ه ل ل (HLL)
H-l-l
Allah buyurur ki: يَسْأَلُونَكَ عَنِ اْلأَهِلَّةِ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir (2/Bakara 189).
Bu âyette sözü edilen soru onların: Ay neden böyle her gün değişiyor. Bir hilale dönüyor, bir dolunaya? Şeklinde peygambere sordukları soruydu.
Avcılıkta kullanılan ve hilalin iki ucu gibi iki kolu bulunan bir av aleti olan سِنَان mızrak da şekil olarak hilale benzetilmiştir. Bundan ayrı olarak bir çeşit yılan, kuyunun dibindeki yuvarlak hâlde biriken su ve değirmen taşının kırılmış her bir parçası da hilal diye adlandırılır. Bunların hepsi hilaldir.
أَهَلَّ الْهِلاَلُ ifâdesi hilal göründü, demektir. اِسْتَهَلّ fiili ise hilali görmek istedi.
Bazen إِهْلاَل kelimesi اِسْتِهْلاَل sözcüğüyle ifâde edilir. Bu tıpkı إِجَابَة kelimesiyle اِسْتِجَابَة kelimesi gibidir.
إِهْلاَل ise, hilalin görülmesi sırasında yükselen sestir. Bundan ayrı olarak her yüksek ses için de bu kelime kullanılır. Çocuğun yüksek sesle bağırması, ağlaması da bu ses yüksekliği açısından bir benzerliktir.
Allah buyurur ki: وَمَا أُهِلَّ بِهِ لِغَيْرِ اللَّهِ …, ,bir de Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar (2/Bakara 173).
Bu, kesilirken açıkça Allah’ın adı değil de başka bir varlığın adının söylendiği kesimdir. Bu da putlar için kesilen hayvanlar demektir.
Kimisi de إِهْلاَل ve تَهَلُّل kelimelerinin لاَ إِلَهَ إِلاَّ الله demek olduğunu söylemiştir. Bu cümleden bu lafızlar türetilmiştir. Tıpkı التَبَسْمُل والبَسْمَلَة وَالتَّحَوْقُل وَالْحَوْقَلَة kelimeleri gibi. Bunların ilk ikisi بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِم , son ikisi ise لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِالله demektir. Hac’ta; « لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ ». şeklinde getirilen telbiyeler de اَلإِهْلاَل adını almaktadır.
تَهَلَّلَ السَّحَابُ بِبَرْقِهِ Bulut yıldırımıyla parladı. Burada da hilale benzetme vardır.
ثَوْبٌ مُهَلَّلٌ ifâdesi sık dokunmuş elbise anlamına gelir. Şairin gönlüne geldiği gibi söylediği ve bir daha düzeltmediği bir şiir türü olan شِعْرٌ مُهَلْهَلٌ de bu köktendir.