Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا شَهَادَةُ بَيْنِكُمْ اِذَا حَضَرَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ حِينَ الْوَصِيَّةِ اثْنَانِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ اَوْ اٰخَرَانِ مِنْ غَيْرِكُمْ اِنْ اَنْتُمْ ضَرَبْتُمْ فِي الْاَرْضِ فَاَصَابَتْكُمْ مُصِيبَةُ الْمَوْتِ تَحْبِسُونَهُمَا مِنْ بَعْدِ الصَّلٰوةِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ اِنِ ارْتَبْتُمْ لَا نَشْتَرِي بِهِ ثَمَنًا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰى وَلَا نَكْتُمُ شَهَادَةَ اللّٰهِ اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الْاٰثِمِينَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū şehādetu beynikum iƶā HaDera eHadekumu l-mevtu Hīne l-veSiyyeti ṧnāni ƶevā ǎdlin minkum ev āḣarāni min ğayrikum in entum Derabtum fī l-erDi fe eSābetkum muSībetu l-mevti teHbisūnehumā min beǎ'di S-Salāti fe yuḳsimāni bi(a)llahi ini rtebtum lā neşterī bihi ṧemenen ve lev kāne ƶā ḳurbā ve lā nektumu şehādete (a)llahi innā iƶen le mine l-āṧimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
4شَهَادَةُşehādetuش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidlik etsin
5بَيْنِكُمْbeynikumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızda
6اِذَاiƶāzaman
7حَضَرَHaDeraح ض رHazır bulunmak, var olmak, huzurunda durmak, zarar vermek, el altında olmak. Gelmek veya varmak, hazır veya hazırlanmış olmak, birinin yanında olmak veya birinin huzuruna gelmek, kendini bir şeye veya kişiye takdim etmek, bir kişiyi ziyaret etmek, bir yerin yakınında olmak, bir yerde yaşamak veya ikamet etmek, bir şeye tanık olmak veya görmek, bir şeyi gözle görmek, cevap vermek veya yanıtlamak, tartışmak veya münazara etmek, biriyle mücadele etmek ve üstesinden gelmek, rahatsız etmek.geldiği
8اَحَدَكُمُeHadekumuا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.birinize
9الْمَوْتُl-mevtuم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
10حِينَHīneح ي نVarmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmeksırasında
11الْوَصِيَّةِl-veSiyyetiو ص يBirleştirmek, bitişik olmak, bitişmek, sık bitki örtüsüne sahip olmak. Vasiyet etmek, tavsiye etmek, emir vermek, akıllıca öğüt ve vaaz ile emretmek, görevlendirmek, öğüt vermek, buyurmak, vasiyet yapmak.vasiyyet
12اثْنَانِṧnāniث ن يBükmek/katlamak, ikiye katlamak, bir şeyin bir parçasını diğerinin üzerine çevirmek, iki ucundan birini diğerine çekmek, bir şeyi diğerine birleştirmek veya eklemek, birini yolundan veya istediği şeyden döndürmek, düşmanlığı gizlemek. İkişer ikişer, çift çift, iki, iki ve iki. Sık sık tekrarlanan. Övmek, birisi hakkında iyi konuşmak. Bir şeyin tekrarı.iki
13ذَوَاƶevāsahibi iki kişi
14عَدْلٍǎdlinع د لAdil ve hakkaniyetli davranmak, eşitlik ve orantıyla hareket etmek, uygun şekilde düzenlemek, göreli büyüklüğe göre ayarlamak, adaleti tesis etmek, eşit tutmak, eşdeğer ödemek, doğru şekilde düzenlemek, düzeltmek, doğru yoldan sapmak, yan çizmek, yoldan çıkmak. adlun - adalet, hakkaniyet, doğruluk, karşılık, fidye, eşdeğer, tazminat, onun yerine.adil
15مِنْكُمْminkumiçinizden
16اَوْevya da
17اٰخَرَانِāḣarāniا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımdiğer iki kişi (şahidlik etsin)
18مِنْmin
19غَيْرِكُمْğayrikumغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.sizden olmayan
20اِنْineğer
21اَنْتُمْentumsiz
22ضَرَبْتُمْDerabtumض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakyolculuk ederken
23فِي
24الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
25فَاَصَابَتْكُمْfe eSābetkumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.ve başınıza gelmişse
26مُصِيبَةُmuSībetuص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.musibeti
27الْمَوْتِl-mevtiم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
28تَحْبِسُونَهُمَاteHbisūnehumāح ب سAlıkoymak, kısıtlamak, engellemek, kapatmak, hapsetmek, önlemek, gözaltında tutmak. Kısıtlamak/hapsetmek, tutuklamak veya kısıtlamak veya alıkoymak veya engellemek, yakın tutmak/belirli sınırlar veya limitler içinde tutmak.onları tutarsınız
29مِنْmin
30بَعْدِbeǎ'diب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme-sonra
31الصَّلٰوةِS-Salātiص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
32فَيُقْسِمَانِfe yuḳsimāniق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.yemin etsinler
33بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
34اِنِinieğer
35ارْتَبْتُمْrtebtumر ي بbelirsizliğe düşürmek, şüpheye düşürmek, felaket, şüphe, rahatsız etmek, şüphe uyandırmak, zihinsel huzursuzluk yaratmak, sıkıntı vermek, kötü bir kanı oluşturmak, yalan isnat etmekkuşkulanırsanız
36لَا
37نَشْتَرِيneşterīش ر يsatın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir şeye el koymaksatmayacağız
38بِهِbihionu (yeminimizi)
39ثَمَنًاṧemenenث م نHerhangi birinin mallarının sekizde birini almak, sekize bölmek, sekiz, on sekiz, seksen.hiçbir paraya
40وَلَوْve levve eğer
41كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsa
42ذَاƶā
43قُرْبٰىḳurbāق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.akraba da
44وَلَاve lāve
45نَكْتُمُnektumuك ت مSaklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmakgizlemeyeceğiz
46شَهَادَةَşehādeteش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.şahidliğini
47اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
48اِنَّٓاinnāyoksa biz elbette
49اِذًاiƶeno zaman
50لَمِنَle minekimselerden oluruz
51الْاٰثِمِينَl-āṧimīneا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıgünahkar

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, birinize ölüm gelip çatarsa aranızda vasiyet edeceğiniz zaman, sizden iki âdil tanık bulunsun. Yolculuktaysanız ve gene size ölüm musibeti gelip çatacaksa sizden olmayan iki kişiyi de tanık tutabilirsiniz. Ancak onları, namazdan sonraya dek alıkoyun da akraba bile olsa Allah'ı bırakıp yerine hiçbir menfaati satın almayacağız, tanıklığımızı, Allah için gizlemeyeceğiz, gizlersek günahkarlardan olalım diye Allah'a yemin etsinler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, birinize ölüm gelip çatarsa aranızda vasiyet edeceğiniz zaman, sizden iki âdil tanık bulunsun. Yolculuktaysanız ve gene size ölüm musibeti gelip çatacaksa sizden olmayan iki kişiyi de tanık tutabilirsiniz. Ancak onları, namazdan sonraya dek alıkoyun da akraba bile olsa Allahʼı bırakıp yerine hiçbir menfaati satın almayacağız, tanıklığımızı, Allah için gizlemeyeceğiz, gizlersek günahkarlardan olalım diye Allahʼa yemin etsinler.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor, "Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemiyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Sizden birine ölüm (alametleri) geldiğinde vasiyet anında, adalet sahibi iki şahit bulunsun. . . Ya da seyahatteyseniz ve ölüm de size isabet etmişse, size iki şahit gereklidir. . . (Şehadetleri konusunda) kuşkulanırsanız, namazı eda etmelerinden sonra onların ikisini alıkoyarsınız, "Yeminimizi, akraba da olsa hiçbir bedele satmayacağız; Allah şahitliğini saklamayacağız; aksi takdirde suçlu oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, herhangi birinize ölüm göründüğü, yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şâhitlik etmek de, emrolunduğunuz hükümler arasındadır. İçinizden iki âdil şâhit yeter. Ticaret ve rızkınızı kazanmak için yeryüzünde yolculuğunuz sırasında başınıza ölüm felâketi gelirse, gayri müslim iki şâhit de olabilir. Bu iki şâhidi namazdan sonra alıkorsunuz, şüphelenmişseniz Allah’a yemin ederler. 'Bu şâhitlik karşılığında hiçbir bedel almıyoruz. Lehine şâhitlik edeceğimiz kimse akrabamız bile olsa, yine doğruyu söyleriz. Allah’ın emrettiği şâhitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, bilerek günah işlemiş günahkârlardan olduğumuzda şüphe yoktur' diye yemin ederler.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Sizden birine ölüm hali gelirse vasiyet esnasında içinizden iki adil kişiyi; yahut yolculuk sırasında başınıza ölüm musibeti gelirse sizden olmayan iki kişiyi şahit tutun. Eğer bu kişilerden şüphelenirseniz kendilerini namazdan sonra tutarsınız ve onlar da: 'Akraba bile olsa bunu (yemini) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz. Allah'ın şahitliğini [19] gizlemeyeceğiz. Böyle yaparsak günahkarlardan oluruz' diye Allah'a yemin ederler.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm hâli geldiği zaman, vasiyyet vaktinde içinizden adâlet sahibi iki kimseyi, yahut yolculukta iken ölüm musibeti başınıza gelmişse, milletinizden olmayan (gayri müslim) iki adamı şahid tutun. Eğer bu gayri müslim şahidlerden şüpheleniyorsanız (ekseriya hüküm zamanı olan) ikindi namazından sonra kendilerini alıkorsunuz da Allah’a şöyle yemin ederler: “-Billâhi, akrabamız da olsa yeminimizi hiç bir karşılıkla değişmeyiz. Allah’ın emri olan şahidliği gizlemeyiz. Eğer gizlersek muhakkak günahkârlardan oluruz.”

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Birinize ölüm geldiğinde, aranızdan adaletli iki kişi, son istek sırasında tanıklık etsin. Veya yolculuk sırasında ölüm gelirse, aranızdan olmayan iki kişi bunu yapsın. İçinize kuşku düşerse, namazdan sonra alıkoyun. Bu durumda, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Yakınımız bile olsa, onu, hiçbir karşılığa değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa kesinlikle suçlular arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden iki adil kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan başka iki kişi şahit olsun. Eğer şüpheye düşerseniz, o iki şahidi namazdan sonra alıkor, "Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba menfaatine de olsaAllah'ın şahitliğini saklamayacağız; çünkü böyle yaparsak elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah'a yemin ettirirsiniz.

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Olum birinize geldigi zaman vasiyet ederken icinizden iki adil kimseyi; sayet yolculukta olup basiniza da olum musibeti gelmisse, namazdan sonra alikoyacaginiz, supheleniyorsaniz, «Akraba bile olsa yeminle hicbir degeri degistirmeyecegiz, Allah'in sahidligini gizlemeyecegiz, yoksa suphesiz gunahkarlardan oluruz» diye yemin eden sizden olmayan iki kisiyi sahid tutun.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Sizden birine ölüm hâli geldiğinde vasiyyette bulunurken, aranızdan iki âdil kişiyi veya yolculuk hâlinde bulunuyorsanız, bu sırada size ölüm musibeti gelip çatmışsa, sizden olmayan başka iki kimseyi şâhid tutun ve onları namazdan sonra alıkoyun. Şüphelendiğiniz takdirde, onlar şöyle yemin ederler: «And olsun ki, yakınımız bile olsa andımızı paha ile değiştirmeyeceğiz, aksi halde günaha girenlerden oluruz !»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki âdil kişi, şayet seyahatte iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan başka iki kişi aranızda (konu hakkında) şahitlik etsin. Eğer (vasiyeti uygularken) içinize bir şüphe düşerse, bu iki şahidi namazdan sonra alıkorsunuz; “Bunu yakınımız hatırına da olsa hiçbir bedel karşılığında satmayız ve Allah’ın buyruğu olan bu tanıklığı asla gizlemeyiz, aksi halde apaçık günahkârlardan olacağımızda kuşku yoktur” diye Allah’ın adına yemin ederler.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, "Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin ederler.

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, 'Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz' diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan, başka iki kişi (şahit olsun). Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkorsunuz; «Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba (menfaatine) de olsa; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemiyeceğiz, (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz» diye Allah üzerine yemin ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! İçinizden birine ölüm (emareleri) geldiği zaman, vasiyet sırasında aranızdaki şahitliğin hükmü, kendi içinizden iki adaletli şahit, yahut yeryüzünde yolculuğa çıkmış iseniz, ölüm (emareleri de) size gelip çatmışsa, sizden olmayan diğer iki şahit tutmaktır. Eğer (bunlardan) şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: «Akraba bile olsa, yemini bir çıkar karşılığı satmayacağız, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkârlardan oluruz».

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, herhangi birinize ölüm emareleri geldiğinde, vasiyette bulunurken, kendi içinizden iki adaletli şahit veya yolculukta olup da ölüm musibeti başınıza geldiyse sizden olmayan iki şahit tutun. Bunları namazdan sonra alıkorsunuz. Şüphelendiğiniz takdirde de şöyle yemin ederler: " Vallahi akraba da olsa yeminimizi hiçbir şeyle değişmeyiz, Allah için şahitliği de gizlemeyiz, yoksa biz o zaman şüphesiz günaha girenlerden oluruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Her hangi birinize ölüm hali geldiği o vasıyyet zemanı aranızdaki şehadet ya kendinizden adalet sahibi iki adam, veya yolculuk ediyordunuz da ölüm musıybeti başınıza geldise sizin gayrinizden iki diğeridir. Bunları nemazdan sonra alıkorsunuz, şübhelendiğiniz takdirde şöyle yemin ederler, "billahi hısım da olsa yeminimizi hiç bir bedele değişmeyiz, Allahın şehadetini ketm de etmeyiz, biz o takdirde şübhesiz vebale girenlerden oluruz."

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmayacağız ve Allah'ın tanıklığını gizlemeyeceğiz. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer kuşku duyarsanız o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmadık ve Allah'ın tanıklığını gizlemedik. Yoksa öyle yaparsak, günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Eğer birinizde ölüm belirtileri ortaya çıkarsa, vasiyet anında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda tanıklık etsin. Veya yeryüzünde yolculuk ederken ölüm musibeti size isabet ederse, sizden olmayan iki kişi tanıklık etsin. Eğer şüpheye düşerseniz o iki kişiyi salattan sonra alıkoyun. "Yakınımız da olsa tanıklığımızı hiçbir bedele satmadık ve Allah'ın tanıklığını gizlemedik. Yoksa öyle yaparsak, kuşkusuz günahkarlardan oluruz." diye Allah'a yemin etsinler.

Fizilal-il Kuran

Ey iman edenler, herhangi birinize ölüm geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi, yahut yolculukta iken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan (gayrı müslim) iki kimseyi şahid tutun. Eğer bu (gayri müslim) şahidlerden şüpheleniyorsanız namazdan sonra kendilerini alıkorsunuz da Allah’a şöyle yemin ederler: “Billahi, akrabamız da olsa yeminimizi hiçbir karşılıkla değişmeyiz, Allah’ın emri olan şahidliği gizlemeyiz. Eğer gizlersek şüphesiz ki günahkarlardan oluruz.”

Gültekin Onan

Ey inananlar, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun). Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Tanrı'nın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Tanrı adına yemin etsinler.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Sizden birinize ölüm geldiğinde, vasiyet ederken, içinizden iki adaletli kişi tanıklık etsin; ya da yolculukta iseniz ve başınıza da ölüm musibeti gelmişse, sizin dışınızdan iki kişi tanıklık etsin. Eğer onlardan kuşkulanırsanız, kendilerini namazdan sonra tutarak (yemin ettirin)! Onlar şöyle desinler: “Yakınımız için de olsa, yeminimizi hiçbir menfaat karşılığında satmayacağız. Allah adına yaptığımız tanıklığı gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde günahkârlardan oluruz.”

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, ölüm (ün sebebleri) her hangi birinizin karşısına gelib çatdığı zaman, (edeceğiniz) vasıyyet vakfında aranızda ya içinizden adalet saahibi iki şahid (tutun), yahud yer yüzünde sefer etdiniz de başınıza ölüm musıybeti gelmişse sizden olmayan diğer iki kişiyi (şahid yapın). (Sizden olmayan öyle iki kişi ki) onları, (haklarında) şübheye düşmüşseniz, namazdan sonra alıkoyarsanız da Allaha şu suretle yemin ederler: "(Şahidlik etdiğimiz bu işin içinde) akraba (mızdan kimse) dahi bulunsa (Allahı bırakıb da yerine dünyaya aid) hiç bir behayı (ve menfeati) satın almayacağız. Allahın (emretdiği) şahidliği gizlemeyeceğiz. Bu (nu gizlediğimiz) takdirde elbette günahkarlardanızdır".

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelince vasiyet sırasında içinizden iki âdil kişi aranızda şahitlik etsin. Yahut siz yolculukta olup ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahit tutsun). (50) Eğer (onlar hakkında), şüpheye düşerseniz namazdan sonra (51) onları alıkoyarsınız; (onlar da) 'Akraba da olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz' diye Allah adına yemin etsinler. (50. Kişinin hayır işleri ile ilgili vasiyette bulunması menduptur. Borçlarıyla ilgili vasiyette bulunması ise farzdır.) (51. İkindi namazından sonra.)

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Birinize ölüm geldiği zaman vasiyet esnâsında aranızdaki şâhidlik, ya içinizden adâletli iki kişi(nin şâhidliği) veya siz yeryüzünde (başka yerlerde)yolculuk ederken bu hâlde başınıza ölüm musîbeti geldiğinde, siz(in dîniniz)den olmayan başka iki kişi(nin şâhidliği)dir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; herhangi birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet anında aranızda ya adalet sahibi iki kişiyi veya yolculuk ta başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun. Onlardan şüpheleniyorsanız; namazdan sonra alıkoyarsınız da Allah'a şöyle yemin ederler; Akraba bile olsa yeminle hiç bir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa elbette günahkarlardan oluruz.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden adalet sahibi iki kişi aranızda şahitlik etsin! Veya yeryüzünde yolculuktayken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan başka iki kişi (şahit olsun)! Şüpheye düşerseniz o iki şahidi salâttan (ibadetten) sonra durdurup “Akraba (menfaatine) de olsa bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız; Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz; (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz.” diye Allah’a (Allah adına) yemin ettirirsiniz.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Ölüm size yaklaştığında ve vasiyette bulunmak üzereyken yapacaklarınız için şahitler bulundurun: Kendi aranızdan iki dürüst kişi, yahut; eğer evinizden uzakta, seyahatte iken ölüm işaretleri baş göstermişse namazdan sonra, misafir olduğunuz topluluktan iki kişiyi alıkoyun; ve eğer içinize bir şüphe düşerse her birini Allaha şöyle yemin ettirin: "Bu (sözümüzü), yakın bir akraba(nın hatırı) için olsa da hiçbir bedel karşılığında satmayacağız; ve Allahın huzurunda şahit olduğumuz hiçbir şeyi gizlemeyeceğiz, yoksa günahkarlar arasına gireriz".

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Ölüm size yaklaştığında yapacağınız vasiyet sırasında şahitler bulundurun: Kendi aranızdan dürüst iki kişi, ya da seyahatteyken ölüm emareleri gelip sizi bulursa, (adil şahitliğe) davetten sonra, sizden olmayan öteki iki kişiyi alıkoyun; eğer içinize bir kuşku düşerse onlara Allah adına şöyle yemin ettirin: "Akraba hatırına da olsa, hiçbir bedel karşılığında sözümüzü satmayacağız ve Allah'ın bildiğini gizlemeyeceğiz; eğer böyle yaparsak günahkar biz olmuş oluruz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Herhangi birinize ölüm hali geldiği zaman vasiyet vaktinde aranızda şehâdet edecekler, ya sizden adâlet sahibi iki kimsedir veya size yeryüzünde yolculuk halinde iken ölüm musibeti isabet etti ise sizin gayrinizden iki şahıstır. (Bunların şehâdetlerinde) Şüphelendiğiniz takdirde bunları namazdan sonra alıkorsunuz. Bunlar, «Yemin mukabilinde hiçbir bedel almayız, velev ki, lehine şehâdet edeceğimiz kimse bizim için karabet sahibi olsun. Ve Allah'ın şehâdetini gizlemeyiz, o takdirde şüphe yok ki, biz günahkârlardan bulunmuş oluruz,» diye yemin ederler.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet ederken içinizden iki âdil kişi aranızda şâhitlik etsin. Yahut yolculukta iken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişiyi şâhit tutun. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkoyarsınız. Allah'a şöyle yemin ederler: “Akraba bile olsa yeminimizi hiçbir değere değişmeyeceğiz. Allah'ın şâhitliğini gizlemeyeceğiz. Yoksa elbette günahkârlardan oluruz. ”

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Sizde ölüm alâmetleri belirdiğinde, vasiyyet edeceğiniz sırada, içinizden iki dürüst kişiyi şahit tutun. Yahut yolculuk esnasında başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan başka iki kişi şahit olsun. Eğer şüphe ederseniz, o iki şahidi namazdan sonra tutar ve: "Yeminimizi, akrabalarımızın menfaati de söz konusu olsa, dünyanın hiç bir şeyine değişmeyeceğiz. Allah’ın üzerimizde bir emanet, bir borç olarak bulunan şahitliğini gizlemeyeceğiz. Yoksa biz kesinlikle günahkâr oluruz!" diye Allah’a yemin ettirirsiniz.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, birinize ölüm gelince vasiyyet sırasında içinizden iki adil kişi, aranızda şahidlik etsin. Ya da yeryüzünde yolculuk ederken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan iki kişi (şahidlik etsin). Kuşkulanırsanız, namazdan sonra onları tutar(yemin ettirir)siniz: "Akraba da olsa yeminimizi hiçbir paraya satmayacağız, Allah'ın (üzerimizde bir borç olarak bulunan) şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa biz, elbette günahkarlardan oluruz,"diye Allah'a yemin ederler.

Süleymaniye Vakfı

"Ey inanıp güvenenler! İçinizden birine ölüm hali gelir de vasiyette /borç itirafında bulunursa, o sırada aranızdan adil iki kişi ona şahitlik etsin. Ölüm musibeti yolculuk yaptığınız sırada gelip çatarsa, sizin dışınızdan /Müslüman olmayanlardan iki kişi de şahitlik edebilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, onlara şöyle yemin ettirirsiniz: "Lehinde şahitlik ettiğimiz kişi en yakınımız bile olsa, vallahi bu işten bir kazancımız yoktur. Allah için yaptığımız şahitlikte hiçbir şeyi gizlemeyiz. Öyle olsa biz elbette günahkarlardan oluruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Sizden birine ölüm hali gelir de vasiyet edecek olursa içinizden güvenilir iki kişi aranızda şahit olsun. Eğer yolculuk yaptığınız sırada ölüm gelip çatarsa sizin dışınızdan iki kişi de olabilir. Şahitlerden şüphelenirseniz namazdan sonra alıkoyar, şöyle yemin ettirirsiniz: "Vallahi bu işten bir kazancımız yoktur, isterse en yakınımız olsun. Allah için yapılan şahitliği de gizlemeyiz. Öyle olsa elbette günaha gireriz."

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında, aranızdan adalet sahibi iki kişinin eğer, yolculukta iseniz ve ölüm de gelip çattıysa; sizden olmayan iki kişinin şahitliği gerekir. Şayet şüphe ederseniz; namazdan sonra onları alıkorsunuz. Onlar da Allah'a şöyle yemin ederler: - Akraba bile olsa yemini bir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah'ın şahitliğini gizlemeyeceğiz. Aksi halde günahkarlardan oluruz.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini) Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size) : «Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiç bir değere değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette günahkârlardan oluruz.» diye Allah adına yemin etsinler.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Sizden birine ölüm gelip çattığında, vasiyet ederken, aranızdaki şahitliği, sizden adalet sahibi iki kişi ile yerine getirin. Yahut yolculuğa çıktığınızda ölüm musibeti başınıza gelirse, sizden olmayanlardan iki şahit bulursunuz. Onlardan kuşkulanırsanız, namazdan sonra onları alıkoyun ve 'Akrabamız bile söz konusu olsa, yeminimizi hiçbir menfaat karşılığında değiştirmeyeceğiz ve Allah'ın emaneti olan şahitliği gizlemeyeceğiz; bunu yaparsak günahkârlardan oluruz' diye Allah adına yemin ettirin.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Herhangi birinize ölüm gelip çattığında, vasiyet zamanı aranızdaki tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızdan iki kişi. Bunları namazdan sonra alıkoyarsınız; kuşkulanırsanız şöyle yemin ederler: "Vallahi, yakınlarımız da olsa yeminimizi hiçbir ücret karşılığı satmayacağız, Allah'ın tanıklığını saklamayacağız. Çünkü böyle yaparsak mutlaka günahkarlardan oluruz."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Sizlərdən bir kimsəyə ölüm gəldiyi zaman, vəsiyyət vaxtı içinizdən iki ədalətli kişi, bir yerə səfərə çıxdığınız zaman başınıza ölüm müsibəti gəldikdə isə özünüzdən olmayan iki kişi aranızda şahidlik etsin. Əgər özünüzdən olmayan şahidlərə şübhə etsəniz, namazdan sonra hər ikisini saxlayın və qoy onlar: “Biz bu andımızı lap yaxın qohumlara belə heç bir qiymətə satmarıq və Allahın şahidliyini gizlətmərik. Əks halda biz, şübhəsiz ki, günahkarlardan olarıq”– deyə and içsinlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Sizlərdən hər hansı birinizi ölüm haqladıqda vəsiyyət vaxtı aranızdan iki ədalətli şəxsi, səfərdə olduğunuz zaman başınıza ölüm müsibəti gəldikdə isə özünüzdən (müsəlman) olmayan iki nəfəri şahid tutun. Əgər (bu qeyri-müsəlman şahidlərin doğruluğuna) şübhə etsəniz, namazdan (əsr, ikindi namazından) sonra hər ikisini tutub saxlayın və onları: ″Andımızı qohumlarımıza belə heç bir qiymətə satmarıq (qohumlarımızın lehinə belə yalandan şəhadət vermərik) və Allahın şahidliyini gizlətmərik. Yoxsa, şübhəsiz ki, günahkarlardan olarıq″, - deyə Allaha and içdirin!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Wenn einer von euch den Tod nahen fühlt, und er möchte ein Vermächtnis hinterlassen, so müssen zwei gerechte Zeugen aus der Verwandtschaft oder zwei Fremde es bezeugen, wenn ihr auf Reisen seid und ihr das Gefühl habt, der Tod wird euch ereilen. Haltet diese beiden Zeugen nach dem gemeinsamen Gebet auf und laßt sie - wenn ihr Zweifel hegt - vor Gott einen Eid ablegen: ʺWir wollen keinen Gewinn erzielen, auch wenn es sich um einen Verwandten handeln sollte, und wir verbergen das Zeugnis Gott gegenüber nicht, sonst wären wir Sünder.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, wenn einem von euch der Tod naht zu der Zeit, da (er sein) Vermächtnis (macht), (soll) das Zeugnis unter euch (erfolgen) durch zwei gerechte Personen von euch, oder durch zwei andere, (die) nicht von euch (sind), wenn ihr im Land umherreist und euch dann das Unglück des Todes trifft. Ihr sollt sie nach dem Gebet festhalten, und sie sollen dann, wenn ihr zweifelt, bei Allah schwören: ʺWir verkaufen es für keinen Preis, auch wenn es sich um einen Verwandten handelt, und verheimlichen das Zeugnis Allahs nicht; wir gehörten sonst wahrlich zu den Sündhaften.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt! Wenn der Tod an einen von euch herantritt, liegt die Zeugenschaft zum Zeitpunkt der Testamentseröffnung bei euch: (bei) zwei Redlichen unter euch, oder zwei anderen, die nicht zu euch gehören, wenn ihr gerade im Land herumreist und euch das Unglück des Todes trifft. Ihr sollt sie beide nach dem Gebet zurückhalten; und wenn ihr zweifelt, so sollen sie beide bei Allah schwören: ʺWir erstehen damit keinen Gewinn, handelte es sich auch um einen nahen Verwandten, und wir verhehlen das Zeugnis Allahs nicht; wahrlich, wir wären sonst Sünder.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! (Zum Gebotenen gehört) ein Zeugnis unter euch, wenn ihr im Sterben liegt und das Vermächtnis regelt. (Es sollen es bezeugen) zwei Redliche von euch oder zwei andere von denen, die nicht zu euch gehören, wenn ihr auf Reisen seid und das Unglück des Todes euch ereilt. Ihr haltet sie (beide Zeugen) nach dem rituellen Gebet auf, dann schwören sie bei ALLAH - falls ihr Zweifel hegen solltet -: ʺWir erkaufen uns damit nichts Geringfügiges , selbst dann nicht, wenn derjenige, (für den wir Zeugnis ablegen), ein Verwandter ist, und wir verbergen nicht das von ALLAH gebotene Zeugnis, sonst gehören wir doch zu den Verfehlenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts reflect the image of religious and spiritual virtues: when any of you feels death impending and he wishes to make a bequest, then witness action is mandatory. Two of your just men known to recourse to justice are summoned to witness the action. And in the event of being on a journey when the calamity of death befalls you, then two other men are duly detained following the funerary prayer to establish the point in question. And if you should apprehend guilt or fault on their part, then they are asked to perform the act of worship and then be sworn, thus: "We swear by Allah that we have no selfish motive principles nor do we favour anyone for a gain, even if he be within the first degree of consanguinity, nor will we hide or suppress testimony a divine duty, and be wrongful of actions".

Abdul Haleem

You who believe, when death approaches any of you, let two just men from among you act as witnesses to the making of a bequest, or two men from another people if you are journeying in the land when death approaches. Keep the two witnesses back after prayer, if you have any doubts, and make them both swear by God, ‘We will not sell our testimony for any price, even if a close relative is involved. We will not hide God’s testimony, for then we should be doing wrong.’

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! When death approaches any of you, (take) witnesses among yourselves when making bequests,- two just men of your own (brotherhood) or others from outside if ye are journeying through the earth, and the chance of death befalls you (thus). If ye doubt (their truth), detain them both after prayer, and let them both swear by Allah: "We wish not in this for any worldly gain, even though the (beneficiary) be our near relation: we shall hide not the evidence before Allah: if we do, then behold! the sin be upon us!"

Abul A'la Maududi

Believers! When death approaches you, let two men of equity among you act as witnesses when you make your bequest; or let two of those from others than yourselves act as witnesses if you are on a journey when the affliction of death befalls you. Then if any doubt occurs you shall detain both of them (in the mosque) after the Prayer, and they shall swear by Allah: 'We shall neither sell our testimony in return for any gain even though it concerns any near of kin nor shall we conceal our testimony which we owe to Allah, for then we should become among sinners.' .

Aisha Bewley

You who have iman! when one of you is near to death and makes a will, two just men from among you should act as witnesses; or, if you are travelling when the misfortune of death occurs, two men who are strangers to you. You should detain them after salat and, if you are doubtful, they should swear by Allah: ‘We will not sell it for any price, even to a near relative, and we will not conceal the testimony of Allah. If we did we would indeed be wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

O you who believe! When death approaches any of you, and you make a bequest, (then take) the testimony of two just men of your own folk or two others from outside, while you are travelling through the land and death befalls on you. Detain them both after As-Salât (the prayer), (then) if you are in doubt (about their truthfulness), let them both swear by Allâh (saying): "We wish not for any worldly gain in this, even though he (the beneficiary) be our near relative. We shall not hide Testimony of Allâh, for then indeed we should be of the sinful."

Ali Quli Qarai

O you who have faith! The witness between you, when death approaches any of you, while making a bequest, shall be two fair men from among yourselves —or two from among others, if you are journeying in the land and the affliction of death visits you. You shall detain the two of them after the prayer, and, if you have any doubt, they shall vow by Allah, ‘We will not sell it for any gain, even if it were a relative, nor will we conceal the testimony of Allah, for then we would indeed be among the sinners.’

Amatul Rahman Omar

O you who believe! when death comes to one of you (and you wish to make your will) let there be present among you, at the time of making the will, two just persons from among you or two others from among the outsiders, in case you are journeying in the country and the calamity of death overtakes you. In case you doubt (their honesty in giving evidence), you shall detain both (the witnesses) after Prayer, then let them both swear by Allâh (and bear witness) saying, `We will accept for this (-our oath) no price; (we will bear true evidence) even though he (in whose favour or against we bear evidence) be near of kin, nor will we hide the testimony (enjoined to be borne uprightly) by Allâh, for if we do so, we shall certainly be among the sinners.'

Arthur John Arberry

O believers, the testimony between you when any of you is visited by death, at the bequeathing, shall be two men of equity among you; or two others from another folk, if you are journeying in the land and the affliction of death befalls you. Them you shall detain after the prayer, and they shall swear by God, if you are doubtful, 'We will not sell it for a price, even though it were a near kinsman, nor will we hide the testimony of God, for then we would surely be among the sinful'

Bijan Moeinian

O’ Believers, make a will in preparation of death and take two righteous/ trustworthy Muslims as your witness. In case of emergency (say in a foreign land), you may take two non-Muslims as witnesses to your will. If there is any dispute about the inheritance, detain the witnesses in the mosque after the Prayer and ask them to swear by God saying: "We will not testify to gain something personal and we will say the whole truth even though the heirs may be our relatives; otherwise, we would be sinners."

E. Henry Palmer

O ye who believe! let there be a testimony between you when any one of you is on the point of death - at the time he makes his will - two equitable persons from amongst you; or two others from some other folk, if ye be knocking about in the land, and the calamity of death befall you; ye shall shut them both up after prayer, and they shall both swear by God, if ye doubt them, (saying), 'We will not sell (our testimony) for a price, though it were to a relative, nor will we hide God's testimony, verily, then, we should be among sinners. '

Edip-Layth

O you who acknowledge, witnessing a will when death is approaching to one of you shall be done by two who are just amongst you. Or, if you have ventured out in the land, then two others may suffice if death is approaching you; you will hold them after the contact prayer, and let them swear by God if you have doubt, "We will not sell it for any price, even if he was a near relative, and we will not conceal the testimony of God, or else we are then of the sinners."

George Sale

O ye who believe! the right evidence among you, when death comes to one of you, at the time of making a will, is of two just men from among you; or of two others not from among you, in case you be journeying in the land and the calamity of death befalls you. You shall detain them both after Prayer for giving evidence; and if you have doubt concerning their evidence, they shall both swear by Allah, saying, 'We will not take for this any price, even though the person affected thereby be a near relation, nor will we hide the testimony enjoined by Allah; surely in that case we shall be among the sinners.'

Hamid S. Aziz

O you who believe! Let there be a witnesses among you when any of you is on the point of death at the time he makes his will - two equitable persons from amongst your family or two others from some other folk, in case you are journeying away in the land, and the calamity of death befall you. If you doubt them, then shut them both up after prayer, and they shall both swear by Allah, "We will not sell our testimony for a price (or take a bribe), even for a relative, nor will we hide Allah's testimony. If we do then verily, we shall be among the sinners."

Mahmoud Ghali

O you who have believed, the testimony between you, when death is present to any of you while bequeathing, shall be two (men) with (i. e. owning) a sense of justice or two others from other (folk), in case you are striking in the earth (i.e., traveling) so the affliction of death afflicts you. You shall detain them (both) after the prayer (s), then they shall swear by Allah, in case you are suspicious, "We will not trade it for a price, even if it were a near kinsman, nor will we keep back the testimony of Allah, (for) lo, surely in that case we are indeed of the vicious (people)."

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Let there be witnesses between you when death draweth nigh unto one of you, at the time of bequest - two witnesses, just men from among you, or two others from another tribe, in case ye are campaigning in the land and the calamity of death befall you. Ye shall empanel them both after the prayer, and, if ye doubt, they shall be made to swear by Allah (saying): We will not take a bribe, even though it were (on behalf of) a near kinsman nor will we hide the testimony of Allah, for then indeed we should be of the sinful.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, let two honest men among you be witness when you dictate your last will and testament as (the hour of) death draws near; and if death approaches while you are on a journey, two men other than yours. Detain them after the service of prayer, and if you doubt their word make them swear by God that: "We shall not take a bribe even though it be offered by a near relative, nor hide the testimony of God, for then we shall surely be sinful."

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Let there be witnesses to what you do when death approaches you and you are about to make bequests: two persons of probity from among your own people, or -if the pangs of death come upon you while you are travelling far from home -two other persons from [among people] other than your own. Take hold of the two after having prayed; and if you have any doubt in your mind, let each of them swear by God, "We shall not sell this [our word] for any price, even though it were [for the sake of] a near kinsman; and neither shall we conceal aught of what we have witnessed before God -or else, may we indeed be counted among the sinful."

Mustafa Khattab

O believers! When death approaches any of you, call upon two just Muslim men to witness as you make a bequest; otherwise, two non-Muslims if you are afflicted with death while on a journey.[1] If you doubt ˹their testimony˺, keep them after prayer and let them testify under oath ˹saying˺, "By Allah! We would never sell our testimony for any price, even in favour of a close relative, nor withhold the testimony of Allah. Otherwise, we would surely be sinful."

Progressive Muslims

O you who believe, witnessing a will if death is approaching to one of you shall be done by two who are just amongst you. Or, if you have ventured out in the land, then two others may suffice if death is approaching you; you will hold them after the contact-method, and let them swear by God if you have doubt: "We will not purchase with it any price, even if he was a near relative, and we will not conceal the testimony of God, or else we are then of the sinners."

Sahih International

O you who have believed, testimony [should be taken] among you when death approaches one of you at the time of bequest - [that of] two just men from among you or two others from outside if you are traveling through the land and the disaster of death should strike you. Detain them after the prayer and let them both swear by Allah if you doubt [their testimony, saying], "We will not exchange our oath for a price, even if he should be a near relative, and we will not withhold the testimony of Allah. Indeed, we would then be of the sinful."

Sam Gerrans

O you who heed warning: a witness between you when death approaches one of you at the time of bequest is two just men among you; or two others from other than yourselves if you are travelling in the earth when the calamity of death befalls you. Detain them after the duty, and they shall swear by God, if you doubt: “We would not sell it for a price, though he were a relative, nor will we conceal the witness of God; then would we be among the sinners.”

Shabbir Ahmed

(Where necessary, even minor details of Law have been given to you in the Qur'an. ) O You who have chosen to be graced with belief! When death approaches you, two equitable persons among you should witness your will. If the pangs of death come upon you when you are traveling far from home, then two equitable persons other than your own people (non-Muslims) may do the witnessing. After you have prayed, let the witnesses swear by God, "We shall not sell our word for any price, even though it is in favor of a relative, and we will not conceal what we have witnessed before God, or else we will be among the sinners."

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! When death comes near any of you, (take) witnesses among yourselves when making (legal or last time) changes— Entrust two just men from your own (community) or others from outside, if you are traveling through the earth (world), and the chance of death comes to you (thus). If you doubt (their truthfulness) make them both stay after prayer, and let them both swear by Allah: "We do not wish for any worldly gain in this (matter) even though the (beneficiary) be our near relation: We shall not hide the evidence before Allah if we did, then look! The sin (will) be upon us!"

Taqi Usmani

O you who believe, when death draws near one of you, that is, at the time of making a will, the evidence (recognized) between you shall be of two witnesses from among you, or of two others not from you, if you are travelling on the earth and the trauma of death visits you. (Then) you shall detain them after the prayer, if you have some doubt, and they shall swear by Allah, "We shall not take a price for it, even if there be a relative; and we shall not conceal the evidence (as due) of Allah, otherwise we should certainly be among the sinners."

The Monotheist Group

O you who believe, witnessing shall be done if death is approaching one of you and a will is being made, by two among you who are equitable. If you have gone forth in the land, and death is approaching, then any two may suffice - if you have doubt regarding them, then detain them after making the contact prayer, and they will swear by God: "We will not purchase with it any price, even if it was from a near relative, and we will not conceal the testimony of God, else we are of the sinners."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Quand la mort se présente à lʹun de vous, le testament sera attesté par deux hommes intègres dʹentre vous, ou deux autres, non des vôtres, si vous êtes en voyage dans le monde et que la mort vous frappe. Vous les retiendrez (les deux témoins), après la Sal?t, puis, si vous avez des doutes, vous les ferez jurer par Allah: ʺNous ne faisons aucun commerce ou profit avec cela, même sʹil sʹagit dʹun proche, et nous ne cacherons point le témoignage dʹAllah. Sinon, nous serions du nombre des pécheursʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî bawermendan! Dema yek ji we kete ber mirinê, di dema wesiyetkirinê de bila ji we du kesên dadmend di navbera xwe de wek şahid bigirin. Eger hûn rêwî bin û hûn ketin ber mirinê (û misliman bi dest we neketin), bila du kesên din; ne ji we, ji xwe re bigirin (bikin şahid). Eger hûn bikevin gumanê (ku ew rast nebêjin), piştî nimêjê wan herdu şahidan bînin huzurê, vêca bila bi Xwedê sond bixwin, (bibêjin): em bi sonda derew tu pertalî nagirin, çendî ew li (menfîeta) lêziman be jî û em ê şahidiya xwe veneşêrin (eger em şahidiya xwe veşêrin) teqez em dibin ji gunehkaran.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Bij jullie moet het getuigenis, ten tijde van de (testamentaire) beschikking, wanneer iemand van jullie de dood nabij is bestaan uit twee rechtvaardigen uit jullie midden of, als jullie op de aarde rondtrekken en jullie het onheil van de dood treft, twee anderen die niet uit jullie midden zijn. Jullie moeten hen na de salaat vasthouden en zij zullen dan, als jullie twijfelen, bij God zweren: ʺWij verkopen het voor geen prijs, zelfs al zou het een verwant betreffen en wij zullen Gods getuigenis niet verbergen; dan zullen wij bij de zondaars behoren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

O ware geloovigen! laat getuigen onder u kiezen, als de dood een uwer nadert, op het oogenblik dat hij testament maakt; neem twee rechtvaardige menschen onder u, of twee anderen van een verschillenden stam, of van een ander geloof dan gij zijt, indien gij reizende op aarde zijt en het doodsgevaar u overvalt. Gij zult hen beiden opsluiten na het namiddaggebed, en zij zullen bij God zweren indien gij aan hen twijfelt, en zij zullen zeggen: Wij verkoopen onze getuigenis niet, voor welken prijs ook; zelfs niet aan iemand, die met ons is verwant, en wij zullen de getuigenis van God niet verbergen; want dan zouden wij zeker tot het getal der zondaren behooren.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven! Stelt getuigen onder jullie aan wanneer één van jullie de dood nadert en wanneer jullie het testament opmaken; (door) twee rechtvaardigen van onder jullie, of twee broeders van buiten jullie, indien jullie in het land rondreizen en de ramp van de dood jullie treft. Houdt hen na de shalât vast en laat hen dan (als volgt) bij Allah zweren, indien jullie twijfelen: ʺWij zullen het (oprecht getuigen) voor geen prijs inruilen, zelfs als (de begunstigde) een verwant is en wij zullen de getuigenis bij Allah niet verbergen, voorwaar, anders zouden wij tot de zondaren behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Свидетельством между вами, когда предстанет к кому-нибудь из вас смерть [появятся признаки того, что человек умрет], в момент завещания (если он его оставляет) (должны быть) двое справедливых из вас [из числа верующих] или два других [неверующих] не из вас (при необходимости и когда нет свидетелей-мусульман), когда вы странствуете по земле [находитесь в пути] и вас постигнет несчастие смерти. Вы задержите их двоих [свидетелей] после молитвы, и они поклянутся Аллахом, если вы (о, завещатели) сомневаетесь: «Мы не купим за него [за нашу клятву] цену [мирскую выгоду], даже если он будет (нашим) родственником, и не станем скрывать свидетельства Аллаха [то свидетельство, которое Он повелел нам исполнять]. Поистине, мы в таком случае (окажемся) из (числа) грешников!»

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Когда к кому-либо из вас явится смерть и настанет время завещания, свидетелями [должны] быть два справедливых мужа из вас. Или же двое не из вашей среды, если застанет вас смерть во время странствий по земле. Если же вы сомневаетесь [в них], задержите их после совершения молитвы, и пусть они принесут именем Аллаха такую клятву: ʺМы ни на что не променяем свое свидетельствование, даже если [тяжущаяся сторона] будет нашим родственником, и не скроем свидетельства, [принесенного] перед Аллахом. Воистину, в противном случае мы были бы грешникамиʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

TROENDE! När någon bland er känner döden nalkas och vill förordna (om sin kvarlåtenskap, skall han tillkalla som) vittnen två av era rättsinniga män eller - om han befinner sig på resa och tror att döden är nära - två andra utanför (ert samfund). Håll dem kvar efter bönen och om ni tvekar (om deras trovärdighet) låt dem svära vid Gud: ʺVi skall inte göra oss någon vinst av detta, inte ens (till förmån) för en nära anförvant, och vi skall inte undanhålla vad vi på Guds befallning har bevittnat - i annat fall skulle vi sannerligen höra till förbrytarna och syndarna.ʺ