د ح ض (D̃ḪĐ)
D-h-d
حُجَّتُهُمْ دَاحِضَةٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ (42 /Şûra 16). Yani delilleri, Rableri yanında bâtıldır, sürekli değildir. أَدْحَضْتُ فُلاَنًا فيِ حُجَّتِهِ فَدَحَضَ : Falan kişiyi getirdiği delil konusunda iptal ettim/çürüttüm; o da batıl oldu, denir: وَيُجَادِلُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ : İnkâr edenler, hakkı batılla ortadan kaldırmak için mücâdele ediyorlar (18/Kehf 56). أَدْحَضْتُ حُجَّتَهُ فَدَحَضَتْ : Onun delilini iptal ettim/çürüttüm; o da batıl oldu. Bu kelimenin aslı, دَحْضُ الرِّجْلِ : Ayak sürçmesi sözünden gelmektedir. Şair, bakışmayı anlatırken bu anlamda şöyle der:
نَظَرًا يُزِيلُ مَوَاقِعَ اْلأَقَدَامِ -155
155- Ayakları yerlerinden kaydıran bir bakış.
دَحَضَتِ الشَّمْسُ : Güneş batmaya yüz tuttu, sözü de bu anlamdan istiâre edilmiştir.