ص ع د (ṦAD̃)
S-a-d
سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا : (74/Müddessir 17); yani onu meşakkatli bir yokuşa sardıracağım. Yer yüzeyine/toprağa da صَعِيد denir: وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمُ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا : Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin (4/Nisâ 43). Bazılarına göre صَعِيد yerden yükselen toza denir; dolayısıyla teyemmüm eden kişinin eline tozun yapışması gerekir.
فَمَنْ يُرِدِ اللَّهُ أَنْ يَهدِيَهُ يَشْرَحْ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ وَمَنْ يُرِدْ أَنْ يُضِلَّهُ يَجْعَلْ صَدْرَهُ ضَيِّقًا حَرَجًا كَأَنَّمَا يَصَّعَّدُ فِي السَّمَاءِ : Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır (6/En’âm 125). Âyette geçen يَصَّعَّدُ kelimesinin aslı يَتَصَعَّدُ ’dır. إِصْعَاد kelimesine gelince bazılarına göre anlamı şudur: İster yukarı çıkmak olsun, ister aşağı inmek olsun yeryüzünde uzaklaşmaktır. Bu kelimenin aslı yüksek yerlere gitmek anlamındaki صُعُود kökünden gelmektedir. Basra’dan Necd ve Hicaz’a gitmek gibi. Sonra bu kelime onda yükseklik itibara alınmasa bile, uzaklaşma anlamında kullanılır oldu. Tıpkı تَعَالَ kelimesi gibi. Zira bu kelimenin asıl anlamı yukarıya davet etmektir; daha sonra ister yukarıya, ister aşağıya olsun ‘gelmek’ ile ilgili emir oldu. Allah buyurur ki: إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُونَ عَلَى أَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِي أُخْرَاكُمْ : Hani Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, hiç kimseye bakmadan kaçıyordunuz (3/Âl-i İmrân 153). Bazılarına göre إِذْ تُصْعِدُونَ sözüyle yeryüzünde uzaklaşma kastedilmemiş; onunla, araştırıp yaptıkları şeyler konusundaki yükselişlerine işaret edilmiştir. Bu şöyle demen gibidir: أَبْعَدْتُ فِي كَذَا : Şu konuda ilerledim; اِرْتَقَيْتُ فِيهِ كُلَّ مُرْتَقًى : Onda her türlü ilerlemeyi sağladım. Sanki Yüce Allah şöyle demiştir: Korkuyu hissetme ve mağlubiyete devam etme konusunda ilerliyordunuz. Allah’tan kula ulaşan şey için نُزُول istiâre edildiği gibi, kuldan Allah’a ulaşan şey için de صُعُود istiâre edilir: إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ : O’na güzel sözler yükselir (35/Fâtır 10).
يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا : (72/Cin 17); yani onu meşakkatli bir azaba sevkeder. تَصَعَّدَنِي كَذَا : Falan şey bana zor geldi, denir. Hz. Ömer de şöyle demiştir: مَا تَصَعَّدَنِي أَمْرٌ مَا تَصَعَّدَنِي خُطْبَةُ النِّكَاحِ : Evlenme teklifi/Kız istemek bana zor geldiği kadar hiçbir şey bana zor gelmemiştir.