(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

فَاِنْ عُثِرَ عَلٰٓى اَنَّهُمَا اسْتَحَقَّا اِثْمًا فَاٰخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ الَّذِينَ اسْتَحَقَّ عَلَيْهِمُ الْاَوْلَيَانِ فَيُقْسِمَانِ بِاللّٰهِ لَشَهَادَتُنَا اَحَقُّ مِنْ شَهَادَتِهِمَا وَمَا اعْتَدَيْنَا اِنَّٓا اِذًا لَمِنَ الظَّالِمِينَ

fe in ǔṧira ǎlā ennehumā steHaḳḳā iṧmen fe āḣarāni yeḳūmāni meḳāmehumā mine (e)lleƶīne steHaḳḳa ǎleyhimu l-evleyāni fe yuḳsimāni bi(a)llahi le şehādetunā eHaḳḳu min şehādetihimā ve mā ǎ'tedeynā innā iƶen le mine Z-Zālimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنْfe ineğer
2عُثِرَǔṧiraع ث رBilgi edinmek, tanışmak, karşılaşmak.anlaşılırsa
3عَلٰٓىǎlā
4اَنَّهُمَاennehumāonların
5اسْتَحَقَّاsteHaḳḳāح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekişledikleri
6اِثْمًاiṧmenا ث مSuç/günah işlemek veya yalan söylemek. İsm - günah, suç, suçluluk, kötülük, yalan, iyi davranışları engelleyen her şey, zararlı, kişiyi cezaya müstahak kılan her şey, zihni kötü bir şey olarak rahatsız eden her şey, yasadışı. Asam - kötülüğün cezası, karşılık. Asim - kötülük yapan, günah işleyen. Asim - kötü kişi. Te'sim - suç isnadıbir günah
7فَاٰخَرَانِfe āḣarāniا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbaşka iki kişi
8يَقُومَانِyeḳūmāniق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhgeçer
9مَقَامَهُمَاmeḳāmehumāق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhonların yerine
10مِنَmine
11الَّذِينَ(e)lleƶīnekendisine
12اسْتَحَقَّsteHaḳḳaح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhaksızlık edilenlerden
13عَلَيْهِمُǎleyhimuonların üzerine
14الْاَوْلَيَانِl-evleyāniو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdaha layık
15فَيُقْسِمَانِfe yuḳsimāniق س مBölmek, düzenlemek, ayırmak, pay etmek, dağıtmak. Qasamun - yemin. Qismatun - bölme, ayrım, bölüştürme, pay etme. Maqsumun - bölünmüş/belirgin. Muqassimun (fiil 2) - yemin eden, pay eden kişi. Qasama (fiil 3) - yemin etmek. Aqsama (fiil 4) - yemin etmek. Taqasama (fiil 6) - birbirine yemin etmek. Muqtasimun (fiil 8) - bölen kişi. Istaqsama (fiil 10) - kura çekmek. Tastaqsimu - bölüşüm ararsın.yemin ederler
16بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
17لَشَهَادَتُنَاle şehādetunāش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.mutlaka bizim şahidliğimiz
18اَحَقُّeHaḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekdaha doğrudur
19مِنْmin
20شَهَادَتِهِمَاşehādetihimāش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.onların şahidliğinden
21وَمَاve mā
22اعْتَدَيْنَاǎ'tedeynāع د وgeçip gitmek, göz ardı etmek, ihlal etmek, yan çizmekbiz (hakka) tecavüz etmedik
23اِنَّٓاinnāyoksa biz elbette
24اِذًاiƶeno zaman
25لَمِنَle mineoluruz
26الظَّالِمِينَZ-Zālimīneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzalimlerden

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O iki tanığın bir günahı hakkettikleri anlaşılırsa mîras hakkında sahip olanlardan ve tanıklığa daha ziyade lâyık bulunanlardan iki kişi, onların yerine geçer, bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur ve biz zulmetmedik, ettiysek zâlimlerden olalım diye Allah'a yemin ederler.

