Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.

وَاَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُ كُلَّمَا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا اُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

ve emmā (e)lleƶīne feseḳū fe me'vāhumu n-nāru kullemā erādū en yeḣrucū minhā uǐydū fīhā ve ḳīle lehum ƶūḳū ǎƶābe n-nāri elleƶī kuntum bihi tukeƶƶibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَمَّاve emmāve fakat
2الَّذِينَ(e)lleƶīne
3فَسَقُواfeseḳūف س قİtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak.yoldan çıkanların
4فَمَأْوٰيهُمُfe me'vāhumuا و يSığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.barınacakları yer
5النَّارُn-nāruن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateştir
6كُلَّمَاkullemāك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
7اَرَادُٓواerādūر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).istediklerinde
8اَنْen
9يَخْرُجُواyeḣrucūخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkmak
10مِنْهَاminhāoradan
11اُعِيدُواuǐydūع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.yine geri çevrilirler
12فِيهَاfīhāoraya
13وَقِيلَve ḳīleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve denilir
14لَهُمْlehumonlara
15ذُوقُواƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygutadın
16عَذَابَǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabını
17النَّارِn-nāriن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateş
18الَّذِيelleƶī
19كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunuz
20بِهِbihionu
21تُكَذِّبُونَtukeƶƶibūneك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlamakta

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat buyruktan çıkanlara gelince: Onların yurtları ateştir; oradan çıkmak istedikleri zaman tekrar atılırlar oraya ve onlara denir ki: Tadın yalanladığınız ateşin azâbını.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat buyruktan çıkanlara gelince: Onların yurtları ateştir; oradan çıkmak istedikleri zaman tekrar atılırlar oraya ve onlara denir ki: Tadın yalanladığınız ateşin azâbını.

Adem Uğur

Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! denir.

Ahmed Hulusi

İnancı bozuk olanlara gelince, onların yaşam boyutu - ortamı ateştir! Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya iade olunurlar ve kendilerine: "Yalanladığınız o ateşin azabını tadın!" denilir.

Ahmet Tekin

Doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsıkların, âsilerin, bozguncuların mekânları ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler, kendilerine: 'Yalanlayıp durduğunuz, Cehennem azâbını tadın' denilir.

Ahmet Varol

Fasıklık edenlere gelince; onların barınma yerleri ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler oraya geri döndürülürler ve kendilerine: 'Yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın' denir.

Ali Bulaç

Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.

Ali Fikri Yavuz

Amma fâsık (münâfık) olanların barınacağı yer ateştir. Oradan her çıkmak istedikçe, onlar yine ateş içine döndürülürler; ve onlara: “- Haydi tadın bakalım, yalanlayıp durduğunuz o ateşin azabını!...” denilir. (*) Dikkat!... Secde âyetidir.

Ali Rıza Safa

Sapkınların kalacakları yer ise ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, oraya geri çevrilirler. Ve onlara, şöyle denilir: "Tadın, yalanladığınız ateşin cezasını!"

Bayraktar Bayraklı

Yoldan çıkanlar ateşte konaklayacaklardır. Oradan her çıkmak istediklerinde, tekrar oraya geri döndürülürler ve kendilerine, "Yalanladığınız cehennem azabını tadın!" denir.

Bekir Sadak

Ama yoldan cikanlarin, iste onlarin varacagi yer atestir. Oradan cikmak isteyislerinin her defasinda geri cevrilirler ve onlara: «Yalanlayip, durdugunuz atesin azabini tadin» denir.

Celal Yıldırım

Yozmuş ahlâksızlara gelince : Onların eyleşecekleri yerleri ateştir. Oradan ne kadar çıkmak isteseler hemen geri çevirilirler ve onlara, «yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın !» denilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Günaha batanların varacakları yer ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine şöyle denir: “Asılsız saydığınız cehennem azabını tadın!”

Diyanet İşleri

Fasıklık edenlere gelince, onların barınağı ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya döndürülürler ve onlara, "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denir.

Diyanet İşleri (eski)

Ama yoldan çıkanların, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çıkmak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: 'Yalanlayıp, durduğunuz ateşin azabını tadın' denir.

Diyanet Vakfi

Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ama fâsıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: «Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!» denir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ama fasıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma fasıklık etmiş olanların me'vaları ateştir. Ondan her çıkmak istedikçe onlar içine iade olunurlar da kendilerine haydi tadın o ateşin tekzib edib durduğunuz azabını denilir

Erhan Aktaş

Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fasıklara gelince, onların barınağı ateştir. Her çıkmak istediklerinde, oraya yeniden iade edilirler. Ve onlara: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın!" denir.

Fizilal-il Kuran

Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isterlerse, yine oraya geri çevrilirler ve onlara «yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın» denir.

Gültekin Onan

Fasık kimseler içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: "Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın" denir.

Hamdi Döndüren

Fâsıkların varacakları yer ise ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yeniden oraya geri çevrilirler ve kendilerine, “Yalanlamış olduğunuz ateş azabını tadın!” denilir.

Hasan Basri Çantay

Fasık olanların barınacağı yer ise ateşdir. Ne zaman oradan çıkmak isterlerse içerisine döndürülürler ve onlara: "Tekzib edegeldiğiniz o ateşin azabını tadın" denilir.

Hasib Asutay

Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: 'Yalanlayıp durduğunuz cehennem azabını tadın!' denir.

Hayrat Neşriyat

Fakat o fâsıklık edenlere gelince, artık onların varacağı yer, ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara: 'Kendisini yalanlamaktaolduğunuz ateşin azâbını tadın!' denilir.

İbni Kesir

Yoldan çıkanlara gelince; onların sığınağı da ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde geri çevrilirler. Ve onlara: Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın, denir.

Mehmet Okuyan

Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ise ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri döndürülmüş (olacak)lar ve kendilerine, “Yalanlamış olduğunuz cehennem azabını tadın!” denecektir.

Muhammed Esed

Sapmışların varacakları yer ise ateştir. Ondan kurtulmak için her çırpınışlarında yeniden içine atılırlar ve kendilerine, "Yalanlamış olduğunuz ateşin azabını (şimdi) tadın bakalım!" denir.

Mustafa İslamoğlu

Hak yoldan sapanlara gelince: artık onların da konaklayacakları yer ateş olacak; oradan ne zaman çıkmak isteseler, kendilerine "Oldum olası yalanlayıp durdurduğunuz ateşin azabını tadın!" denilerek oraya iade edilecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Fakat o kimseler ki, fıska sapmışlardır, artık onların barınacakları yer, ateştir. Her ne vakit oradan çıkmalarını istedikçe onun içine geri döndürüleceklerdir ve onlara denilmiş olacaktır ki, o ateş azabını tadın ki, siz onu yalan saymakta bulunmuş idiniz.

Ömer Öngüt

Yoldan çıkanların barınacakları yer ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya döndürülürler. Onlara: “Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın!” denir.

Suat Yıldırım

Yoldan çıkmış fâsıkların ise barınakları cehennemdir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler yine oraya itilirler. Onlara: "Cehennem azabını yalan sayıyordunuz. Tadın da görün bakalım!" denir.

Süleyman Ateş

Yoldan çıkanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: "Yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın" denilir.

Süleymaniye Vakfı

Yoldan çıkanlara gelince, onların varıp kalacakları yer ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler oraya geri çevrilirler. Onlara "Hakkında yalan söyleyip durduğunuz ateş azabını tadın" denir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yoldan çıkanların yerleşecekleri yer de Cehennemdir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler "Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın" denilerek, gerisin geri yerlerine götürülürler.

Şaban Piriş

Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Her ne zaman oradan çıkmak isteseler, tekrar oraya döndürülürler ve onlara şöyle denir: -Tadın bakalım yalanladığınız ateşin azabını!

Tefhim-ul Kuran

Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler ve onlara: «Kendisini yalanlamakta olduğunuz ateş azabını tadın» denir.

Ümit Şimşek

Yoldan çıkmış olanların barınacakları yer de ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, 'Tadın yalanladığınız ateş azabını!' diye geri çevrilirler.

Yaşar Nuri Öztürk

Sapmış olanların varacakları yerse ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri çevrilirler. Ve şöyle denir onlara: "Yalanlayıp durduğunuz ateş azabını tadıverin!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Fasiqlərə gəldikdə isə, onların sığınacağı yer od olacaqdır. Hər dəfə onlar oradan çıxmaq istədikdə yenidən ora qaytarılacaq və onlara: “Yalan saydığınız odun əzabını dadın!”– deyiləcəkdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Fasiqlərə gəldikdə isə, onların məskəni cəhənnəm odudur. Onlar hər dəfə oddan çıxmaq istədikdə yenə ora qaytarılacaq və onlara: ″Dadın yalan hesab etdiyiniz cəhənnəm odunun əzabını!″ – deyiləcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Frevler werden in der Hölle ihre Wohnstätten haben. Wann immer sie daraus entkommen wollen, werden sie zurückgebracht. Ihnen wird gesagt: ʺKostet die Feuerstrafe dafür, daß ihr sie verleugnet habt!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Was aber diejenigen angeht, die freveln, so wird das (Höllen)feuer ihr Zufluchtsort sein. Jedesmal, wenn sie aus ihm herauskommen wollen, werden sie dahinein zu rückgebracht, und es wird zu ihnen gesagt: ʺKostet die Strafe des (Höllen)feuers, die ihr für Lüge zu erklären pflegtet.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Jene aber, die ungehorsam sind - ihre Herberge wird das Feuer sein. Sooft sie daraus entfliehen wollen, werden sie wieder dahin zurückgetrieben, und es wird zu ihnen gesprochen: ʺKostet nun die Strafe des Feuers, die ihr zu leugnen pflegtet!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch hinsichtlich derjenigen, die Fisq betrieben, deren Unterkunft ist das Feuer. Immer wieder wenn sie von ihm herausgehen wollen, werden sie darin zurückgeschickt und ihnen wird gesagt: ʺKostet die Peinigung des Feuers, das ihr abzuleugnen pflegtet.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those in whose hearts reigns vice shall be homed in Hell. As often as they try to escape it they are reinstated therein and shall be told: "Now you taste the torment experienced in Hell which you had always denied".

Abdul Haleem

As for those who defy God, their home will be the Fire. Whenever they try to escape it, they will be driven back into it, and they will be told, ‘Taste the torment of the Fire, which you persistently denied.’

Abdullah Yusuf Ali

As to those who are rebellious and wicked, their abode will be the Fire: every time they wish to get away therefrom, they will be forced thereinto, and it will be said to them: "Taste ye the Penalty of the Fire, the which ye were wont to reject as false."

Abul A'la Maududi

As for the evil-doers, their refuge shall be the Fire. Every time they want to escape from it they shall be driven back and shall be told: "Taste the chastisement of the Fire which you used to reject as a lie."

Aisha Bewley

But as for those who are deviators, their refuge is the Fire. Every time that they want to get out, they are put straight back into it again and they are told, ‘Taste the punishment of the Fire, which you denied.’

Al-Hilali & Khan

And as for those who are Fâsiqûn (disbelievers and disobedient to Allâh), their abode will be the Fire, every time they wish to get away therefrom, they will be put back thereto, and it will be said to them: "Taste you the torment of the Fire which you used to deny."

Ali Quli Qarai

As for those who have transgressed, their refuge is the Fire. Whenever they seek to leave it, they will be turned back into it, and they will be told: ‘Taste the punishment of the Fire which you used to deny.’

Amatul Rahman Omar

But as for them who show disobedience their abode will be the Fire. Every time they try to get out of it they shall be hurled back into it and it shall be said to them, `Suffer the torment of the Fire which you used to cry lies to.'

Arthur John Arberry

But as for the ungodly, their refuge shall be the Fire; as often as they desire to come forth from it, they shall be restored into it, and it shall be said to them, 'Taste the chastisement of the Fire, which you cried lies to. '

Bijan Moeinian

The wrongdoers, on the contrary, will end up in the Hell. Anytime they try to flee, they will be pushed back into the Fire and they will be told: "Taste the torture of the same Fire which you used to deny its existence."

E. Henry Palmer

But as for those who commit abomination their resort is the Fire. Every time that they desire to go forth therefrom, we will send them back therein, and it will be said to them, 'Taste ye the torment of the fire which ye did call a lie!'

Edip-Layth

As for those who were wicked, their abode is the fire. Every time they try to leave it, they will be put back in it, and it will be said to them: "Taste the retribution of the fire in which you used to deny."

George Sale

But as for those who impiously transgress, their abode shall be hell fire; so often as they shall endeavour to get thereout, they shall be dragged back into the same, and it shall be said unto them, taste ye the torment of hell fire, which ye rejected as a falsehood.

Hamid S. Aziz

As for those who believe and do good, the Gardens are their homes - a hospitable welcome for what they did.

Mahmoud Ghali

And as for the ones who have been immoral, then their abode will be the Fire. Whenever they would (like) to go out of it, they will be brought back into it, and it will be said to them, "Taste the torment of the Fire, which you used to cry lies to."

Marmaduke Pickthall

And as for those who do evil, their retreat is the Fire. Whenever they desire to issue forth from thence, they are brought back thither. Unto them it is said: Taste the torment of the Fire which ye used to deny.

Mohamed Ahmed - Samira

As for those who disobey, their abode is Hell. Whensoever they wish to escape from it they would be dragged back into it, and told: "Taste the torment of the Fire which you used to call a lie."

Muhammad Asad

but as for those who are lost in iniquity - their goal is the fire: as oft as they will try to come out of it, they will be thrown back into it; and they will be told, "Taste [now] this suffering through fire which you were wont to call a lie!"

Mustafa Khattab

But as for those who are rebellious, the Fire will be their home. Whenever they try to escape from it, they will be forced back into it, and will be told, "Taste the Fire’s torment, which you used to deny."

Progressive Muslims

And as for those who were wicked, their abode is the Fire. Every time they try to leave it, they will be put back in it, and it will be said to them: "Taste the retribution of the Fire in which you used to deny."

Sahih International

But as for those who defiantly disobeyed, their refuge is the Fire. Every time they wish to emerge from it, they will be returned to it while it is said to them, "Taste the punishment of the Fire which you used to deny."

Sam Gerrans

And as for those who are perfidious: their shelter is the Fire. As often as they desire to come out therefrom, they are brought back into it; and it is said to them: “Taste the punishment of the Fire which you denied!”

Shabbir Ahmed

But as for those who drifted away from the Truth, their Retreat will be the Fire. As often as they try to come out of it, they will be brought back into it. It will be said to them, "Taste the torment of the Fire that you used to deny."

Syed Vickar Ahamed

And for those who are rebels and are wicked, their homes will be the Fire: Every time they want to get away from there, they will be forced into it (the Fire): And it will be said to them: "You taste the Penalty of the Fire, which you used to deny (reject) as a lie. "

Taqi Usmani

And the ones who disobeyed, their abode is the Fire. Whenever they wish to come out from it, they will be turned back into it, and it will be said to them, "Taste the punishment of fire that you used to deny."

The Monotheist Group

And as for those who were wicked, their abode is the Fire. Every time they try to leave it, they will be put back in it, and it will be said to them: "Taste the retribution of the Fire which you used to deny."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et quant à ceux qui auront été pervers, leur refuge sera le Feu: toutes les fois quʹils voudront en sortir, ils y seront ramenés, et on leur dira: ʺGoûtez au châtiment du Feu auquel vous refusiez de croireʺ.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar wat hen betreft die verdorven zijn, hun verblijfplaats is het vuur. Telkens als zij eruit wensen te gaan, worden zij erin teruggebracht en wordt tot hen gezegd: ʺProeft de bestraffing van het vuur dat jullie loochenden.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar wat hen betreft, die goddeloos zondigen, hun verblijf zal het hellevuur wezen. Zoo dikwijls zij zullen trachten daaruit te gaan, zullen zij daarin teruggesleept worden, en men zal tot hen zeggen: Proeft de marteling van het hellevuur, welke gij als eene logen verwerpt.

Hollandaca — Siregar

En wat betreft degenen die zware zonden begingen: hun verblijfplaats is de Hel. Iedere keer dat zij eruit willen komen, worden zij erin terruggedreven, en wordt er tot hen gezegd: ʺProeft de bestraffing van de Hel die jullie plachten te loochenen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А что касается тех, которые проявляли (большую) непокорность [[в этом аяте имеется ввиду «большая непокорность» (فَسَقُوا)]] [неверие], то их пристанищем (станет) Огонь [Ад]. Всякий раз, как они пожелают выйти из него [из Ада], возвращают их туда (обратно) и говорят им (ругая их): «Вкусите наказание Огнем [адское наказание], которое вы считали ложью [в которое вы не уверовали]»

Rusça — Osmanov

Для тех же, которые творили нечестие, пристанищем будет адский огонь. Каждый раз, когда они попытаются выйти оттуда, их вернут туда со словами: ʺВкусите наказание огнем, которое вы отрицалиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men syndarna som trotsar (Gud) skall få Elden till boning - var gång de vill komma ut ur den skall de drivas tillbaka in med ropet: ʺSmaka Eldens straff, som ni påstod vara en lögn!ʺ