Sözlük

ص ف ر (ṦFR)

S-f-r

صُفْرَة /Sarı: Siyah ve beyaz arasında bir renktir; fakat siyaha daha yakındır. Onun için kimi zaman bu kelimeyle siyah rengi kastedilir. Nitekim Hasan, بَقَرَةٌ صَفْرَاءُ فَاقِعٌ لَوْنُهَا : Rengi parlak, sarı bir inektir (2/Bakara 69) âyetini, “siyah bir inek” diye tefsir etmiştir.

Bazıları siyah renkte فَاقِع değil, حَالِكَة sözcüğünün kullanıldığını söyler. Allah buyurur ki: ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَاهُ مُصْفَرًّا : Sonra kurur, sen de onu sapsarı görürsün (39/Zümer 21); كَأَنَّهُ جِمَالَةٌ صُفْرٌ : Sanki o kıvılcımlar, sarı halatlardır (77/Murselât 33). Bazılarına göre âyette geçen صُفْرٌ kelimesi, أَصْفَر ’ın çoğuludur. Bazıları ise ondan kastın madenlerden çıkarılan sufr/tunç olduğunu söyler. Bu anlamdan bakıra صُفْر denmiştir.

Kedi otunun kurusuna صُفَار denir. Kimi zaman işitilen sesi hikâye etmek için صَفِير sözcüğü getirilir. Bu anlamdan; boş olduğundan dolayı kaptan ıslık sesi işitildiğinde, صَفِرَ اْلإِنَاءُ /Kap ıslık çaldı, denir. Sonra bu kelime ister kap ister başkası olsun, boş olan her şey için yaygın bir şekilde kullanılır oldu. Gıdadan boş olan mide ve damarlara صَفَر denir.

Ciğerden mideye uzanan damarlar, gıdasız kalıp mide parçacıklarını emdiklerinde cahil Araplar, bunun kaburga kemiklerinin uçlarındaki kıkırdakları ısıran yılan/kurtçuk olduğuna inanırlardı. Öyle ki Hz. Peygamber bunu nefyederek şöyle demiştir: لاَ صَفَرَ ; yani onların midede olduğuna inandıkları herhangi bir yılan/kurtçuk yoktur. Şairin şu şiiri de bu anlamdadır:

وَلاَ يَعُضُّ عَلَى شُرْسُوفِهِ الصَّفَرُ -281

281- Onun kıkırdağını yılan/kurtçuk ısırmaz.

Aylardan birine de صَفَر /Safer denir; çünkü o ayda insanların evleri azıksız kalır. Söz konusu aydaki mahsûle صَفَرِيّ denir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →