ص و ر (ṦWR)
S-v-r
Hz. Peygamber de şöyle buyurmaktadır: إِنَّ اللهَ خَلَقَ آَدَمَ عَلَى صُوَرتِهِ : Allah, Âdem’i kendi sûretinde yarattı. Hadisteki sûret’ten kasıt, insana özgü olan göz ve basiretle idrak eden hey’et’tir. Allah bununla insanı, yaratıklarının çoğundan üstün kılmıştır. Sûret kelimesinin Yüce Allah’a izafe edilmesi, ba’zıyet ve teşbih anlamında değil -ki Allah bundan münezzehtir-, mülkiyet anlamındadır. Bu izafe, tıpkı بَيْتُ اللهِ /Allah’ın evi ve نَاقَةُ اللهِ /Allah’ın devesi gibi insanı şereflendirmek içindir. Allah buyurur ki: فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ : Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen onun için secdeye kapanın (15/Hicr 29); وَيَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ : Sûr’a üfürüleceği gün (27/Neml 87). Kimisine göre âyette sözü edilen sûr, boynuz gibi bir şey olup kendisine üfürülür. Böylece Yüce Allah bunu, sûret ve ruhların kendi bedenlerine geri dönmesine sebep kılar.
Rivâyet edildiğine göre Sûr’un içinde bütün insanların sûreti vardır. فَخُذْ أَرْبَعَةً مِنَ الطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ : Dört kuş al, onları kendine alıştır (2/Bakara 260); yani onları kendine meylettir. Âyette geçen صِرْهُنَّ fiili, meyletmek anlamındaki صَوْر kökünden gelmektedir. Kimisine göre ise onun anlamı şudur: Kuşları sûret sûret kes. Söz konusu kelime صُرْهُنَّ [sâd harfinin zammı ile] de okunmuştur. Bunun iki farklı lehçe olduğu söylenmiştir. صِرْتُه وصُرْتُه denir. Bazılarına göre صُرْهُنَّ sözü; onlara seslen, anlamındadır.
Halil şöyle der: Çağrıldığında gelen kuşa عُصْفُورٌ صَوَّارٌ denir. Ebû Bekir en-Nekkaş şöyle der: Âyette geçen fiil; bağlamak anlamındaki صَرّ kökünden, sâd’ın zammı, râ’nın şedde ve fethi ile صُرَّهُنَّ şeklinde okunmuştur. Ses anlamındaki صَرِير kökünden صِرَّهُنَّ şeklinde de okunmuştur. Yani; onlara seslen! Kesmek anlamı nokta-i nazarından koyun sürüsüne صِوَار denir. Tıpkı صِرْمَة, قَطِيع, فِرْقَة ve kesmek anlamının itibara alındığı diğer topluluk isimleri gibi.