Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

تُرْجِي مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَكَانَ اللّٰهُ عَلِيمًا حَلِيمًا

turcī men teşā'u minhunne ve tu'vī ileyke men teşā'u ve meni bteğayte mimmen ǎzelte fe lā cunāHa ǎleyke ƶālike ednā en teḳarra eǎ'yunuhunne ve lā yeHzenne ve yerDeyne bimā āteytehunne kulluhunne ve(a)llahu yeǎ'lemu mā fī ḳulūbikum ve kāne (a)llahu ǎlīmen Halīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تُرْجِيturcīر ج وUmmak/beklemek, mutluluk sebebi olacak bir olayın gerçekleşmesini gerektiren bir görüş; halihazırda gerçekleşmiş bir olaydan avantaj elde etme beklentisi, beklemede tutmak, ertelemek, kenara koymak, tehir etmek/geciktirmek, korkmak, rica etmek/istemek. arja' (çoğul) - sınırlar, taraflar. marjowwon büyük umutlar beslenen bir kişidir (örneğin 11:62).geri bırakır
2مَنْmenkimseyi
3تَشَاءُteşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediği
4مِنْهُنَّminhunneonlardan
5وَتُـْٔوِٓيve tu'vīا و يSığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.ve alırsın
6اِلَيْكَileykeyanına
7مَنْmenkimseyi
8تَشَاءُteşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediğin
9وَمَنِve menive kimseye
10ابْتَغَيْتَbteğayteب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakarzu ettiği(ne dönmekte)
11مِمَّنْmimmen
12عَزَلْتَǎzelteع ز لBir kenara koymak, uzaklaştırmak, ayırmak. Ma'zilun - geri kalanından ayrı bir yer, sakin yer, inziva yeri, uzak. Ma'zulun - uzaklaştırılmış. İ'tizal (fiil 8) kendini bir şeyden ayırmak veya uzaklaştırmak.ayrıldıklarından
13فَلَاfe lāyoktur
14جُنَاحَcunāHaج ن حYan, eğilmek, meyletmek, bükülmek, çömelmek.bir günah
15عَلَيْكَǎleykesenin üzerine
16ذٰلِكَƶālikebudur
17اَدْنٰٓىednāد ن وYakın olmak, yaklaşmak veya alçalmak, indirmek, benzer olmaken elverişli olan
18اَنْen
19تَقَرَّteḳarraق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.aydınlanmasına
20اَعْيُنُهُنَّeǎ'yunuhunneع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.onların gözlerinin
21وَلَاve lāve
22يَحْزَنَّyeHzenneح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.tasalanmamalarına
23وَيَرْضَيْنَve yerDeyneر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.ve razı olmalarına
24بِمَاbimā
25اٰتَيْتَهُنَّāteytehunneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmeksenin verdiklerine
26كُلُّهُنَّkulluhunneك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsinin
27وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
28يَعْلَمُyeǎ'lemuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilir
29مَاolanı
30فِي
31قُلُوبِكُمْḳulūbikumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpsizin kalblerinizde
32وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
33اللّٰهُ(a)llahuAllah
34عَلِيمًاǎlīmenع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir
35حَلِيمًاHalīmenح ل مRüya görmek, bir vizyona sahip olmak. Ergenliğe ulaşmak. Seminal sıvı salınımı yaşamak (uyanıkken veya uykuda), uykuda cinsel ilişki rüyası görmek. Anlayışlı veya merhametli olmak, kusurları affetmek ve gizlemek, tavırda ılımlı/nazik/temkinli/ağır olmak, sabırlı olmak.halimdir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bunlardan dilediğini bırakabilirsin, dilediğini de alabilirsin ve bıraktığını tekrar almada da bir vebal yok sana; bu, gözlerinin ışıklanması, mahzûn olmamaları ve verdiğin şeye, hepsinin de râzı olması bakımından daha iyidir ve Allah, gönüllerinizde ne varsa bilir ve Allah, her şeyi bilir, azâp etmede de acele etmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Bunlardan dilediğini bırakabilirsin, dilediğini de alabilirsin ve bıraktığını tekrar almada da bir vebal yok sana; bu, gözlerinin ışıklanması, mahzûn olmamaları ve verdiğin şeye, hepsinin de râzı olması bakımından daha iyidir ve Allah, gönüllerinizde ne varsa bilir ve Allah, her şeyi bilir, azâp etmede de acele etmez.

Adem Uğur

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

Ahmed Hulusi

Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini de yanına alırsın. . . Uzlet ettiğin (sırasını geri bıraktığın hanımlardan) kimi (tekrar yanına almak) istersen, sana bir vebal yoktur. . . Bu, onların gözlerinin aydın olmasına, mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğin ile hepsinin razı olmalarına en uygundur. . . Allah kalplerinizde olanı bilir. . . Allah Aliym'dir, Haliym'dir.

Ahmet Tekin

Onlardan Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde dilediğinin sırasını geriye atar, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre uzak durduğun hanımlarından istediğini, tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur. Böyle yapman, onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, verdiklerine râzı olmalarına en uygun bir davranıştır. Allah akıllarınızdan geçirdiğinizi, kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilir, kudretli, âdil ve müsamahakârdır, fırsatlar ve imkânlar tanır.

Ahmet Varol

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Ayrıldıklarından istediklerini (yeniden almanda) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, hilim sahibidir.

Ali Bulaç

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.

Ali Fikri Yavuz

(Ey Rasûlüm), zevcelerinden dilediğini boşarsın, dilediğini tutarsın. (Ric’î talakla boşayıb) ayırdığını da tutmak istersen, bundan sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup kederlenmemelerine ve kendilerine verdiğin şeylerle hepsinin hoşnud olmalarına en eleverişli budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah Alîm’dir= her şeyi bilir, Halîm’dir= azabını hemen vermez.

Ali Rıza Safa

Onlardan istediğini bir süre uzaklaştırabilir; istediğini de yanına alabilirsin. Uzaklaştırdıklarının arasından istediğini tekrar yanına almanda da sakınca yoktur. Onların gözlerinin parlaması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur. Allah, yüreğinizde olanları bilir. Çünkü Allah, Bilendir; Hoşgörülüdür.

Bayraktar Bayraklı

Hanımlarından dilediğinin yanında kalma sırasını erteler, dilediğini de öne alabilirsin. Sırasını ertelediklerinden arzuladıkların olursa onlara dönmende sana bir sakınca yoktur. Böyle yapman onları mutlu etmen, üzülmemelerini sağlaman, kendilerine verdiklerinle hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah, sizin kalplerinizde olanı bilir ve son derece yumuşak davranır.

Bekir Sadak

Bunlardan istedigini birakir, istedigini yanina alabilirsin. Sirasini geri birakmis, olduklarindan da arzu ettigini yanina almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onlarin gozlerinin aydin olmasini, uzulmemelerini, hepsine verdigin seylere razi olmalarini daha iyi saglar. Allah kalblerinizde olani bilir; Allah bilendir, Halim olandir.

Celal Yıldırım

(Ey Peygamber! Giyimkuşam hususunda seni üzen) eşlerinden dilediğini uzaklaştırır, dilediğini yanına alıp barındırırsın. Ayrılıp uzak kaldığın eşlerinden de dilediğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu tutum, onların gözlerinin aydın olması, üzülmeyip hepsine verdiğine karşılık hoşnud kalmalarına en uygun, en yakın (çare) olanıdır. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir ve Halîm'dir (=her şeyi sabır ve rahmetinin yumuşaklığı ve lûtfunun inceliğile yürütendir).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlardan dilediğinin beraberliğini erteler, dilediğini yanına alırsın. Uzaklaştırdıklarından birini tekrar istemende senin için bir sakınca yoktur. Bu hüküm onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdiğine razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.

Diyanet İşleri

Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)

Diyanet İşleri (eski)

Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

Diyanet Vakfi

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alim hem halim bulunuyor

Erhan Aktaş

Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından, istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

Fizilal-il Kuran

Ey Muhammed! Onların dilediğini geri bırakır dilediğini de yanına alırsın. Kendilerinden uzak durduğun kadınlardan arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilendir, halimdir.

Gültekin Onan

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Tanrı, kalplerinizde olanı bilir. Tanrı bilendir, halimdir.

Hamdi Döndüren

Eşlerinden dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alabilirsin. Bir süre ayrıldıklarından, arzu ettiğine (dönmekte) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en uygun olan budur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah çok iyi bilen, çok yumuşak davranandır.

Hasan Basri Çantay

Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.

Hasib Asutay

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Uzak durduklarından arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günâh yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygun olan budur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah (hakkıyla) bilendir, halim (ceza vermede acele etmeyen)dir.

Hayrat Neşriyat

Onlardan (zevcelerinden) dilediğini (sırasından) geri bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Ayrıldıklarından arzu ettiğine dönmekte de sana bir günah yoktur. Bu (kendi irâdenle onları taltîf etmen), onların gözleri aydın olmasına, üzülmemelerine ve hepsinin, kendilerine verdiklerin ile hoşnûd olmalarına daha elverişlidir. Allah ise, sizin kalblerinizde olanı bilir. Çünki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Halîm (cezâlandırmakta acele etmeyen)dir.

İbni Kesir

Onlardan istediğini bırakabilir, istediğini alabilirsin. Bırakmış olduklarından da arzu ettiğini almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, kalblerimizde olanı bilir. Ve Allah; Alim, Halim olandır.

Mehmet Okuyan

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

Muhammed Esed

(Şunu bil ki,) onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve (bir süre) uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gördüklerinde) gözlerinin parlamasını ve (gözden çıkarıldıkları zaman) üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü (yalnız) Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halimdir.

Mustafa İslamoğlu

Onlardan dilediğini daha sonraya bırakabilir, dilediğini de yanına alabilirsin; ilişkini dondurup (sonraya) bıraktıklarından birini yeniden istemende senin için bir beis yoktur: bu (seni her görüşte) onların gözlerinin ışımasını, üzülmemelerini ve onlara verdiğin şeylerden razı olmalarını sağlar; ve sadece Allah kalplerinizde olanı bilir: ama zaten Allah her şeyi bilir, tarifsiz bir ilim sahibidir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan dilediğini geri bırakırsın ve dilediğini kendi yanına alabilirsin. Geri bıraktığından da kimi istersen yanına alabilirsin, (bunda) sana bir günah yoktur. (Böyle senin reyine bırakılması) gözlerinin aydın olmasına ve mahzun olmamalarına ve kendilerine verdiğinden razı olmalarına en yakın olandır. Ve Allah, kalplerinizde olanı bilir. Ve Allah alîm, halîm bulunmaktadır.

Ömer Öngüt

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Geriye bıraktıklarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir vebâl yoktur. Böyle yapman, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğin şeylere râzı olmaları için daha elverişlidir. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyla bilendir, hilim sahibidir.

Suat Yıldırım

Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur).

Süleyman Ateş

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).

Süleymaniye Vakfı

Eşlerinden istediğini kendinden uzak tutabilir, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı tuttuklarından hangisini yanına almak istersen bunun sana bir günahı olmaz. Bu, onların mutlu olmaları, üzülmemeleri ve senin kendilerine verdiğine hepsinin razı olması için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah her şeyi bilen ve pek yumuşak davranandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlardan istediğine ilgini azaltır, istediğini yanına alabilirsin. Ayrı bıraktığını arzularsan onu yanına almaktan da sorumlu tutulmazsın. Bu onların gözlerinin aydın olması (bir arayış içinde olmamaları), üzülmemeleri ve hepsine verdiğin şeylerden mutlu olmaları açısından daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir; Allah bilir, yumuşak davranır.

Şaban Piriş

Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.

Tefhim-ul Kuran

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, halimdir.

Ümit Şimşek

Eşlerinden dilediğinin sırasını geri bırakıp dilediğini yanına alabilirsin. Bir süre uzak durduklarından da dilediğini tekrar yanına almakta senin için bir vebal yoktur. Onlara göz aydınlığı olması, onların tasalanmamaları ve senin herbirine verdiğin şeyle hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur. Allah ise sizin kalbinizde olanı bilir. Allah herşeyi bilen, hatâlarınıza karşı da müsamaha gösteren bir ilim ve hilim sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlardan dilediğini geriye bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Bir süre için uzaklaştığın hanımlarından dilediğini yanına almanda bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanmasında, tasalanmalarında ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmasında bu daha uygun bir yoldur. Allah sizin kalplerinizde olanı bilir. Allah Alim'dir, Halim'dir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlardan istədiyinin səninlə gecələmək növbəsini təxirə sala bilərsən, istədiyini də öz yanına ala bilərsən. Özündən ayırdıqlarından hansı birini yenidən öz yanına almaq istəsən sənə heç bir günah olmaz. Bu, onların sevinmələri, kədərlənməmələri və sənin onlara verdiklərindən razı qalmaları üçün daha münasibdir. Allah qəlbinizdə olanları bilir. Allah Biləndir, Həlimdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Onlardan (zövcələrindən) istədiyini (istədiyinin səninlə gecələmək növbəsini) təʼxirə salar, istədiyini də (gecəni onunla keçirmək üçün) öz yanına ala bilərsən. (Bir müddət özündən) ayırdığın (növbəsini təʼxirə saldığın, yaxud ricʼi talaqla boşadığın) övrətlərindən də istədiyini (yenidən) öz yanına qaytarmaqdan sənə heç bir günah gəlməz. Onların gözlərinin aydın olması (sevinmələri), kədərlənməmələri və sənin onlara verdiklərindən razı qalmaları üçün ən münasib olanı budur. Allah qəlblərinizdə olanları (kimin daha çox kimə meyl etdiyini) bilir. Allah (hər şeyi) biləndir, həlimdir! (Bəndələrinə cəza verməkdə tələsməz!)

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Du darfst, wen du willst, von ihnen zurückstellen und, wen du willst, zu dir nehmen. Du darfst ohne Bedenken diejenigen, die du zurückgestellt hast, wieder nehmen. Das führt am ehesten dazu, daß sie sich freuen, sich nicht traurig fühlen und mit dem zufrieden sind, was du ihnen allen erweist. Gott weiß, was ihr verborgen haltet. Gottes Wissen und Milde sind unermeßlich.

Almanca — Der Edle Quran

Du darfst zurückstellen, wen von ihnen du willst, und du darfst bei dir aufnehmen, wen du willst. Und wenn du doch eine von denjenigen begehrst, die du abgewiesen hast, dann ist das für dich keine Sünde. Das ist eher geeignet, daß sie frohen Mutes, nicht traurig und daß sie alle mit dem zufrieden sind, was du ihnen gibst. Allah weiß, was in euren Herzen ist. Allah ist Allwissend und Nachsichtig.

Almanca — M. A. Rassoul

Du darfst die von ihnen entlassen, die du (zu entlassen) wünschst, und du darfst die behalten, die du (zu behalten) wünschst; und wenn du eine, die du entlassen hast, wieder aufnehmen willst, dann trifft dich kein Vorwurf. Das ist dazu angetan, daß ihre Blicke Zufriedenheit ausstrahlen und sie sich nicht grämen und sie alle zufrieden sein mögen mit dem, was du ihnen zu geben hast. Und Allah weiß, was in euren Herzen ist; denn Allah ist Allwissend, Nachsichtig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Du läßt von ihnen warten, die du willst, und du nimmst zu dir, die du willst. Und wenn du verlangst nach einer von denen, die du nicht mehr zu dir nahmst, trifft dich keine Verfehlung. Dies ist näher dazu, daß sie sich freuen, nicht traurig werden und mit dem zufrieden werden, was du ihnen allen zuteil werden ließt. Und ALLAH weiß, was in euren Herzen ist. Und ALLAH ist immer allwissend, allnachsichtig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You incur no blame should you defer the turn of whom you will and bring over to your side whom you will and whom you choose of those whose turn you have deferred. This will make them happy and their eyes will speak content and they will not grieve at heart, they will all be satisfied with what you have accorded them and Allah knows what is in your hearts and in your minds. Allah has always been 'Alimun and Halimun (Forbearing toward His creatures).

Abdul Haleem

You may make any of [your women] wait and receive any of them as you wish, but you will not be at fault if you invite one whose turn you have previously set aside: this way it is more likely that they will be satisfied and will not be distressed and will all be content with what you have given them. God knows what is in your hearts: God is all knowing, forbearing.

Abdullah Yusuf Ali

Thou mayest defer (the turn of) any of them that thou pleasest, and thou mayest receive any thou pleasest: and there is no blame on thee if thou invite one whose (turn) thou hadst set aside. This were nigher to the cooling of their eyes, the prevention of their grief, and their satisfaction - that of all of them - with that which thou hast to give them: and Allah knows (all) that is in your hearts: and Allah is All-Knowing, Most Forbearing.

Abul A'la Maududi

Of them you may put off any of them you wish, and you may take any of them whom you wish, and you may call back any of those whom you had (temporarily) set aside: there will be no blame on you (on this account). It is likelier that they will thus be comforted, and will not grieve, and every one of them will be well-pleased with what you give them. Allah knows what is in your hearts. Allah is All-Knowing, All-Forbearing.

Aisha Bewley

You may refrain from any of them you will and keep close to you any of them you will. And if you desire any you have left alone, there is nothing wrong in that. This makes it more likely they will be comforted and not be grieved, and all of them will be content with what you give them. Allah knows what is in your hearts. Allah is All-Knowing, All-Forbearing.

Al-Hilali & Khan

You (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) can postpone (the turn of) whom you will of them (your wives), and you may receive whom you will. And whomsoever you desire of those whom you have set aside (her turn temporarily), it is no sin on you (to receive her again): that is better that they may be comforted and not grieved, and may all be pleased with what you give them. Allâh knows what is in your hearts. And Allâh is Ever All-Knowing, Most Forbearing.

Ali Quli Qarai

You may put off whichever of them you wish and consort with whichever of them you wish, and as for any whom you may seek [to consort with] from among those you have set aside [earlier], there is no sin upon you [in receiving her again]. That makes it likelier that they will be comforted and not feel unhappy, all of them being pleased with what you give them. Allah knows what is in your hearts, and Allah is all-knowing, all-forbearing.

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) You may put aside such of them (- your wives) as you like and you may keep with yourself such of them as you like. (Similarly) no blame shall lie on you if you take back such of them as you desire of those (wives) whom you have had put aside (in the matter) provisionally. It is more likely this should console them and relieve them of their grief; and make everyone of them well-pleased with what you have given them. And Allâh knows best what lies hidden in your hearts. And Allâh is All-Knowing, All-Clement.

Arthur John Arberry

Thou mayest put off whom thou wilt of them, and whom thou wilt thou mayest take to thee; and if thou seekest any thou hast set aside there is no fault in thee. So it is likelier they will be comforted, and not sorrow, and every one of them will be well-pleased with what thou givest her. God knows what is in your hearts; God is All-knowing, All-clement.

Bijan Moeinian

[In order to relieve you (Mohammad) of the domestic worries so that you could carry out your duties, ] Your are granted the option to shun away any of your wives, bring closer to you any one of them and there will be no blame on you, if you reconcile with the ones that you have put aside. It is expected from them to understand [that as the wife of Prophet they cannot expect an ordinary life and] that they will be content with whatever you give them. God knows what is going on in your heart. God knows everything [and due to his knowledge of the situation, He is understanding] and the Most Merciful.

E. Henry Palmer

Put off whomsoever thou wilt of them and take to thyself whomsoever thou wilt, or whomsoever thou cravest of those whom thou hast deposed, and it shall be no crime against thee. That is nigher to cheering their eyes and that they should not grieve, and should be satisfied with what thou dost bring them all; but God knows best what is in their hearts; and God is knowing, clement.

Edip-Layth

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. Whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what you give them. God knows what is in your hearts. God is Knowledgeable, Compassionate.

George Sale

Thou mayest postpone the turn of such of thy wives as thou shalt please, in being called to thy bed; and thou mayest take unto thee her whom thou shalt please, and her whom thou shalt desire of those whom thou shalt have before rejected: And it shall be no crime in thee. This will be more easy, that they may be entirely content, and may not be grieved, but may be well pleased with what thou shalt give every of them: God knoweth whatever is in your hearts; and God is knowing and gracious.

Hamid S. Aziz

O Prophet! Surely We have made lawful to you your wives whom you have given their dowries, and those whom your right hand possesses out of those whom Allah has given to you as prisoners of war, and the daughters of your paternal uncles and the daughters of your paternal aunts, and the daughters of your maternal uncles and the daughters of your maternal aunts who fled with you; and a believing woman if she gave herself to the Prophet, if the Prophet desired to marry her especially for you, not for the rest of believers; We know what We have ordained for them concerning their wives and those whom their right hands possess in order that no blame may attach to you; and Allah is Forgiving, Merciful.

Mahmoud Ghali

You may put off whom you decide of them, and you may give abode to whom you decide of them; and whomever you seek (again) of the ones you have kept apart, then there is no fault in you. That (makes) it likelier for them to comfort (Literally: so that their eyes may settle down) their eyes and not to grieve, and for all of them to be satisfied with what you bring them. And Allah knows what is in your hearts; and Allah has been Ever-Knowing, Ever-Forbearing.

Marmaduke Pickthall

Thou canst defer whom thou wilt of them and receive unto thee whom thou wilt, and whomsoever thou desirest of those whom thou hast set aside (temporarily), it is no sin for thee (to receive her again); that is better; that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what thou givest them. Allah knoweth what is in your hearts (O men), and Allah is ever Forgiving, Clement.

Mohamed Ahmed - Samira

You may defer the turn of any of your wives you like, and may take any other you desire. There is no harm if you take any of those (whose turn) you had deferred. This would be better as it would gladden their hearts and they will not grieve, and each will be happy with what you have given her. God knows what is in your heart, for He is all-wise and benign.

Muhammad Asad

[know that] thou mayest put off for a time whichever of them thou pleasest, and mayest take unto thee whichever thou pleasest; and [that,] if thou seek out any from whom thou hast kept away [for a time], thou wilt incur no sin [thereby]: this will make it more likely that their eyes are gladdened [whenever they see thee], and that they do not grieve [whenever they are overlooked], and that all of them may find contentment in whatever thou hast to give them: for God [alone] knows what is in your hearts - and God is indeed all-knowing, for­bearing.

Mustafa Khattab

It is up to you ˹O Prophet˺ to delay or receive whoever you please of your wives. There is no blame on you if you call back any of those you have set aside.[1] That is more likely that they will be content, not grieved, and satisfied with what you offer them all. Allah ˹fully˺ knows what is in your hearts. And Allah is All-Knowing, Most Forbearing.

Progressive Muslims

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. And whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what you give them. God knows what is in your hearts. God is Knowledgeable, Compassionate.

Sahih International

You, [O Muúammad], may put aside whom you will of them or take to yourself whom you will. And any that you desire of those [wives] from whom you had [temporarily] separated - there is no blame upon you [in returning her]. That is more suitable that they should be content and not grieve and that they should be satisfied with what you have given them - all of them. And Allah knows what is in your hearts. And ever is Allah Knowing and Forbearing.

Sam Gerrans

Thou deferest whom thou wilt of them, and thou takest to thee whom thou wilt; and whom thou desirest of those thou hast set aside: there is no blame upon thee. That tends to the comfort of their eyes, and that they grieve not, and that they be pleased with what thou givest them; and God knows what is in your hearts, and God is knowing and clement.

Shabbir Ahmed

You may let any of your wives leave amicably if they so wish, and likewise you may keep close those who accept the extra responsibilities as the mothers of believers (33:6), (33:28). If you reconcile with anyone you had estranged, you commit no error. This will gladden their eyes, their grief will disappear and all of them will be content with whatever you give them. Allah alone knows what is in your hearts, and Allah is Knower, Clement.

Syed Vickar Ahamed

You can postpone (the turn of) any of them (the women) whom you please, and you may receive any whom you please: And there is no blame on you if you invite one whose (turn) you had put aside. This is better for (their peace of mind), the cooling of eyAes (in the joy of seeing you), to keep off their sorrow, and for their satisfaction— That all of them (are happy) with what you have to give to them: And Allah knows (all) that is in your hearts: And Allah is All Knowing (Aleem), Most Forbearing (Haleem).

Taqi Usmani

You may postpone (the turn) of any one you wish from among them, and may accommodate with you any one you wish. And should you recall any one from those whom you kept aside, there is no blame on you. It is more likely, in this way, that their eyes will stay content, and they will not grieve, and all of them will be happy with whatever you give to them. Allah knows whatever lies in your hearts, and Allah is All-Knowing, All-Wise.

