الْحُوتَ وَمَا اَنْسَانِيهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ اَنْ اَذْكُرَهُ وَاتَّخَذَ سَبِيلَهُ فِي الْبَحْرِ عَجَبًا
ḳāle e raeyte iƶ eveynā ilā S-Saḣrati fe innī nesītu l-Hūte ve mā ensānīhu illā ş-şeyTānu en eƶkurahu ve tteḣaƶe sebīlehu fī l-baHri ǎceben
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
وَاٰوَيْنَاهُمَٓا1 kez
Mü'minun 23:50وَاٰوَيْنَاهُمَٓاve āveynāhumāve onları yerleştirdik
وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ
ve ceǎlnā bne meryeme ve ummehu āyeten ve āveynāhumā ilā rabvetin ƶāti ḳarārin ve meǐynin
Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
فَمَأْوٰيهُمُ1 kez
Secde 32:20فَمَأْوٰيهُمُfe me'vāhumubarınacakları yer
وَاَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ كُلَّمَا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا اُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ
ve emmā (e)lleƶīne feseḳū fe me'vāhumu n-nāru kullemā erādū en yeḣrucū minhā uǐydū fīhā ve ḳīle lehum ƶūḳū ǎƶābe n-nāri elleƶī kuntum bihi tukeƶƶibūne
Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.
وَتُـْٔوِٓي1 kez
Ahzab 33:51وَتُـْٔوِٓيve tu'vīve alırsın
تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
turcī men teşā'u minhunne ve tu'vī ileyke men teşā'u ve meni bteğayte mimmen ǎzelte fe lā cunāHa ǎleyke ƶālike ednā en teḳarra eǎ'yunuhunne ve lā yeHzenne ve yerDeyne bimā āteytehunne kulluhunne ve(a)llahu yeǎ'lemu mā fī ḳulūbikum ve kāne (a)llahu ǎlīmen Halīmen
Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
مَأْوٰيكُمُ1 kez
Hadid 57:15مَأْوٰيكُمُme'vākumuvaracağınız yer
فَالْيَوْمَ لَا يُؤْخَذُ مِنْكُمْ فِدْيَةٌ وَلَا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا مَأْوٰيكُمُ النَّارُ هِيَ مَوْلٰيكُمْ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ
fe l-yevme lā yu'ḣaƶu minkum fidyetun ve lā mine (e)lleƶīne keferū me'vākumu n-nāru hiye mevlākum ve bi'se l-meSīru
Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!
تُـْٔوِيهِ1 kez
Mearic 70:13تُـْٔوِيهِtu'vīhikendisini barındıran
وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُـْٔوِيهِ
ve feSīletihi lletī tu'vīhi
(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.