ه ز ز (HZZ)
H-z-z
هَزّ : Kelimesi, şiddetli bir şekilde sarsmak, sallamaktır. Bu anlamda هَزَزْتُ الرُّمْحَ فَاهْتَزَّ Mızrağı salladım, o da sallandı ve هَزَزْتُ فُلاَنًا لِلْعَطَاءِ Falanı bağış için salladım deyimleri kullanılmaktadır. Allah buyurur ki: وَهُزِّي إِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün (19/Meryem 25); وَأَلْقِ عَصَاكَ فَلَمَّا رَآَهَا تَهْتَزُّ كَأَنَّهَا جَانٌّ وَلَّى مُدْبِرًا وَلَمْ يُعَقِّبْ ıAsânı at! Onu yılan gibi kıpırdadığını görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (27/Neml 10).
اِهْتَزَّ النَّبَاتُ : Bitki gelişti, uzadı, olgunlaştı, demektir. Allah buyurur ki: ı فَإِذَا أَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَأَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ … .; fakat biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir (22/Hac 5).
اِهْتَزَّ الْكَوْكَبُ Yıldız kaydı, demektir. سَيْفٌ هَزْهَازٌ Sırf çelikten yapılmış kılıç. مَاءٌ هُزَهِزٌ Akarken ses çıkaran derin su. رَجُلٌ هُزَهِزٌ Hafif adam.