ص ل ب (ṦLB)
S-l-b
وَإِنَّمَا أَوْلاَدُنَا بَيْنَنَا *** أَكْبَادُنَا تَمْشِي عَلَى اْلأَرْضِ -283
283- Çocuklarımız aramızda ancak;
Yeryüzünde yürüyen ciğerlerimizdir.
Diğer bir şair de şöyle der:
فِي صَلَبٍ مِثْلِ الْعِنَانِ الْمُؤْدَمِ -284
284- Kaburga kemiğinde; deriden dizgin gibi.
صَلَب ve اِصْطِلاَب : Kemikten yağ çıkarmaktır. صَلْب : Öldürmek için insanın asılmasıdır. Kimisi bu kelimenin, kişinin sulbünü/sırtını bir tahtaya bağlamak anlamında olduğunu söyler. Kimisi de onun صَلْبُ الْوَدَكِ /yağ çıkarmak sözünden geldiğini söyler. Allah buyurur ki: وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ : Onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler (4/Nisâ 157); وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ : Hepinizi astıracağım (26/Şu’arâ 49); وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِي جُذُوعِ النَّخْلِ : Sizi hurma dallarına asacağım (20/Tâhâ 71); إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا : Allah ve elçisi ile savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk için uğraşanların cezası: Öldürülmeleri veya asılmaları (5/Mâide 33).
صَلِيب kelimesinin asıl anlamı, üzerinde çarmıha gerilen tahtadır. Ayrıca صَلِيب /Haç; Hıristiyanların, Hz. İsa’nın üzerinde çarmıha gerildiğine inandıkları tahta şeklinde olduğu için onunla Allah’a yaklaştıkları şeydir. ثَوْبٌ مُصَلَّّبٌ : Üzerinde haç izleri bulunan elbise. اَلصَّالِبُ مِنَ الْحُمَّى : Sırt kıran humma; veya ter ile yağı çıkaran humma. صَلَبْتُ السِّنَانَ : Oku sivrilttim. صُلَبِيَّة : Eğe taşı.