Yusuf Suresi 21. Ayet — Elfaz
Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evlat ediniriz." İşte böylece biz Yusuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona (rüyadaki) olayların yorumunu öğretelim diye böyle yaptık. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
1وَقَالَve ḳāleve dedi kiBağlaç+Mazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavele
2الَّذِيelleƶīkimseİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اشْتَرٰيهُşterāhuonu satın alanMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İfti'âl Bâbıش ر يsatın almak/satmak/değiş tokuş etmek/satın almak, satışı sonuçlandırmak, herhangi bir şeyi vermek veya karşılığında almak, reddetmek, seçmek, tercih etmek, herhangi bir şeyi terk etmek ve başka bir şey almak, başka bir şeye el koymak
4مِنْminHarf-i Cer
5مِصْرَmiSraMısır'lıÖzel İsimم ص رO bir şehri iki şey arasında sınır/sınır çizgisi, bölme, engel, sınır, büyük şehir haline getirdi.
6لِامْرَاَتِهِٓli mraetihikarısınaHarf-i Cer+İsim+Zamirم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadın
7اَكْرِمِيekrimīona kıymet verEmir Fiil+ZamirEmir · Müfred Müennes Muhataba · İf'âl Bâbıك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmak
9عَسٰٓىǎsābelkiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibع س يUmulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir ki
10اَنْenMasdar Harfi
11يَنْفَعَنَاyenfeǎnābize yararı dokunurMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibن ف عFayda sağlamak, iyilik yapmak, faydalı olmak, yararlı olmak.
12اَوْevya daBağlaç
13نَتَّخِذَهُnetteḣiƶehuonu edinirizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İfti'âl Bâbıا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
15وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve böyleceBağlaç+Harf-i Cer+İşaret Zamiri
16مَكَّنَّاmekkennābir imkan verdikMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıم ك نBirine yer vermek, bir konuta yerleştirmek veya kurmak, birinin bir şeyi yapmasını sağlamak veya yetkilendirmek
17لِيُوسُفَli yūsufeYusuf'aHarf-i Cer+Özel İsim
18فِيfīHarf-i Cer
19الْاَرْضِl-erDio yerdeMarife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
20وَلِنُعَلِّمَهُve li nuǎllimehuve ona öğrettikBağlaç+Ta'lil (Sebep) Edatı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · Tef'îl Bâbıع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
21مِنْminHarf-i Cer
23الْاَحَادِيثِl-eHādīṧidüşlerinMarife (Belirlilik Takısı)+İsimح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmak
24وَاللّٰهُve(a)llahuve AllahBağlaç+Lafza-i Celal
26عَلٰٓىǎlāHarf-i Cer
28وَلٰكِنَّve lākinneamaBağlaç+Harf-i Nasb
30النَّاسِn-nāsiinsanlarınMarife (Belirlilik Takısı)+İsimن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.
31لَاlāHarf-i Nefi
32يَعْلَمُونَyeǎ'lemūnebilmezlerMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname