Sözlük

ص ل ب (ṦLB)

S-l-b

صَلْب : Sert. Salâbet ve şiddet nokta-i nazarından sırta صُلْب ve صَلَب denmiştir. Allah buyurur ki: يَخْرُجُ مِنْ بَيْنِ الصُّلْبِ وَالتَّرَائِبِ : (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar (86/Târık 7); وَحَلَائِلُ أَبْنَائِكُمُ الَّذِينَ مِنْ أَصْلَابِكُمْ : Sulbünüzden gelen (öz) oğullarınızın hanımları (ile evlenmeniz haramdır) (4/Nisâ 23). Bu âyet, çocuğun babadan bir parça olduğuna işarettir. Şairin şu sözü de buna işaret eder:

وَإِنَّمَا أَوْلاَدُنَا بَيْنَنَا *** أَكْبَادُنَا تَمْشِي عَلَى اْلأَرْضِ -283

283- Çocuklarımız aramızda ancak;

Yeryüzünde yürüyen ciğerlerimizdir.

Diğer bir şair de şöyle der:

فِي صَلَبٍ مِثْلِ الْعِنَانِ الْمُؤْدَمِ -284

284- Kaburga kemiğinde; deriden dizgin gibi.

صَلَب ve اِصْطِلاَب : Kemikten yağ çıkarmaktır. صَلْب : Öldürmek için insanın asılmasıdır. Kimisi bu kelimenin, kişinin sulbünü/sırtını bir tahtaya bağlamak anlamında olduğunu söyler. Kimisi de onun صَلْبُ الْوَدَكِ /yağ çıkarmak sözünden geldiğini söyler. Allah buyurur ki: وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ : Onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler (4/Nisâ 157); وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ : Hepinizi astıracağım (26/Şu’arâ 49); وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِي جُذُوعِ النَّخْلِ : Sizi hurma dallarına asacağım (20/Tâhâ 71); إِنَّمَا جَزَاءُ الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْأَرْضِ فَسَادًا أَنْ يُقَتَّلُوا أَوْ يُصَلَّبُوا : Allah ve elçisi ile savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk için uğraşanların cezası: Öldürülmeleri veya asılmaları (5/Mâide 33).

صَلِيب kelimesinin asıl anlamı, üzerinde çarmıha gerilen tahtadır. Ayrıca صَلِيب /Haç; Hıristiyanların, Hz. İsa’nın üzerinde çarmıha gerildiğine inandıkları tahta şeklinde olduğu için onunla Allah’a yaklaştıkları şeydir. ثَوْبٌ مُصَلَّّبٌ : Üzerinde haç izleri bulunan elbise. اَلصَّالِبُ مِنَ الْحُمَّى : Sırt kıran humma; veya ter ile yağı çıkaran humma. صَلَبْتُ السِّنَانَ : Oku sivrilttim. صُلَبِيَّة : Eğe taşı.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →