د ه ن (D̃HN)
D-h-n
Bu kelimenin ikinci anlamda olması daha uygundur, çünkü ona hâ harfi girmemiştir. دَهَنَ اْلمَطَرُ الأَرْضَ : Yağmur yeri yağladı: Yani, yağmur yeri hafif ıslattı; tıpkı başa sürülen yağ gibi. دَهَنَهُ بِالْعَصَا : Onu değnekle yağladı deyimi, aşağılamak için olan vurmaktan kinâyedir. Tıpkı, مَسَحْتُهُ بِالسَّيْفِ : Onu kılıçla sildim; حَيَّيْتُهُ بِالرُّمْحِ : Onu mızrakla selâmladım deyimleri gibi.
إِدْهَان kelimesi de aslında تَدْهِين gibidir. Fakat o; dalkavukluk, yağcılık ve ciddi olmamak anlamına tahsis edilmiştir; tıpkı, keneyi deveden çekme anlamındaki تَقْرِيد sözcüğünün buna tahsis edilmesi gibi. Allah buyurur ki: أَفَبِهَذَا الْحَدِيثِ أَنْتُمْ مُدْهِنُونَ : Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz? (56/Vakıa 81). Şair de şöyle der:
اَلْحَزْمُ وَاْلقُوَّةُ خَيْرٌ مِنَ اْل *** إِدْهَانِ وَاْلفِكَّةِ وَاْلهَاعِ -162
162- Kararlılık ve güç; yumuşaklıktan, zayıflıktan ve korkaklıktan daha iyidir.
دَاهَنْتُ فُلاَنًا مُدَاهَنَةً : Falan kişiye yağ çektim/dalkavukluk ettim. Bu anlamda Allah buyurur ki: وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ : İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (68/Kalem 9).