Nisa Suresi 102. Ayet — Elfaz
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
1وَاِذَاve iƶāve -zamanİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
2كُنْتَkunteolduğun-Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
3فِيهِمْfīhimiçlerindeHarf-i Cer+Zamir
4فَاَقَمْتَfe eḳamteZira doğrultBağlaç+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
5لَهُمُlehumuonlarıHarf-i Cer+Zamir
6الصَّلٰوةَS-SalāteNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.Marife (Belirlilik Takısı)+İsimص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran
7فَلْتَقُمْfe l teḳumdoğrulsunlarSonuç Edatı+Emir Lamı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâh
9مِنْهُمْminhumonlardanHarf-i Cer+Zamir
10مَعَكَmeǎkeseninle beraberMekan Zarfı+Zamir
11وَلْيَأْخُذُواve l ye'ḣuƶūve (yanlarına) alsınlarBağlaç+Emir Lamı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
12اَسْلِحَتَهُمْ۠esliHatehumsilahlarını daİsim+Zamirس ل حSilahlanmak, silah kuşanmak, silah donatmak, silah vermek, dışkılamak, dışkı yapmak
13فَاِذَاfe iƶāİsti'nafiye Edatı+Zaman Zarfı
14سَجَدُواsecedūsecde edinceMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibس ج دSecde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek
15فَلْيَكُونُواfe l yekūnūolsunlarSonuç Edatı+Emir Lamı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16مِنْminHarf-i Cer
18وَلْتَأْتِve l te'tibu kez gelsinBağlaç+Emir Lamı+Muzari FiilFi'l-i Muzari · Müfred Müennes Gaibeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmek
21لَمْlem-meyenHarf-i Nefi
22يُصَلُّواyuSallūdestekleş-Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran
23فَلْيُصَلُّواfe l yuSallūzira destekleşsinlerBağlaç+Emir Lamı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaib · Tef'îl Bâbıص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükran
24مَعَكَmeǎkeseninle beraberMekan Zarfı+Zamir
25وَلْيَأْخُذُواve l ye'ḣuƶūve alsınlarBağlaç+Emir Lamı+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
27وَاَسْلِحَتَهُمْve esliHatehumve silahlarını daİsti'nafiye Edatı+İsim+Zamirس ل حSilahlanmak, silah kuşanmak, silah donatmak, silah vermek, dışkılamak, dışkı yapmak
28وَدَّveddeistediler kiMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibو د دSevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek
29الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
30كَفَرُواkeferūinkar eden(ler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaibك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
31لَوْlevkeşkeMasdar Harfi
32تَغْفُلُونَteğfulūnesiz gaflet etseniz deMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabغ ف لDikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan
33عَنْǎn-danHarf-i Cer
34اَسْلِحَتِكُمْesliHatikumsilahlarınız-İsim+Zamirس ل حSilahlanmak, silah kuşanmak, silah donatmak, silah vermek, dışkılamak, dışkı yapmak
35وَاَمْتِعَتِكُمْve emtiǎtikumve eşyanızdanBağlaç+İsim+Zamirم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.
36فَيَمِيلُونَfe yemīlūnebirden yapsalarBağlaç+Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Gaibم ي لEğilmek veya yaslanmak, meyletmek/eğilim göstermek, sapmak/yön değiştirmek, bir kişiye uyum sağlamak/yardım etmek, bir kişiye sevgi göstermek, birine haksızlık yapmak, bir kişiye düşmanca davranmak, iki şey arasında kararsız kalmak veya gidip gelmek.
37عَلَيْكُمْǎleykumüzerinizeHarf-i Cer+Zamir
40وَلَاve lāİsti'nafiye Edatı+Harf-i Nefi
42عَلَيْكُمْǎleykumsizeHarf-i Cer+Zamir
43اِنْineğerŞart Edatı
44كَانَkāneMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
45بِكُمْbikumsizHarf-i Cer+Zamir
46اَذًىeƶenzahmet çekersenizİsimا ذ يO rahatsız edildi/sıkıldı/acı çekti, hoş olmayan şeyler yaşadı/deneyimledi, rahatsızlık durumu.
47مِنْminHarf-i Cer
49اَوْevya daBağlaç
50كُنْتُمْkuntumolursanızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
52اَنْenMasdar Harfi
53تَضَعُواteDeǔbırakmanızdaMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabو ض عBir şeyi bir yere koymak veya yerleştirmek, elinden bırakmak veya atmak, Ra-Fa-Ayn'ın zıttı, bir şeyi aşağı koymak, ortaya çıkarmak, atamak, yüklemek/hafifletmek, devretmek, vazgeçmek, derecesini/rütbesini/durumunu düşürmek, zarar görmek, kazanç sağlayamamak, alçaltmak/tevazu göstermek, emanet yeri, bir şeyin uygun yeri.
54اَسْلِحَتَكُمْesliHatekumsilahlarınızıİsim+Zamirس ل حSilahlanmak, silah kuşanmak, silah donatmak, silah vermek, dışkılamak, dışkı yapmak
55وَخُذُواve ḣuƶūama alınBağlaç+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
57اِنَّinneşüphesizHarf-i Nasb
58اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal
59اَعَدَّeǎddehazırlamıştırMazi FiilFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.
60لِلْكَافِرِينَli l-kāfirīnekafirlereHarf-i Cer+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaret
61عَذَابًاǎƶābenbir azabİsimع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12