Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
وَجَعَلْنَا ابْنَ مَرْيَمَ وَاُمَّهُٓ اٰيَةً وَاٰوَيْنَاهُمَٓا اِلٰى رَبْوَةٍ ذَاتِ قَرَارٍ وَمَعِينٍ
ve ceǎlnā bne meryeme ve ummehu āyeten ve āveynāhumā ilā rabvetin ƶāti ḳarārin ve meǐynin
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Meryemoğlunu ve anasını kudretimize birer delil olarak yaratmış, onları düz, otlak ve sulak bir tepede barındırmıştık.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve Meryemoğlunu ve anasını kudretimize birer delil olarak yaratmış, onları düz, otlak ve sulak bir tepede barındırmıştık.
Adem Uğur
Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
Ahmed Hulusi
Meryemoğlu'nu ve anasını bir mucize kıldık. . . Ve o ikisini akarsuyu olan yüksek bir yere yerleştirdik.
Ahmet Tekin
Meryem’in oğlunu, Îsâ’yı ve annesini de sınırsız kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk. Onları yerleşmeye elverişli akarsuyu bulunan bir tepeye, yaylaya yerleştirdik.
Ahmet Varol
Meryem oğlunu ve annesini de bir ayet kıldık ve onları oturmaya uygun ve çeşmeli bir tepeye yerleştirdik.
Ali Bulaç
Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.
Ali Fikri Yavuz
Meryem’in oğlu İsa’yı da annesiyle (kudretimize delâlet eden) bir alâmet kıldık; (çünkü onu babasız yarattık, annesine bir insan dokunmamıştı). İkisini düz ve suyu bulunan yüksek bir yerde barındırdık.
Ali Rıza Safa
Meryem Oğlu ve annesini de bir mucize yaptık. İkisini de oturmaya elverişli ve akarsuyu olan yüksek bir tepeye yerleştirdik.
Bayraktar Bayraklı
Meryemoğlunu ve annesini de bir ders kıldık; onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
Bekir Sadak
Meryem oglunu da, annesini de mucize kildik. Her ikisini de, pinari bulunan, oturmaya elverisli yuksek bir yere yerlestirdik. *
Celal Yıldırım
Meryem'in oğlu ile onun anasını da bir mu'cize olarak sunduk. Onları yüksekçe pınarı olan düz, oturmaya elverişli bir tepeye yerleştirip barındırdık.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Meryem oğlu ile annesini de bir mûcize yaptık; ikisini de kalmaya elverişli, kaynak suyu bulunan yüksekçe bir yere yerleştirdik.
Diyanet İşleri
Meryem oğlu İsa'yı ve annesini büyük bir mucize kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Diyanet İşleri (eski)
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
Diyanet Vakfi
Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Meryem oğlunu ve annesini bir mucize kıldık ve ikisini oturaklı ve temiz sulu bir tepede barındırdık.
Elmalılı Hamdi Yazır
İbni Meryemi de anasiyle bir ayet kıldık ve ikisini bir oturaklı ve temiz sulu bir tepeye barındırdık
Erhan Aktaş
Meryem Oğlu'nu ve annesini bir ayet kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Meryem oğlunu ve annesini bir ayet kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık. Ve ikisini, suyu olan yerleşime uygun bir tepeye yerleştirdik.
Fizilal-il Kuran
Meryemoğlu İsa ile annesini gücümüzün bir kanıtı olarak ortaya çıkardık. Onları yaşamaya elverişli ve akarsulu bir tepeye yerleştirdik.
Gültekin Onan
Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.
Hamdi Döndüren
Meryem’in oğlunu ve annesini de bir mucize kıldık ve onları yerleşmeye uygun olan ve suyu bulunan yüksek bir yere yerleştirdik.
Hasan Basri Çantay
Meryemin oğlunu da, anasını da (kudretimize) bir ayet (ibret) kıldık. Onları düz (ya'ni oturmıya yarar) ve akar suya malik bir tepede barındırdık.
Hasib Asutay
Meryemoğlunu ve annesini bir mucize kıldık; onları yerleşmeye elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.
Hayrat Neşriyat
Meryemoğlunu (Îsâ’yı) da, annesini de bir mu'cize kıldık ve onları barınmaya elverişli ve suyu akan bir tepeye yerleştirdik.
İbni Kesir
Biz; Meryem'in oğlunu da, annesini de bir ayet kıldık. Her ikisini de sulak, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
Mehmet Okuyan
Meryem oğlunu ve (onun) annesini de bir ayet (mucize) kılmıştık. Onları yerleşime elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirmiştik.
Muhammed Esed
Ve (Musa'yı nasıl onurlandırdıysak) Meryem oğlunu ve anasını da (rahmetimiz için) bir sembol kıldık: Ve o'nların her ikisini de ebedi esenliğin, berrak çeşmelerin bulunduğu yüce bir makama eriştirdik.
Mustafa İslamoğlu
Yine (aynı amaçla) Meryem oğlunu ve annesini de birer simge kıldık; ve o ikisini kalıcı bir güzelliğin görkemli makamına ve esenliğin bereketli kaynağına yerleştirdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve Meryem'in oğlunu ve anasını bir harika kıldık ve ikisini bir oturaklı ve akar sulu yüksek bir mekanda barındırdık.
Ömer Öngüt
Meryem oğlunu ve annesini bir âyet (mucize) kıldık. Her ikisini de yerleşmeye elverişli, suyu bulunan, yüksek bir yere yerleştirdik.
Suat Yıldırım
Meryem’in oğlunu ve annesini birer ibret vesilesi kıldık ve onları pınarları akan ve yerleşmeye elverişli yüksekçe bir yere yerleştirdik.
Süleyman Ateş
Meryem oğlunu ve annesini bir mu'cize kıldık ve onları oturmaya uygun, çeşmeli bir tepeye yerleştirdik.
Süleymaniye Vakfı
Meryem'in oğlunu /İsa'yı ve annesini, bir ayet /bir mucize yaptık. Onları, kalınabilecek yeri ve akar suyu olan bir tepeye yerleştirdik.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Meryemoğlu'nu ve annesini birer belge yaptık. Oturmaya elverişli olan ve gözesi bulunan bir tümseğe yerleştirdik.
Şaban Piriş
Meryem'in oğlunu da, annesini de bir belge kıldık. O; İkisini akar sulu, yüksek ve meskun bir yere yerleştirdik.
Tefhim-ul Kuran
Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik.
Ümit Şimşek
Meryem oğlu ile annesini de bir âyet yaptık ve kalınabilecek sulak bir tepede barındırdık.
Yaşar Nuri Öztürk
Meryem'in oğluyla annesini birer ayet kıldık ve onları oturmaya uygun pınarlı bir tepeye yerleştirdik.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Biz Məryəm oğlunu və onun anasını bir möcüzə etdik. Onları əlverişli bir yerdə, çeşmə axan bir təpədə yerləşdirdik.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Məryəm oğlunu (İsanı) və (bakirə) anasını (qüdrətimizdən yaranmış) bir möʼcüzə etdik. Onları abad (rahat) və axar sulu uca bir yerdə yerləşdirdik.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wir machten den Sohn Marias und seine Mutter zu einem Zeichen, und Wir gewährten ihnen sichere Zuflucht auf einer Anhöhe mit gutem Boden und Wasser.
Almanca — Der Edle Quran
Und Wir machten den Sohn Maryams und seine Mutter zu einem Zeichen und gewährten ihnen Zuflucht auf einer Anhöhe mit festem Grund und Quellwasser.
Almanca — M. A. Rassoul
Und Wir machten den Sohn der Maria und seine Mutter zu einem Zeichen und gewährten ihnen Zuflucht zu einem Hügel mit einer grünen Fläche und einem fließenden Quell.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und WIR machten Ibnu- Maryam und seine Mutter zu einer Aya und gewährten ihnen Unterkunft bei einem Hügel mit Aufenthaltsmöglichkeit und fließendem Wasser.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
And We made the son of Maryam (Mary) – Isa (Jesus)- and his mother an emblem of Our Omnipotence and Authority and We provided them with a shelter on a high land affording them security and peace of mind, and beneath which flowed a spring.
Abdul Haleem
We made the son of Mary and his mother a sign; We gave them shelter on a peaceful hillside with flowing water.
Abdullah Yusuf Ali
And We made the son of Mary and his mother as a Sign: We gave them both shelter on high ground, affording rest and security and furnished with springs.
Abul A'la Maududi
And We made Mary's son, and his mother, a Sign, and We gave them refuge on a lofty ground, a peaceful site with springs flowing in it.
Aisha Bewley
And We made the son of Maryam and his mother a Sign and gave them shelter on a mountainside where there was a meadow and a flowing spring.
Al-Hilali & Khan
And We made the son of Maryam (Mary) and his mother as a sign, and We gave them refuge on high ground, a place of rest, security and flowing streams.