Abdulkadir Gölpınarlı

O iki tanığın bir günahı hakkettikleri anlaşılırsa mîras hakkında sahip olanlardan ve tanıklığa daha ziyade lâyık bulunanlardan iki kişi, onların yerine geçer, bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur ve biz zulmetmedik, ettiysek zâlimlerden olalım diye Allahʼa yemin ederler.

Adem Uğur

Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Ahmed Hulusi

Eğer o iki şahidin geçmişte bir yalan söylediği bilinirse, bunların yerine, karşısında bulundukları taraftan daha evla iki kişi geçer (ve): "Bizim şahitliğimiz o iki şahidin şahitliğinden elbette daha haktır. . . Biz haddi de aşmadık; yoksa o takdirde zalimlerden olurduk" diye Allah adına yemin ederler.

Ahmet Tekin

Bu şâhitlerin, bile bile bir günah işledikleri anlaşılırsa, ölene daha yakın, hak sahiplerinden iki kişi onların yerine geçerler ve: 'Bizim şâhitliğimiz, önceki iki şâhidin şâhitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de isyan ve günah bataklığına giren zâlimlerden, haksızlardan oluruz.' diye Allah’a yemin ederler.

Ahmet Varol

Eğer o ikisinin bir günah işledikleri [20] anlaşılırsa, o zaman haksızlığa uğrayanların arasından, ölüye daha yakın iki kişi onların yerine geçer ve: 'Bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur ve biz haddi aşmadık. Aksi takdirde mutlaka zalimlerden oluruz' diye yemin ederler.

Ali Bulaç

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Ali Fikri Yavuz

Eğer gayri müslim iki şahidin yalancılık gibi kötü halleri meydana çıkar da buna hak kazanırlarsa, o zaman mirasçılardan haksızlığa uğramış iki kişi bunların yerine geçer ki, bunlar şahid olmağa daha lâyık kimselerdir. Sonra Allah’a şöyle yemin ederler. “Billâhi, bizim şahidliğimiz, o iki kimsenin şahidliğinden daha doğrudur. Biz hakkı çiğneyip tecavüz etmedik. Tecavüz etsek, şüphesiz ki, zalimlerden oluruz.”

Ali Rıza Safa

O iki kişinin suç işledikleri anlaşılırsa, hakkı olanlardan yakın iki kişi, onların yerine geçerek, Allah'a, şöyle yemin etsinler: "Bizim tanıklığımız, onların tanıklığından kesinlikle daha doğrudur. Biz, sınırı aşmadık. Yoksa kesinlikle haksızlık yapanlar arasında oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Bu şahitlerin sonradan yalan söyleyerek bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haklarına şahitlerin tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi onların yerini alır ve "Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğiz, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Bekir Sadak

Eger bu sahidlerin gunah islemis olduklari ortaya cikarsa olene daha yakin hak sahibi diger iki kisi bunlarin yerine gecer ve «Bizim sahidligimiz ikisininkinden de daha dogrudur, biz asiri gitmedik, yoksa suphesiz zulmedenlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler.

Celal Yıldırım

Eğer bu iki şahidin (vebal altına girip) bir günahı hakkedeceklerine bilgi edinilirse, onların yerine, ölene daha yakın hak sahibi vârislerden iki kişi geçer ve Allah'a yemin ederek şöyle derler: «Yemin olsun ki bizim şâhidliğimiz onların şâhidliğinden daha haktır ve hakkı da aşmadık, aksi halde zâlimlerden oluruz.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şayet bu ikisinin günah işledikleri (yeminlerinin gerçeği yansıtmadığı) ortaya çıkarsa, bunların haklarını gasbettiği kimselerden iki kişi onların yerini alır ve “Kesinlikle bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur ve biz hak tecavüzünde bulunmadık, aksi halde biz de zalimlerden oluruz” diye Allah’ın adına yemin ederler.