The Monotheist Group

You may postpone whom you will of them, and you may receive whom you will. And whomsoever you seek of those whom you have set aside then there is no sin upon you. Such is best that they may be comforted and not grieve, and that they may all be pleased with what you give them. And God knows what is in your hearts. And God is Knowledgeable, Compassionate.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Tu fais attendre qui tu veux dʹentre elles, et tu héberges chez toi qui tu veux. Puis il ne tʹest fait aucun grief si tu invites chez toi lʹune de celles que tu avais écartées. Voilà ce qui est le plus propre à les réjouir, à leur éviter tout chagrin et à leur faire accepter de bon cœur ce que tu leur as donné à toutes. Allah sait, cependant, ce qui est en vos cœurs. Et Allah est Omniscient et Indulgent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wan (xanimên xwe) ya ku tu bivê, tu dê wê bihêlî paş, ya ku tu wê bivê jî tu dê wê bînî cem xwe. Ji wan jinên ku te ew ji xwe dûr kirine tu kîjanê bivê ji te re tu guneh tune ye ku dîsa tu wê bînî cem xwe. Ha ev munasibtir û nêzîktirî ya ku çavên wan pê ronî bibin, ewê xemgîn jî nebin û bi ya ku tu bidî wan hemû yê pê razî bibin. Xwedê bi ya ku di dilên we de ye dizane. Xwedê her zana û bêhnfireh e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jij kunt uitstel geven aan wie van haar jij wilt en jij kunt bij jou laten verblijven wie jij wilt. En als jij verlangt naar iemand van haar die jij uitgesloten had, dan is dat geen overtreding voor jou. Dat maakt eerder dat zij vreugde beleven en niet bedroefd zijn en allen tevreden zijn met wat jij hun gegeven hebt. En God weet wat in jullie harten is; God is wetend en zachtmoedig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gij moogt de beurt van dezulke uwer vrouwen uitstellen, als u mocht behagen en gij moogt haar tot u nemen, die u zal behagen en haar, die gij zult begeeren van degenen, welke gij vroeger verworpen hebt, en er zal daarin geene misdaad voor u liggen. Dit zal gemakkelijker zijn, opdat zij geheel tevreden mogen wezen, en niet bedroefd worden, om hetgeen gij elke van haar zult geven, God kent alles wat in uwe harten is, en God is alwetend en barmhartig.

Hollandaca — Siregar

Jij mag uitstel geven aan wie van hen jij wenst en jij mag tot jou nemen wie jij wenst. En naar wie jouw hart uitgaat van hen van wie jij afstand hebt genomen; er is voor jou geen zonde in. Dat is de verkoeling der ogen meer nabij. Laten zij dan niet treuren en laten zij tevreden zijn met wat jij hen allen hebt gegeven. En Allah kent wat in jullie harten is. En Allah is Alwetend, Zachtmoedig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Ты можешь отсрочить (ночное посещение) той из них [из твоих жен], кому ты желаешь (отсрочить), и (можешь) провести (ночь) с той, с которой пожелаешь (провести). И (если) ты пожелаешь (одну) из тех, которой отложил (посещение) (прежде), то (за это) не будет на тебе греха. Это [предоставление тебе в этом выбора] – наиболее подходяще, чтобы они [твои жены] радовались [[Досл. – чтобы глаза их прохлаждались]] и (чтобы) не печалились и (чтобы) все они были довольны тем, что ты им дал [как распределяешь порядок их посещения]. И Аллах знает то, что в ваших сердцах (о, мужчины) [как вы любите женщин, и как более склоняетесь к одним из них]. И Аллах – знающий (о слабости Его творений) (и) сдержанный [не спешит с наказанием]!

Rusça — Osmanov

Ты можешь отложить или ускорить [ночное посещение] той из жен, которую пожелаешь. А если ты пожелаешь [приблизить к себе] какую-либо из тех, кого ты отстранил, то это для тебя не грешно. От этого их глаза только возрадуются. Пусть не печалятся они, и пусть все они радуются тому, что ты им даруешь. Аллаху ведомо то, что в ваших сердцах, ибо Аллах - ведающий.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(När det gäller fullgörandet av de äktenskapliga plikterna) får du låta den du vill av (dina hustrur) vänta och den du vill komma till dig, och du gör ingen orätt genom att vända dig till den du vill av dem som du har låtit vänta; på så sätt ökas deras glädje (när de får komma till dig) och minskas deras bedrövelse (när de får vänta) och tillfredsställelsen med vad du ger dem blir större för alla. Gud vet vad ni gömmer i era hjärtan; Gud vet allt och har överseende med era brister.