Sözlük

ص ف و (ṦFW)

S-f-v

صَفَاء kelimesinin asıl anlamı, bir şeyin bulanıklıktan arı olmasıdır. Bu anlamdan hâlis taşa صَفَا denir. Allah buyurur ki: إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ : Safâ ile Merve Allah’ın nişanlarındandır (2/Bakara 158). Âyette geçen الصَّفَا kelimesi belli bir yerin ismidir. اِخْتِيَار , bir şeyin en iyisini; اِجْتِبَاء , bir şeyin seçkin olanını almak olduğu gibi, اِصْطِفَاء da bir şeyin özünü almaktır.

Yüce Allah’ın bazı kullarını seçmesi, kimi zaman Allah’ın onları başkalarında bulunan bulanıklıktan arı olarak yaratmasıyla; kimi zaman da baştan itibaren olmasa da Allah’ın tercih etmesi ve karar vermesi ile olmaktadır. Allah buyurur ki: اللَّهُ يَصْطَفِي مِنَ الْمَلَائِكَةِ رُسُلًا وَمِنَ النَّاسِ : Allah, meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da (22/Hac 75); إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَى آَدَمَ وَنُوحًا وَآَلَ إِبْرَاهِيمَ وَآَلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ : Allah Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini ve İmrân ailesini seçerek âlemlere üstün kıldı (3/Âl-i İmrân 33); وَإِذْ قَالَتِ الْمَلَائِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللَّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاءِ الْعَالَمِينَ : Melekler demişti ki: Ey Meryem, Allah seni seçti, temizledi ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı (3/Âl-i İmrân 42); قَالَ يَا مُوسَى إِنِّي اصْطَفَيْتُكَ عَلَى النَّاسِ بِرِسَالَاتِي وَبِكَلَامِي : Allah dedi ki; Ey Musa, mesajlarımla ve konuşmamla sana diğer insanlar üzerinde seçkin bir konum bağışladım (7/A’râf 144); وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ : Onlar bizim yanımızda seçilmiş en hayırlı kimselerdendir (38/Sâd 47). اِصْطَفَيْتُ كَذَا عَلَى كَذَا : Falan şeyi falan şeye tercih ettim. أَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَنِينَ : Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş? (37/Sâffât 153); قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَسَلَامٌ عَلَى عِبَادِهِ الَّذِينَ اصْطَفَى : De ki; hamd olsun Allah’a, selâm olsun seçkin kıldığı kullarına (27/Neml 59); ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا : Sonra biz o kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras bıraktık (35/Fâtır 32).

صَفِيّ ve صَفِيَّة : Liderin kendi şahsı için seçtiklerine denir. Şair şöyle der:

لَكَ الْمِرْبَاعُ مِنْهَا وَالصَّفَايَا -282

282- Onun dörtte biri ve kendin için seçtiklerin senindir.

Kimi zaman bu iki kelime, bol sütlü deve ve çok ürün veren hurma ağacı anlamında kullanılırlar. أَصْفَتِ الدَّجَاجَةُ : Tavuk yumurtadan kesildi; sanki tavuk ondan arınmış gibi oldu. Buna benzetilerek أَصْفَى الشَاعِرُ : Şair şiir yazmaz oldu/şiiri kesildi, denir. Bu da şu sözden gelmektedir: أَصْفَى الْحَافِرُ : Yeri kazan kişi, safa’ya; yani kayaya ulaştı da kaya onu kazımaktan engelledi. Bu, tıpkı Arapların şu sözleri gibidir: أَكْدَى وَأَحْجَرَ : Yeri kazan kişi, kayaya ulaştı.

صَفْوَان /Kaya kelimesi de صَفَا gibidir; tekili صَفْوَانَة şeklinde gelir. Allah buyurur ki: فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا : Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer; üzerine bol yağmur yağdığında onu cascavlak bırakır (2/Bakara 264). يَوْمٌ صَفْوَانٌ : Açık güneşli, çok soğuk gün.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →