Sözlük

ص د د (ṦD̃D̃)

S-d-d

صُدُود ve صَدّ kelimeleri kimi zaman bir şeyden yüz çevirip ondan uzaklaşma anlamına gelir: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا إِلَى مَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنْكَ صُدُودًا : Onlara ‘Allah’ın indirdiğine ve Peygamber’e geliniz’ dendiğinde o münafıkların senden büsbütün yüz çevirip uzaklaştıklarını görürsün (4/Nisâ 61). Kimi zaman da çevirme ve engelleme/alıkoyma anlamına gelir: وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ : Şeytan, kendilerine yaptıklarını güzel göstermiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur (27/Neml 24); الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ : İnkâr edenlerin ve Allah yolundan alıkoyanların amellerini Allah boşa çıkarır (47/Muhammed 1); إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ نُذِقْهُ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ : Şüphesiz inkâr edenlere, Allah’ın yolundan alıkoyanlara can yakıcı bir azap tattırırız (22/Hac 25); قُلْ قِتَالٌ فِيهِ كَبِيرٌ وَصَدٌّ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَكُفْرٌ بِهِ وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِ مِنْهُ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ : De ki; o ayda savaşmak büyük bir günâhtır. Allah yolundan engellemek, O’nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’a gidişi engellemek ve halkını oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyük bir günâhtır (2/Bakara 217); وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ آَيَاتِ اللَّهِ بَعْدَ إِذْ أُنْزِلَتْ إِلَيْكَ : Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan alıkoymasınlar (28/Kasas 87). Bu anlamda başka âyetler de vardır. Bu kökten صَدَّ يَصُدُّ صُدوُدا formu geldiği gibi صَدَّ يَصِدّ صَدًّا şeklinde de gelmektedir.

Engel teşkil eden dağa صَدّ ve صُدّ denir. صَدِيد ise et ve deri arasında oluşan irine denir. Bu kelime cehennem ehlinin yiyeceğine örnek olarak verilmiştir: وَيُسْقَى مِنْ مَاءٍ صَدِيدٍ * يَتَجَرَّعُهُ وَلَا يَكَادُ يُسِيغُهُ : Orada irinli sudan içirilecektir * Onu yudumlamaya çalışacak, ama zor yutacak (14/İbrâhîm 16-17).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →