İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ لَعَنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهِ وَنَسُوا حَظًّا مِمَّا ذُكِّرُوا بِهِ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلٰى خَائِنَةٍ مِنْهُمْ اِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

fe bi mā neḳDihim mīṧāḳahum leǎnnāhum ve ceǎlnā ḳulūbehum ḳāsiyeten yuHarrifūne l-kelime ǎn mevāDiǐhi ve nesū HaZZen mimmā ƶukkirū bihi ve lā tezālu teTTaliǔ ǎlā ḣāinetin minhum illā ḳalīlen minhum fe ǎ'fu ǎnhum ve SfeH inne (a)llahe yuHibbu l-muHsinīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَبِمَاfe bi māsebebiyle
2نَقْضِهِمْneḳDihimن ق ضYıkmak, bozmak, sözleşmeyi bozmak, bir şeyi iptal etmek, anlaşmayı ihlal etmek, çözmek/bükmekbozmaları
3مِيثَاقَهُمْmīṧāḳahumو ث قBirine güvenmek, dayanmak, bağlanmak.sözlerini
4لَعَنَّاهُمْleǎnnāhumل ع نKovmak, lanetlemek, merhamet ve nimetlerden mahrum bırakmak, mahkum etmek, beddua etmek.onları la'netledik
5وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve yaptık
6قُلُوبَهُمْḳulūbehumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerini
7قَاسِيَةًḳāsiyetenق س وSert olmak veya sertleşmek, sertlik, daha sert, boyun eğmeyen, acımasızkaskatı
8يُحَرِّفُونَyuHarrifūneح ر فBozmak, yerinden çıkarmak, değiştirmek, uzaklaştırmak, atmak, değiştirmek, kurcalamak. Bir şeyi doğru yolundan veya tarzından çevirmek, bir kelimeyi yanlış yazmak, kişinin ailesi veya evi için geçim sağlamak veya çalışmak, mal kaybına uğramak, uzaklaşmak veya ilgisiz kalmak, geçim kaynaklarından mahrum kalmak, zorluk yaşatılmak, geçim kaynaklarında sıkıntıya düşmek, kazancı veya geliri kendisinden uzaklaştırılmak.kaydırıyorlar
9الْكَلِمَl-kelimeك ل مKonuşmak, ifade etmek.kelimeleri
10عَنْǎn
11مَوَاضِعِهِmevāDiǐhiو ض عBir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu düşürmek, zarar görmek, kazanç sağlayamamak, alçaltmak/tevazu göstermek, emanet yeri, bir şeyin uygun yeri.yerlerinden
12وَنَسُواve nesūن س يTerk etmek/unutmak/ihmal etmek, unutmuş gibi yapmakve unuttular
13حَظًّاHaZZenح ظ ظİyi durumda olmak, şanslı olmak, zengin/varlıklı/gösterişli olmak, yeterlilik veya kifayet sahibi olmak, ihtiyaç duymamak, isteksiz veya az istekli olmak, bir kişiyi diğerinden üstün tutmak.pay almayı
14مِمَّاmimmāşeyden
15ذُكِّرُواƶukkirūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermeköğütlenen
16بِهِbihikendilerine
17وَلَاve lāasla
18تَزَالُtezāluز ا لdaima
19تَطَّلِعُteTTaliǔط ل عYükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).muttali olursun
20عَلٰىǎlāüzerinde (olduklarına)
21خَائِنَةٍḣāinetinخ و نBir kişiye duyulan güvene sadakatsiz olmak veya sadakatsizce davranmak, hain veya sadakatsizce davranmak, güvenilirlik veya sadakatte ihmal etmek veya başarısız olmak, bir anlaşma veya sözleşmeyi bozarak doğru olana aykırı davranmak, kayıp veya azalma yaşatmak, kopmak/ayrılmak, bir şeyin veya kişinin durumunu kötüye değiştirmek, bir şeyden azar azar azaltmak/israf etmek/zayıflatmak/almak, halsiz veya zayıf, kasıtlı olarak bakılması uygun olmayan bir şeye bakmak, şüphe veya kötü düşünce uyandıran bir bakış yapmak.hainlik
22مِنْهُمْminhumonlardan
23اِلَّاillāhariç
24قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek azı
25مِنْهُمْminhumiçlerinden
26فَاعْفُfe ǎ'fuع ف وAffetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali) - affedici. Afuvvan - çok affedici, Allah'ın bir ismi. Afvun - bağışlama, hoşgörü, fazlalık, bolluk. Ya'fu - affetmek. Ufiya - o affedildi. (Bu kelime, hakkında kullanılan kişinin günah işlediği anlamını zorunlu olarak içermez.)yine de affet
27عَنْهُمْǎnhumonları
28وَاصْفَحْve SfeHص ف حAffetmek/bağışlamak/görmezden gelmek, kaçınmak, kendini uzaklaştırmak, itmek, söndürmek, uzaklaşmak. safhun - af. safhan - uzaklaşma, kaçınma.ve aldırma
29اِنَّinneşüphesiz
30اللّٰهَ(a)llaheAllah
31يُحِبُّyuHibbuح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.sever
32الْمُحْسِنِينَl-muHsinīneح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzel davrananları

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ahitlerini bozdukları, verdikleri sözden döndükleri için lânet ettik onlara ve kalplerini katılaştırdık. Onlar, sözlerin yerini değiştirirler, kendilerine verilen öğütten bir hisse de almazlar. Pek azı müstesna daima hainliklerini duyarsın, gene de bağışla onları, geç suçlarından. Şüphe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.

Adem Uğur

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

Ahmed Hulusi

Ahdlerini bozmaları ile onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık (anlayışlarını kilitledik)! Kelimelerdeki manaları asıl anlamlarından saptırırlar. Uyarıldıkları hakikatlerden haz almayı unuttular. . . Pek azı hariç, onlardan daima hainlik görürsün. . . Onları affet, aldırma! Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerini sever.

Ahmet Tekin

Kesin sözlerini, taahhütlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik, kafalarını kalınlaştırdık ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri, ifadeleri, aslî manalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar, gayesine aykırı te’viller yapıyorlar. Kendilerine öğretilen, tebliğ edilen Tevrat’ın hükümlerinin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onları taahhütlerini bozarak, daima hâinlik ederlerken görürsün. Yine de sen onları sorgusuz sualsiz affet. Azarlamadan, kınamadan hoşgörülü davran. Allah iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman idarecileri, müslümanları sever.

Ahmet Varol

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden alıp değiştirirler. Kendilerine hatırlatılanların bir kısmını unuttular. Çok azı dışında onlardan sürekli hıyanet görürsün. Sen onları affet ve geç. Allah iyilik sahiplerini sever.

Ali Bulaç

Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

Ali Fikri Yavuz

Sonra bu misâklarını (ahd ve sözlerini) bozdukları içindir ki, biz, onları lânetledik (rahmetimizden kovduk) ve kalblerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri (Tevrat’taki Peygambere ait vasıfları ve bazı âyetleri) yerlerinden oynatarak değiştirir tahrif ederler; ve onlar, emredildikleri hakikatlerden nasîp almayı da (Peygambere iman etmeyi) terk ettiler. İçlerinden pek azı müstesna, sen, onlardan daima bir hâinliğin farkına varıp duracaksın. Böyleyken yine onlardan suçları bağışla ve aldırma; çünkü Allah, iyilik edenleri sever.

Ali Rıza Safa

Verdikleri sözü bozdukları için onları lanetledik ve yüreklerini katılaştırdık. Sözlerin anlamlarını saptırdılar ve kendilerine verilen öğretiden pay almayı unuttular. Çok azı dışında, onlardan sürekli alçaklık göreceksin. Yine de onları bağışla ve aldırış etme. Kuşkusuz, Allah, güzel davrananları sever.

Bayraktar Bayraklı

Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O haldesıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

Bekir Sadak

Sozlerini bozduklari icin onlara lanet ettik, kalblerini katilastirdik. Onlar sozleri yerlerinden degistirirler. Kendilerine belletilenin bir kismini unuttular. Iclerinden pek azindan baskasinin daima hainliklerini gorursun, onlari affet ve gec. Allah iyilik yapanlari suphesiz sever.

Celal Yıldırım

Verdikleri kesin sözü bozmaları sebebiyle onları lanetledik, kalblerini de kaskatı yaptık. Kelimeleri (asıl konuldukları) yerlerinden oynatıp değiştirirler. Uyarıldıkları hususlardan nasiplerini unuttular. İçlerinden pek azı müstesna, onlardan sürekli olarak hainlik görürsün. (Bununla beraber) sen onları affet ve (geçmiş kusurlarından) geç.. Şüphesiz ki Allah iyilikte bulunan yararlı kişileri sever.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ahidlerini bozdukları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine bildirilenlerden (Tevrat) önemli bir kısmını da unuttular. İçlerinden pek azı hariç olmak üzere onlardan daima bir hainlik görürsün. Sen yine de onları affet, hoş gör. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.

Diyanet İşleri

İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

Diyanet İşleri (eski)

Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.

Diyanet Vakfi

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra bu sözleşmelerini bozmaları yüzünden, Biz onları lanetledik ve kalplerini kaskatı ettik. Onlar, kelimeleri yerlerinden oynatarak değiştirirler, uyarıldıkları gerçeklerden paylarını almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında, onlardan sürekli bir hainlik görürsün, yine de sen, onları affet ve aldırma! Çünkü Allah, iyilik yapanları sever.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bu misaklarını nakzettikleri içindir ki biz onları la'netledik ve kalblerini kas katı ettik, kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler, ıhtar edildikleri hakikatlerden hazz almayı unuttular, içlerinden pek azı müstesna olmak üzere onlardan daima bir hainliğe muttali' olur durursun, yine sen onlardan afvet ve aldırma, çünkü Allah ihsan edenleri sever

Erhan Aktaş

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Anlaşmalarını bozmalarından dolayı onlara lanet ettik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar, öğütlendikleri şeyden nasiplenmeyi unuturlar, içlerinden çok azı hariç, daima onların hainlik ettiklerini görürsün. Yine de vazgeç ve yaptıklarına aldırma. Kuşkusuz Allah, iyi davrananları sever.

Fizilal-il Kuran

Verdikleri sözlerden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin anlamlarını değiştirirler, kendilerine verilen öğütlerin başlıcalarını unuturlar. Pek azı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları bağışla, yaptıklarına aldırış etme. Hiç şüphesiz Allah iyi davrananları sever.

Gültekin Onan

Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları affet, aldırış etme. Kuşkusuz Tanrı iyilik yapanları sever.

Hamdi Döndüren

Ancak verdikleri sözü tutmadıkları için Biz, onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar (Tevrat’ta) kelimelerin yerlerini değiştirerek (anlamını bozarlar). Kendilerine verilen öğütlerden bir pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı dışında, onlardan hep hâinlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme! Çünkü Allah iyilik edenleri sever.

Hasan Basri Çantay

(Buna rağmen) onlar (verdikleri) o kat'i te'minatı çözüb bozmuş oldukları içindir ki biz kendilerini rahmetimizden koğduk, kalblerini kaskatı yapdık. Onlar kelimeleri (Allah tarafından) konulan yerlerinden (kaldırıb) değişdirirler. Onlar nasıyhat ve ihtaar edildikleri şeylerden (hakıykatlerden) bir nasıyb almayı da unutdular. İçlerinden birazı müstesna olmak üzere sen, onlardan daima bir haainliğe muttali olub duracaksın. Sen yine onların suçundan geç, aldırış etme. Şübhe yok ki Allah, iyilik edenleri sever.

Hasib Asutay

Sözlerini bozdukları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlardı. (8) Uyarıldıkları şeylerden bir pay almayı da unuttular. (9) İçlerinden pek azı dışında onlardan daima bir hainlik görürsün. Sen (yine de) onları affet ve aldırış etme. (10) Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever. (8. Peygamber Efendimizin Tevrat'ta bulunan vasıflarını değiştirmeleri gibi.) (9. Peygamber Efendimize iman etmeyi.) (10. Bazı müfessirlere göre bu âyetin af ile ilgili bölümü Tevbe Suresi'nin kılıçla ilgili olan beşinci âyetiyle nesh edilmiştir.)

Hayrat Neşriyat

Sonra o sağlam sözlerini bozmaları sebebiyle onlara lâ'net ettik ve kalblerini kaskatı yaptık. (Onlar Tevrât’taki) kelimeleri yerlerinden değiştirirler, kendisiyle nasîhat edildikleri (o kitapları)ndan bir nasîb (almay)ı da unuttular. İçlerinden pek azı müstesnâ, onlardan dâimâ bir hâinliğe muttali' olursun; yine de (sen) onları affet ve aldırma! Muhakkak ki Allah, iyilik edenleri sever.

İbni Kesir

Ahidlerini bozmalarından ötürü onlara la'net ettik, kalblerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilenlerin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azı müstesna daima hainliklerini görürsün. Sen; onları affet ve geç. Muhakkak Allah; ihsan edenleri sever.

Mehmet Okuyan

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetlemiş ve kalplerini katılaştırmıştık. Onlar, kendilerine hatırlatılan (Tevrat’tan) paylarını unutarak kelimelerin yerlerini değiştirirler. İçlerinden azı hariç, onlardan daima bir ihanet göreceksin. (Yine de) sen onları affet ve (onları) hoşgör! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.

Muhammed Esed

Daha sonra, kesin taahhütlerinden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık; (öyle ki, şimdi) onlar, (vahyedilmiş) sözleri, asıl bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; ve onlar, akıllarından çıkarmamaları emredilen şeylerin çoğunu unutmuşlar; birkaçı dışında onların hepsinden daima ihanet göreceksin. Ama onları bağışla ve (yaptıklarına) katlan: şüphe yok ki Allah iyilik yapanları sever.

Mustafa İslamoğlu

Daha sonra, bu kesin taahhütlerimi bozdukları için onları rahmetimizden dışladık ve kalplerini katılaştırdık; (şimdi onlar) kelimeleri bağlamlarından kopararak çarpıtıyorlar; üstelik kendilerine hatırlatılan hakikatlerden bir kısmını da unutmuş durumdalar. Çok azı dışında hep onların ihanetine uğrayacaksın. Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sonra ahdlerini bozmaları sebebiyle onlara lânet ettik, ve kalblerini kaskatı yaptık, onlar kelimeleri mevzilerinden tağyir ederler. Ve tezkir olundukları şeylerden bir nâsib almayı da unutmuş bulunurlar. Ve onlardan birazı müstesna olmak üzere daima bir hainliğe muttali olursun. Maahaza onlardan affet, iğrazda bulun, şüphe yok ki, Allah Teâlâ muhsin olanları sever.

Ömer Öngüt

Verdikleri kesin sözü bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler ve kendilerine belletilenlerin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima hâinlik görürsün. Onları affet ve aldırma. Şüphesiz ki Allah iyilik yapanları sever.

Suat Yıldırım

İşte o Yahudileri, verdikleri kesin sözü bozduklarındandır ki lânetledik, onların kalplerini katılaştırdık. Böylece onlar kelimeleri yerlerinden oynatarak tahrif ederler. Kendilerine tebliğ edilen hususlardan pek çoğunu unuttular. Onların pek azı hariç olmak üzere, onlar tarafından devamlı olarak hainlik görürsün. Yine de sen onları affet, aldırma. Çünkü Allah iyilik edenleri sever.

Süleyman Ateş

Sözlerini bozdukları için onları la'netledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Kendilerine öğütlenen şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma, çünkü Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı

Verdikleri sözden dönmelerinden dolayı onları lanetledik /dışladık, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin asıl anlamlarını tahrif ediyor /kaydırıyor, akıllarında tutmaları istenen bilgilerin bir kısmını unutuyorlardı. Pek azı dışında onlardan hep hainlik göreceksin. Sen onlara bakma ve yeni bir sayfa aç. Allah güzel davrananları sever.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sözlerinden caydıkları için onları dışladık (lanetledik), kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını yerlerinden kaydırarak tahrif ederler. Kendilerine hatırlatılan gerçeklerden nasip almayı unuttular. Pek azı müstesna onların yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları bağışla ve aldırma çünkü Allah, güzel davrananları sever.

Şaban Piriş

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik, kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin anlamlarını kaydırıyorlar, kendilerine hatırlatılandan ders almayı unuttular. İçlerinden çok azı dışında onların daima hainliklerini görürsün. Yine de onları bırak ve önemseme, Allah, iyilik yapanları sever.

Tefhim-ul Kuran

Sözlerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever.

Ümit Şimşek

Onları, sözlerinden dönmeleri yüzünden lânetledik ve kalplerini de katılaştırdık. Onlar, kelimeleri yerlerinden saptırırlar; kendilerine verilen öğütten paylarını da unutmuşlardır. Pek azı müstesna, onlardan hep hainlik görürsün. Yine de sen onları bağışla ve aldırış etme. Muhakkak ki Allah iyilik yapanları sever.

Yaşar Nuri Öztürk

Sonunda, verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

İsrail oğulları verdikləri əhdi pozduqlarına görə Biz onları lənətlədik və qəlblərini sərtləşdirdik. Onlar Kitabda olan kəlmələrin yerlərini dəyişdirirlər. Onlar özlərinə öyrədilmiş şeylərin bir hissəsini unutdular. İçərilərindən az bir qismi istisna olmaqla, sən onlardan daim xəyanət görəcəksən. Onları əfv et və təqsirlərindən keç. Şübhəsiz ki, Allah yaxşılıq edənləri sevir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sonra əhdlərini pozduqları üçün onları ləʼnətlədik və ürəklərini sərtləşdirdik. Onlar sözlərin (Tövratda peyğəmbərin vəsfinə dair kəlmələrin və bəʼzi başqa ayələrin) yerlərini dəyişib təhrif edir və xəbərdar edildikləri şeylərin bir hissəsini (Muhəmməd peyğəmbərə iman gətirməyi) unudurlar. Onların az bir qismi müstəsna olmaqla, sən onlardan həmişə xəyanət görəcəksən. Bununla belə, onları bağışla, ğünahlarından keç. Şübhəsiz ki, Allah yaxşılıq edənləri sevər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Weil sie ihre Verpflichtung brachen, haben Wir sie verdammt. Ihre Herzen sind hart geworden. Sie verdrehten bewußt Gottes Worte in der Schrift, und sie vergaßen einen Teil der offenbarten Gebote und Verbote. Du wirst immer wieder von ihrer Seite Betrug und Verrat erleben. Nur wenige von ihnen sind ausgenommen. Vergib ihnen und sei nachsichtig! So tust du ein gutes Werk; Gott liebt diejenigen, die Gutes tun.

Almanca — Der Edle Quran

Dafür, daß sie ihr Abkommen brachen, haben Wir sie verflucht und ihre Herzen hart gemacht. Sie verdrehen den Sinn der Worte, und sie haben einen Teil von dem vergessen, womit sie ermahnt worden waren. Und du wirst immer wieder Verrat von ihnen erfahren - bis auf wenige von ihnen. Aber verzeihe ihnen und übe Nachsicht. Gewiß, Allah liebt die Gutes Tuenden.

Almanca — M. A. Rassoul

Deshalb, weil sie ihren Bund brachen, haben Wir sie verflucht und haben ihre Herzen verhärtet. Sie entstellten die Schrift an ihren richtigen Stellen und sie haben einen Teil von dem vergessen, woran sie gemahnt wurden. Und du wirst nicht aufhören, auf ihrer Seite bis auf einige von ihnen Verrat zu entdecken. Also vergib ihnen und wende dich (von ihnen) ab. Wahrlich, Allah liebt jene, die Gutes tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Infolge ihrer Verletzung ihres Gelöbnisses haben WIR sie verflucht und ihre Herzen hart gemacht. Sie verdrehen die Worte (der Schrift) und haben einen Teil von dem vergessen, woran sie erinnert wurden. Und du wirst immer wieder einen Verrat von ihnen aufdecken, außer von wenigen von ihnen, so verzeihe ihnen und sei nachsichtig! Gewiß, ALLAH liebt die Muhsin.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet, set to their discredit was the crime of breaking the divine covenant which brought them within the measure of Allah’s wrath; We poured upon them maledictions and rendered them hard-hearted. They translocation the words of the Sacred Scriptures to alter Allah’s words and willfully neglect a part of what was imparted to them. And thus still you sense O Muhammad deception as the principal ingredient in their disposition with the excepting a few among them who lift to Allah their inward sight. Nonetheless, accord them forgiveness and do not entertain them with thoughts of ill-will; Allah likes those who turn their thoughts on moral excellence and benevolence.

Abdul Haleem

But they broke their pledge, so We distanced them [from Us] and hardened their hearts. They distort the meaning of [revealed] words and have forgotten some of what they were told to remember: you [Prophet] will always find treachery in all but a few of them. Overlook this and pardon them: God loves those who do good.

Abdullah Yusuf Ali

But because of their breach of their covenant, We cursed them, and made their hearts grow hard; they change the words from their (right) places and forget a good part of the message that was sent them, nor wilt thou cease to find them- barring a few - ever bent on (new) deceits: but forgive them, and overlook (their misdeeds): for Allah loveth those who are kind.

Abul A'la Maududi

Then, for their breach of the covenant We cast them away from Our mercy and caused their hearts to harden. (And now they are in such a state that) they pervert the words from their context and thus distort their meaning, and have forgotten a good portion of the teaching they were imparted, and regarding all except a few of them you continue to learn that they committed acts of treachery. Pardon them, then, and overlook their deeds. Surely Allah loves those who do good deeds.

Aisha Bewley

But because of their breaking of their covenant, We have cursed them and made their hearts hard. They distort the true meaning of words and have forgotten a good portion of what they were reminded of. You will never cease to come upon some act of treachery on their part, except for a few of them. Yet pardon them, and overlook. Allah loves good-doers.

Al-Hilali & Khan

So, because of their breach of their covenant, We cursed them and made their hearts grow hard. They change the words from their (right) places and have abandoned a good part of the Message that was sent to them.[1] And you will not cease to discover deceit in them, except a few of them. But forgive them and overlook (their misdeeds). Verily, Allâh loves Al-Muhsinûn (good-doers - See V.2:112).

Ali Quli Qarai

Then, because of their breaking their covenant We cursed them and made their hearts hard: they pervert words from their meanings, and have forgotten a part of what they were reminded. You will not cease to learn of some of their treachery, excepting a few of them. Yet excuse them and forbear. Indeed Allah loves the virtuous.

Amatul Rahman Omar

So on account of their breaking their covenant We deprived them of Our blessings, and We let their hearts become hardened. Now they pervert the words from their proper context (of the Divine Book) and (in doing so) they have abandoned a good portion of what they were (reminded of and) exhorted with. And you will never cease to discover one dishonesty (or the other) on their part, with the exception of a few of them; so pardon them and pass (them) over. Verily, Allâh loves the doers of good to others.

Arthur John Arberry

So for their breaking their compact We cursed them and made their hearts hard, they perverting words from their meanings; and they have forgotten a portion of that they were reminded of; and thou wilt never cease to light upon some act of treachery on their part, except a few of them. Yet pardon them, and forgive; surely God loves the good-doers.

Bijan Moeinian

Then they broke their covenant! Therefore, I put a curse on them and made their hearts insensitive to the truth. With a few exception, they are the ones who falsify the words of the Scriptures and disregard some of their commandments. You will be subject to their betrayal every now and then. Forgive them and disregard them as God loves graceful people.

E. Henry Palmer

And for that they broke their compact, we cursed them, and placed in their hearts hardness, so that they perverted the words from their places, and forgot a portion of what they were reminded of. But thou wilt not cease to light upon treachery amongst them, save a few of them; but pardon them and shun them; verily, God loves the kind.

Edip-Layth

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, made their hearts become hardened. They take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. You will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

George Sale

Wherefore because they have broken their covenant, we have cursed them, and hardened their hearts; they dislocate the words of the pentateuch from their places, and have forgotten part of what they were admonished; and thou wilt not cease to discover deceitful practices among them, except a few of them. But forgive them, and pardon them, for God loveth the beneficent.

Hamid S. Aziz

And because they broke their covenant, We cursed them, and placed hardness in their heart. They perverted the words from their contexts, and forgot a portion of what they were admonished. you will not cease to find treachery from all, save a few of them; but pardon them and bear with them (tolerate or ignore their perversity); verily, Allah loves the kind.

Mahmoud Ghali

So, for their breaking their compact, We cursed them and We made their hearts hard. They pervert the Wordings from their contexts, (i.e. original meanings) and they have forgotten a portion of what they were reminded. And you will not cease viewing some treacherous (act) on their part, except a few of them. Yet be clement towards them and pardon; surely Allah loves the fair-doers.

Marmaduke Pickthall

And because of their breaking their covenant, We have cursed them and made hard their hearts. They change words from their context and forget a part of that whereof they were admonished. Thou wilt not cease to discover treachery from all save a few of them. But bear with them and pardon them. Lo! Allah loveth the kindly.

Mohamed Ahmed - Samira

When they dishonoured their pledge We condemned them, and hardened their hearts. So they distort the words of the Scripture out of context, and have forgotten some of what they were warned against. You will always hear of treachery on their part except that of a few. But forbear and forgive them, for God loves those who do good.

Muhammad Asad

Then, for having broken their solemn pledge, We rejected them and caused their hearts to harden-[so that now] they distort the meaning of the [re-vealed] words, taking them out of their context; and they have forgotten much of what they had been told to bear in mind; and from all but a few of them thou wilt always experience treachery. But pardon them, and forbear: verily, God loves the doers of good.

Mustafa Khattab

But for breaking their covenant We condemned them and hardened their hearts. They distorted the words of the Scripture and neglected a portion of what they had been commanded to uphold. You ˹O Prophet˺ will always find deceit on their part, except for a few. But pardon them and bear with them. Indeed, Allah loves the good-doers.

Progressive Muslims

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, and made their hearts become hardened; they take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. And you will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

Sahih International

So for their breaking of the covenant We cursed them and made their hearts hard. They distort words from their [proper] usages and have forgotten a portion of that of which they were reminded. And you will still observe deceit among them, except a few of them. But pardon them and overlook [their misdeeds]. Indeed, Allah loves the doers of good.

Sam Gerrans

So for their violation of their agreement We cursed them and made their hearts hard. They twist words from their places, and have forgotten a portion of that they were reminded of. And thou wilt not cease to find treachery among them save a few among them; but pardon thou them, and forbear thou; God loves the doers of good.

Shabbir Ahmed

When they broke their Promise, We rejected them and Our Law caused their hearts to harden. So, now they change words from their context and ignore a good part of the Message, forgetting what they were told to bear in mind. (O Prophet) You will not cease to discover betrayal from all but a few of them. Pardon them and forbear. Allah loves those who are kind, benefic.

Syed Vickar Ahamed

But because of their break of their (own) Promise, We cursed them, and made their hearts grow hard: They change the words from their (right) places and gave up a good part of the Message that was sent to them, also you will not stop finding them— Except a few of them— Always bent on (telling new) lies: But forgive them, and overlook (their wrong doings): For Allah loves those who do good deeds.

Taqi Usmani

So, because they broke their pledge, We cursed them and made their hearts hardened. They change words from their places, and they have overlooked a good deal of the Advice they were given. Every now and then you come across a certain treachery from all of them, except a few. So, forgive them and forego. Indeed, Allah loves those who are good in deeds.

The Monotheist Group

But because of them breaking their covenant, We have cursed them, and made their hearts become hardened; they take the words out of context; and they forgot much of what they were reminded of. And you will still discover betrayal in them except for a few; so pardon them and overlook; God loves the good doers.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et puis, à cause de leur violation de lʹengagement, Nous les avons maudits et endurci leurs cœurs: ils détournent les paroles de leur sens et oublient une partie de ce qui leur a été rappelé. Tu ne cesseras de découvrir leur trahison, sauf dʹun petit nombre dʹentre eux. Pardonne-leur donc et oublie (leurs fautes). Car Allah aime, certes, les bienfaisants.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bi sedema peymanşikandina wan me ew ji rehma xwe dûr kirin, me dilê wan hişk û hola kir. Ew, peyvan ji cihê wan diguherînin û wan pareke (girîng) ji ya ku pê hatibûn fermankirin ji bîr kir. (Ya Muhemmed!) Ji bilî kêm kesan pê ve, tu dê tim ji wan xiyanetê bibînî. Dîsa jî, li wan bibore û guhê xwe nede wan. Bêguman Xwedê ji qencîkarên rast û durist hez dike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar, vanwege het verbreken van hun verdrag hebben Wij hen vervloekt en hun harten hard gemaakt. Zij verdraaien de woorden (door ze) uit hun verband (te halen) en zij zijn een deel vergeten van dat waartoe zij aangemaand waren. En jij zult steeds weer verraad van hen bespeuren, op enkelen van hen na. Reken het hun maar niet aan en scheld het kwijt. God bemint hen die goed doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar omdat zij hun verbond hebben geschonden, hebben wij hen gevloekt en hunne harten versteend; zij rukken de woorden van den Pentateuches van hunne plaats, en hebben een deel vergeten van hetgeen hun werd onderwezen; en gij zult niet ophouden slechte daden bij hen te ontdekken, bij eenigen van hen uitgezonderd; maar vergeef hun en schenk hun daarvoor genade; want God bemint den milde.

Hollandaca — Siregar

Maar omdat zij hun verbond verbraken, hebben Wij hen vervloekt en hebben Wij hun harten hard gemaakt. En zij verschoven de woorden (in de Schrift) van hun plaatsen en zij vergaten een gedeelte van hetgeen waarmee zij mee vermaand waren. En jij (O Moehammad), behalve van enkelen van hen. Vergeef hun en scheld (het) kwijt. Voorwaar, Allah houdt van de weldoeners.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

И за то, что они [иудеи] нарушили свой договор (о том, что они обязуются уверовать в каждого пророка, помогать ему и уважать его), Мы прокляли их и сделали сердца их черствыми [такими, что они не принимают истину]. Они искажают слова (Торы) (переставляя их) со своих мест (измышляя на Аллаха ложь), и (сами) они забыли часть того, о чем им напоминали [оставили выполнение того, что им было ниспослано]. И ты (о, Посланник) не престаешь узнавать об измене [предательстве] с их [иудеев] стороны, кроме немногих из них. Но (ты, о Пророк) прощай им (то плохое, что они причиняют тебе) и отвернитесь (от них), – (ведь) поистине, Аллах любит искренних [тех, кто искренен в Вере и деяниях]!