ط ر ف (ŦRF)
T-r-f
طَرَفُ الْعَيْنِ : Göz kapağı. طَرْف : Göz kapağını hareket ettirmek. Ayrıca bu kelime, “bakmak” anlamına da gelir. Çükü göz kapağının hareket ettirilmesiyle kaçınılmaz olarak bakış meydana gelir. قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ أَنَا آَتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَنْ يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ : Kitabın bilgisine sahip olan biri; kendine bakışın dönmeden/gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi (27/Neml 40). فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ : Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır (55/Rahmân 56) âyeti, sözü edilen kadınların iffetlerinden dolayı gözlerini kapattıklarını ifâde eder.
طُرِفَ فُلاَنٌ : Falan kişinin göz kapağına isabet edildi. لِيَقْطَعَ طَرَفًا مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا : Allah, kâfirlerin bir tarafını/kenarını kessin (3/Âl-i İmrân 127) âyetinde kesmenin taraf’a tahsis edilmesi şundandır: Çünkü bir şeyin kenarını eksiltmek, onun zayıflamasına ve yok olmasına neden olur. Bundan dolayı Allah buyurur ki: أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا نَأْتِي الْأَرْضَ نَنْقُصُهَا مِنْ أَطْرَافِهَا : Bizim o toprağa gelip nasıl onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? (13/Ra’d 41).
طِرَاف : Kenarı alınan deri çadır. مِطْرَفُ الْخَزِّ وَمُطْرَفٌ : Kenarı işlenmiş ipek elbise. قَدْ أَطْرَفْتُ مَالاً : Çokça mal verdim. نَاقَةٌ طَرِفَةٌ وَمُسْتَطْرِفَةٌ : At gibi, çayırın etrafında otlayan deve. طَرِيف : Elde edilen şey. Bu anlamdan şöyle denir: مَالٌ طَرِيفٌ : Elde edilen mal. رَجُلٌ طَرِيفٌ : Bir kadınla yetinmeyen adam. طِرْف : Asil at. Bu, güzelliğinden dolayı bakılan attır. طِرْف kelimesinin aslı, مَطْرُوف ; yani kendisine bakılandır. Tıpkı نِقْض ’ın مَنْقُوض /bozulan anlamında olduğu gibi. Bu bakış açısından güzelliğinden dolayı bakışların odaklandığı kişi için; هُوَ قِيدُ النَّوَاظِرِ denir.