Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.

لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَرِيضِ حَرَجٌ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ يُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ وَمَنْ يَتَوَلَّ يُعَذِّبْهُ عَذَابًا اَلِيمًا

leyse ǎlā l-eǎ'mā Haracun ve lā ǎlā l-eǎ'raci Haracun ve lā ǎlā l-merīDi Haracun ve men yuTiǐ (a)llahe ve rasūlehu yudḣilhu cennātin tecrī min teHtihā l-enhāru ve men yetevelle yuǎƶƶibhu ǎƶāben elīmen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَيْسَleyseل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildiryoktur
2عَلَىǎlā
3الْاَعْمٰىl-eǎ'māع م يgörevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük.köre
4حَرَجٌHaracunح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.güçlük
5وَلَاve lāve yoktur
6عَلَىǎlā
7الْاَعْرَجِl-eǎ'raciع ر جTırmanmak, binmek. Topallamak, aksak olmak.topala
8حَرَجٌHaracunح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.güçlük
9وَلَاve lāve yoktur
10عَلَىǎlā
11الْمَرِيضِl-merīDiم ر ضHasta olmak/rahatsız olmak, hastalıklı, zayıf veya güçsüz, eksiklik, kusurlu veya yetersiz, yargı veya görüşte doğru veya neredeyse doğru olmakhastaya
12حَرَجٌHaracunح ر جDaralmak (kalp), sıkışmak, dar/kapalı/sıkışık hale gelmek, akıl karışıklığı yaşamak, bir araya toplanmak, göğüste huzursuzluk ve daralma hissetmek, şüphe etmek veya şüphede olmak, günah veya suç işlemek veya itaatsizlik yapmak, korku ve öfke nedeniyle hareket edememek, zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmak, yasaklanmak veya engellenmek, birinin sıkıntı veya zorluğa düşmesine neden olmak, günahı veya suçu kendinden uzaklaştırmak, günahtan veya suçtan kaçınmak veya uzak durmak.güçlük
13وَمَنْve menve kim
14يُطِعِyuTiǐط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.ita'at ederse
15اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
16وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
17يُدْخِلْهُyudḣilhuد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakonu sokar
18جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkcennetlere
19تَجْرِيtecrīج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.akan
20مِنْmin
21تَحْتِهَاteHtihāت ح تAlt tarafta olan, aşağı kısım, alt, alt taraf, aşağı, bayır, dağın eğimli yüzeyi, alt seviye. Fevk/yukarı'nın zıt anlamlısıdır.altından
22الْاَنْهَارُl-enhāruن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)ırmaklar
23وَمَنْve menve kim
24يَتَوَلَّyetevelleو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakyüz çevirirse
25يُعَذِّبْهُyuǎƶƶibhuع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12onu azablandırır
26عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azaba
27اَلِيمًاelīmenا ل مacı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmişacıklı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Köre vebâl yok ve topala vebâl yok ve hastaya vebâl yok ve kim, Allah'a ve Peygamberine itâat ederse onu, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar ve kim, yüz çevirirse onu elemli bir azapla azaplandırır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Köre vebâl yok ve topala vebâl yok ve hastaya vebâl yok ve kim, Allahʼa ve Peygamberine itâat ederse onu, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokar ve kim, yüz çevirirse onu elemli bir azapla azaplandırır.

Adem Uğur

Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

Ahmed Hulusi

Köre, topala ve hasta olana zorlama yoktur! Kim itaat ederse Allah ve Rasulüne, onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. . . Kim de yüz çevirirse (Allah) onu feci bir azapla azaplandırır.

Ahmet Tekin

Savaşa katılmayan köre vebal yoktur, topala vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Allah’a ve Rasulüne itaat edeni, Kur’ân’ı ve sünneti uygulayanı Allah, altından ırmaklar akan Cennet konaklarına koyacaktır. Kim de savaştan geri kalır, halkı istediği istikamette yönlendirirse, onu can yakıp inleten müthiş bir azap ile cezalandırır.

Ahmet Varol

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse (Allah) onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu acıklı bir azapla azaplandırır.

Ali Bulaç

Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.

Ali Fikri Yavuz

(Savaşa çıkmamak hususunda) amaya günah yok, aksağa günah yok, hastaya günah yok. Kim Allah’a ve Rasûlüne itaat ederse, Allah, onu (ağaçları) altından ırmaklar akar cennetlere koyar. Kim de (Allah’a ve Peygambere itaat etmekten) yüz çevirirse, onu acıklı bir azab ile azablandırır.

Ali Rıza Safa

Kör için yükümlülük yoktur, topal için yükümlülük yoktur, sağlığı bozuk olan için de yükümlülük yoktur. Allah'a ve O'nun elçisine kim bağlı kalırsa, Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere onu yerleştirecektir. Kim de yüz çevirirse, acı bir cezayla onu cezalandıracaktır.

Bayraktar Bayraklı

Gözleri görmeyene, sakat olana veya hasta olana, savaşa katılmamakta bir vebal yoktur. Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, Allah onu içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Kim de yüz çevirirse, onu da acıklı bir ceza ile cezalandıracaktır.

Bekir Sadak

Ama, gozleri gormeyen kimse savasa gelmezse ona bir sorumluluk yoktur; topala ve hastaya da sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, iclerinden irmaklar akan cennetlere koyar. Kim yuz cevirirse, onu can yakici azaba ugratir. *

Celal Yıldırım

Gözleri kör olan kimseye (savaşa katılmadığından dolayı) bir günah yoktur. Topal ve hastaya da bu hususta günah yoktur. Kim, Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah, onu altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar; kim de yüzçevirirse, onu da elem verici bir azaba uğratır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Gözü görmeyene zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya zorlama yoktur. Kim Allah ve resulünün sözlerini dinlerse onları, altından ırmaklar akan cennetlere sokar; kim de yüz çevirirse onu acı bir şekilde cezalandırır.

Diyanet İşleri

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu elem dolu bir azaba uğratır.

Diyanet İşleri (eski)

Ama, gözleri görmeyen kimse savaşa gelmezse ona bir sorumluluk yoktur; topala ve hastaya da sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.

Diyanet Vakfi

Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Köre sorumluluk yoktur, aksağa sorumluluk yoktur, hastaya da sorumluluk yoktur. Bununla beraber, her kim Allah'a ve peygamberine itaaat ederse, onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de aksine giderse onu da acı bir azap ile cezalandırır.

Elmalılı Hamdi Yazır

A'maya harec yok, aksağa da harec yok, hastaya da harec yok. Bununla beraber her kim Allaha ve Resulüne itaat eylerse onu altından ırmaklar akan Cennetlere kor ve her kim aksine giderse onu da elim bir azab ile ta'zib eyler.

Erhan Aktaş

Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Köre bir sınırlama yoktur. Sakat olana bir sınırlama yoktur. Hasta olana bir sınırlama yoktur. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kör, topal ve hasta olanların savaşa katılma sorumlulukları yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne itaat ederse, Allah, onları içinden ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yan çizerse, ona acıklı bir azapla azap eder.

Fizilal-il Kuran

Gözleri görmeyen, topal ya da hasta olanların savaşa gitmemelerinde bir sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse onu can yakıcı azaba uğratır.

Gültekin Onan

Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Tanrı'ya ve Resulü'ne itaat ederse, (Tanrı) onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acı bir azab ile azablandırır.

Hamdi Döndüren

(Savaşa katılmamaktan dolayı) köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. Kim Allah’a ve Elçisine itâat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse, onu da can yakıcı bir azaba uğratır.

Hasan Basri Çantay

A'maaya (muhaarebeden geri kalmak hususunda) vebal yok. Topala vebal yok. Hastaya vebal yok. Kim Allaha ve resulüne itaat ederse (Allah) onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim geri kalırsa onu da elem verici bir azab ile azablandırır.

