ط م ع (ŦMA)
T-m-a
طَمَع : Nefsin bir şeye olan şiddetli arzusundan dolayı ona meyletmesidir. Bu kökten şu formlar gelir: طَمِعْتُ أَطْمَعُ طَمَعًا وَطُمَاعِيَةً فَهُوَ طَمِعٌ وَطَامِعٌ : Tamah ettim, etmekteyim, o tamahkârdır/hırslıdır. Allah buyurur ki: إِنَّا نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَا أَنْ كُنَّا أَوَّلَ الْمُؤْمِنِينَ : Bizler ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını umarız (26/Şu’arâ 51); أَفَتَطْمَعُونَ أَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ : Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? (2/Bakara 75); وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا : Allah’a korku ve umut içinde dua ediniz (7/A’râf 56). Arzuların çoğu hevâ’dan kaynaklandığı için şöyle denilmiştir: اَلطَّمَعُ طَبْعٌ : Tamah bir kirdir/kötü bir huydur; اَلطَّمَعُ يُدَنِّسُ اْلإِهَابَ : Tamah cildi kirletir.