وَاَنَّهُمْ kelimesinin geçtiği ayetler

Bu kelime (ör. bir özel isim) Kur'an'da üç harfli bir köke bağlı değil, bu yüzden وانهم formunun kendisi aranıyor.

İlgili Ayetler (16)

Bakara 2:46وَاَنَّهُمْve ennehumve gerçekten onlar

اَلَّذِينَ يَظُنُّونَ اَنَّهُمْ مُلَاقُوا رَبِّهِمْ وَاَنَّهُمْ اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

(e)lleƶīne yeZunnūne ennehum mulāḳū rabbihim ve ennehum ileyhi rāciǔne

Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O'na döneceklerini çok iyi bilirler.

Maide 5:82وَاَنَّهُمْve ennehumve onlar

لَتَجِدَنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِلَّذِينَ اٰمَنُوا الْيَهُودَ وَالَّذِينَ اَشْرَكُوا وَلَتَجِدَنَّ اَقْرَبَهُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِينَ اٰمَنُوا الَّذِينَ قَالُوا اِنَّا نَصَارٰى ذٰلِكَ بِاَنَّ مِنْهُمْ قِسِّيسِينَ وَرُهْبَانًا وَاَنَّهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ

le tecidenne eşedde n-nāsi ǎdāveten li(e)lleƶīne āmenū l-yehūde ve(e)lleƶīne eşrakū ve le tecidenne eḳrabehum meveddeten li(e)lleƶīne āmenū (e)lleƶīne ḳālū innā neSārā ƶālike bi enne minhum ḳissīsīne ve ruhbānen ve ennehum lā yestekbirūne

(Ey Muhammed!) İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar.

En'am 6:28وَاِنَّهُمْve innehumçünkü onlar

بَلْ بَدَا لَهُمْ مَا كَانُوا يُخْفُونَ مِنْ قَبْلُ وَلَوْ رُدُّوا لَعَادُوا لِمَا نُهُوا عَنْهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

bel bedā lehum mā kānū yuḣfūne min ḳablu ve lev ruddū le ǎādū li mā nuhū ǎnhu ve innehum le kāƶibūne

Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.

Hud 11:76وَاِنَّهُمْve innehumve onlara

يَاإِبْرَاهِيمُ اَعْرِضْ عَنْ هٰذَا اِنَّهُ قَدْ جَاءَ اَمْرُ رَبِّكَ وَاِنَّهُمْ اٰتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ

yā ibrāhīmu eǎ'riD ǎn hāƶā innehu ḳad cā'e emru rabbike ve innehum ātīhim ǎƶābun ğayru merdūdin

Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.

Hud 11:110وَاِنَّهُمْve innehumşüphesiz onlar

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مُرِيبٍ

ve leḳad āteynā mūsā l-kitābe fe ḣtulife fīhi ve levlā kelimetun sebeḳat min rabbike le ḳuDiye beynehum ve innehum le fī şekkin minhu murībin

Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Nahl 16:62وَاَنَّهُمْve ennehumve onlar

وَيَجْعَلُونَ لِلّٰهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ اَلْسِنَتُهُمُ الْكَذِبَ اَنَّ لَهُمُ الْحُسْنٰى لَا جَرَمَ اَنَّ لَهُمُ النَّارَ وَاَنَّهُمْ مُفْرَطُونَ

ve yec'ǎlūne li (a)llahi mā yekrahūne ve teSifu elsinetuhumu l-keƶibe enne lehumu l-Husnā lā cerame enne lehumu n-nāra ve ennehum mufraTūne

Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem vardır ve onlar oraya en önde sokulacaklardır.

Mü'minun 23:90وَاِنَّهُمْve innehumonlarsa

بَلْ اَتَيْنَاهُمْ بِالْحَقِّ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

bel eteynāhum bi l-Haḳḳi ve innehum le kāƶibūne

Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.

Şuara 26:55وَاِنَّهُمْve innehumve elbette onlar

وَاِنَّهُمْ لَنَا لَغَائِظُونَ

ve innehum lenā le ğāiZūne

"Şüphesiz onlar bize öfke duyuyorlar."

Şuara 26:226وَاَنَّهُمْve ennehumve onlar

وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

ve ennehum yeḳūlūne mā lā yef'ǎlūne

(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

Saffat 37:152وَاِنَّهُمْve innehumve onlar

وَلَدَ اللّٰهُ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

velede (a)llahu ve innehum le kāƶibūne

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

Sad 38:47وَاِنَّهُمْve innehumve onlar

وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ

ve innehum ǐndenā le mine l-muSTafeyne l-eḣyāri

Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.

Zümer 39:30وَاِنَّهُمْve innehumve onlar da

اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ

inneke meyyitun ve innehum meyyitūne

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sen öleceksin ve şüphesiz onlar da öleceklerdir.

Fussilet 41:45وَاِنَّهُمْve innehumfakat onlar

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ مُرِيبٍ

ve leḳad āteynā mūsā l-kitābe fe ḣtulife fīhi ve levlā kelimetun sebeḳat min rabbike le ḳuDiye beynehum ve innehum le fī şekkin minhu murībin

Andolsun! Biz, Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Zuhruf 43:37وَاِنَّهُمْve innehumelbette onlar

وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

ve innehum le yeSuddūnehum ǎni s-sebīli ve yeHsebūne ennehum muhtedūne

Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

Mücadele 58:2وَاِنَّهُمْve innehumve onlar

اَلَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنْكُمْ مِنْ نِسَائِهِمْ مَا هُنَّ اُمَّهَاتِهِمْ اِنْ اُمَّهَاتُهُمْ اِلَّا الّٰٓـِٔي وَلَدْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنْكَرًا مِنَ الْقَوْلِ وَزُورًا وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

(e)lleƶīne yuZāhirūne minkum min nisāihim mā hunne ummehātihim in ummehātuhum illā llāī velednehum ve innehum le yeḳūlūne munkeran mine l-ḳavli ve zūran ve inne (a)llahe le ǎfuvvun ğafūrun

İçinizden kadınlarına zıhar yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

Cin 72:7وَاَنَّهُمْve ennehumve onlar da

وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللّٰهُ اَحَدًا

ve ennehum Zennū ke mā Zenentum en len yeb'ǎṧe (a)llahu eHaden

"Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."