ه ز م (HZM)
H-z-m
هَزِيمَة kelimesi de bu köktendir. Çünkü hezimet bazen حَطْم yıkım, bazen de كَسْر kırılmak lafızlarıyla ifâde edilmektedir.
Allah buyurur ki: فَهَزَمُوهُمْ بِإِذْنِ اللَّهِ Derken, Allah’ın izniyle onları tamamen hezimete uğrattılar, (2/Bakara 251); جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ اْلأَحْزَابِ Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur (38/Sâd 11).
أَصَابَتْهُ هَازِمَةُ الدَّهْرِ Yani zamanın insanın belini kıran belalarından biri ona isabet etti. Bu kelime فَاقِرَة (Fakir düşüren musibet, bela) kelimesi gibidir. هَزَمَ الرَّعْدُ Kırılma sesi gibi bir ses veren gök gürültüsü, demektir.
مِهْزَام ise, bedevi Arapların çocuklarının, başına ateş takip oynadıkları bir çubuktur. Böylece sanki çocuklar bununla düşmanlarını yenmektedir.
Damgalanmış adama da هَزَمَ ve اِهْتَزَمَ denmektedir.