Diyanet İşleri

(Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan başka iki adam, onların yerine geçer ve "Allah'a yemin ederiz ki, bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden elbette daha gerçektir. Biz hakkı da çiğneyip geçmedik. Çünkü o takdirde, biz elbette zalimlerden oluruz" diye yemin ederler.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve 'Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz' diye Allah'a yemin ederler.

Diyanet Vakfi

Bu şahitlerin (sonradan yalan söyleyerek) bir günah kazandıkları anlaşılırsa, (şahitlerin) haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan (mirasçılardan) iki kişi onların yerini alır ve «Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik, aksi takdirde biz, elbette zalimlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer o iki şahidin bir günah işledikleri anlaşılırsa ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve: «Bizim şahitliğimiz, önceki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi halde biz de zalimlerden olurduk» diye Allah'a yemin ederler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer bu şahitlerin bir günah işledikleri anlaşılırsa o vakit tercihe şayan olan bu iki kişinin yerine, bunların aleyhlerinde bulundukları karşı taraftan iki şahit dikilir, bunlar da şöyle yemin ederler: "Vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik, aksi halde şüphesiz zalimlerden oluruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer bunların bir vebale müstehıkk olduklarına vukuf hasıl edilirse o vakıt ercah olan bu ikinin yirine bunların aleyhlerinde bulundukları mukabil taraftan diğer iki kişi dikilir şöyle yemin ederler: "billahı bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur ve hakkı tecavüz etmedik, şübhesiz o takdirde zalimlerden oluruz"

Erhan Aktaş

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer o ikisinin günah işledikleri anlaşılırsa, onların yerine mirasa hak sahibi olanlardan iki kişi geçer: "Bizim tanıklığımız o ikisinin tanıklığından daha doğrudur ve biz haddi aşmadık, öyle olsaydı kuşkusuz biz elbette zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Fizilal-il Kuran

Eğer daha sonra bu şahitlerin günaha girdiği ortaya çıkarsa, şahitlikleri yüzünden hakları çiğnenen iki kişi onların yerine geçerek «bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz hiçbir hakkı çiğnemiyoruz, yoksa zalimlerden oluruz» diye yemin ederler.

Gültekin Onan

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye Tanrı'ya yemin ederler.

Hamdi Döndüren

Eğer bu iki tanığın, günahı gerektiren bir şey yaptıkları ortaya çıkarsa, aleyhlerine suç işlenen mirasçılardan tanıklığa daha lâyık olan iki kişi, öncekilerin yerine geçer ve “Bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur, çünkü biz hiç kimsenin hakkına saldırmadık. Yoksa biz de, haksızlık edenlerden oluruz!” diyerek Allah’a yemin ederler.

Hasan Basri Çantay

Eğer o iki (şahid) aleyhinde — (bu hususda) muhakkak bir vebale hak kazanmış (şahidlikde hıyanet etmiş) olduklarına (dair — bir) ıttıla haasıl edilirse o vakit, kendilerine hak terettüb eden (haksızlığa uğrayan mirasçılar) dan iki kişi ki onlar buna daha layık, (ölüye de) daha yakındırlar — öbürlerinin yerlerine geçerler. Binaen'aleyh "Vallahi bizim şahidliğimiz (yeminimiz) o iki kişinin şahidliğinden (yemininden) daha doğrudur. Biz (hakıykatı çiğneyib) aşmadık. Çünkü bu takdirde muhakkak ki zaalimlerden oluruz" diye Allaha yemin ederler.

Hasib Asutay

Eğer onların bir günâh işledikleri anlaşılırsa, haklarına tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan iki kişi onların yerini alır ve 'Andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliklerinden daha geçerlidir ve biz sınırı aşmadık. Aksi takdirde biz elbette zalimlerden oluruz' diye Allah'a yemin ederler.

Hayrat Neşriyat

Fakat onların (o gayr-i müslim iki şâhidin) gerçekten bir günah işledikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, bu takdirde haklarına tecâvüz edilen kimselerden (şâhidliğe) daha lâyık olan başka iki kişi, onların (o gayr-i müslim iki şâhidin) yerine geçer de (yine sizin istemenizle) Allah’a şöyle yemîn ederler: 'Elbet bizim şâhidliğimiz, onların şâhidliğinden daha doğrudur ve (biz hakka) tecâvüz etmedik. Yoksa muhakkak ki biz gerçekten zâlimlerden oluruz!'

İbni Kesir

Şayet onların aleyhinde gerçekten bir vebale hak kazanmış oldukları ortaya çıkarsa; onların aleyhlerine hak iddia ettikleri iki kişi, bunların yerine geçer. Ve; bizim şehadetimiz onların şehadetinden daha doğrudur, biz haddi aşmadık, o takdirde biz, doğrusu zalimlerden oluruz, diye Allah'a yemin ederler.

Mehmet Okuyan

Bunların (iki şahidin) günah işledikleri anlaşılırsa, haklarına tecavüz edilen (mağdur durumdaki)lerden diğerlerinin yerine geçecek çok daha uygun başka iki kişi onların yerini alır. (Bu iki kişi) “Doğrusu bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur; biz (kimsenin hakkına) tecavüz etmedik; aksi takdirde biz de elbette zalimlerden oluruz.” diye Allah’a yemin ederler.

Muhammed Esed

Ama sonradan bu iki (şahid)in (bu) günahı işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişi tarafından hakları gasbedilenler arasından başka iki kişi onların yerini alacak ve Allah adına şöyle yemin edecekler: "Bizim şahitliğimiz öteki iki kişinin şahitliğinden daha doğrudur ve biz hak ve adalet sınırlarını aşmadık yoksa zalimler arasına girmiş olurduk!"

Mustafa İslamoğlu

Ama bu iki şahidin sonradan bu tür bir günah işledikleri ortaya çıkarsa, bu iki kişinin hakkını çiğnediği taraftan başka iki kişi onların yerini alır ve Allah adına şöyle yemin eder: "Bizim şahitliğimiz ötekilerin şahitliğinden daha doğrudur, zira biz hakka tecavüz etmedik; eğer böyle yaparsak bu kez de zalim biz olmuş oluruz."

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer onların bir günaha müstehik olduklarına vukuf hasıl olursa, o zaman bu ikisinin yerine haklarına tecavüz etmiş oldukları mukabil taraftan diğer iki kimse kıyam ederler. «Billahi bizim şehâdetimiz, onların şehâdetinden daha doğrudur, ve biz hakkı tecavüz etmedik, şüphe yok ki, biz o takdirde zalimlerden olmuş oluruz,» diye yemin ederler.

Ömer Öngüt

Eğer bu iki şâhidin gerçekten günahı gerektiren bir şey yaptıkları ortaya çıkarsa, onların aleyhine hak iddiâ ettikleri iki kişi bunların yerine geçer ve: “Bizim şâhitliğimiz onların şâhitliğinden daha doğrudur. Biz şâhitlikte haddi aşmadık. Şüphesiz ki biz o takdirde zâlimlerden oluruz. ” diye Allah'a yemin ederler.

Suat Yıldırım

Şayet sonradan bu şahitlerin yalan söyleyerek günah işledikleri anlaşılırsa, (şahitlerin haklarına tecavüz etmek istedikleri ve) ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi, öbürlerinin yerine geçerler ve "vallahi bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik. Aksi takdirde biz elbette zalimlerden oluruz!" diye yemin ederler.

Süleyman Ateş

Eğer onların bir günah işledikleri (yalan söyleyip hakkı gizledikleri) anlaşılırsa; (o iki şahidin), haklarına tecavüz etmek istediği kimselerden (mirasçılardan, ölüye yakınlıklarından ve durumu daha iyi bildiklerinden dolayı şahidliğe) daha layık olan iki kişi, onların yerine geçer. Allah'a (şöyle) yemin ederler: "Mutlaka bizim şahidliğimiz, onların şahidliğinden daha doğrudur, biz (hakka) tecavüz etmedik, yoksa biz elbette zalimlerden oluruz" (derler).

Süleymaniye Vakfı

Şahitlerin günaha girdikleri anlaşılırsa, mağdur ettikleri taraftan /ölünün yakınlarından şahitlik etmeye en uygun iki kişi şahitlerin yerine geçip şöyle yemin ederler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkına girmiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer şahitlerin, dalavereyle hak yiyecekleri sezilirse, haklarını yemek istedikleri kişilerden ikisi onların yerine geçsin, şöyle yemin etsinler: "Vallahi, bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz kimsenin hakkını istemiyoruz. Öyle yaparsak elbette yanlış yapanlardan oluruz."

Şaban Piriş

Eğer o ikisinin günaha düştükleri belli olursa, ölene daha yakın olan hak sahiplerinden diğer iki kişi onların yerine geçerler ve "bizim şahitliğimiz, bu ikisinin şahitliğinden daha doğrudur ve haksızlık yapmıyoruz, eğer haksızlık yaparsak o zaman zalimlerden oluruz." diye Allah'a yemin ederler.

Tefhim-ul Kuran

Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: «Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz» diye Allah'a yemin ederler.

Ümit Şimşek

Bu şahitlerin yalan günahını işledikleri ortaya çıkarsa, hakları yenen ölü yakınlarından iki kişi onların yerini alsın ve 'Bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha doğrudur. Biz kimsenin hakkına tecavüz etmedik; edersek zalimlerden oluruz' diye Allah'a yemin ettirin.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer onların bir günah işledikleri kesinlikle anlaşılırsa o zaman, tercih edilmiş olan bu ikisinin yerine bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kişi geçerek şöyle yemin ederler: "Allah şahit olsun ki bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur. Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər hər ikisinin günah iş tutduqları aşkar edilsə, o zaman onların yerini haqsızlığa məruz qalanlardan ölən şəxsə daha yaxın olan iki kişi tutar və onlar: “Əlbəttə, bizim şahidliyimiz o iki nəfərin şahidliyindən daha doğrudur və biz həddi aşmadıq. Əks halda biz, şübhəsiz ki, zalımlardan olarıq”– deyə and içərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər onların (bu qeyri-müsəlman şahidlərin yalan yerə and içmək və yalandan şəhadət verməklə) günah qazandıqları bəlli olsa, o zaman onların yerini (həmin şahidlər tərəfindən) haqsızlığa məʼruz qalmış (varislərdən ölənə) daha yaxın (mirası almağa daha layiq) olan başqa iki nəfər tutar. Onlar: ″Həqiqətən, bizim şahidliyimiz onların hər ikisinin şahidliyindən daha doğrudur. Biz (yalandan and içib) həddi aşmadıq. Əks təqdirdə, biz şübhəsiz ki, zalımlardan olarıq″,- deyə Allaha and içərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Stellt sich hinterher heraus, daß sie doch Falsches aussagten, müssen sie durch zwei andere Zeugen ersetzt werden aus einem anderen Kreis als dem der ersten. Diese sollen einen Eid ablegen: ʺUnsere Aussagen sind wahrer als ihre. Wir umgehen die Wahrheit gewiß nicht, sonst wären wir Ungerechte.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wenn man danach aber entdeckt, daß sie (beide) sich einer Sünde schuldig gemacht haben, dann (sollen) zwei andere an ihre Stelle treten von denen, zu deren Nachteil die beiden sich (einer Sünde) schuldig gemacht haben, und (sie) (beide sollen) bei Allah schwören: ʺUnser Zeugnis ist wahrlich berechtigter als deren Zeugnis. Und wir haben nicht übertreten; wir gehörten sonst wahrlich zu den Ungerechten.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn es aber bekannt wird, daß die beiden (Zeugen) sich der Sünde schuldig gemacht haben, dann sollen an ihre Stelle zwei andere aus der Zahl derer treten, gegen welche die beiden ausgesagt haben, und die beiden (späteren Zeugen) sollen bei Allah schwören: ʺWahrlich, unser Zeugnis ist wahrhaftiger als das Zeugnis der beiden (früheren), wahrlich, wir gehörten sonst zu den Ungerechten.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Doch sollte es sich herausstellen, daß sie (beide Zeugen) eine Verfehlung (Meineid) begangen haben, dann sollen zwei andere an ihrer Stelle herangezogen werden von denjenigen, die an erster Stelle erbberechtigt sind, dann schwören beide bei ALLAH: ʺUnser Zeugnis ist doch wahrhaftiger als ihr Zeugnis und wir haben nicht übertreten, sonst gehören wir doch zu den Unrecht-Begehenden.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

However, if it is found out, that they have willfully uttered false evidence while on oath, they are replaced by others who claim lawful right to the deceased estate. They are sworn that their evidence is more consistent with fact than that given by the other two men, "whom", they say, "we do not falsely accuse of perjury nor do we give false evidence lest we would be wrongful of actions".

Abdul Haleem

If it is discovered that these two are guilty [of perjury], two of those whose rights have been usurped have a better right to bear witness in their place. Let them swear by God, ‘Our testimony is truer than theirs. We have said nothing but the truth, for that would make us wrongdoers’:

Abdullah Yusuf Ali

But if it gets known that these two were guilty of the sin (of perjury), let two others stand forth in their places,- nearest in kin from among those who claim a lawful right: let them swear by Allah: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not trespassed (beyond the truth): if we did, behold! the wrong be upon us!"

Abul A'la Maududi

Then if it is discovered later that the two are guilty of such sin, then two others shall stand in their place from among those against whom the two had sinfully deposed, and swear by Allah: 'Our testimony is truer than the testimony of the other two, and we have not transgressed in our statement; for then indeed we would become wrong-doers.'

Aisha Bewley

If it then comes to light that the two of them have merited the allegation of wrongdoing, two others who have the most right to do so should take their place and swear by Allah: ‘Our testimony is truer than their testimony. We have not committed perjury. If we had we would indeed be wrongdoers.’

Al-Hilali & Khan

If then it gets known that these two had been guilty of sin, let two others stand forth in their places, nearest in kin from among those who claim a lawful right. Let them swear by Allâh (saying): "We affirm that our testimony is truer than that of both of them, and that we have not trespassed (the truth), for then indeed we should be of the wrong-doers."

Ali Quli Qarai

But if it is found that both of them were guilty of a sin, then two others shall stand up in their place from among those nearest in kinship to the claimants and swear by Allah: ‘Our testimony is surely truer than their testimony, and we have not transgressed, for then we would indeed be among the wrongdoers. ’

Amatul Rahman Omar

But if it be discovered that these two have become guilty of sin, then let two others stand in their place from among those (heirs) against whom the (former) two (witnesses) who were in a better position (to give true evidence) are sinfully deposed, and the two (latter witnesses) swear by Allâh (saying), `Surely, our testimony is truer than the testimony of those two and we have not exceeded the bounds of justice (in bearing the evidence) for, in that case, we shall certainly be of the wrongdoers. '

Arthur John Arberry

But if it be discovered that both of them have merited the accusation of any sin, then two others shall stand in their place, these being the nearest of those most concerned, and they shall swear by God, 'Our testimony is truer than their testimony, and we have not transgressed, for then we would assuredly be among the evildoers. '

Bijan Moeinian

If the witnesses are found to be guilty of this same sin, then choose two witnesses among those who were the victims to their false testimony. The latter should say: "By Lord our testimony is the whole truth and, if we lie, we will be among the unjust people in the sight of God."

E. Henry Palmer

But if it shall be lit upon that they too have deserved the imputation of sin, then let two others stand up in their place with those who think them deserving of the imputation, the nearest two in kin, and they shall both swear by God, 'Indeed, our testimony is truer than the testimony of those two, and we have not transgressed, for then we should surely be of the unjust:'

Edip-Layth

In case it is noticed that they were biased, then two others belonging to the discriminated party shall take their place. They should swear by God, "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we transgress, then we are of the wicked."

George Sale

But if it be discovered that the two witnesses are guilty of sin, then two others shall take their place from amongst those against whom the former two witnesses -- who were in a better position to give true evidence -- had deposed, and the two latter witnesses shall swear by Allah, saying, 'Surely our testimony is truer than the testimony of the former two, and we have not been unfair in any way; for then, indeed, we should be of the unjust. '

Hamid S. Aziz

But if it later found that they too have deserved the imputation of sin, then let two others stand up in their place with those who think them deserving of the imputation, the nearest two in kin, and they shall both swear by Allah, "Indeed, our testimony is truer than the testimony of those other two, and we have not transgressed, for then we should surely be of the unjust. "

Mahmoud Ghali

Yet, in case it be discovered that both of them have truly merited (the accusation of) vice, then two others shall rise up in place (Literally: in both their stations) of the ones nearest of the most concerned, (Literally: truly merit the right to witness, or near kinship, or who claim a lawful right) then they both shall swear by Allah, "Indeed our testimony is truer than their testimony, and in no way have we transgressed, (for), surely in that case we are indeed of the unjust (people). "

Marmaduke Pickthall

But then, if it is afterwards ascertained that both of them merit (the suspicion of) sin, let two others take their place of those nearly concerned, and let them swear by Allah, (saying): Verily our testimony is truer than their testimony and we have not transgressed (the bounds of duty), for them indeed we should be of the evil-doers.

Mohamed Ahmed - Samira

If it transpires they have concealed the truth, two of those who are immediately concerned should take their place and swear by God: "Our testimony is truer than theirs. We have stated no more (than the truth), or else we shall be unjust"

Muhammad Asad

But if afterwards it should come to light that the two [witnesses] have become guilty of [this very] sin, then two others - from among those whom the two former have deprived of their right - shall take their place and shall swear by God, "Our testimony is indeed truer than the testimony of these two, and we have not transgressed the bounds of what is right - or else, may we indeed be counted among the evildoers!"

Mustafa Khattab

If they are found guilty ˹of false testimony˺, let the deceased’s two closest heirs affected by the bequest replace the witnesses and testify under oath ˹saying˺, "By Allah! Our testimony is truer than theirs. We have not transgressed. Otherwise, we would surely be wrongdoers."

Progressive Muslims

If it is then found out that they had lied, then two others will take their place from those who were present, and they will swear by God: "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we aggress, then we are of the wicked. "

Sahih International

But if it is found that those two were guilty of perjury, let two others stand in their place [who are] foremost [in claim] from those who have a lawful right. And let them swear by Allah, "Our testimony is truer than their testimony, and we have not transgressed. Indeed, we would then be of the wrongdoers."

Sam Gerrans

But if it be found that they have laid claim in sin, then two others shall stand in their place — the two foremost from those that lay claim — and let them swear by God: “Our witness is worthier than their witness; and we have not transgressed: then would we be among the wrongdoers.”

Shabbir Ahmed

If the witnesses commit this very violation, then let two others from among the nearest in kin take their place and swear by God, "Our testimony (that we have heard from the deceased before) is truer than these two, and we have not transgressed the bounds of right, or else, may we indeed be counted among the transgressors. "

Syed Vickar Ahamed

But if it gets known that these two were guilty of the sin (of lying after their promise), let two others stand forth in their places— Nearest of kin from among those, who claim a lawful right: Let them swear by Allah: "We affirm that our witness is truer than that of those two, and that we have not altered (the truth) or gone beyond (the bounds of duty) if we did, then look! The wrong (will) be upon us!"

Taqi Usmani

Then, if it is discovered that the two had rendered themselves liable to a sin, then, in their place shall stand two others, closest of those whose right has been taken away, and they shall swear by Allah, "Our evidence is more truthful than their evidence, and we have not transgressed; otherwise we should be among the unjust."

The Monotheist Group

If it is then found that they had indeed incurred the sin, then two others, from those who have been named as beneficiaries, will take their place; and they will swear by God: "Our testimony is more truthful than their testimony, and if we aggress, then we are of the wicked."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Si lʹon découvre que ces deux témoins sont coupables de péché, deux autres plus intègres, parmi ceux auxquels le tort a été fait, prendront leur place et tous deux jureront par Allah: ʺEn vérité, notre témoignage est plus juste que le témoignage de ces deux-là; et nous ne transgressons point. Sinon, nous serions certainement du nombre des injustesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Paşê) Eger bête zanîn ku herdu şahidan guneh kirine (şahidiya xwe durist nekirine), bila (ji mîratxweran) du kesên bêhtir nêzîkî mirî bikevin şûna wan, bila bi Xwedê sond bixwin û bibêjin: Sond be ku şahidiya me ji ya wan rasttir e û em (bi sonda xwe) ji rastiyê dûr neketine. Eger me (ji bêbextî) şahdeyî li ser wan da hingê em dê bibin ji zaliman.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar als uitkomt dat beiden zich aan een vergrijp schuldig gemaakt hebben, dan moeten er twee anderen in hun plaats komen uit het midden van hen tegen wie die twee zich vergrepen hadden; zij moeten dan bij God zweren: ʺOns getuigenis is echt oprechter dan het getuigenis van hen beiden. Wij begaan geen overtredingen; als wij dat doen dan zullen wij bij de onrechtplegers behoren.ʺ

Hollandaca — Siregar

Maar indien van deze twee ontdekt wordt dat zij schuldig zijn aan zonde (mijneed laat dan twee anderen in hun plaats staan van degenen die meer recht hebben en meer verwant zijn, en laat hen bij Allah zweren: ʺVoorwaar, onze getuigenis is meer waarheidsgetrouw dan hun beider getuigenis en wij overtreden niet, voorwaar, anders zouden wij tot de onrechtplegers behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если же (после их клятвы) будет обнаружено, что они двое [два свидетеля] заслужили обвинение в грехе [была замечена их ненадежность или же лживость при этом свидетельстве], то два других близких родственников (умершего), заступят на место тех двоих [прежних свидетелей], против которых было выдвинуто обвинение (в грехе). И (затем) они [свидетели-родственники] поклянутся Аллахом: «Однозначно, наше свидетельство – вернее свидетельства тех двоих [более заслуживает того, чтобы было принято] (так как была замечена их ненадежность). И мы не преступаем (в своих словах, которые сказали о них и в свидетельстве); иначе мы были бы из (числа) беззаконников».

Rusça — Osmanov

Если же обнаружится, что оба свидетеля совершили грех, [лжесвидетельствуя], то пусть их место займут двое других из числа [родичей покойного], против которых показали прежние [свидетели], и поклянутся именем Аллаха: ʺВоистину, наше свидетельство вернее свидетельства прежних свидетелей. Мы не преступаем [истины]. А не то мы были бы в числе нечестивцевʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och om det visar sig att de två (vittnena) gjort sig skyldiga till (sådan) synd, då skall två andra som står närmast till bland dem vars rätt har kränkts träda i deras ställe och de skall svära vid Gud: ʺVårt vittnesbörd är sannare än deras och vi har inte överträtt (Guds bud) - i annat fall skulle vi sannerligen höra till de orättfärdiga.ʺ