O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

وَهُوَ الَّذِي اَنْشَاَ جَنَّاتٍ مَعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا اُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُوا مِنْ ثَمَرِهِ اِذَٓا اَثْمَرَ وَاٰتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ

ve huve elleƶī enşee cennātin meǎ'rūşātin ve ğayra meǎ'rūşātin ve n-naḣle ve z-zer'ǎ muḣtelifen ukuluhu ve z-zeytūne ve r-rummāne muteşābihen ve ğayra muteşābihin kulū min ṧemerihi iƶā eṧmera ve ātū Haḳḳahu yevme HaSādihi ve lā tusrifū innehu lā yuHibbu l-musrifīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهُوَve huveve O'dur
2الَّذِيelleƶīki
3اَنْشَاَenşeeن ش اYaşamak, ortaya çıkmak, yükselmek/yüksek olmak, büyümek, yaratmak/üretmek/kaynaklanmak, oldu/meydana geldi, yükseltmek, kurmak/inşa etmek, başladı, özellikle 73:6'yı tartışmakyaratan
4جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkbahçeleri
5مَعْرُوشَاتٍmeǎ'rūşātinع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.çardaklı
6وَغَيْرَve ğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.ve
7مَعْرُوشَاتٍmeǎ'rūşātinع ر شİnşa etmek/yapmak, üzüm-şarap için çardak yapmak, asma çubuğu yapmak, çatı yapmak, (ev veya yapı) yükseltmek, yerleşmek. Arş - taht, çardak, köşk, çatı, güç, hâkimiyet, egemenlik.çardaksız
8وَالنَّخْلَve n-naḣleن خ لElemek, aşağı göndermek, kar yağmak, çiselemek, bulutlanmak, seçmek, en iyisini seçip almak. Nakhal lahuu alnasiihaten - içten/samimi tavsiye vermek.hurma(ları)
9وَالزَّرْعَve z-zer'ǎز ر عTohum ekmek, tohum serpmek, toprağı işlemek, [bitkilerin, çocukların] büyümesini sağlamak, artış vermek, eken kişi, hasat eder, ekim yoluyla yetiştirilen şey, tohum ürünü, ekilen şey. (Soy, evlat, çocuklar, bir çocuk)ve ekin(ler)i
10مُخْتَلِفًاmuḣtelifenخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekçeşit çeşit
11اُكُلُهُukuluhuا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyeceklerürünleri
12وَالزَّيْتُونَve z-zeytūneز ي تYağ, zeytinyağı, zeytin ağacı.ve zeytinleri
13وَالرُّمَّانَve r-rummāneر م نNarve narları
14مُتَشَابِهًاmuteşābihenش ب هbenzemek, benzetmek, özdeşleştirmek, taklit etmek, bir şeyi başka bir şeyle ortak veya bağlantılı olan bir özellik nedeniyle karşılaştırmakbirbirine benzer
15وَغَيْرَve ğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.
16مُتَشَابِهٍmuteşābihinش ب هbenzemek, benzetmek, özdeşleştirmek, taklit etmek, bir şeyi başka bir şeyle ortak veya bağlantılı olan bir özellik nedeniyle karşılaştırmakve benzemez
17كُلُواkulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryiyin
18مِنْmin-ndan
19ثَمَرِهِṧemerihiث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.meyvası-
20اِذَٓاiƶāzaman
21اَثْمَرَeṧmeraث م رMeyve vermek, verimli olmak, zenginleşmek, artmak veya çoğalmak, bir şeyden daha fazla kazanmak. Meyve, servet, mal mülk, kâr, gelir.meyva verdiği
22وَاٰتُواve ātūا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve verin
23حَقَّهُHaḳḳahuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhakkını (sadakasını)
24يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigünü
25حَصَادِهِHaSādihiح ص دBiçmek veya kesmek, biçmek veya yere sermek, yok etmek/katletmek, insanları öldürmekte en üst gücünü kullanmak, insanları öldürmede olağan sınırları aşmak, insanları yok etmek, sıkıca bükülmüş ve kompakt ve sağlam yapılmış olmak, sağlam ve kompakt olmak, biçilmek için uygun zamana ulaşmak (tohum vermek), sıkıca bükmek veya sağlamlaştırmak, tam/sağlam/sağlıklı/iyi bir şekilde yerleşmek veya kurulmak, karşılıklı yardım için bir araya gelmek veya toplanmak, öfkelenmek veya şiddetle sinirlenmek.hasat
26وَلَاve lāve asla
27تُسْرِفُواtusrifūس ر فAşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamakisraf etmeyin
28اِنَّهُinnehuçünkü O
29لَا
30يُحِبُّyuHibbuح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sevmez
31الْمُسْرِفِينَl-musrifīneس ر فAşırı gitmek, haddi aşmak, israf etmek, savurganlık yapmak, müsrif olmak, saçıp savurmak, fazla harcamak, ölçüyü kaçırmak, gereksiz yere harcamakisraf edenleri

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle bir mabuttur ki çardaklı ve çardaksız bağları, bahçeleri, tatları çeşitli hurmaları, ekilmiş şeyleri, bir bakıma birbirine benzeyen, bir bakıma benzemeyen zeytinleri ve narları yetiştirip meydana getirir. Meyve verince meyvelerinden yiyin, devşirme günü hakkını da isrâf etmemek şartıyla verin, şüphe yok ki o, müsrifleri sevmez.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle bir mabuttur ki çardaklı ve çardaksız bağları, bahçeleri, tatları çeşitli hurmaları, ekilmiş şeyleri, bir bakıma birbirine benzeyen, bir bakıma benzemeyen zeytinleri ve narları yetiştirip meydana getirir. Meyve verince meyvelerinden yiyin, devşirme günü hakkını da isrâf etmemek şartıyla verin, şüphe yok ki o, müsrifleri sevmez.

Adem Uğur

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Ahmed Hulusi

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları, müteşabih ve gayrı müteşabih olarak inşa eden "HU"dur. . . O'nun ürünlerini meyve verdiğinde yeyin; hasadının gününde ise onun hakkını verin (zekat). . . İsraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ahmet Tekin

O asmalı ve asmasız üzüm bağları, hurmalıklar, ürünleri çeşit çeşit ekinler, birbirlerine benzer ve benzemez biçimde zeytinlikler ve nar bahçeleri yetiştirendir. Meyvalar olgunlaştığı zaman meyvasından yeyin. Hasat zamanı da Allah’ın, ihtiyaç sahipleri ve mahlûkat için tanıdığı, belirlediği sorumluluğu yerine getirin, onların hakkını verin. Cahilce davranarak israf etmeyin, mükellefiyetleri dışında insanlardan ağır vergiler almayın. Şu bir gerçektir ki, Allah müsrifleri, elindeki nimetlerin değerini bilmeyip cahilce savurarak harcayanları, insanlara ağır mükellefiyetler yükleyen idarecileri sevmez.

Ahmet Varol

Çardaklı ve çardaksız bahçeler meydana getiren, tatları birbirinden farklı hurmalar ve ekinler, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinler ve narlar yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad gününde de hakkını verin. İsraf da etmeyin. Çünkü O israf edenleri sevmez.

Ali Bulaç

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ali Fikri Yavuz

Çardaklı ve çardaksız üzüm bağlarını, tadları ve yemişleri muhtelif hurmaları, hububatı (tahılları), zeytinleri, narları, birbirine hem benzer, hem de benzemez bir halde meydana getiren Allah’dır. Her biri mahsûl (ürün) verdiği zaman mahsulünden yeyin. Hasad (devşirme) günü de hakkını (zekât ve sadakasını) verin; israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Ali Rıza Safa

Ve O, asmalı ve asmasız bahçeleri, hurma ağaçlarını, türlü ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve birbirinden değişik biçimlerde yaratmıştır. Ürün verdiğinde, onların ürünlerinden yiyin. Ürünün toplandığı gün, O'nun hakkını verin ve israf etmeyin. Kuşkusuz, O, israf edenleri sevmez.

Bayraktar Bayraklı

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyiniz. Devşirilip toplandığı gün de hakkını/zekat ve sadakasını veriniz. İsraf etmeyiniz,çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Bekir Sadak

Cardakli ve cardaksiz baglari inse eden Allah'tir. Tadlari cesitli ekin ve hurmalari, zeytin ve nari birbirine benzer ve benzemez sekilde yaratan O'dur. Urun verdigi zaman urununden yiyin, devsirildigi ve bicildigi gun hakkini verin; israf etmeyin, nk Allah msrifleri sevmez.

Celal Yıldırım

O ki, çardaklı çardaksız, aşmalı asmasız bağ ve bahçeleri; yemişleri ve tadları farklı olan hurma ve ekinleri; birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı yaratıp ortaya çıkarandır. Gelişip meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin ve biçilip devşirildiği gün hakkını verin; bir de sakın israf etmeyin ; çünkü Allah gerçekten israf edenleri sevmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Çardaklı ve çardaksız bağları, değişik ürünleriyle hurmaları, ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen biçimlerde zeytin ve narları meydana getiren O’dur. Her biri ürün verdiğinde ürününden yiyin; hasat günü de hakkını verin; fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Diyanet İşleri

O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Diyanet İşleri (eski)

Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.

Diyanet Vakfi

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O çardaklı ve çardaksız cennet misali bağları, tatları ve yemişleri birbirinden farklı ekinleri, hurmaları, zeytinleri, narları, birbirine hem benzer hem benzemez bir şekilde yaratan hep O'dur. Her biri ürün verdiğinde meyvelerinden yiyin. Hasat ve toplama zamanında hakkını da verin, israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ma'ruş ve gayri ma'ruş Cennet asa bağları: O tatları, yemişleri muhtelif mezruatı, o hurmaları, zeytinleri, narları, birbirlerine hem benzer hem benzemez bir halde vücude getiren hep odur, her biri mahsul verince mahsulünden yiyin, hasad günü hakkını da verin, bununla beraber israf etmeyin, çünkü o israf edenleri sevmez

Erhan Aktaş

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını verin. İsraf etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını verin. İsraf etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Asmalı ve asmasız bahçeleri, çeşit çeşit hurmaları; zirai ürünleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yetiştiren O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyin. Hasat zamanı da onun hakkını verin. İsraf etmeyin, kuşkusuz O, israf edenleri sevmez.

Fizilal-il Kuran

O ki, çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri değişik hurmaları ve ekinleri, yaprakları benzer ve meyvaları benzemez zeytin ve nar ağaçlarını yarattı. Bu ağaçlar ürün verdiklerinde meyvalarından yiyiniz ve hasat günü haklarını veriniz, fakat israf etmeyiniz, çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Gültekin Onan

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Hamdi Döndüren

Çardaklı ve çardaksız bağları, herbirinin ürünü başka başka olacak hurma ağaçları ile ekini; birbirine hem benzer, hem benzemez zeytin ve nar ağaçlarını meydana getiren O’dur. Bunlardan her biri ürün verince, ürününden yeyin ve hasat günü de hakkını (zekâtını-sadakasını) verin. Fakat israf etmeyin; çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

Hasan Basri Çantay

O çardaklı ve çardaksız cennet (gibi üzüm) bağ (larını), o meyveleri ve tadları çeşidli hurmaları, mezruatı, zeytinleri, narları — birbirine hem benzer, hem benzemez bir halde — yaratıb yetişdiren Odur (Allahdır). Her biri mahsul verdiği zaman mahsulünden yeyin. Devşirildiği ve toplandığı gün de hakkını (sadakasını) verin. İsraf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.

Hasib Asutay

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin. Hasat gününde de hakkını (öşrünü) verin. İsraf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!

