ز ي ت (ZYT)
Z-y-t
زَيْتُونٌ ve زَيْتُونَةٌ kelimeleri, شَجَرٌ ve شَجَرَةٌ kelimeleri gibidirler. Allah buyurur ki: زَيْتُونِةٍ لا شَرْقِيَّةٍ وَلا غَرْبِيَّةٍ : Ne doğuya ve ne batıya mensûb olmayan mübârek bir zeytin ağacı (24/Nûr 35). زَيْت : Zeytinden çıkan sıvı. يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِيءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ : Neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir (24/Nûr 35).
قَدْ زَاتَ طَعَامَهُ (Yiyeceğine zeytin yağı koydu) sözü, سَمَنَهُ (Yiyeceğine yağ koydu) sözü gibidir. زَاتَ رَأْسَهُ (Başını zeytinle yağladı) sözü de دَهَنَهُ بِهِ (Başını onunla yağladı) sözü gibidir. ِازْدَاتَ : Yağlandı, demektir.