ه ش م (HŞM)
H-ş-m
هَشْم : Kuru olan ot gibi şeylerin kırılması manasına gelir. Allah buyurur ki: فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ الرِّيَاحُ . bir çerçöpe dönmüştür; Rüzgârlar onu savurur gider (18/Kehf 45); فَكَانُوا كَهَشِيمِ الْمُحْتَظِرِ .. ağılcının topladığı çerçöp gibi kırılıp dökülüverdiler (54/Kamer 31).
هَشَّمَ عَظْمُهُ deyimi, Onun kemiğini kırdı, manasına gelir. هَشَمْتُ الْخُبْزَ Ekmeği kırdım, ufalttım. Bu anlamda Şair şöyle der:
460- عَمْرُو اْلعُلاَ هَشَمَ الثَّرِيدَ لِقَوْمِهِ *** وَرِجَالُ مَكَّةَ مُسْنِتُونَ عِجَافُ
460- Amru’l-Ulâ topluluğuna tirit dağıttı;
Mekke’nin adamları ise, hayırsızlar, çelimsizlerdir.
هَاشِمَة , başın kemiğini kıran derin yaradır.
اِهْتَشَمَ كُلَّ مَا فِي ضِرْعِ النَّاقَةِ deyimi, dişi devenin memesindeki bütün sütü sağdı, anlamındadır. تَهَشَّمَ فُلاَنٌ عَلىَ فُلاَنٍ deyimi de, falan kişi falan adama acıdı, anlamına gelir.