Hasib Asutay

Köre bir sorumluluk yoktur, topala bir sorumluluk yoktur, hastaya da bir sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse, onu acı bir azaba uğratır.

Hayrat Neşriyat

(Savaşa gitmemekte) köre bir günah yoktur; topala bir günah yoktur; hastaya da bir günah yoktur. Ve kim Allah’a ve Resûlüne itâat ederse, (Allah) onu altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, onu (pek) elemli bir azâb ile cezâlandırır.

İbni Kesir

Gözü kör olana vebal yok. Topala da vebal yok, hastaya da vebal yok. Kim, Allah'a ve peygamberine itaat ederse; onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa; onu elim bir azab ile azablandırır.

Mehmet Okuyan

Görme engelliye zorluk yoktur; topala zorluk yoktur; hastaya da zorluk yoktur. Kim Allah’a ve Elçisine gönülden itaat ederse (Allah) onu, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Kim de yüz çevirirse ona elem verici bir şekilde azap eder.

Muhammed Esed

Körün, topalın ve hastanın (Allah yolunda savaşmaktan uzak kalmalarından dolayı) bir sorumlulukları yoktur; ama her kim (fiilen veya kalben) Allah'ın ve Elçisi(nin çağrısı)na uyarsa Allah onu içinden ırmakların geçtiği cennetlere sokacaktır; kim de yüz çevirirse onu büyük bir azaba çarptıracaktır.

Mustafa İslamoğlu

Gözleri görmeyene, ayağı sakat olana ve hastaya (Allah yolunda savaşamadığı için) bir sorumluluk yoktur; ama kim Allah'a ve Rasulü'ne itaat ederse, onu zemininden ırmaklar çağlayan cennetlere koyacağız, kim de yüz çevirirse elim bir azab ile cezalandıracağız.

Ömer Nasuhi Bilmen

Âmâ'ya güçlük yoktur ve topala güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Ve her kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse onu altından ırmaklar akar cennetlere girdirir ve her kim de yüz çevirirse onu da bir elîm azab ile azablandırır.

Ömer Öngüt

Gözü kör olana vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Kim Allah'a ve Resul'üne itaat ederse, onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse ona açıklı bir azap ile azap eder.

Suat Yıldırım

Gazaya katılmama konusunda âmaya sorumluluk yok, topala sorumluluk yok, hastaya sorumluluk yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. Kim de itaatten yüz çevirirse onu gayet acı şekilde cezalandırır.

Süleyman Ateş

Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya güçlük yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değillerdir.) Kim Allah'a ve Elçisine ita'at ederse (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azaba uğratır.

Süleymaniye Vakfı

(Savaşa gitmemeleri hususunda) Köre bir sıkıntı yoktur, topala bir sıkıntı yoktur, hastaya da bir sıkıntı yoktur. Kim Allah'a ve elçisine gönülden boyun eğerse Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu acıklı bir azaba uğratır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Köre sıkıntı yok, topala sıkıntı yok, hastaya da sıkıntı yoktur. Kim Allah'a ve elçisine boyun eğerse onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de yüz çevirirse onu da acıklı bir azaba sokar.

Şaban Piriş

Köre bir günah yoktur. Topala da bir günah yoktur. Hastaya da bir günah yoktur. Kim, Allah'a ve Resulüne itaat ederse onu alt taraflarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse onu da acı bir azapla cezalandırır.

Tefhim-ul Kuran

Kör olana güçlük (sorumluluk) yoktur, topal olana güçlük yoktur, hasta olana da güçlük yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, (Allah) onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de sırt çevirirse, onu acıklı bir azab ile azablandırır.

Ümit Şimşek

Savaşa katılmamakta köre vebal yoktur, sakata vebal yoktur, hastaya vebal yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, Allah onu altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştirir. Kim yüz çevirirse, onu da acı bir azapla cezalandırır.

Yaşar Nuri Öztürk

Köre zorlama yoktur, topala zorlama yoktur, hastaya da zorlama yoktur. Kim Allah'a ve resulüne itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim de yüz çevirirse, Allah onu acıklı bir azapla cezalandırır.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Döyüşə getməməkdə kora, çolağa, bir də xəstəyə günah yoxdur. Kim Allaha və Onun Elçisinə itaət etsə, Allah onu ağacları altından çaylar axan Cənnət bağlarına daxil edər. Kim də üz döndərsə, ona ağrılı-acılı bir əzab verər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Für den Blinden, den Gehbehinderten und den Kranken ist es kein Vergehen, nicht mit ins Feld zu ziehen. Wer Gott und Seinem Gesandten gehorcht, den führt Er in Paradiesgärten, unterhalb derer Flüsse fließen. Wer sich aber abwendet, den wird Gott qualvoll bestrafen.

Almanca — Der Edle Quran

Keinen Grund zur Bedrängnis gibt es für den Blinden, und keinen Grund zur Bedrängnis gibt es für den Hinkenden, und keinen Grund zur Bedrängnis gibt es für den Kranken. Wer Allah und Seinem Gesandten gehorcht, den wird Er in Gärten eingehen lassen, durcheilt von Bächen. Wer sich jedoch abkehrt, den straft Er mit schmerzhafter Strafe.

Almanca — M. A. Rassoul

Kein Tadel trifft den Blinden noch trifft ein Tadel den Gehbehinderten, noch trifft ein Tadel den Kranken. Und den, der Allah und Seinem Gesandten gehorcht, wird Er in Gärten führen, durch die Bäche fließen; doch den, der (ihm) den Rücken kehrt, wird Er mit schmerzlicher Strafe bestrafen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Weder für den Blinden ist es eine Verfehlung, noch für den Lahmen ist es eine Verfehlung, noch für den Kranken ist es eine Verfehlung. Und wer ALLAH und Seinem Gesandten gehorcht, den wird ER in Dschannat eintreten lassen, die von Flüssen durchflossen sind. Und wer den Rücken kehrt, den peinigt ER eine qualvolle Peinigung.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Absolved from guilt shall be the blind and the lame and he who is sick. He who obeys Allah and His Messenger, will Allah welcome into gardens of surpassing beauty beneath which rivers flow, and he who turns a deaf ear will Allah subject to a condign punishment.

Abdul Haleem

the blind, the lame, and the sick will not be blamed.’ God will admit anyone who obeys Him and His Messenger to Gardens graced with flowing streams; He will painfully punish anyone who turns away.

Abdullah Yusuf Ali

No blame is there on the blind, nor is there blame on the lame, nor on one ill (if he joins not the war): But he that obeys Allah and his Messenger,- (Allah) will admit him to Gardens beneath which rivers flow; and he who turns back, (Allah) will punish him with a grievous Penalty.

Abul A'la Maududi

There is no blame on the blind, nor on the lame, nor on the sick (if they do not go forth to fight). Allah will admit those who obey Allah and His Messenger to the Gardens beneath which rivers flow and will inflict a grievous chastisement on those who turn away.

Aisha Bewley

There is no constraint on the blind, nor on the lame, nor on the sick. We will admit all who obey Allah and His Messenger into Gardens with rivers flowing under them. But We will punish with a painful punishment anyone who turns his back.

Al-Hilali & Khan

No blame or sin is there upon the blind, nor is there blame or sin upon the lame, nor is there blame or sin upon the sick (that they go not for fighting). And whosoever obeys Allâh and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), He will admit him to Gardens beneath which rivers flow (Paradise); and whosoever turns back, He will punish him with a painful torment.

Ali Quli Qarai

There is no blame on the blind, nor is there any blame on the lame, nor is there blame on the sick; and whoever obeys Allah and His Apostle, He will admit him into gardens with streams running in them, and whoever refuses to comply, He will punish him with a painful punishment.

Amatul Rahman Omar

No blame shall lie on the blind, no blame shall lie on the lame, and no blame shall lie on the sick (if they do not join the fight). Yet he that obeys Allâh and His Messenger He will make him enter Gardens served with running streams (to keep them green and flourishing), but he that turns his back He will inflict upon him a woeful punishment.

Arthur John Arberry

There is no fault in the blind, and there is no fault in the lame, and there is no fault in the sick. And whosoever obeys God and His Messenger, He will admit him into gardens underneath which rivers flow; but whosoever turns his back, him He will chastise with a painful chastisement.

Bijan Moeinian

The one who has a genuine excuse (being blind, lame or sick) for not joining the fight, is not accountable. Whoever obeys God and His Prophet, God will admit him into Gardens underneath which rivers flow. The One who turns away, on the contrary, will be severely punished by his Lord.

E. Henry Palmer

There is no compulsion on the blind, and no compulsion on the lame, and no compulsion on the sick, but whoso obeys God and His Apostle, He will make him enter gardens beneath which rivers flow; but whoso turns his back He will torment with grievous woe.

Edip-Layth

There is no burden on the blind, nor is there any burden on the cripple, nor is there on the sick any burden. Whosoever obeys God and His messenger, He will admit them into paradises with rivers flowing beneath; and whosoever turns away, He will punish him with a painful retribution.

George Sale

It shall be no crime in the blind, neither shall it be a crime in the lame, neither shall it be a crime in the sick, if they go not forth to war: And whoso shall obey God and his apostle, he shall lead him into gardens beneath which rivers flow; but whoso shall turn back, He will chastise him with a grievous chastisement.

Hamid S. Aziz

There is no blame for the blind, nor is there any blame for the lame, nor is there any blame for the sick if they do not go forth to war; and whoever obeys Allah and His Apostle, He will cause him to enter Gardens beneath which rivers flow, and whoever turns back, He will punish him with a painful doom.

Mahmoud Ghali

There is no objection (Literally: restring) on the blind, nor is there objection (Literally: restring) on the lame, nor is there objection on the sick (if they do not go out to fight). And whoever obeys Allah and His Messenger, He will cause him to enter Gardens from beneath which rivers run; and whoever turns away, He will torment him with a painful torment.

Marmaduke Pickthall

There is no blame for the blind, nor is there blame for the lame, nor is there blame for the sick (that they go not forth to war). And whoso obeyeth Allah and His messenger, He will make him enter Gardens underneath which rivers flow; and whoso turneth back, him will He punish with a painful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

It is not binding on the blind, the lame or the sick (to follow this command); but those who obey God and His Apostle will be admitted by God to gardens with running streams; but those who turn back will suffer a painful doom.

Muhammad Asad

No blame attaches to the blind, nor does blame attach to the lame, nor does blame attach to the sick [for staying away from a war in God’s cause]; but whoever heeds [the call of] God and His Apostle [in deed or in heart], him will He admit into gardens through which running waters flow; whereas him who turns away will He chastise with grievous chastise­ment.

Mustafa Khattab

There is no blame on the blind, or the disabled, or the sick ˹for staying behind˺. And whoever obeys Allah and His Messenger will be admitted by Him into Gardens under which rivers flow. But whoever turns away will be subjected by Him to a painful punishment.

Progressive Muslims

There is no burden on the blind, nor is there any burden on the cripple, nor is there on the sick any burden. And whosoever obeys God and His messenger, He will admit them into paradises with rivers flowing beneath; and whosoever turns away, He will punish him with a painful retribution.

Sahih International

There is not upon the blind any guilt or upon the lame any guilt or upon the ill any guilt [for remaining behind]. And whoever obeys Allah and His Messenger - He will admit him to gardens beneath which rivers flow; but whoever turns away - He will punish him with a painful punishment.

Sam Gerrans

There is no blame upon the blind, nor is there blame upon the lame, nor is there blame upon the sick. And whoso obeys God and His messenger, him will He make enter gardens beneath which rivers flow; but whoso turns away, him will He punish with a painful punishment.

Shabbir Ahmed

There is no blame for the blind, nor is there blame for the disabled, nor is there blame for the sick. And whoever obeys Allah and His Messenger, He will admit him in the Gardens underneath which rivers flow. And whoever turns away, him will He punish with an awful doom. (9:91).

Syed Vickar Ahamed

No blame or sin is there on the blind, nor is there blame on the lame, nor on one ill (if he does not join the war): And he who obeys Allah and His Messenger— (Allah) will admit him to gardens beneath which rivers flow; And he who turns back, (Allah) will punish him with a painful penalty.

Taqi Usmani

There is no blame on the blind, nor is there any blame on the lame, nor is there any blame on the sick. Whoever obeys Allah and His Messenger, He will admit him to the gardens beneath which rivers flow. But whoever turns away, He will punish him with a painful punishment.

The Monotheist Group

There is no burden on the blind, nor is there any burden on the cripple, nor is there any burden on the sick. And whoever obeys God and His messenger, He will admit them into gardens with rivers flowing beneath them; and whoever turns away, He will punish him with a painful retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nul grief nʹest à faire à lʹaveugle, ni au boiteux ni au malade. Et quiconque obéit à Allah et à Son messager, Il le fera entrer dans des Jardins sous lesquels coulent les ruisseaux. Quiconque cependant se détourne, Il le châtiera dʹun douloureux châtiment.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser koran tu guneh nîn e, li ser seqetan tu guneh nîn e û li ser nexweşan jî tu guneh nîn e (ku beşdarî şer nebin). Kî bi gotina Xwedê û pêxemberê Wî bike, Xweda dê wî bixe bihiştên ku di binê wan de çem diherikin. Kî li paş bimîne Xwedê dê bi ezabekî dijwar û xemnak wî ceza bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De blinde treft geen blaam, de kreupele treft geen blaam en de zieke treft geen blaam en wie God en Zijn gezant gehoorzaamt die zal Hij tuinen laten binnengaan waar de rivieren onderdoor stromen, maar wie zich afkeert, die zal Hij met een pijnlijke bestraffing straffen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Het zal geene misdaad voor den blinde, noch zal het eene misdaad voor den lamme, noch zal het eene misdaad voor den zieke zijn, indien zij niet ten oorlog trekken; en wie God en zijn gezant zal gehoorzamen, zal door hem in tuinen geleid worden, waardoor rivieren stroomen; maar wie zich afwendt, zal door hem met eene gestrenge kastijding gestraft worden.

Hollandaca — Siregar

Het is geen zonde voor de blinde, en niet voor de lamme, en niet voor de zieke (wanneer zij niet meevechten). En wie Allah en Zijn Boodschapper gehoorzaamt, die zal Hij Tuinen (het Paradijs) doen binnengaan, waar onder door de rivieren stromen. Maar wie zich afwendt, die zal Hij straffen met een pijnlijke bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Нет вины [греха] на слепом, и нет вины на хромом, и нет вины на больном (если он не выйдет на путь Аллаха вместе с верующими). А кто повинуется Аллаху и Его посланнику, того Он введет в сады (Рая), (где) текут под ними [у подножий райских деревьев] реки. А кто отвратится (от повиновения Аллаху и откажется от участия в борьбе на Его пути), того Он накажет мучительным наказанием.

Rusça — Osmanov

Нет упрека ни слепому, ни хромому, ни больному [за неучастие в походе]. Того, кто повинуется Аллаху и Его Посланнику, Он введет в сады, где текут ручьи. Того же, кто уклонится [от участия в походе], Он покарает мучительным наказанием.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Ingen blind kan klandras och ingen halt och ingen sjuk kan klandras (för att de inte går med i ett krig för Guds sak). Men alla som lyder Gud och Hans Sändebud skall Gud föra till lustgårdar, vattnade av bäckar, och alla som undandrar sig (plikten att lyda) skall Han straffa med ett plågsamt straff.