(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

لَا يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ اُو۬لِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدِينَ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ عَلَى الْقَاعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ اللّٰهُ الْحُسْنٰى وَفَضَّلَ اللّٰهُ الْمُجَاهِدِينَ عَلَى الْقَاعِدِينَ اَجْرًا عَظِيمًا دَرَجَاتٍ مِنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا

lā yestevī l-ḳāǐdūne mine l-mu'minīne ğayru ūlī D-Derari ve l-mucāhidūne fī sebīli (a)llahi bi emvālihim ve enfusihim feDDele (a)llahu l-mucāhidīne bi emvālihim ve enfusihim ǎlā l-ḳāǐdīne deraceten ve kullen veǎde (a)llahu l-Husnā ve feDDele (a)llahu l-mucāhidīne ǎlā l-ḳāǐdīne ecran ǎZīmen / deracātin minhu ve meğfiraten ve raHmeten ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لَاolmaz
2يَسْتَوِيyestevīس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeeşit
3الْقَاعِدُونَl-ḳāǐdūneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yeriyerlerinde oturanlar
4مِنَmine
5الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlardan
6غَيْرُğayruغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.dışında
7اُو۬لِيūlīا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahipleri
8الضَّرَرِD-Derariض ر رZarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmeközür
9وَالْمُجَاهِدُونَve l-mucāhidūneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.ve cihad edenler
10فِي
11سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
12اللّٰهِ(a)llahiAllah
13بِاَمْوَالِهِمْbi emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallariyle
14وَاَنْفُسِهِمْve enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunancanlariyle
15فَضَّلَfeDDeleف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmeküstün kılmıştır
16اللّٰهُ(a)llahuAllah
17الْمُجَاهِدِينَl-mucāhidīneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.cihad edenleri
18بِاَمْوَالِهِمْbi emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallariyle
19وَاَنْفُسِهِمْve enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunancanlariyle
20عَلَىǎlā
21الْقَاعِدِينَl-ḳāǐdīneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturanlardan
22دَرَجَةًderacetenد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.derece bakımından
23وَكُلًّاve kullenك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive hepsine
24وَعَدَveǎdeو ع دsöz vermek, sözünü vermek, tehdit etmek, iyi şeyler vaat etmek, tehdit etmek (bağlama göre)va'detmiştir
25اللّٰهُ(a)llahuAllah
26الْحُسْنٰىl-Husnāح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.güzellik
27وَفَضَّلَve feDDeleف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekve üstün kılmıştır
28اللّٰهُ(a)llahuAllah
29الْمُجَاهِدِينَl-mucāhidīneج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.mücahidleri
30عَلَىǎlā
31الْقَاعِدِينَl-ḳāǐdīneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturanlardan
32اَجْرًاecranا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karecirle
33عَظِيمًاǎZīmenع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekçok daha büyük
1دَرَجَاتٍderacātinد ر جAdım adım yürümek, kademeli olarak ilerlemek, derece derece yok etmek, bir şeyi yerleştirmek, açmak/çözmek, kademeli olarak ulaşmak, aldatmak, (bir günahkara) hoşgörü göstermek.yüksek dereceler
2مِنْهُminhukendi katından
3وَمَغْفِرَةًve meğfiratenغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekve bağış
4وَرَحْمَةًve raHmetenر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.ve rahmet
5وَكَانَve kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
6اللّٰهُ(a)llahuAllah
7غَفُورًاğafūranغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemeküstünü örtendir
8رَحِيمًاraHīmānر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.esirgeyendir

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Mâzeretleri olanlar müstesna, müminlerden savaşa katılmayıp oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar, eşit olamaz. Allah, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaşanları, derece bakımından, oturanlardan üstün etmiştir. Allah, hepsine de iyilikler, güzellikler vaat etti ve Allah üstün etti savaşanları oturanlardan, pek büyük bir ecirle.

Abdulkadir Gölpınarlı

Mâzeretleri olanlar müstesna, müminlerden savaşa katılmayıp oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar, eşit olamaz. Allah, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaşanları, derece bakımından, oturanlardan üstün etmiştir. Allah, hepsine de iyilikler, güzellikler vaat etti ve Allah üstün etti savaşanları oturanlardan, pek büyük bir ecirle.

Adem Uğur

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Ahmed Hulusi

Mazeretsiz, evde oturup seferden kaçan iman edenler ile Allah yolunda mallarıyla, nefsleriyle mücahede edenler, eş değerde olmazlar. . . Allah, mallarıyla ve nefsleriyle mücahede edenleri, oturup kalanlardan derece olarak üstün kıldı. . . Hepsine Allah en güzeli vadetmiştir. . . (Ancak) Allah, mücahitleri, oturup kalanların üzerine büyük bir mükafat ile üstün kılmıştır.

Ahmet Tekin

Mü’minlerden, özür sahibi olanlar dışında, evlerinde oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda, İslâm uğrunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenlere, dünya ve âhirette imtiyazlar tanıma lütfunda bulunmuştur. Allah bütün müslümanlara en güzel makamlar, mevkiler, göz alıcı mükâfatlar va’detmekle birlikte, hayatlarını ortaya koyan, konuşan, yazan, hesapsız servet harcayan mücahitleri, büyük mükâfat vererek evlerinde oturanlara üstün kılmıştır.

Ahmet Varol

Mü'minlerden özürsüz olarak yerlerinde oturanlarla Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler bir değildirler. Allah mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara derece olarak üstün kılmıştır. Bununla birlikte Allah hepsine güzellik vadetmiştir. Ancak Allah cihad edenleri büyük bir ecirle oturanlara üstün kılmıştır.

Ali Bulaç

Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Ali Fikri Yavuz

Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından, oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah, ikisine de cenneti vadetmiştir. Fakat Allah savaşanlara, oturanların üstünde pek büyük bir mükâfat vermiştir.

Ali Rıza Safa

Özürleri olmadan evlerinde oturan inananlarla, Allah'ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler aynı değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenleri, oturanlardan, değişik konumlarla üstün yapmıştır. Allah, güzel olanı, tümüne söz vermiştir. Ama Allah, çaba gösterenleri, oturanlardan, büyük bir ödülle üstün yapmıştır.

Bayraktar Bayraklı

- İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik vaad etmiştir; ama mücahitlerin ödülünü, kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet şeklinde, oturanlarınkinden üstün kılmıştır.Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

Bekir Sadak

(95-96) Inananlardan, ozursuz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan ustun kilmistir. Allah hepsine de cenneti vadetmistir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, buyuk ecirler, dereceler, magfiret ve rahmetle ustun kilmistir. Allah bagislar ve merhamet eder. *

Celal Yıldırım

(95-96) Mü'minlerden —özür sahipleri dışında— (evlerinde) oturanlarla mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihâd edenler eşit değillerdir. Allah, mallarıyla canlarıyla cihâda katılanları derece bakımından, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah herbirine en güzel (yurt olan Cennet)i va'detmiştir. Allah cihâd edenleri oturup kalanlar üzerine büyük mükâfatlarla, kendi katından derecelerle, mağfiret ve rahmetle çok üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturup kalanlar, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekte olanlara eşit olamazlar. Allah, malları ve canlarıyla cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah bütün müminlere o güzel geleceği vaad etmiştir, ama mücahidleri -çok büyük bir karşılıkla- oturanlardan üstün kılmıştır

Diyanet İşleri

(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Diyanet İşleri (eski)

(95-96) İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.

Diyanet Vakfi

Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, oturanlardan üstün kıldı. Allah onların hepsine de cenneti vaad etmiştir. Bununla beraber Allah mücahitlere, oturanların üzerinde büyük bir ecir vermiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(95-96) Mü'minlerden özürleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Bununla beraber Allah savaşanları, oturanlardan büyük bir mükafat, kendi tarafından derece derece verdiği rütbeler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın oturanlar ve Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad edenler müsavi olamazlar, Allah, mallariyle ve canlariyle mücahid olanları oturanların derece i'tibariyle üzerine geçirdi, gerçi Allah ikisine de husnayi (Cenneti) vad buyurmuştur, bununla beraber Allah mücahidlere oturanların fevkında azim bir ecir ihsan etmiştir

Erhan Aktaş

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

Fizilal-il Kuran

Müminlerden özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir değildir. Allah malları ve canları ile cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah her ikisine de cenneti vaad etmiştir, ama malları ve canları ile cihad edenleri oturanlara karşı büyük bir mükafatla üstün tutmuştur.

Gültekin Onan

İnançlılardan özür olmaksızın oturanlar ile Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Tanrı, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) vaadetmiştir; ancak Tanrı cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Hamdi Döndüren

Mü’minlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturup kalanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda savaşanlar bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah herbine güzellik vaat etmiştir; ama savaşa katılanları, kendi katından çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Hasan Basri Çantay

Mü'minlerden özür saahibi olmaksızın (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşanlar bir olamaz. Allah, mallariyle, canlariyle savaşanları, derece i'tibariyle, oturanlardan çok üstün kıldı. (Gerçi) Allah hepsine de cenneti va'd etmişdir. (Fakat) Allah, savaşanlara oturanların üstünde daha büyük bir ecir vermişdir.

Hasib Asutay

Müminlerden özür sahibi olmaksızın (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler eşit olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihat edenleri derece bakımından, oturanlardan üstün kılmıştır. (Gerçi) Allah hepsine de en güzeli (cenneti) vaad etmiştir. Ama Allah cihat edenleri büyük bir mükâfatla oturandan üstün kılmıştır.

Hayrat Neşriyat

Mü’minlerden, özür sâhibi olmaksızın (cihaddan geri kalıp evlerinde) oturanlarla, Allah yolunda malları ve canlarıyla cihâd edenler bir olmazlar! Allah, malları ve canlarıyla cihâd edenleri, (velev özürleri sebebiyle olsun) oturanlar üzerine, derece i'tibârıyla üstün kıldı. Gerçi Allah, hepsine de en güzeli (Cenneti) va'd etmiştir. Fakat Allah, cihâd edenleri oturanlar üzerine (daha) büyük bir mükâfâtla üstün kıldı.

İbni Kesir

Mü'minlerden; özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler bir değildir. Allah; mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara üstün kıldı. Bununla beraber Allah, her ikisine de güzelliği vaad etmiştir. Fakat Allah; cihad edenlere, oturanların üzerine büyük bir mükafat vermiştir.

Mehmet Okuyan

Müminlerden –mazeret sahibi olanlar dışında– (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), oturanlardan derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) Allah, katından dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Muhammed Esed

Bir mazeretleri olmaksızın mücadeleden kaçınan müminler ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah, mallarıyla ve canlarıyla üstün çaba gösterenleri mücadeleden kaçınanlardan daha üstün bir mertebeye yüceltmiştir. Allah bütün (müminler)e nihai güzellik vaat etmiş olmasına rağmen, Allah yolunda üstün çaba gösterenleri, (kendilerine) büyük bir mükafat (vaat ederek) mücadeleden kaçınanlardan üstün kılmıştır,

Mustafa İslamoğlu

Mü'minlerden bir mazereti olmaksızın mücadeleden kaçınanlarla Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah mallarıyla ve canlarıyla elinden gelen çabayı sarf edenleri mücadeleden kaçınanlardan daha yüce bir mertebeye çıkarmıştır. Allah bütün mü'minlere nihai güzellikler vaad etmesine rağmen, yolunda üstün gayret harcayanları yerinde sayanlara muhteşem bir ödül vaadiyle üstün tutmuştur:

Ömer Nasuhi Bilmen

Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın oturanlar ve Allah Teâlâ'nın yolunda mallarıyla, canlarıyla mücâhedede bulunanlar müsavî olmazlar. Allah Teâlâ malları ile ve canları ile cihada atılanları, oturanlar üzerine derece itibariyle tafdil buyurmuştur. Ve Allah Teâlâ hepsine de hüsnayı vaadetmiştir. Ve Allah Teâlâ mücahit olanları, oturanlar üzerine pek büyük bir mükâfaat ile tercih kılmıştır.

Ömer Öngüt

Müminlerden özür sahibi olmaksızın oturanlar ile, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmazlar. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri derece bakımından oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah ikisine de cenneti vâdetmiştir. Fakat cihad edenleri oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Suat Yıldırım

(95-96) Özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalan müminlerle, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden müminler elbette bir olmaz. Allah malları ve canları ile mücahede edenleri, derece bakımından cihada gitmeyenlerden üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de en güzel yurt olan cenneti vâd etmiştir, ama mücahede edenleri, cihada katılmayanlardan çok daha büyük mükâfatlarla, tarafından derece derece rütbeler, hususi bir mağfiret ve rahmetle mümtaz kılmıştır. Değil mi ki Allah gafurdur, rahimdir (affı, merhamet ve ihsanı boldur).

Süleyman Ateş

İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mallariyle canlariyle Allah yolunda cihadedenler bir olmaz. Allah, mallariyle canlariyle cihadedenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik va'detmiştir ama mücahidleri oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır:

Süleymaniye Vakfı

Müminlerden, bir özrü olmadan oturup kalanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler /elinden geleni yapanlar bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenlerin derecesini, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Yine de Allah her birine (yaptıklarının) en güzeliyle karşılık vermeyi vaat etmiştir. Ama vereceği büyük bir ödülle Allah, cihad edenleri oturup kalanlardan üstün kılmıştır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenlerden bir özürü olmadan oturup duranlarla, malları ve canları ile Allah yolunda bütün güçleriyle mücadele edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile mücadele edenlerin derecesini oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de cenneti söz vermiştir ama Allah, mücadele edenleri büyük bir ödülle oturanlara üstün kılacaktır.

Şaban Piriş

Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine cenneti vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, oturanların üstünde pek büyük bir mükafat vermiştir.

Tefhim-ul Kuran

Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah, yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

Ümit Şimşek

Mü'minlerden, bir mazereti olmaksızın cihaddan geri kalanlar, Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad edenlerle bir olmaz. Allah, malları ve canlarıyla cihad edenleri, evlerinde oturanlardan mertebece daha üstün kılmıştır. Gerçi hepsine Allah Cenneti vaad etti; ama cihad edenleri, pek büyük bir ödülle, oturanlara üstün kıldı.

Yaşar Nuri Öztürk

İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Möminlərdən – üzürlülər istisna olmaqla – evdə oturanlarla Allah yolunda öz malları və canları ilə cihad edənlər eyni olmazlar. Allah öz malları və canları ilə cihad edənləri evdə oturanlardan dərəcə etibarilə üstün etdi. Allah onların hamısına ən gözəl nemət vəd etmişdir. Allah mücahidləri evdə oturanlardan böyük bir mükafatla üstün etmişdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Zərər çəkmədən (üzürsüz səbəbə görə evlərində) əyləşən möʼminlərlə Allah yolunda öz malları və canları ilə cihad edən (vuruşan) kimsələr bir olmazlar. Allah malları və canları ilə vuruşanları (evlərində) əyləşənlərdən (cihada getməyənlərdən) dərəcə eʼtibarilə üstün tutdu. Allah bunların hamısına (hər ikisinə savab) vəʼd etmişdir. (Lakin) Allah mücahidlərə (evlərində) oturanlardan daha böyük mükafatlarla imtiyaz vermişdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Gläubigen, die, ohne kampfunfähig zu sein, zurückbleiben und am Kampf für Gottes Sache nicht teilnehmen, gleichen nicht denen, die mit ihrem Vermögen und ihrer Person für Gottes Sache kämpfen. Gott hat die Kämpfer, die mit ihrem Vermögen und ihrer Person kämpfen, eine Stufe höher über die gesetzt, die daheim bleiben. Allen aber hat Gott im Jenseits hohe Belohnung versprochen. Die Kämpfer hat Gott gegenüber denjenigen, die daheim bleiben, mit überaus großem Lohn begünstigt.

Almanca — Der Edle Quran

Nicht gleich sind diejenigen unter den Gläubigen, die sitzen bleiben - außer denjenigen, die eine Schädigung haben -, den sich auf Allahs Weg mit ihrem Besitz und ihrer eigenen Person Abmühenden. Allah hat den sich mit ihrem Besitz und ihrer eigenen Person Abmühenden einen Vorzug gegeben vor denen, die sitzen bleiben. Aber allen hat Allah das Beste versprochen. Doch hat Allah die sich Abmühenden vor denen, die sitzen bleiben, mit großartigem Lohn bevorzugt,

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen unter den Gläubigen, die daheim bleiben ausgenommen die Gebrechlichen, und die, welche für Allahs Sache ihr Gut und Blut im Kampf einsetzen, sind nicht gleich. Allah hat die mit ihrem Gut und Blut Kämpfenden über die, die daheim bleiben, im Rang um eine Stufe erhöht. Jeden von beiden aber hat Allah Gutes verheißen; doch die Kämpfenden hat Allah vor den Daheimbleibenden durch großen Lohn ausgezeichnet

Almanca — Muhammad Zaidan

Die (dem Dschihad) Fernbleibenden unter den Mumin - außer den Behinderten, sind nicht gleichzusetzen mit den fi-sabilillah Dschihad-Leistenden mit ihrem Vermögen und eigenem Leib. ALLAH gab den Dschihad-Leistenden mit ihrem Vermögen und eigenem Leib eine Stellung mehr als den (dem Dschihad) Fern-Bleibenden. Und beiden Gruppen hat ALLAH Gutes versprochen. Doch ALLAH begünstigte die Dschihad-Leistenden vor den (dem Dschihad) Fern- Bleibenden mit übergroßer Belohnung -

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They are not alike, the stay-at-home for no valid reason (sickness, trouble and the like) and those who strive in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has invested those who strove with their wealth and their lives in His cause with special distinctions a step higher in the scale of dignity and rank than that He invested in the stay-at-home. Yet both did Allah promise efficacious grace effecting the end for which it is given. But those who strive shall Allah distinguish from the stay-at-home by quite a rich reward.

Abdul Haleem

Those believers who stay at home, apart from those with an incapacity, are not equal to those who commit themselves and their possessions to striving in God’s way. God has raised such people to a rank above those who stay at home- although He has promised all believers a good reward, those who strive are favoured with a tremendous reward above those who stay at home-

Abdullah Yusuf Ali

Not equal are those believers who sit (at home) and receive no hurt, and those who strive and fight in the cause of Allah with their goods and their persons. Allah hath granted a grade higher to those who strive and fight with their goods and persons than to those who sit (at home). Unto all (in Faith) Hath Allah promised good: But those who strive and fight Hath He distinguished above those who sit (at home) by a special reward,-

Abul A'la Maududi

Those believers who sit at home, unless they do so out of a disabling injury, are not the equals of those who strive in the way of Allah with their possessions and their lives. Allah has exalted in rank those who strive with their possessions and their lives over those who sit at home; and though to each Allah has promised some good reward, He has preferred those who strive (in the way of Allah) over those who sit at home for a mighty reward.

Aisha Bewley

Those muminun who stay behind – other than those forced to by necessity – are not the same as those who do jihad in the Way of Allah, sacrificing their wealth and themselves. Allah has given those who do jihad with their wealth and themselves a higher rank than those who stay behind. Allah has promised the Best to both, but Allah has preferred those who do jihad over those who stay behind by an immense reward:

Al-Hilali & Khan

Not equal are those of the believers who sit (at home), except those who are disabled (by injury or are blind or lame), and those who strive hard and fight in the Cause of Allâh with their wealth and their lives. Allâh has preferred in grades those who strive hard and fight with their wealth and their lives above those who sit (at home). Unto each, Allâh has promised good (Paradise), but Allâh has preferred those who strive hard and fight, above those who sit (at home) by a huge reward.

Ali Quli Qarai

Not equal are those of the faithful who sit back —excepting those who suffer from some disability— and those who wage jihād in the way of Allah with their possession and their persons. Allah has graced those who wage jihād with their possessions and their persons by a degree over those who sit back; yet to each Allah has promised the best reward, and Allah has graced those who wage jihād over those who sit back with a great reward:

Amatul Rahman Omar

Such of the believers as stay (at home) excepting the disabled ones, and those who strive in the cause of Allâh with their substance and their lives, are not equal. Allâh has exalted in rank those who strive (in His cause) with their substance and their lives above those who stay (at home), and yet to each one Allâh has promised good but Allâh has indeed granted eminence to those who strive (in His cause) over those who stay (at home) by giving them much better reward.

Arthur John Arberry

Such believers as sit at home -- unless they have an injury -- are not the equals of those who struggle in the path of God with their possessions and their selves. God has preferred in rank those who struggle with their possessions and their selves over the ones who sit at home; yet to each God has promised the reward most fair; and God has preferred those who struggle over the ones who sit at home for the bounty of a mighty wage,

Bijan Moeinian

Those who prefer the safety of their house are not equal to those who go to fight in the cause of God offering their wealth and lives. Those who sacrifice their lives and wealth earn a higher rank from their Lord. Although God has promised a good reward for all believers, those who fight for the sake of God will get a better reward than those who stay behind.

E. Henry Palmer

Not alike are those of the believers who sit at home without harm, and those who are strenuous in God's way with their wealth and their persons. God hath preferred those who are strenuous with their wealth and their persons to those who sit still, by many degrees, and to each hath God promised good, but God hath preferred the strenuous for a mighty hire over those who sit still,-

Edip-Layth

Except the disabled, not equal are those who stayed behind from those who acknowledge with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred the strivers to those who stay by a great reward.

George Sale

Those believers who sit still at home, not having any hurt, and those who employ their fortunes and their persons for the religion of God, shall not be held equal. God hath preferred those who employ their fortunes and their persons in that cause, to a degree of honour above those who sit at home: God hath indeed promised every one paradise, but God hath preferred those who fight for the faith before those who sit still,

Hamid S. Aziz

Not alike are those of the believers who sit at home, except those have a disability, and those who strive in Allah's way with their wealth and their lives. Allah hath preferred those who strive with their wealth and their lives to those who sit still, by many degrees. To each hath Allah promised good, but Allah hath bestowed on those who strive a greater reward than those who sit still,

Mahmoud Ghali

(The ones) of the believers sitting back-other than the ones (suffering) harm-are not the equals of the ones who strive in the way of Allah with their riches and their selves. Allah has graced the ones who strive with their riches and their selves with a (superior) degree over the ones sitting back; and to each Allah has promised the fairest (reward); and Allah has graced the ones striving over the ones sitting back with a magnificent reward.

Marmaduke Pickthall

Those of the believers who sit still, other than those who have a (disabling) hurt, are not on an equality with those who strive in the way of Allah with their wealth and lives. Allah hath conferred on those who strive with their wealth and lives a rank above the sedentary. Unto each Allah hath promised good, but He hath bestowed on those who strive a great reward above the sedentary;

Mohamed Ahmed - Samira

The faithful who sit idle, other than those who are disabled, are not equal to those who fight in the way of God with their wealth and lives. God has exalted those in rank who fight for the faith with their wealth and souls over those who sit idle. Though God's promise of good is for all, He has granted His favour of the highest reward to those who struggle in preference to those who sit at home.

Muhammad Asad

SUCH of the believers as remain passive - other than the disabled - cannot be deemed equal to those who strive hard in God's cause with their possessions and their lives: God has exalted those who strive hard with their possessions and their lives far above those who remain passive. Although God has promised the ultimate good unto all [believers], yet has God exalted those who strive hard above those who remain passive by [promising them] a mighty reward -

Mustafa Khattab

Those believers who stay at home—except those with valid excuses[1]—are not equal to those who strive in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has elevated in rank those who strive with their wealth and their lives above those who stay behind ˹with valid excuses˺. Allah has promised each a fine reward, but those who strive will receive a far better reward than others—

Progressive Muslims

Not equal are those who stayed behind from the believers; except those disabled; with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred the strivers over those who stay by a great reward.

Sahih International

Not equal are those believers remaining [at home] - other than the disabled - and the mujahideen, [who strive and fight] in the cause of Allah with their wealth and their lives. Allah has preferred the mujahideen through their wealth and their lives over those who remain [behind], by degrees. And to both Allah has promised the best [reward]. But Allah has preferred the mujahideen over those who remain [behind] with a great reward -

Sam Gerrans

Not equal are those among the believers who sit — those without injury — and those who strive in the cause of God with their wealth and their lives. God has favoured those who strive with their wealth and their lives with a degree above those who sit; and each has God promised good, but He has favoured those who strive over those who sit with a great reward,

Shabbir Ahmed

Those believers who sit back, except for a disability, are not equal in ranks to those who strive with their wealth and person in the Cause of Allah. Allah has granted a grade higher to those who strive with their wealth and person than that granted those who remain passive. Although Allah has promised the ultimate good to all believers, yet Allah has exalted with immense reward those who strive, above the ones who sit back at home.

Syed Vickar Ahamed

Believers who sit (at home), except the disabled; And receive no hurt (of fight), are not equal to those who struggle and fight in the cause of Allah with their goods and their person. Allah has granted a position higher to those who struggle and fight with their goods and persons than to those who sit (at home). To each Allah has promised good (reward): But Allah has given a (special) position to those who struggle and fight above those who sit (at home) with a great reward—

Taqi Usmani

Those among the believers who sit back, except the handicapped, are not equal to those who fight in the way of Allah with their riches and their lives.Allah has raised the rank of those who fight with their riches and their lives, over those who sit; and to each, Allah has promised good. Allah has given precedence to those who fight over those who sit in giving them a great reward

The Monotheist Group

Not equal are those who stayed behind from the believers; except those disabled; with those who strived in the cause of God with their money and lives. God has preferred those who strive with their money and lives over those who stayed behind by a grade; and to both God has promised goodness; and God has preferred those who strived over those who stayed behind by a great reward.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne sont pas égaux ceux des croyants qui restent chez eux - sauf ceux qui ont quelque infirmité - et ceux qui luttent corps et biens dans le sentier dʹAllah. Allah donne à ceux qui luttent corps et biens un grade dʹexcellence sur ceux qui restent chez eux. Et à chacun Allah a promis la meilleure récompense; et Allah a mis les combattants au-dessus des non combattants en leur accordant une rétribution immense;

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

De thuisblijvers onder de gelovigen -- afgezien van hen die gebreken hebben -- en zij die zich inspannen op Gods weg met hun bezittingen en hun eigen persoon zijn niet gelijk. God bevoorrecht hen die zich op Gods weg met hun bezittingen en hun eigen persoon inspannen met een rang boven de thuisblijvers. God heeft allen het beste toegezegd, maar zij die zich met hun bezittingen en hun eigen persoon inspannen worden door God meer dan de thuisblijvers bevoorrecht met een geweldig loon,

Hollandaca — Salomo Keyzer

De geloovigen, die te huis zullen blijven zonder gekwetst te zijn, en zij, die hunnen bezittingen en hunne personen voor Gods zaak gebruiken zullen niet gelijk gesteld worden. God heeft hun, die hunne bezittingen en hunne personen voor dat geval gebruiken, een meer verheven rang gegeven boven hen, die te huis blijven. God heeft inderdaad ieder het paradijs beloofd, maar God heeft hun de voorkeur gegeven die strijden, boven hen die te huis blijven.

Hollandaca — Siregar

Niet gelijk zijn de (thuis-)zittenden van de gelovigen, behalve gabrekkigen, aan degenen die strijden op de Weg van Allah met hun eigendommen en hun zielen. Allah heeft de strijders met hun eigendommen en zielen een rang bevoorrecht boven de (thuis-)zitters. Aan allen heeft Allah het goede beloofd. En Allah heeft de strijders boven de (thuis,-)zitters bevoorrecht met een geweldige beloning.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Не равны сидящие из верующих [не участвующие в борьбе на пути Аллаха], кроме тех, которые имеют вред [слепоту, хромоту и болезнь], и усердствующие на пути Аллаха своим имуществом и своими душами. Дал Аллах преимущество усердствующим (на пути Аллаха) своим имуществом и своими душами перед сидящими на степень [даровал им более высшие жилища в Раю]. И каждому обещал Аллах благо [Рай], а усердствующим Аллах дал преимущество перед сидящими в великой награде,

Rusça — Osmanov

Те из верующих, которые отсиживаются дома, не испытывая тягот, не равны [по воздаянию Аллаха] тем, кто сражается во имя Аллаха, жертвуя своим имуществом и жизнью. Аллах возвысил тех, кто жертвует своим имуществом и жизнью, на целую степень над отсиживающимися дома. Хотя Аллах обещал наибольшее благо всем [верующим], Он отличил усердствующих от отсиживающихся дома великим вознаграждением -

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

DE AV de troende som utan att lida av sjukdom eller lyte stannar hemma kan inte jämställas med dem som med sina ägodelar och livet som insats kämpar för Guds sak. Gud har gett dem som kämpar med sina ägodelar och livet som insats rang långt över dem som stannar hemma. Gud har lovat dem alla det högsta goda, men åt dem som kämpar för Hans sak har Gud gett företräde framför dem som stannar hemma och (lovat dem) en rik belöning,