(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

لَقَدْ رَضِيَ اللّٰهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ اِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِي قُلُوبِهِمْ فَاَنْزَلَ السَّكِينَةَ عَلَيْهِمْ وَاَثَابَهُمْ فَتْحًا قَرِيبًا وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأْخُذُونَهَا وَكَانَ اللّٰهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

le ḳad raDiye (a)llahu ǎni l-mu'minīne iƶ yubāyiǔneke teHte ş-şecerati fe ǎlime mā fī ḳulūbihim fe enzele s-sekīnete ǎleyhim ve eṧābehum fetHen ḳarīben / ve meğānime keṧīraten ye'ḣuƶūnehā ve kāne (a)llahu ǎzīzen Hakīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَقَدْle ḳadandolsun
2رَضِيَraDiyeر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı olmuştur
3اللّٰهُ(a)llahuAllah
4عَنِǎni-den
5الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minler-
6اِذْzaman
7يُبَايِعُونَكَyubāyiǔnekeب ي عSatmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamaksana bi'at ettikleri
8تَحْتَteHteت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altında
9الشَّجَرَةِş-şeceratiش ج رEngellemek, tartışma konusu olmak, hakkında tartışmak, yana çekilmek, (mızrakla) itmek, tartışılmak. Shajar alamru bainahun - iş veya durum, aralarında anlaşmazlık ve farklılık konusu olacak şekilde karmaşık hale geldi. Shajarun/shajaratun - ağaç, gövdesi veya sapı olan bitki, bir kişinin kökeni veya soyu.ağacın
10فَعَلِمَfe ǎlimeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebildi
11مَاolanı
12فِي
13قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponların kalplerinde
14فَاَنْزَلَfe enzeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdi
15السَّكِينَةَs-sekīneteس ك نSakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmekhuzur ve güven
16عَلَيْهِمْǎleyhimonların üzerine
17وَاَثَابَهُمْve eṧābehumث و بGeri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmekve onlara verdi
18فَتْحًاfetHenف ت حAçmak, açıklamak, vermek, ifşa etmek, dışarı bırakmak, zafer vermek, fethetmek, yargılamak, karar vermek, yardım/hüküm/karar istemek, yardım/zafer aramak. Mafatih (miftah'ın çoğulu) - anahtarlar/hazineler.bir fetih
19قَرِيبًاḳarībenق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın
1وَمَغَانِمَve meğānimeغ ن مEle geçirme, elde etme, alma (genellikle ganimet veya yağma ile ilgili); zorluk çekmeden elde etme, zorluk çekmeden başarma, geri kazanma, bir araya toplanmış koyun veya keçiler, kalabalık sürü.ve ganimetler (bahşeyledi)
2كَثِيرَةًkeṧīratenك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.birçok
3يَأْخُذُونَهَاye'ḣuƶūnehāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekalacakları
4وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve
5اللّٰهُ(a)llahuAllah
6عَزِيزًاǎzīzenع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertüstündür
7حَكِيمًاHakīmenح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hüküm ve hikmet sahibidir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve andolsun ki Allah, ağaç altında, seninle bîatleştikleri zaman, inananlardan râzı olmuştur da onlara sükûn ve huzur indirmiştir ve onlara pek yakın bir fethi mükâfât olarak da vermiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve andolsun ki Allah, ağaç altında, seninle bîatleştikleri zaman, inananlardan râzı olmuştur da onlara sükûn ve huzur indirmiştir ve onlara pek yakın bir fethi mükâfât olarak da vermiştir.

Adem Uğur

Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.

Ahmed Hulusi

Andolsun ki Allah, o ağacın altında sana biat ettiklerinde iman edenlerden razı oldu, onların kalplerinde olanı bildi de, üzerlerine sekine (huzur) inzal etti ve kendilerine feth-i kariyb (yakin açıklığı) verdi.

Ahmet Tekin

O ağacın altında sosyal ve siyasî sözleşmeye katılıp açıkça reylerini belirterek yenilerlerken, sana biat ederlerken, Allah şuurlu ve kâmil mü’minler adına elbette razı olmuştur. Kalplerinde, akıllarında olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

Ahmet Varol

Andolsun ki Allah, ağacın altında sana bey'at ederlerken mü'minlerden razı olmuş, onların kalplerinde olanı bilmiş böylece üzerlerine güven indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih bahşetmiştir.

Ali Bulaç

Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü'minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir.

Ali Fikri Yavuz

Hakikaten Allah, (Hudeybiye’de) ağacın altında sana biat etmekte oldukları vakit, o müminlerden razı oldu. Böylece kalblerinde olan sadakatı bildi de, üzerlerine manevî huzuru indirdi. Kendilerine de yakın bir zafer (Hayber’in fethini) verdi.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Allah, o ağacın altında sana bağlılık sözü veren inananlardan hoşnut olmuştur. Onların yüreklerinde olanı bildiği için, bir dinginlik indirmiş ve yakın bir utkuyla ödüllendirmiştir.

Bayraktar Bayraklı

O ağacın altında sana bağlılıklarını bildiren müminlerden Allah razı olmuştur. Çünkü onların kalplerinden geçeni biliyordu; böylece Allah onlara bir iç huzuru verdi. Yakında onları bir fetihle ödüllendirecektir.

Bekir Sadak

(18-19) Allah inananlardan, agac altinda sana bas egerek el verirlerken, and olsun ki hosnut olmustur. Gonullerinde olani da bilmis, onlara guvenlik vermis, onlara yakin bir zafer ve ele gecirecekleri bol ganimetler bahsetmistir. Allah, guclu olandir, Hakim olandir.

Celal Yıldırım

(18-19) And olsun ki, Allah, o ağaç altında sana bey'at eden mü'minlerden razı oldu ; onların kalblerindekini (iyi niyet ve samimiyetlerini) bildi de bunun için üzerlerine güven ve sükûnet indirdi ve onlara çok yakın bir fethi (müyesser kılmakla başarıyı) ve ele geçirecekleri birçok ganimetleri lâyık gördü. Allah çok üstündür, çok güçlüdür, hikmet sahibidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(18-19) O ağacın altında sana bağlılık sözü verdikleri sırada o müminlerden Allah razı olmuştur; gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur ve güven vermiş, pek yakın bir fetihle ve elde edecekleri birçok ganimetle de kendilerini ödüllendirmiştir. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

(18-19) Şüphesiz Allah, ağaç altında sana biat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri (eski)

(18-19) Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.

Diyanet Vakfi

Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten o ağacın altında sana biat ederlerken O, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindekini bildi de üzerlerine o güveni indirdi ve onları bir yakın fetih ile ödüllendirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkaten Allah o mü'minlerden razıy oldu, ağacın altında sana biy'at ederlerken, ki kalblerindekini bildi de üzerlerine o sekineti indirdi ve kendilerine bir yakın fethi sevab verdi

Erhan Aktaş

Ant olsun ki, o ağacın altında sana bi'at ettikleri zaman Allah, İman Edenler'den razı oldu. Onların kalplerinde olanı biliyordu. Onların üzerlerine huzur ve dinginlik indirdi. Onlara yakın bir fetih nasip etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki, o ağacın altında sana bi'at ettikleri zaman Allah, inananlardan razı oldu. Onların kalplerinde olanı biliyordu. Onların üzerlerine huzur ve dinginlik indirdi. Onlara yakın bir fetih nasip etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki, o ağacın altında sana bi'at ettikleri zaman Allah, inananlardan razı oldu. Onların kalplerinde olanı biliyordu. Onların üzerlerine huzur ve dinginlik indirdi. Onlara yakın bir fetih nasip etti.

Fizilal-il Kuran

Andolsun ki, o ağacın altında sana biat ederken, Allah, mü'minlerden razı olmuştur. Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.

Gültekin Onan

Andolsun, Tanrı, sana o ağacın altında biat ederlerken inançlılardan razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılık) olarak vermiştir.

Hamdi Döndüren

Hiç kuşkusuz Allah, (Hudeybiye’de) o ağacın altında, sana biat ederlerken, mü’minlerden hoşnut oldu. Onların kalplerindeki sadakati bildi de üzerlerine huzur ve güven indirdi ve kendilerine yakın bir fetih verdi.

Hasan Basri Çantay

(18-19) Andolsun ki Allah mü'minlerden —seninle o ağacın altında biat ederlerken— raazi olmuşdur da kalblerindeki bilerek üzerlerine kuvve-i ma'neviyyeyi indirmiş ve onları yakın bir feth ile ve alacakları bir çok ganimetlerle mükafatlandırmadır. Allah mutlak gaalibdir, yegane hukum ve hikmet saahibidir.

Hasib Asutay

Andolsun ki, o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. (9) Kalplerinde olanı bilmiş, üzerlerine güven duygusu indirmiş ve onları yakın bir fetih ile ödüllendirmiştir; (9. Âyetin işaret ettiği biat, Hudeybiye'de 'Semira' ağacının altında yapılan 'Rıdvan' biatidir. 1400 sahabe Kureyşʼe karşı ölünceye kadar savaşacaklarına yemin etmişlerdi.)

Hayrat Neşriyat

And olsun ki, (Hudeybiye’de) o ağacın altında sana bîat ederlerken Allah o mü’minlerden râzı olmuştur; onların kalblerinde olan (sadâkat)i bilip, üzerlerine (kalblere huzur veren bir) sükûnet indirmiş ve onları (Mekke’nin fethinden önce) yakın bir fetih(Hudeybiye anlaşması ve Hayber’in fethi) ile mükâfâtlandırmıştır.

İbni Kesir

Andolsun ki; sana, o ağacın altında bi'at ederlerken Allah mü'minlerden hoşnud olmuştur. Kalblerinde olanı bilmiş de onlara sekineti indirmiş ve onları pek yakın bir fethle mükafatlandırmıştır.

Mehmet Okuyan

O ağacın altında sana biat ederlerken, Allah o müminlerden şüphesiz ki razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları yakın bir zaferle ödüllendirmiş (olacak)tır.

Muhammed Esed

(Ey Muhammmed!) O ağacın altında sana bağlılıklarını bildiren müminlerden Allah razı olmuştu, çünkü onların kalplerinden geçeni biliyordu; böylece Allah, onlara bir iç huzuru bağışladı ve yakında gerçekleşecek bir zafer(in müjdesi) ile onları ödüllendirdi

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu Allah, o ağacın altında sana biat edenlerden razı olmuştur; üstelik O onların kalbinden geçenleri de bilmekteydi; işte bu yüzden onlara iç huzuru indirdi ve kendilerini yaklaşan bir fetihle ödüllendirdi;

Ömer Nasuhi Bilmen

Kasem olsun ki Allah, mü'minlerden râzı oldu. O vakit ki, ağacın altında seninle mubâyeada bulunur oldular. Onların kalblerinde olanı bildi de üzerlerine o sekîneti (o huzur ve itminânı) indirdi ve onları bir yakın feth ile mükâfaatlandırdı.

Ömer Öngüt

Resulüm! Andolsun ki, sana ağaç altında biât eden müminlerden Allah hoşnud olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, üzerlerine huzur ve güven indirmiş, onları yakın bir fetihle mükâfatlandırmıştır.

Suat Yıldırım

(18-19) Gerçekten Allah, (Hudeybiye’de) o ağacın altında sana biat ettikleri zaman, müminlerden razı oldu. Onların kalplerindeki ihlâsı bildiği için üzerlerine sekîne, huzur ve güven indirdi. Onları hemen yakında gerçekleşen bir zaferle ve alacakları birçok ganimetle mükafatlandırdı. Allah azîz ve hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir).

Süleyman Ateş

Allah şu mü'minlerden razı olmuştur ki onlar, ağacın altında sana bi'at ediyorlardı, Allah onların gönüllerinden geçeni bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi.

Süleymaniye Vakfı

O ağacın altında sana biat ettiklerinde /bağlılık sözleşmesi yaptıklarında, Allah o müminlerden razı oldu. Onların kalplerinde olanı bildi de onlara iç huzuru verdi ve onları yakın bir fetih ile ödüllendirdi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O ağacın altında sana bağlılık sözleşmesi yaparken Allah onlardan razı olmuştu. İçlerinde olanı bilmişti de üzerlerine o huzuru indirmişti. Onları, yakın bir fetihle ödüllendirecektir.

Şaban Piriş

(18-19) Ağaç altında sana bey'at edenlerden Allah razı olmuştur. Gönüllerindekini bildi de üzerlerine huzur indirdi ve onlara yakın bir fetih ve elde edecekleri bir çok ganimetler vermiştir. Allah, güçlüdür, hakimdir.

Tefhim-ul Kuran

Andolsun, Allah, sana o ağacın altında biat ederlerken mü'minlerden razı olmuştur, kalplerinde olanı bilmiş ve böylece üzerlerine 'güven duygusu ve huzur' indirmiştir ve onlara yakın bir fethi sevap (karşılığı) olarak vermiştir.

Ümit Şimşek

O ağacın altında sana biat ettiklerinde, Allah mü'minlerden hoşnut oldu. Onların kalplerinde olanı bildiği için, üzerlerine güven ve huzur indirdi ve onları yakında erişecekleri bir fetihle ödüllendirdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, Allah müminlerden, o ağacın altında sana bey'at ettikleri sırada hoşnut olmuştur. Onların gönüllerindekini bilmiş, üzerlerine huzur ve sükun indirmiş ve kendilerine yakın bir fetih nasip etmiştir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Möminlər Hüdeybiyyədə ağac altında sənə beyət edərkən Allah onlardan razı qaldı. Allah onların qəlbində olanı bildi, onlara mənəvi rahatlıq nazil etdi və onları yaxın bir zəfərlə mükafatlandırdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbər!) And olsun ki, (Hüdeybiyyədə) ağac altında sənə beyʼət etdikləri zaman Allah möʼminlərdən razı oldu. (Allah) onların ürəklərində olanı (sənə sadiq qalacaqlarını, əhdə vəfa edəcəklərini) bildi, onlara (öz dərgahından) arxayınlıq (rahatlıq, səbir, səbat, məʼnəvi qüvvə) göndərdi və onları yaxın gələcəkdə qazanılacaq bir qələbə (Xeybərin fəthi) ilə mükafatlandırdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott hat in Sein Wohlgefallen die Gläubigen aufgenommen, die dir unter dem Baum Treue geschworen haben. Er wußte genau, was sie in ihren Herzen hegten. Daher sandte Er innere Ruhe auf sie herab und versprach ihnen als Belohnung einen baldigen Sieg

Almanca — Der Edle Quran

Allah hatte ja Wohlgefallen an den Gläubigen, als sie dir unter dem Baum den Treueid leisteten. Er wußte, was in ihren Herzen war, und da sandte Er die innere Ruhe auf sie herab und belohnte sie mit einem nahen Sieg

Almanca — M. A. Rassoul

Allah ist wohl zufrieden mit den Gläubigen, weil sie dir unter dem Baum Treue gelobten; und Er wußte, was in ihren Herzen war, dann sandte Er Ruhe auf sie hinab und belohnte sie mit einem nahen Sieg

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, bereits ist ALLAH zufrieden mit den Mumin, als sie dir Baiʹa unter dem Baum leisteten, dann wußte ER, was in ihren Herzen ist, dann sandte ER die Herzensruhe über sie und belohnte sie mit einem nahen Sieg

English (26)

Abdel Khalek Himmat

How well pleased has Allah been with the believers whose hearts reflect the image of virtues as they were making the vow to you under the tree to devote themselves to Allah and to serve His purpose; He knew well what they had at heart and that they made the vow with the deepest feeling. Therefore He inspired them with peace and tranquility and decreed to reward them with a victory that is quite near.

Abdul Haleem

God was pleased with the believers when they swore allegiance to you [Prophet] under the tree: He knew what was in their hearts and so He sent tranquillity down to them and rewarded them with a speedy triumph

Abdullah Yusuf Ali

Allah's Good Pleasure was on the Believers when they swore Fealty to thee under the Tree: He knew what was in their hearts, and He sent down Tranquillity to them; and He rewarded them with a speedy Victory;

Abul A'la Maududi

Allah was much pleased with the believers when they swore fealty to you under the tree. He knew what was in their hearts. So He bestowed inner peace upon them and rewarded them with a victory near at hand

Aisha Bewley

Allah was pleased with the muminun when they pledged allegiance to you under the tree. He knew what was in their hearts, and sent down serenity to them and has rewarded them with an imminent victory,

Al-Hilali & Khan

Indeed, Allâh was pleased with the believers when they gave the Bai‘ah (pledge) to you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) under the tree: He knew what was in their hearts, and He sent down As-Sakînah (calmness and tranquillity) upon them, and He rewarded them with a near victory.

Ali Quli Qarai

Allah was certainly pleased with the faithful when they swore allegiance to you under the tree. He knew what was in their hearts, so He sent down composure on them, and requited them with a victory near at hand

Amatul Rahman Omar

(Prophet!) Allâh was well-pleased with the (fourteen hundred) believers when they swore allegiance to you (known as Bai`at al-Ridzwân) under the (acacia) tree (at Hudaibiyah) He revealed (the high standard of faith) that they had in their hearts and sent down Shechinah (- peace and tranquillity) upon them and He rewarded them with an early victory (at Khaibar).

Arthur John Arberry

God was well pleased with the believers when they were swearing fealty to thee under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down the Shechina upon them, and rewarded them with a nigh victory

Bijan Moeinian

God was well pleased with those believers who renewed their pledge under the tree [in Hudaibiyah]. God knew what was going in their hearts [that they were sure to be massacred]. God, therefore, put peace in their hearts and has already rewarded them with upcoming victories.

E. Henry Palmer

God was well pleased with the believers when they did swear allegiance to thee beneath the tree; and He knew what was in their hearts, and He sent down His shechina upon them and rewarded them with a victory nigh at hand,

Edip-Layth

God is pleased with those who acknowledge who pledged allegiance to you under the tree. He thus knew what was in their hearts, so He sent down tranquility upon them, and rewarded them with a near victory.

George Sale

Now God was well pleased with the true believers, when they sware fidelity unto thee under the tree; and He knew that which was in their hearts: Wherefore He sent down on them tranquillity of mind, and rewarded them with a speedy victory,

Hamid S. Aziz

Certainly Allah's Good Pleasure was on the believers when they swore allegiance unto you under the tree, and He knew what was in their heart, so He sent down peace (or tranquillity) on them and rewarded them with a near victory,

Mahmoud Ghali

Indeed Allah has already been satisfied with the believers as they were swearing allegiance to you beneath the tree. So He knew what was in their hearts, then He sent down serenity upon them, and requited them with a near conquest.

Marmaduke Pickthall

Allah was well pleased with the believers when they swore allegiance unto thee beneath the tree, and He knew what was in their hearts, and He sent down peace of reassurance on them, and hath rewarded them with a near victory;

Mohamed Ahmed - Samira

God was pleased with the believers when they swore allegiance to you under the tree, for He knew well what was in their hearts, and sent down tranquility on them, and rewarded them with an expeditious victory

Muhammad Asad

INDEED, well-pleased was God with the believers when they pledged their allegiance unto thee [O Muhammad] under that tree, for He knew what was in their hearts; and so He bestowed inner peace upon them from on high, and rewarded them with [the glad tiding of] a victory soon to come

Mustafa Khattab

Indeed, Allah was pleased with the believers when they pledged allegiance to you ˹O Prophet˺ under the tree. He knew what was in their hearts, so He sent down serenity upon them and rewarded them with a victory at hand,[1]

Progressive Muslims

God is pleased with the believers who pledged allegiance to you under the tree. He thus knew what was in their hearts, so He sent down tranquility upon them, and rewarded them with a near victory.

Sahih International

Certainly was Allah pleased with the believers when they pledged allegiance to you, [O Muúammad], under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquillity upon them and rewarded them with an imminent conquest

Sam Gerrans

God was pleased with the believers when they swore fealty to thee beneath the tree; and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquillity upon them, and rewarded them with a near victory,

Shabbir Ahmed

Indeed, Allah was pleased with the believers when they pledged allegiance unto you (O Messenger) under that shady tree. For, He knew what was in their hearts, and so He sent down upon them inner peace, and rewarded them by opening the gates to a quick Victory. (48:10).

Syed Vickar Ahamed

Indeed, Allah’s good pleasure was on the believers when they made (their sincere) promise to you under the Tree: He knew what was in their hearts, and He sent down the peace and calmness upon them; And He rewarded them with a speedy Victory;

Taqi Usmani

Allah was pleased with the believers when they were pledging allegiance with you (by placing their hands in your hands) under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquility upon them, and rewarded them with a victory, near at hand,

The Monotheist Group

God is pleased with the believers who pledged allegiance to you under the tree. He knew what was in their hearts, so He sent down tranquility upon them, and rewarded them with a victory that is near.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Allah a très certainement agréé les croyants quand ils tʹont prêté le serment dʹallégeance sous lʹarbre. Il a su ce quʹil y avait dans leurs cœurs, et a fait descendre sur eux la quiétude, et Il les a récompensés par une victoire proche.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sond be, Xwedê ji mumînan razî bûye wê dema ku wan li binê darê peyman dayî te. Vêca bi (rastî û wefadarî) ya ku di dilê wan de heye Xweda zaniye, êdî aramî û tenahî bi ser wan de şand û bi vekirina rêke serkeftineke nêzîk (bi fetha Xeyberê) ew xelat kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

God was met de gelovigen ingenomen toen zij jou onder de boom trouw zwoeren en Hij weet wat er in hun harten is en Hij liet dus de kalmte op hen neerdalen en beloonde hen met een spoedig succes

Hollandaca — Salomo Keyzer

God was den waren geloovigen genegen, toen zij u getrouwheid zwoeren onder den boom, en hij kende datgene, wat in hunne harten was; daarom zond hij gerustheid des gemoeds op hen neder, en beloonde hij hen met eene spoedige overwinning.

Hollandaca — Siregar

Voorzeker, het welgevallen van Allah was met de gelovigen toen zij jou trouw zwoeren onder de boom, en Hij wist wat in hun harten was. Toen deed Hij de vrede op hen neerdalen en beloonde Hij hen met een nabije overwinning.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И) уже стал доволен Аллах верующими, когда они присягали [давали клятву верности] тебе (о, Пророк) под деревом (в Худайбийи); и Он узнал, что в их сердцах, и низвел успокоение на них и вознаградил их близкой победой (в Хайбаре)

Rusça — Osmanov

Аллах был доволен верующими, когда они присягнули тебе под деревом. Ему было ведомо, что у них в сердцах, и Он ниспослал им [душевный] покой и вознаградил их близкой победой

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

GUD SÅG med välbehag på de troende när de svor dig trohetsed under trädet; Han visste nämligen vad de (tänkte) i sitt innersta. Han lät deras sinnen fyllas av lugn och tillförsikt och lovade dem en snar seger som belöning