ز ر ع (ZRA)
Z-r-a
زَرْع : Bitkilerin bitmesidir. Bu, beşerî değil, ilâhî bir etkinlikle olmaktadır. Bundan dolayı Allah buyurur ki: أَ أَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ : Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa bitirenler bizler miyiz? (56/Vakıa 64). Yüce Allah bir önceki âyette ekin ekmeyi insanlara nispet etmekte; bu âyette ise, bitkilerin bitirilmesini onlardan nefyederek kendi nefsine nispet etmektedir. İnsan, ekinin oluşmasını sağlayan sebeplerin fâili olmasından dolayı bu fiil ona da nispet edilir. Örneğin, bitkinin yetiştirilmesindeki nedenlerden biri olduğun zaman; أَنْبَتُّ كَذَا : Şu bitkiyi ektim; yetiştirdim, dersin.
زَرْع aslında mastardır ve مَزْرُوع /ekilen anlamında kullanılmaktadır: أَنَّا نَسُوقُ الْمَاءَ إِلَى اْلأَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِهِ زَرْعًا : Çorak toprağa suyu salıyoruz da onunla ekinler çıkarıyoruz (32/Secde 27); وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ : Ekinler, güzel makamlar! (44/Duhân 26). Ekine benzetilerek; زَرَعَ اللهُ وَلَدَكَ : Allah çocuğunu büyütsün, denir; tıpkı أَنْبَتَهُ اللهُ dendiği gibi. مُزْرِع ve مُزْدَرِع : Çiftçiye denir. اِزْدَرَعَ النَّبَاتُ : Bitki yetişti.