Ali Quli Qarai
and We made the son of Mary and his mother a sign, and sheltered them in a highland, level and watered by a stream.
Amatul Rahman Omar
And We made the son of Mary and his mother a sign, (and a model of virtue), and We gave them both refuge upon a worth-living lofty plateau abounding in (green and fruitful) valleys and springs of running water.
Arthur John Arberry
and We made Mary's son, and his mother, to be a sign, and gave them refuge upon a height, where was a hollow and a spring:
Bijan Moeinian
I made son of Mary and his mother a sign of Mine, and I gave them both a lovely place (having meadows and springs) on a high ground to rest and have peace.
E. Henry Palmer
And we made the son of Mary and his mother a sign; and we lodged them both on a high place, furnished with security and a spring.
Edip-Layth
We made the son of Mary and his mother a sign, and We gave them refuge on high ground, a place for resting and with a flowing stream.
George Sale
And We appointed the son of Mary, and his mother, for a sign: And We prepared an abode for them in an elevated part of the earth, being a place of quiet and security, and watered with running springs.
Hamid S. Aziz
And We verily gave Moses the Book, that per chance (or possibly) they might be guided.
Mahmoud Ghali
And We made Maryam's (Mary's) son and his mother a sign, and gave an abode to (both of) them upon a mound, with (Literally: owing, comprising) a (refreshing) residence and a profuse (spring).
Marmaduke Pickthall
And We made the son of Mary and his mother a portent, and We gave them refuge on a height, a place of flocks and watersprings.
Mohamed Ahmed - Samira
And We made the son of Mary and his mother a sign, and gave them shelter on an elevated ground, sequestered, watered by a spring.
Muhammad Asad
And [as We exalted Moses, so, too,] We made the son of Mary and his mother a symbol [of Our grace], and provided for both an abode in a lofty place of lasting restfulness and unsullied springs.
Mustafa Khattab
And We made the son of Mary and his mother a sign, and gave them refuge on high ground—a ˹suitable˺ place for rest with flowing water.
Progressive Muslims
And We made the son of Mary and his mother a sign, and We gave them refuge on high ground, a place for resting and with a flowing stream.
Sahih International
And We made the son of Mary and his mother a sign and sheltered them within a high ground having level [areas] and flowing water.
Sam Gerrans
And We made the son of Mary and his mother a proof, and We gave them shelter upon high ground: a fixed lodging and a running spring.
Shabbir Ahmed
And We made the son of Mary and his mother a symbol (of Our Grace). And, We gave them abode on an elevated resort, affording rest and security and fresh water springs. (As they migrated from Canaan after the attempted crucifixion.)
Syed Vickar Ahamed
And We made (Isa or Jesus) son of Maryam (Mary) and his mother like a Sign: And We gave them both protection on high ground, offering rest and security and gave them springs (for water).
Taqi Usmani
And We made the son of Maryam (Mary) and his mother a sign, and gave them shelter on a height, having a place of rest and running springs.
The Monotheist Group
AndWe made the son of Mary and his mother a sign, and We gave them refuge on high ground, a place for resting and with a flowing stream.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Nous fîmes du fils de Marie, ainsi que de sa mère, un prodige; et Nous donnâmes à tous deux asile sur une colline bien stable et dotée dʹune source.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Me kurê Meryemê (Îsa) û dayîka wî jî kirine nîşanek (li ser qudreta xwe) û me ew li cihekî bilind ku xwedan dar û kanî ye niştecih kirin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Wij hebben de zoon van Marjam en zijn moeder tot een teken gemaakt en Wij gaven hun een onderkomen op een heuvel met een stevige bodem en bronwater.
Hollandaca — Siregar
En Wij maakten de zoon van Maryam en zijn moeder tot een Teken en Wij gaven hun een onderkomen op een hoogplegen plaats, bewoonbaar met stromend water.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И Мы сделали сына Марьям [пророка Иису] и мать его знамением [чудом, показывающим Нашу мощь] и дали им (двоим) убежище (от преследовавших их) у холма, где было место для пребывания [плодородная земля] и источник (с пресной водой).
Rusça — Osmanov
Мы сделали сына Марйам и его мать знамением и поселили их в убежище на холме, где в укромном месте протекал ручей.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Vi gjorde Marias son och hans moder till ett tecken (för människorna) och förde dem till en plats på en skyddad höjd som erbjöd vila och som vattnades av friska källor.