د و ن (D̃WN)
D-v-n
أَأَنْتَ قُلتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّهِ : Sen mi insanlara ‘Beni ve annemi, Allah’ın dûnundan iki tanrı edinin’ dedin? (5/Mâide 116); yani Allah’tan başka. Bazılarına göre ise anlamı; “Kendileriyle Allah’a ulaşılan iki ilâh...”, şeklindedir.
لَيْسَ لَهُمْ مِنْ دُونِهِ وَلِيٌّ وَلاَ شَفِيعٌ : Onlar için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır (6/En’âm 51); وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلا نَصِيرٍ : Sizin Allah’tan başka ne bir koruyucunuz, ne de bir yardımcınız vardır (29/Ankebût 22). Yani, Allah’ın emrinin dışında bir koruyucuları yoktur. Şu âyet de aynı anlamdadır: قُلْ أَنَدْعُو مِنْ دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنْفَعُنَا وَلاَ يَضُرُّنَا : De ki: “Biz Allah’ın dışında bize fayda veya zarar vermeyen şeylere mi yalvaralım?” (6/En’âm 71). Bazen دَوْن lafzıyla teşvikte bulunulmaktadır. Şöyle denir: دَوْنَكَ كَذَا : Şunu al. Kuteybî de; دَانَ يَدُونُ دَوْنًا sözünün “zayıf oldu” anlamında olduğunu söyler.