ط و ف (ŦWF)
T-v-f
طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ : Onlar yanınızda dolaşabilirler, birbirinizin yanında olabilirsiniz (24/Nûr 58) âyetinde geçen طَوَّافُونَ /dolaşanlar sözünden kasıt hizmetçilerdir. Bu anlamda Hz. Peygamber de kedi hakkında şöyle buyurmuştur: إِنَّهَا مِنَ الطَّوَّافِينَ عَلَيْكُمْ وَالطَّوَّافَاتِ : Kedi, etrafınızda çok fazla dolaşanlardandır. الطَّائِفَةُ مِنَ النَّاسِ : Bir insan topluluğu; الطَّائِفَةُ مِنَ الشَّيْءِ : Bir kısım eşya.
وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَافَّةً فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدِّينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوا إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ : Mü’minlerin hepsi toptan sefere çıkacak değillerdi. Ama her kabileden bir cemâatin dini iyice öğrenmeleri ve dönüp kavimlerine geldiklerinde, sakınmaları umuduyla onları uyarmaları için sefere çıkmaları gerekmez miydi? (9/Tevbe 122).
Kimisine göre طَائِفَة kelimesi, bir kişi ve daha fazlası için kullanılır. Şu âyetler bu anlamdadır: وَإِنْ طَائِفَتَانِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ اقْتَتَلُوا فَأَصْلِحُوا بَيْنَهُمَا : Eğer mü’minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin (49/Hucurât 9); إِذْ هَمَّتْ طَائِفَتَانِ مِنْكُمْ أَنْ تَفْشَلَا : Hani sizden iki gurupta yılgınlık ve çözülme emareleri belirmişti (3/Âl-i İmrân 122). Eğer طَائِفَة kelimesinden çoğul kastediliyorsa tekili طَائِف şeklinde gelir. Eğer ondan tekil kastediliyorsa, bu durumda çoğul olan bu form tekilden kinâye olabilir. Ayrıca onun رَاوِيَة, عَلاَمَة ve benzeri isimler gibi yapılması da mümkündür.
طُوفَان : İnsanı kuşatan her türlü hâdisedir. Şu âyet bu anlamdadır: فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الطُّوفَانَ : Onların üzerine tufan gönderdik (7/A’râf 133). Daha sonra bu kelime örfte son derece fazla su anlamında kullanılır oldu; çünkü Nûh kavminin başına gelen felaket, su idi. Allah buyurur ki: وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ : Biz Nûh’u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi (29/Ankebût 14). طَائِفُ الْقَوْسِ : Yay kulpunun orta kısmı. طَوْف : Pislikten kinâyedir.