Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

اِنَّ الَّذِينَ تَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِمِي اَنْفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْاَرْضِ قَالُوا اَلَمْ تَكُنْ اَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا فَاُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصِيرًا

inne (e)lleƶīne teveffāhumu l-melāiketu Zālimī enfusihim ḳālū fīme kuntum ḳālū kunnā musteD'ǎfīne fī l-erDi ḳālū e lem tekun erDu (a)llahi vāsiǎten fe tuhācirū fīhā fe ulāike me'vāhum cehennemu ve sā'et meSīran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīne
3تَوَفّٰيهُمُteveffāhumuو ف يSona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm.canlarını alırken
4الْمَلٰٓئِكَةُl-melāiketuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.melekler
5ظَالِمِيZālimīظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakyazık eden kimselere
6اَنْفُسِهِمْenfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunannefislerine
7قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
8فِيمَfīmene işte
9كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidiniz
10قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediler
11كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
12مُسْتَضْعَفِينَmusteD'ǎfīneض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.biz aciz düşürülmüştük
13فِي
14الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer yüzünde
15قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele(Melekler) dediler ki
16اَلَمْe lem
17تَكُنْtekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğil miydi?
18اَرْضُerDuا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeri
19اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
20وَاسِعَةًvāsiǎtenو س عBol olmak, içine almak, kavramak, sarıp sarmalamak.geniş
21فَتُهَاجِرُواfe tuhācirūه ج رTerk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr - kötü davranış, utanç verici eylem, saçma konuşma.göç edeydiniz
22فِيهَاfīhāonda
23فَاُو۬لٰٓئِكَfe ulāikeişte onların
24مَأْوٰيهُمْme'vāhumا و يSığınmak, barınmak veya dinlenmek için bir yere gitmek, başvurmak, konaklamak, misafir etmek, konukseverlik göstermek için hamza eklenerek ve mükemmel şekilde ikiye katlanan bir fiil.durağı
25جَهَنَّمُcehennemuجهنمcehennemdir
26وَسَاءَتْve sā'etس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekve ne kötü
27مَصِيرًاmeSīranص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak.bir gidiş yeridir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken ne haldeydiniz derler. Onlar da, yeryüzünde derler, âciz kişilerdik biz. Melekler, Allah'ın yeri geniş değil miydi derler, siz de hicret edeydiniz. İşte onlardır yurtları cehennem olanlar ve orası, ne de kötü bir yurttur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Melekler, nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken ne haldeydiniz derler. Onlar da, yeryüzünde derler, âciz kişilerdik biz. Melekler, Allahʼın yeri geniş değil miydi derler, siz de hicret edeydiniz. İşte onlardır yurtları cehennem olanlar ve orası, ne de kötü bir yurttur.

Adem Uğur

Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki melekler, nefslerine zulmeder halde vefat ettirilen kimselere, "Ne işte idiniz (niye nefsinize zulüm olan şu şartlar içindesiniz)?" dediler. . . (Onlar da) dediler ki: "Biz Arz'da zayıf, çaresizdik". . . (Melaike de) dedi ki: "Allah Arz'ı geniş olmadı mı, orada hicret etseydiniz?". . . İşte bunların ulaşacağı yer cehennemdir. . . O ne kötü sondur!

Ahmet Tekin

Haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkmayarak, hicret etmeyerek, zâlim idareler altında yaşayanların, kendilerine zulmedilmesine aldırmayanların ruhlarını alarak ölümlerini gerçekleştirirken, melekler: 'Hangi milletin içinde, nasıl bir yerde idiniz?' diye sorarlar. Bunlar: 'Biz yeryüzünde temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen çaresizlerdik' diye cevap verirler. Melekler de: 'Allah’ın ülkesi geniş değil miydi? Hürriyetlerinize sahip çıksaydınız, devletinizin değerini bilip, baskılara boyun eğmeyerek özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir cezalandırma ve nihaî dönüş yeridir.

Ahmet Varol

Melekler, kendilerine haksızlık edenlerin canlarını alırlarken: 'Siz ne hal üzere idiniz?' derler. Onlar: 'Biz yeryüzünde zayıf düşürülmüş kimseler idik' derler. Melekler de: 'Allah'ın yeri geniş değil miydi ki orada hicret etseydiniz?' derler. Bunların varacakları yer cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!

Ali Bulaç

Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?

Ali Fikri Yavuz

(Mekke’den hicret vâcib olduğu zaman oradan hicret etmeyip küfür diyarında kalıp) nefislerine zulmettikleri halde, meleklerin, canlarını aldığı kimselere (azarlama kasdı ile) melekler şöyle derler: “- Ne işte idiniz?” Onlar: “- Biz Mekke’de zayıf kimselerdendik, hicret etmekten acizdik.” derler. Melekler de: “-Allah’ın arzı geniş değil mi idi? Siz de oraya hicret edeydiniz ya!” derler. İşte onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!...

Ali Rıza Safa

Melekler, kendilerine yazık edenlerin canlarını alırken, soracaklar: "Ne durumdaydınız?" Derler ki: "Yeryüzünde çok güçsüzdük!" Şöyle diyecekler: "Allah'ın yeryüzü, göç edebileceğiniz denli geniş değil miydi?" İşte, kalacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir.

Bayraktar Bayraklı

Melekler, kendilerine zulmedenlere, canlarını alırken, "Sizin neyiniz vardı?" diye soracaklar. Onlar, "Biz yeryüzünde çok güçsüzdük" şeklinde cevap verecekler. Melekler, "Allah'ın yeri sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?" diyecekler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir!

Bekir Sadak

Kendilerine yazik edenlerin canlarini aldiklari zaman onlara: «Ne yaptiniz bakalim?» deyince, «Biz yeryuzunde zavalli kimselerdik» diyecekler, melekler de: «Allah'in arzi genis degil miydi? Hicret etseydiniz ya!» cevabini verecekler. Onlarin varacaklari yer cehennemdir. Orasi ne kotu donulecek yerdir!

Celal Yıldırım

Kendilerine haksızlıkta bulunup yazık eder bir halde iken meleklerin (gelip) canlarını aldıkları kimselere gelince, onlara: «Ne işte bulundunuz ?» diye sorarlar. Onlar da: «Biz yeryüzünde (savaşamıyan, cihâda katılamıyan) birtakım âcizler idik,» derler. Melekler: «Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya ?!» derler. İşte bunların dönüp eyleşecekleri yer Cehennemdir. Gidilecek yer olarak orası ne kötüdür !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerine yazık etmekte iken hayatlarını sona erdirdikleri kimselere melekler “Ne işte idiniz?” dediler, (onlar) “O yerde zayıf görülenlerden idik” cevabını verdiler. Melekler ise “Allah’ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!” dediler. İşte onların barınağı cehennemdir ve orası gidilecek ne kötü bir yerdir!

Diyanet İşleri

Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: 'Ne yaptınız bakalım?' deyince, 'Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik' diyecekler, melekler de: 'Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!' cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir!

Diyanet Vakfi

Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: «Ne işde idiniz!» dediler. Bunlar: «Biz yeryüzünde çaresizdik» diye cevap verdiler. Melekler de: «Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!» dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Melekler, kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara, «Ne işte idiniz?» derler. Onlar da: «Biz yer yüzünde zayıf kimselerdik.» derler. Melekler: «Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?» derler. İşte bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş yeridir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Melekler, kendilerine zulmettikleri bir durumda bulunurken canlarını aldıkları kimselere: "Siz ne iş yapmaktaydınız?" diyecekler. Onlar: "Biz yer yüzünde zayıf ve güçsüzdük" diye cevap verecekler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, oraya hicret etseydiniz ya!" diyecekler. İşte bunların barınakları cehennemdir. Ona gidiş de ne kötü şeydir!

Elmalılı Hamdi Yazır

O kimseler ki nefislerine zulmetmekdelerken melekler canlarını aldılar, "ne işde idiniz" dediler, "biz dediler: Bu arzda zebun idik", "ya, dediler: Allahın arzı geniş değil mi idi oraya hicret etsenizdi ya?" İşte bunların me'vaları Cehennemdir, ona gidiş de ne fena şeydir

Erhan Aktaş

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mustaz'af kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

Fizilal-il Kuran

Melekler, kendilerini zulme mahkum edenlerin canlarını alırken onlara «Dünyadaki durumunuz neydi?» diye sorarlar. Onlar da «Ezilmiş zavallılardık» derler. Melekler onlara «Peki Allah'ın toprağı göç etmenize yetecek kadar geniş değilmiydi ki? derler. Bunların barınakları Cehennem olacaktır. Orası ne kötü bir varış yeridir.

Gültekin Onan

Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son vercekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik". derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz içini Tanrı'nın arzı geniş değil miydi?"derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?

Hamdi Döndüren

Melekler, canlarını alacakları sırada, kendilerine zulmedenlere, “Ne yapıyordunuz?” diye sorduklarında onlar, “Biz, yeryüzünde güçsüz bırakılmıştık.” derler. (Bunun üzerine melekler de onlara), “Allah’ın yeri göç etmeniz için geniş değil miydi?” derler. İşte, onların varacakları yer cehennemdir. Orası varılacak ne kötü yerdir!

Hasan Basri Çantay

Öz nefislerinin zaalimleri olarak canlarını alacağı kimselere melekler derler ki "Ne işde idiniz?". Onlar: "Biz yer (yüzün) de (dinin emirlerini tatbikden) aciz (kimse) lerdik" derler. Melekler de: "Allahın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Siz de orada hicret edeydiniz ya" derler. İşte onlar (böyle). Onların barınakları cehennemdir. O ne kötü bir yerdir.

Hasib Asutay

Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman 'Ne işte idiniz?' deyince 'Biz yeryüzünde (42) zayıf düşürülmüş kimselerdik' derler. (Melekler de), 'Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi? Oraya hicret etseydiniz ya!' derler. İşte onların barınacağı cehennemdir, o ne kötü bir gidiş yeridir. (43) (42. Mekke'de.) (43. Bu âyette hicret etmeyip Mekke'de müşriklerle beraber kalan, onlarla içli dışlı olan bazı Müslümanlar kınanmaktadır.)

Hayrat Neşriyat

(Mekke’de müşriklerle berâber kalıp, hicret etmeyerek) nefislerine zulmedici oldukları hâlde iken, meleklerin canlarını aldığı kimselere (o melekler): '(Dîniniz hakkında)ne hâlde idiniz?' dediler. (Onlar:) 'Yeryüzünde (dînimizi yaşamaktan) âciz bırakılmış kimselerdik!' dediler. (Melekler de:) 'Allah’ın arzı geniş değil miydi? Öyle ise orada (küfür diyârından başka bir yere) hicret etseydiniz ya!' dediler. İşte onlar yok mu, varacakları yer Cehennemdir. Ve (o) ne kötü varılacak yerdir!

İbni Kesir

Melekler; nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman: Ne yapıyordunuz? deyince; biz yeryüzünde zayıf düşürülmek istenmiş kimselerdik, diyecekler. Melekler de: Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz? diyecekler. Onların varacakları yer, cehennemdir. Dönülecek yer olarak ne kötüdür orası.

Mehmet Okuyan

Melekler, canlarını alırken kendilerine yazık eden kişilere “Neredeydiniz? (Ne işle meşguldünüz?)” derler. Onlar “Biz yeryüzünde güçsüzdük.” derler. Onlar (melekler) “Allah’ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)!

Muhammed Esed

Melekler, kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: "Neyiniz vardı sizin?" Onlar: "Biz, yeryüzünde çok güçsüzdük" diye cevap verecekler.(Melekler), "Allahın arzı sizin kötülük diyarını terk etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?" diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir, ne kötü bir varış yeri!

Mustafa İslamoğlu

Melekler, kendi kendilerine zulmedenlere canlarını alırken "Sizin neyiniz vardı?" diye soracak. Onlar, "Bir yeryüzünde güçsüzdük!" diye cevap verecekler. (Melekler) "Allah'ın arzı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?" diyecekler. İşte bu tiplerin varacağı yer cehennemdir; orası ne kötü varış yeridir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Muhakkak o kimseler ki, nefislerine zulmeder oldukları halde canlarını melekler alacaklardır, «Ne işte idiniz?» diyeceklerdir. «Biz yeryüzünde zayıf sayılır kimseler idik,» derler. Melekler de, «Allah'ın yeryüzü geniş değil mi idi ki, orada muhâceret edeydiniz» deyiverirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Ne fena uğranacak yer?

Ömer Öngüt

Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: “Siz ne işde idiniz?” derler. Onlar da: “Biz yeryüzünde zayıf (çaresiz) idik. ” derler. Melekler: “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” derler. İşte onların barınakları cehennemdir. Orası gidilecek ne kötü yerdir!

Suat Yıldırım

İman edip de hicret etmeyerek kendi öz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: "Ne işte idiniz?" Onlar da: "Biz bu ülkede, dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yaşayan kimselerdik" deyince, melekler bu sefer şöyle dediler: "Peki Allah’ın dünyası geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya?" İşte onların durağı cehennemdir. Ne fena bir dönüş yeridir orası!

Süleyman Ateş

Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yeryüzünde aciz düşürülmüştük." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!

Süleymaniye Vakfı

Melekler, kendilerini yanlışlar içine sokanları vefat ettirirken onlara "Ne haldeydiniz?" diye soracaklar, onlar da: "Biz kendi toprağımızda ezilmiş kimselerdik." diye cevap vereceklerdir. Bunun üzerine melekler "Allah'ın toprağı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Onların sığınacakları yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Melekler, yanlışlar içindeyken canlarını aldıkları kimselere "Ne haldeydiniz?" diye soracaklar, onlar: "Biz dünyada güçsüz hale getirildik" diyecekler, Melekler de "Allah'ın toprağı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü yere düşmedir o!

Şaban Piriş

Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: -Ne haldeydiniz? derler. Onlar da derler ki: -Biz yeryüzünde sömürülmüş kimseler idik. Melekler: -Allah'ın arzı geniş değil miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

Tefhim-ul Kuran

Melekler kendi kendilerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman, derler ki: «Neyde idiniz?» Onlar: «Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik.» derler. (Melekler de:) «Onda hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?» derler. İşte onların barınma yerleri cehennemdir. Ne kötü yataktır o.

Ümit Şimşek

Melekler, kendilerine yazık etmiş olanların canlarını alırken, onlara 'Ne halde idiniz?' diye sorarlar. Onlar, 'Biz bu ülkede güçsüz kimselerdik' derler. Melekler ise 'Allah'ın arzı geniş değil miydi?' derler. 'Siz de hicret ediverseydiniz ya!' Onların varacakları yer Cehennemdir. Varılacak ne kötü bir yerdir orası!

Yaşar Nuri Öztürk

Melekler, öz benliklerine zulmetmiş olanların canlarını alırken, onlara şöyle dediler: "Neredeydiniz siz?" Cevap verdiler: "Yeryüzünde ezilip horlananlardandık biz." Melekler dediler ki: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi ki orada bir yerden bir yere göçesiniz?" İşte böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Mələklər özlərinə zülm edənlərin canlarını alarkən onlara: “Siz nə halda idiniz?”– deyəcəklər. Onlar: “Biz yer üzündə zəif insanlar idik!”– deyəcəklər. Mələklər də onlara: “Məgər Allahın torpağı o qədər geniş deyildimi ki, siz orada hicrət edəydiniz?”– deyəcəklər. Onların sığınacaqları yer Cəhənnəmdir. Ora nə pis dönüş yeridir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Mələklər öz nəfslərinə zülm edənlərin (Məkkədə kafirlər içərisində qalıb hicrət etməyənlərin) canlarını alarkən (onlara) deyəcəklər: ″Siz (hicrət zamanı) nə işdə idiniz?″ Onlar söyləyəcəklər: ″Biz yer üzərində zəif (aciz) kəslər idik.″ (Mələklər də onlara:) ″Allahın torpağı geniş deyildimi ki, siz də hicrət edəydiniz?″ – deyəcəklər. Onların sığınacaqları yer Cəhənnəmdir. O necə də pis yerdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die unrecht getan haben und in Schmach starben, werden von den Engeln gefragt: ʺWie habt ihr gelebt?ʺ Sie werden antworten: ʺWir haben unter der Herrschaft der Ungläubigen auf Erden unterjocht gelebt. ʺ Darauf werden die Engel sagen: ʺWar denn Gottes Erde nicht weitläufig genug, so daß ihr hättet auswandern können?ʺ Die Hölle wird ihre Heimstätte werden. Welch schlimmes Ende!

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die die Engel abberufen, während sie sich selbst Unrecht tun, (zu jenen) sagen sie: ʺWorin habt ihr euch befunden?ʺ Sie sagen: ʺWir waren Unterdrückte im Lande.ʺ Sie (die Engel) sagen: ʺWar Allahs Erde nicht weit, so daß ihr darauf hättet auswandern können?ʺ Jene aber, - ihr Zufluchtsort wird die Hölle sein, und (wie) böse ist der Ausgang!

Almanca — M. A. Rassoul

Zu jenen, die Unrecht gegen sich selbst verübt haben, sagen die Engel, wenn sie sie abberufen: ʺIn welchen Umständen habt ihr euch befunden?ʺ Sie antworten: ʺWir wurden als Schwache im Lande behandelt.ʺ Da sprechen jene: ʺWar Allahs Erde nicht weit genug für euch, daß ihr darin hättet auswandern können?ʺ Sie sind es, deren Herberge Gahannam sein wird, und schlimm ist das Ende!

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, denjenigen, deren Ableben die Engel bewirkt haben, während sie sich selbst noch Unrecht antun, zu denen sagten (die Engel): ʺWoran wart ihr?ʺ Sie sagten: ʺWir waren im Lande unterdrückt.ʺ Sie sagten: ʺWar denn ALLAHs Erde nicht groß genug, damit ihr darauf auswandert?!ʺ Für diese ist Dschahannam als Unterkunft bestimmt. Und erbärmlich ist sie als (ihr) Werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who are caught in the Jaws of death discrediting themselves with wrongful actions shall be questioned by the angels of death who disembody their souls, thus: "What has become of you, and what was your reaction to oppression and humiliation?" "The powerful citizens, oppressed the weak by tyrannical exercise of power" answer the wrongful "Was Allah's earth not extensive enough, to migrate into another country and come to settle therein!" ask the angels. Such persons are destined to Hell, and evil indeed is the intended end.

Abdul Haleem

When the angels take the souls of those who have wronged themselves, they ask them, ‘What circumstances were you in?’ They reply, ‘We were oppressed in this land,’ and the angels say, ‘But was God’s earth not spacious enough for you to migrate to some other place?’ These people will have Hell as their refuge, an evil destination,

Abdullah Yusuf Ali

When angels take the souls of those who die in sin against their souls, they say: "In what (plight) Were ye?" They reply: "Weak and oppressed Were we in the earth." They say: "Was not the earth of Allah spacious enough for you to move yourselves away (From evil)?" Such men will find their abode in Hell,- What an evil refuge! -

Abul A'la Maududi

While taking the souls of those who were engaged in wronging themselves, the angels asked: 'In what circumstances were you?' They replied: 'We were too weak and helpless in the land.' The angels said: 'Was not the earth of Allah wide enough for you to emigrate in it?' For such men their refuge is Hell - an evil destination indeed;

Aisha Bewley

The angels ask those they take while they are wronging themselves, ‘What were your circumstances?’ They reply, ‘We were oppressed on earth. ’ They say, ‘Was Allah’s earth not wide enough for you to have made hijra elsewhere in it?’ The shelter of such people will be Hell. What an evil destination!

Al-Hilali & Khan

Verily! As for those whom the angels take (in death) while they are wronging themselves (as they stayed among the disbelievers even though emigration was obligatory for them), they (angels) say (to them): "In what (condition) were you?" They reply: "We were weak and oppressed on the earth." They (angels) say: "Was not the earth of Allâh spacious enough for you to emigrate therein?" Such men will find their abode in Hell - What an evil destination![1]

Ali Quli Qarai

Indeed, those whom the angels take away while they are wronging themselves, they ask, ‘What state were you in?’ They reply, ‘We were abased in the land. ’ They say, ‘Was not Allah’s earth vast enough so that you might migrate in it?’ The refuge of such shall be hell, and it is an evil destination.

Amatul Rahman Omar

Surely, the angels will ask those whom they cause to die while they were acting unjustly towards themselves (by prolonging their stay in the land of the disbelievers and thus transgressing against their own souls), `What circumstances were you in (that you did not avow Islâm openly)?' They will reply, `We were treated as weak in the country (to express our belief). ' They (- the angels) will say, `Was not Allâh's earth spacious enough for you to have emigrated therein?' It is these whose abode shall be Gehenna and an evil destination it is!

Arthur John Arberry

And those the angels take, while still they are wronging themselves -- the angels will say, 'In what circumstances were you?' They will say, 'We were abased in the earth. ' The angels will say, 'But was not God's earth wide, so that you might have emigrated in it?' Such men, their refuge shall be Gehenna -- an evil homecoming! --

Bijan Moeinian

When the angles take the should of those who [had compromised and in consequence] were unjust to their own souls, they will ask why did you do this to your own should. They will reply: "We did not have any other choice as we were under oppression." The angles will reply: “Was the Lord’s earth not big enough to migrate and find another place [to live in accordance with the Lord’s laws?] Hell is where they will end up; what a terrible place to live in.

E. Henry Palmer

Verily, the angels when they took the souls of those who had wronged themselves, said, 'What state were ye in?' they say, 'We were but weak in the earth;' they said, 'Was not God's earth wide enough for you to flee away therein?' These are those whose resort is hell, and a bad journey shall it be!

Edip-Layth

Those whom the controllers take, while they had wronged themselves; were asked, "What situation were you in?" They responded, "We were oppressed on earth." They asked, "Was God's earth not wide enough that you could emigrate in it?" To these their abode will be hell; what a miserable destiny;

George Sale

Moreover unto those whom the angels put to death, having injured their own souls, the angels said, of what religion were ye? They answered, we were weak in the earth. The angels replied, was not God's earth wide enough, that ye might fly therein to a place of refuge? Therefore their habitation shall be hell; and an evil journey shall it be thither:

Hamid S. Aziz

Verily, the angels when they take the souls of those who had wronged themselves, they say, "What state were you in?" They say, "We were but weak (and oppressed) in the earth;" They say, "Was not Allah's earth wide enough for you to flee (migrate) away?" These are those whose resort is hell, an evil journey's end!

Mahmoud Ghali

Surely the ones whom the Angels take up, (while) they are unjust to themselves- (to them) (the Angels) say, "In what (condition) were you?" (i. e., In what circumstances were you? Of what religion were you?) They say, "We were deemed weak in the earth." They (the Angels) say, "Was not the earth of Allah wide so that you (could) have emigrated in it?" So, the abode for those (men) is Hell, and what an odious Destiny!

Marmaduke Pickthall

Lo! as for those whom the angels take (in death) while they wrong themselves, (the angels) will ask: In what were ye engaged? They will say: We were oppressed in the land. (The angels) will say: Was not Allah's earth spacious that ye could have migrated therein? As for such, their habitation will be hell, an evil journey's end;

Mohamed Ahmed - Samira

As for those whose souls are taken by the angels (at death) while in a state of unbelief, they will be asked by the angels: "What (state) were you in?" They will answer: "We were oppressed in the land. " And the angels will say: "Was not God's earth large enough for you to migrate?" Their abode will be Hell, and what an evil destination!

Muhammad Asad

Behold, those whom the angels gather in death while they are still sinning against themselves, [the angels] will ask, "What was wrong with you?'' They will answer: "We were too weak on earth. " [The angels] will say: "Was, then, God's earth not wide enough for you to forsake the domain of evil?" For such, then, the goal is hell - and how evil a journey's end!

Mustafa Khattab

When the angels seize the souls of those who have wronged themselves[1]—scolding them, "What was wrong with you?" they will reply, “We were oppressed in the land.” The angels will respond, “Was Allah’s earth not spacious enough for you to emigrate?” It is they who will have Hell as their home—what an evil destination!

Progressive Muslims

Those whom the Angels take, while they had wronged their souls; they said: "What situation were you in", they said: "We were oppressed on Earth. " They said: "Was God's Earth not wide enough that you could emigrate in it" To these their abode will be Hell; what a miserable destiny!

Sahih International

Indeed, those whom the angels take [in death] while wronging themselves - [the angels] will say, "In what [condition] were you?" They will say, "We were oppressed in the land. " The angels will say, "Was not the earth of Allah spacious [enough] for you to emigrate therein?" For those, their refuge is Hell - and evil it is as a destination.

Sam Gerrans

Those whom the angels take wronging their souls — they say: “In what condition were you?” Say they: “We were oppressed in the land.” They say: “Was not God’s earth spacious for you to emigrate therein?” — those: their shelter is Gehenna; and evil is it as a journey’s end;

Shabbir Ahmed

As for those who wrong their own "Self" by not striving until the angels (the Universal Laws of death) approach them, they are asked, "What kept you occupied?" They say, "We were weak and oppressed in the land. " The angels say, " Was not the earth of Allah spacious enough for you to migrate?" As for such, their habitation will be Hell, a miserable destination.

Syed Vickar Ahamed

Verily, as for those, when angels take the souls of those who die in sin against their souls, they (angels) say: "What (condition) were you in?" They reply: "We were weak and oppressed in the earth. " They say: "Was the earth of Allah not spacious enough for you to move yourselves away (from evil)?" Such men will find their home in Hell— What an evil refuge!

