Al-i İmran Suresi 153. Ayet — Elfaz
Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
1اِذْiƶhaniZaman Zarfı
2تُصْعِدُونَtuS'ǐdūneboyuna uzaklaşıyordunuzMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıص ع دYükselmek, tırmanmak, koşmak, yürümekten daha hızlı adımlarla hareket etmek, yukarı çıkmak, zor olmak (iş/durum)
3وَلَاve lāHaliye Edatı+Harf-i Nefi
4تَلْوُ۫نَtelvūnedönüp bakmıyordunuzMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabل و يBükmek, eğmek, döndürmek, çarpıtmak, saptırmak, inhiraf etmek, yalpalamak, yoldan çıkmak
5عَلٰٓىǎlāHarf-i Cer
7وَالرَّسُولُve r-rasūluve ElçiHaliye Edatı+Marife (Belirlilik Takısı)+İsimر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risale
8يَدْعُوكُمْyed'ǔkumsizi çağırırkenMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Müfred Müzekker Gaibد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek
9فِيfīHarf-i Cer
10اُخْرٰيكُمْuḣrākumarkanızdanİsim+Zamirا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım
11فَاَثَابَكُمْfe eṧābekumbundan dolayı size verdiİsti'nafiye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıث و بGeri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmek
13بِغَمٍّbi ğammingam üstüneHarf-i Cer+İsimغ م مÖrtülü, peçeli, gizli, karışıklık, belirsizlik, felaket, talihsizlik, üzmek, üzüntü/keder, müphem, zor. ghamaam - bulut, ince bulut, beyazımsı bulut.
14لِكَيْلَاli keylādiyeHarf-i Cer+Masdar Harfi
15تَحْزَنُواteHzenūüzülmeyesinizMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.
16عَلٰىǎlāHarf-i Cer
17مَاmāşeyeİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
18فَاتَكُمْfetekumelinizden gidenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaibف و تÖlmek, (bir fırsatı) kaçırmak, kaçmak, gevşetmek, özlemek. Tafavut - farklılık, ihmal, kusur, uyumsuzluk, hata, düzensizlik, orantı eksikliği.
19وَلَاve lāvwBağlaç+Harf-i Nefi
20مَاmāşeyeİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
21اَصَابَكُمْeSābekumbaşınıza gelenMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Müfred Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.
22وَاللّٰهُve(a)llahuAllahİsti'nafiye Edatı+Lafza-i Celal
24بِمَاbimāşeylerdenHarf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
25تَعْمَلُونَteǎ'melūneyaptıklarınız(dan)Muzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatabع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalat