ط و ي (ŦWY)
T-v-y
طَوَتْكَ خُطُوبُ دَهْرِكَ بَعْدَ نَشْرٍ -304
304- Zamanının olayları seni yaydıktan sonra dürdü/yok etti.
وَالسَّماوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ : Gökler de O’nun sağ elinde dürülmüştür (39/Zümer 67) âyeti, kelimenin birinci anlamından da ikinci anlamından da olabilir. İkincisine göre anlamı; مُهْلَكَات (gökler yok olmuştur) şeklinde olur. إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى : Sen mukaddes vadi Tuva’dasın (20/Tâhâ 12). Kimisine göre âyette geçen طُوًى kelimesi, Yüce Allah’ın Hz. Musa’ya seslendiği vadinin adıdır. Kimisine göre ise söz konusu kelime, seçilmek suretiyle Hz. Musa için meydana gelen bir hâle işarettir; sanki mesafe onun üzerine dürülerek kısalmıştır; eğer kendi çabasıyla ona ulaşmak zorunda kalmış olsaydı, kendisine uzun gelecekti.
Kimisine göre, إِنَّكَ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى : Sen mukaddes vadi Tuva’dasın (20/Tâhâ 12) âyetinde geçen طُوًى kelimesi, bir yer ismidir. Dilcilerden kimisi onu munsarif, kimisi de gayr-i munsarif yapar. Bazılarına göre طُوًى kelimesi, طَوَيْتُ fiilinin mastarıdır. Bu durumda munsarif olur, ilk harfi fethalı ve kesreli okunur. Tıpkı ثَنًى ve ثِنًى gibi. Buna göre anlamı şöyle olur: نَادَيْتُهُ مَرَّتَيْنِ : Onu iki kez çağırdım. Allah daha iyi bilir.