Taqi Usmani

Those whose souls the angels take while they had wronged themselves, the angels say (to them), "In what business were you (involved)?" They say, “We were oppressed in the earth.” They say, “Was not the earth of Allah wide enough for you to emigrate to it?” Those people are such that their refuge is Jahannam . It is an evil place to return;

The Monotheist Group

Those whose lives are terminated by the angels, while they had wronged themselves; they said: "What situation were you in?" They said: "We were oppressed on the earth." They said: "Was the earth of God not wide enough that you could emigrate in it?" To these their abode will be Hell; what a miserable destiny!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont fait du tort à eux-mêmes, les Anges enlèveront leurs âmes en disant: ʺOù en étiez-vous?ʺ (à propos de votre religion) - ʺNous étions impuissants sur terreʺ, dirent-ils. Alors les Anges diront: ʺLa terre dʹAllah nʹétait-elle pas assez vaste pour vous permettre dʹémigrer?ʺ Voilà bien ceux dont le refuge est lʹEnfer. Et quelle mauvaise destination!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman ew ên ku zilm li xwe kirin (;hicret nekirin û di nav gawiran de man) melayîket canê wan distînin û dibêjine wan: Hûn (di bara dînê xwe de) di çi karî de bûn? Dibêjin: Em li erdê bêçare û bindest bûn. Melayîket dibêjin: Qey erda Xwedê ne fireh bû ku hûn tê de bigeriyana?! Vêca ev ên ha êwirgeha wan dojeh e û ew çi pîs vehewîngeh e!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Tot hen die door de engelen worden weggenomen, terwijl zij zichzelf onrecht hebben aangedaan, zeggen zij: ʺIn wat voor toestand verkeerden jullie?ʺ Zij zeggen dan: ʺWij waren onderdrukten op de aarde.ʺ Zij zeggen: ʺWas Gods aarde niet zo ruim dat jullie daarin konden uitwijken?ʺ Zij zijn het van wie de verblijfplaats de hel is; dat is een slechte bestemming.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarenboven hebben de engelen tot hen gezegd, welken zij het leven benamen, omdat zij hunne eigene zielen hadden verdoemd: Wie waart gij? Zij antwoordden: Wij waren de zwakken der aarde. De engelen hernamen: Was Gods aarde niet groot genoeg, dat gij daar geene schuilplaats vondt. Daarom zal de hel hunne woning wezen. Welk een slecht verblijf zal het hunne zijn.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, (tot) degenen waarvan de zielen door de Engelen worden meegenomen, en die onrechtvaardig waren, zeggen zij: ʺIn wat voor toestand waren jullie (toen jullie stierven)?ʺ Zij zeggen: ʺWij waren de onderdrukten op aarde.ʺ Zij (de Engelen) zeggen: ʺWas de aarde van Allah niet (zo) uitgestrekt dat jullie daarop hadden kunnen uitwijken?ʺ Zij zijn degenen wiens verblijfplaats de Hel is. Het is de slechtste bestemming!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которых упокоят ангелы причинившими несправедливость самим себе [которые, имея возможность, не оставили страну неверия], они [ангелы] скажут (ругая): «В каком положении вы были?» И скажут они: «Мы были слабыми на (своей) земле [не могли отвратить зло и притеснения от самих себя]». Они [ангелы] скажут: «Разве не была земля Аллаха обширной, чтобы вам переселиться на ней (в другое место, где вы были бы в безопасности за свою веру)?» У таких (конечным) пристанищем станет Геенна [Ад], и скверно это пристанище! –

Rusça — Osmanov

Воистину, ангелы, когда упокоят тех, кто был несправедлив к самому себе, скажут им: ʺКак это вы жили [в унижении у неверных]?ʺ Они ответят: ʺМы были обездоленными на этой землеʺ. Ангелы спросят: ʺРазве не обширна земля Аллаха? Ведь вы могли переселиться [в другое место]ʺ. И конечное прибежище - ад, и скверное это пристанище,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När änglarna samlar in (själarna från) dem som ännu i dödsögonblicket begår orätt mot sig själva, skall de fråga: ʺHur var er belägenhet?ʺ Och då de svarar: ʺPå jorden var vi svaga och förtrycktaʺ, skall (änglarna) säga: ʺVar inte Guds jord vid nog så att ni kunde överge ondskans rike?ʺ Helvetet skall bli dessa (människors) sista hemvist - ett i sanning eländigt slut!