Hayrat Neşriyat

Çardaklı ve çardaksız bağları, hurma ağaçlarını, meyvesi muhtelif ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları meydana getiren de O’dur.(Herbiri) meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin ve hasad edildiği gün hakkını (öşrünü)verin ve (O’nun rızâsı dışında harcayarak) isrâf etmeyin! Çünki O, isrâf edenleri sevmez.

İbni Kesir

Çardaklı ve çardaksız bağları, tatları değişik ekin ve hrumaları, zeytin ve narı, birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratıp yetiştirmiş olan O'dur. Her biri mahsul verdiği zaman, mahsulünden yeyin, hasad edildiği gün de, hakkını verin ve israf etmeyin. Çünkü O; israf edenleri sevmez.

Mehmet Okuyan

Çardaklı ve çardaksız bahçeler, hurma(lar), ürünleri çeşitli ekinler, birbirine benzeyen ve benzemeyen biçimde zeytin ve narları yaratan O’dur. Her biri ürün verdiği zaman ürününden (meyvesinden) yiyin! Toplandığı gün de hakkını (zekâtını ve sadakasını) verin (fakat) israf etmeyin! Şüphesiz ki O, israf edenleri sevmez.

Muhammed Esed

Zira Odur (hem) ekilip biçilen ve (hem de) kendi başına yetişen bahçeleri (var eden), hurma ağaçlarını, çeşit çeşit mahsuller veren tarlaları, zeytin ağacını ve narı meydana getiren: (hepsi) birbirine benzer ve hepsi birbirinden çok farklıdır! Olgunlaştığında onların meyvelerinden yiyin ve (yoksullara) mahsulün toplandığı gün haklarını verin. Ve (Allahın nimetlerini) israf etmeyin: kuşkusuz O müsrifleri sevmez!

Mustafa İslamoğlu

Ve O'dur insan eliyle yetiştirilen ve kendi başına yetişen bahçeleri bağları, hurmagilleri, çeşit çeşit ürün veren tarlaları, biri diğerine çok benzeyen ve biri diğerinden çok farklı zeytingilleri ve narı var eden. Her biri ürün verdiğinde ürünlerinden yiyin ve hasat günü (yoksullara) haklarını verin; fakat israf etmeyin: Unutmayın ki O israfçıları sevmez.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve O, o zâttır ki, yeryüzüne döşenmiş ve döşenmemiş bostanları ve yenilmesi muhtelif hurmaları ve ekinleri ve birbirine benzer ve benzemez bir halde zeytin ve nar ağaçlarını yaratmıştır. Onlardan herbirinin meyvelendiği zaman meyvesinden yiyiniz, biçildiği gün de hakkını veriniz ve israfta bulunmayınız, şüphe yok ki, Allah Teâlâ müsrifleri sevmez.

Ömer Öngüt

Çardaklı ve çardaksız cennet gibi üzüm bağlarını, tatları ve yemişleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, zeytin ve narları, birbirine hem benzer hem de benzemez bir halde meydana getiren hep Allah'tır. Her biri mahsül verdiği zaman ürününden yiyin. Hasat zamanı devşirildiği gün ve toplandığı gün de hakkını verin. İsraf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.

Suat Yıldırım

Asmalı - asmasız bağ ve bahçeleri, mahsûlleri, çeşit çeşit hurma ve ekinleri, birbirine şekil ve renk yönünden benzer, tat bakımından benzemez tarzda yaratıp yetiştiren hep O’dur. Her biri mahsul verince ürününden yiyin, devşirildiği gün hakkını (öşürünü) da verin, israf etmeyin, çünkü O müsrifleri sevmez.

Süleyman Ateş

Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurma(ları), ekin(ler)i, zeytinleri, narları -birbirine benzer, benzemez biçimde- yaratan hep O'dur. Her biri meyva verdiği zaman meyvasından yeyin, hasat günü hakkını (sadakasını) verin; fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!

Süleymaniye Vakfı

Asmalı ve asmasız bahçeleri, mahsulleri farklı hurma ağaçlarını ve bitkileri, birbirine benzeyen ve benzemeyen özellikteki zeytin ve nar ağaçlarını oluşturup geliştiren odur. Bunlar ürün verince ürününden yiyin. Hasat günü de hakkını /öşrünü verin. Sakın israf etmeyin. O, israf edenleri sevmez.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çardaklı, çardaksız bahçeleri, yemesi farklı hurmaları ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları var eden O'dur. Bunlar ürün verince ürünlerinden yiyin. Hasat gününde de O'nun hakkını verin. Sakın saçıp savurmayın. O saçıp savuranları sevmez.

Şaban Piriş

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, tadı çeşitli hurma ve ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yaratan O'dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da hakkını verin. İsraf etmeyin. Çünkü O, müsrifleri sevmez.

Tefhim-ul Kuran

Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tadları farklı ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine benzer ve benzeşmez- yaratan O'dur. Ürün verdiğinde ürününden yiyin ve hasad günü de hakkını verin; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

Ümit Şimşek

Asmalı ve asmasız bağları, çeşitli tatlarda hurma ve ekinleri, zeytin ve nar ağaçlarını, kimi birbirine benzer, kimi benzemez şekilde yaratan Odur. Ürün verdiklerinde onların ürününden yiyin; hasat gününde de yoksulun hakkını verin. Yalnız israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez.

Yaşar Nuri Öztürk

Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde oluşturan O'dur. Her birinin meyvesinden, olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Talvar üzərində olan və talvarsız öz gövdəsi üzərində duran bağları, dadları müxtəlif olan xurma və dənli bitkiləri, bir-birinə bənzəyən və bənzəməyən zeytunu və narı yaradan Odur. Bar verdiyi zaman onların meyvəsindən yeyin, yığım günü zəkatını verin, lakin israf etməyin. Şübhəsiz ki, Allah israf edənləri sevmir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Yer üzünə sərilmiş və sərilməmiş bağ-bağatı (bostanları və bağları), dadları müxtəlif xurmanı və taxılı, bir-birinə həm bənzəyən, həm də bənzəməyən zeytunu və narı yaradan Odur. (Onların hər biri) bar verdiyi zaman barından yeyin, yığım günü haqqını (zəkatını, sədəqəsini) ödəyin, lakin israf etməyin. (Allah) israf edənləri sevməz!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott ist es, der Gärten mit und ohne Spaliere entstehen läßt, desgleichen Dattelpalmen und Pflanzen mit Früchten, die (in Farbe, Geschmack, Form und Duft) vielfältig sind, Oliven- und Granatapfelbäume, die sich teils ähneln, teils voneinander abheben. Eßt von den Früchten, wenn sie reif sind und entrichtet die Pflichtabgaben am Erntetag. Dabei dürft ihr nichts verschwenden, denn Gott liebt Verschwender nicht.

Almanca — Der Edle Quran

Und Er ist es, Der Gärten mit Spalieren und ohne Spaliere entstehen läßt, sowie Palmen und (sonstige) Pflanzen mit unterschiedlichen Erntesorten und Öl- und Granatapfelbäume, die einander ähnlich und unähnlich sind. Eßt von ihren Früchtenʹ, wenn sie Früchte tragen, und entrichtet am Tag ihrer Ernte ihre(n) Pflicht(anteil, der darauf steht), doch seid nicht maßlos! - Er liebt nicht die Maßlosen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und Er ist es, Der Gärten wachsen läßt, mit und ohne Pfahlwerk, und die Dattelpalme und die Getreidefelder, deren Früchte von verschiedener Art sind, und Oliven und Granatapfel(Bäume), einander ähnlich und unähnlich. Esset von ihren Früchten, wenn sie Früchte tragen, doch gebet davon am Tage der Ernte (dem Armen) seinen Anteil, seid (dabei aber) nicht verschwenderisch! Wahrlich, Er liebt diejenigen nicht, die nicht maßhalten.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ER ist Derjenige, Der Dschannat mit und ohne Pfahlwerk hervorbrachte und die Dattelpalmen, die Pflanzen verschiedener Art, die Oliven und die Granatäpfel - einander ähnelnd und nicht ähnelnd. Esst von ihren Früchten, wenn sie Früchte tragen, doch gebt ihren Pflichtanteil am Tage der Ernte! Und seid nicht verschwenderisch, ER liebt gewiß nicht die Maßlosen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who brought into being orchards, some trellised and others untrellised. He brought into being the palm trees and the whole of the agricultural yield of every district and season, varying in kind and in flavour, and the olives and the pomegranates besides many others of similar species and dissimilar class. Eat, therefore, of their flowers when they come to be fruits and grow ripe and pay, when you reap in harvest, what ought to be given in benevolence or in alms, but avoid prodigality, for Allah does not like the extravagant.

Abdul Haleem

It is He who produces both trellised and untrellised gardens, date palms, crops of diverse flavours, the olive, the pomegranate, alike yet different. So when they bear fruit, eat some of it, paying what is due on the day of harvest, but do not be wasteful: God does not like wasteful people.

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who produceth gardens, with trellises and without, and dates, and tilth with produce of all kinds, and olives and pomegranates, similar (in kind) and different (in variety): eat of their fruit in their season, but render the dues that are proper on the day that the harvest is gathered. But waste not by excess: for Allah loveth not the wasters.

Abul A'la Maududi

It is He Who has brought into being gardens - the trellised and untrellised - and the palm trees, and crops, all varying in taste, and.the olive and pomegranates, all resembling one another and yet so different. Eat of their fruits when they come to fruition and pay His due on the day of harvesting. And do not exceed the proper limits, for He does not love those who exceed the proper limits.

Aisha Bewley

It is He who produces gardens, both cultivated and wild, and palm-trees and crops of diverse kinds, and olives and pomegranates, both similar and dissimilar. Eat of their fruits when they bear fruit and pay their due on the day of their harvest, and do not be profligate. He does not love the profligate.

Al-Hilali & Khan

And it is He Who produces gardens trellised and untrellised, and date-palms, and crops of different shape and taste (their fruits and their seeds) and olives, and pomegranates, similar (in kind) and different (in taste). Eat of their fruit when they ripen, but pay the due thereof (its Zakât according to Allâh’s Orders 1/10th or 1/20th) on the day of its harvest, and waste not by extravagance[1]. Verily, He likes not Al-Musrifûn (those who waste by extravagance),

Ali Quli Qarai

It is He who produces gardens trellised and without trellises, and palm-trees and crops of diverse produce, olives and pomegranates, similar and dissimilar. Eat of its fruits when it fructifies, and give its due on the day of harvest, and do not be wasteful; indeed He does not like the wasteful.

Amatul Rahman Omar

And He it is Who evolved gardens trellised and untrellised, and the date-palms, and the cornfields whose produce and fruits are of diverse kinds and tastes, and oil producing plants, and pomegranates; similar (in kind) yet dissimilar (in variety). Eat of the fruit of each when it yields fruit, and render thereof His due (in charity) on the day of harvesting, and do not exceed the bounds. Verily, He loves not those who exceed the bounds.

Arthur John Arberry

It is He who produces gardens trellised, and untrellised, palm-trees, and crops diverse in produce, olives, pomegranates, like each to each, and each unlike to each. Eat of their fruits when they fructify, and pay the due thereof on the day of its harvest; and be not prodigal; God loves not the prodigal.

Bijan Moeinian

Know that it is the Lord Who has created [your] gardens of upright trees, vineyards and date-palm trees. It is God Who makes the crops (which yield different kinds of edibles) to grow. It is God Who has grown olive and pomegranate trees (whose fruits are of the [same] gender [made of genes and other basic stuff of life, as discussed in biology] but different in taste [and shape.]) Therefore, eat them [that God is creating at first place] freely, give a part of your harvest to the needy ones and do not be wasteful as God does not like those who waste [the basis for recycling and other means of conservations (such as energy conservation) in economics.]

E. Henry Palmer

He it is who brought forth gardens with trailed and untrailed vines, and the palms and corn land, with various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike. Eat from the fruit thereof whene'er it fruits, and bring the dues thereof on the day of harvest, and be not extravagant; verily, He loves not the extravagant.

Edip-Layth

He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; palm trees, and plants, all with different tastes; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

George Sale

He it is who produceth gardens of vines, both those which are supported on trails of wood, and those which are not supported, and palm-trees, and the corn affording various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike unto one another. Eat of their fruit, when they bear fruit, and pay the due thereof on the day whereon ye shall gather it; but be not profuse, for God loveth not those who are too profuse.

Hamid S. Aziz

He it is who brought forth gardens with trailing and untrailing vines, and the palms and corn land, with various food, and olives, and pomegranates, alike and unlike. Eat from the fruit thereof whenever it fruits, and bring the dues thereof on the harvest day, and be not wasters (greedy or extravagant). Verily, He loves not the wasters.

Mahmoud Ghali

And He is The (One) Who has brought into being gardens trellised and untrellised, and the palm-trees, and plantation of different crops, and the olives, and the pomegranates, cosimilar and not cosimilar (Literally: other than being cosimilar). Eat of their produce when they have produced, and bring the true (right) thereof on the day of its harvest, and do not be extravagant; surely He does not love the extravagant.

Marmaduke Pickthall

He it is Who produceth gardens trellised and untrellised, and the date-palm, and crops of divers flavour, and the olive and the pomegranate, like and unlike. Eat ye of the fruit thereof when it fruiteth, and pay the due thereof upon the harvest day, and be not prodigal. Lo! Allah loveth not the prodigals.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who grew the gardens, trellised and bowered, and palm trees and land sown with corn and many other seeds, and olives and pomegranates, alike and yet unlike. So eat of their fruit when they are in fruit, and give on the day of harvesting His due, and do not be extravagant, for God does not love those who are prodigal.

Muhammad Asad

For it is He who has brought into being gardens-[both] the cultivated ones and those growing wild -and the date-palm, and fields bearing multiform produce, and the olive tree, and the pomegranate: [all] resembling one another and yet so different! Eat of their fruit when it comes to fruition, and give [unto the poor] their due on harvest day. And do not waste [God's bounties]: verily, He does not love the wasteful!

Mustafa Khattab

He is the One Who produces gardens—both cultivated and wild[1]—and palm trees, crops of different flavours, olives, and pomegranates—similar ˹in shape˺, but dissimilar ˹in taste˺. Eat of the fruit they bear and pay the dues at harvest, but do not waste. Surely He does not like the wasteful.

Progressive Muslims

And He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; and palm trees, and plants, all with different taste; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

Sahih International

And He it is who causes gardens to grow, [both] trellised and untrellised, and palm trees and crops of different [kinds of] food and olives and pomegranates, similar and dissimilar. Eat of [each of] its fruit when it yields and give its due [zakah] on the day of its harvest. And be not excessive. Indeed, He does not like those who commit excess.

Sam Gerrans

And He it is that produces gardens, trellised and untrellised, and the date-palms, and crops diverse in their food, and the olive and the pomegranate, similar yet different. Eat of the fruit thereof when it bears fruit, and render its due on the day of its harvest; and commit not excess, He loves not the committers of excess.

Shabbir Ahmed

He it is Who creates Bounties for you, such as gardens that are cultivated, greens that are wild, palm trees of various kinds, crops in diversity, olives and pomegranates, fruits that are similar and diverse. Enjoy them, but give Him His Right. Render the poor what is their Divine Right, on the day of the harvest. This is how you shall give Allah His Right. Do not waste the Bounty of Allah. He does not love the wasteful.

Syed Vickar Ahamed

And it is He, Who produces gardens, with trellises and without (trellises), and date-palms, and crops with produce of all kinds, and olives and pomegranates, similar (in kind) and different (in variety): Eat from their fruit in their season, but give the dues (in charity) that are proper on the day that the harvest is gathered. But do not waste by the way of excess: Verily, Allah does not love the wasters.

Taqi Usmani

He is the One who has created gardens, trellised and untrellised, and date-palms and crops with a variety of edibles, and the olive and the pomegranate, (some) similar to one another, and (some) dissimilar. Eat of its fruit when it bears fruits, and pay its due on the day of harvest, and do not be extravagant. Surely, Allah does not like the extravagant

The Monotheist Group

And He is the One Who initiated gardens; both trellised and untrellised; and palm trees, and plants, all with different taste; and olives and pomegranates, similar and not similar. Eat from its fruit when it blossoms and give its due on the day of its harvest; and do not waste. He does not like the wasteful.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest Lui qui a créé les jardins, treillagés et non treillagés; ainsi que les palmiers et la culture aux récoltes diverses; (de même que) lʹolive et la grenade, dʹespèces semblables et différentes. Mangez de leurs fruits, quand ils en produisent; et acquittez-en les droits le jour de la récolte. Et ne gaspillez point car Il nʹaime pas les gaspilleurs.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Gelî mirovan!) Ewê ku bostanên holikkirî û neholikkirî, darxurme û çandiniyên ku berên wan rengereng in, zeytûn û hinarên ku hin wekhev in û hin jî ji hev cuda ne, ji tuneyî afirandin, her Xwedê ye. Dema ber bigirin ji berê wan bixwin û roja çinîna wan zekata wan bidin û destbelaviyê (îsrafê) mekin, bêguman Xwedê ji musrifan hez nake.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij is het die tuinen heeft laten ontstaan, met en zonder latwerk om te stutten, en palmen en landbouwgewassen met verschillende vruchtopbrengst en olijf- en granaatappelbomen die deels wel en deels niet op elkaar lijken. Eet van de vruchten ervan, wanneer zij vrucht dragen en geeft wat ervan verplicht is op de dag van hun oogst maar weest niet verkwistend, want Hij bemint de verkwisters niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij is het, die de wijngaarden heeft geschapen, zoowel die door houten latwerk zijn gestut, als zij die het niet zijn, en palmboomen en de granen verschillende soorten voedsel opleverende, en olijven en granaatappelen, die elkander gelijk en niet gelijk zijn. Eet van hunne vruchten als zij vruchten dragen, en betaal den prijs daarvoor op den dag van den oogst; doch verkwist niet; want God bemint den verkwister niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И (только) Он [Аллах] – Тот, Кто произвел [создал] сады (которые растут) на подставках [виноградники,...] и (которые растут) без подставок [стоят на своих стволах,...], пальмы и посевы с различными плодами, и маслину [оливковые деревья], и гранаты, (которые) похожи (на вид) и не похожие (на вкус). Вкушайте плоды их, когда они дадут плоды, и давайте должное [обязательную милостыню с плодов] во время сбора урожая, но не расточительствуйте [придерживайтесь умеренности при еде, выделении милостыни,...]. Поистине, Он не любит расточительных!

Rusça — Osmanov

Он - тот, кто взрастил сады, в которых растения с подпорками [для них] и без подпорок, - [в них] финиковые пальмы, посевы с разнообразными злаками, оливы, гранатовые деревья, плоды их похожи [на вид] и не похожи [на вкус]. Вкушайте эти плоды, когда [сады] станут плодоносить, и давайте [нуждающимся] должное в день уборки, но не излишествуйте, ибо Он не любит излишествующих.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det är Han som har skapat fruktträd som stöder sig på gallerverk och andra som växer utan stöd, och dadelpalmen och brödsäd av olika slag och olivträdet och granatäppelträdet, (alla i grunden) lika varandra och ändå olika. Ät av deras frukter när de har mognat och, när ni skördar, ge (den behövande) det som han har rätt till! Men slösa inte (med Guds gåvor) - Han är inte slösarnas vän!