Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

اِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُ۫نَ عَلٰٓى اَحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِي اُخْرٰيكُمْ فَاَثَابَكُمْ غَمًّا بِغَمٍّ لِكَيْلَا تَحْزَنُوا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَا اَصَابَكُمْ وَاللّٰهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

iƶ tuS'ǐdūne ve lā telvūne ǎlā eHadin ve r-rasūlu yed'ǔkum fī uḣrākum fe eṧābekum ğammen bi ğammin li keylā teHzenū ǎlā mā fetekum ve lā mā eSābekum ve(a)llahu ḣabīrun bimā teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِذْhani
2تُصْعِدُونَtuS'ǐdūneص ع دYükselmek, tırmanmak, koşmak, yürümekten daha hızlı adımlarla hareket etmek, yukarı çıkmak, zor olmak (iş/durum)boyuna uzaklaşıyordunuz
3وَلَاve lā
4تَلْوُ۫نَtelvūneل و يBükmek, eğmek, döndürmek, çarpıtmak, saptırmak, inhiraf etmek, yalpalamak, yoldan çıkmakdönüp bakmıyordunuz
5عَلٰٓىǎlā
6اَحَدٍeHadinا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.hiç kimseye
7وَالرَّسُولُve r-rasūluر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçi
8يَدْعُوكُمْyed'ǔkumد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmeksizi çağırırken
9فِي
10اُخْرٰيكُمْuḣrākumا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımarkanızdan
11فَاَثَابَكُمْfe eṧābekumث و بGeri dönmek, geri çevirmek, eski haline getirmek/iyileştirmek, tövbe etmek, toplamak/bir araya getirmekbundan dolayı size verdi
12غَمًّاğammenغ م مÖrtülü, peçeli, gizli, karışıklık, belirsizlik, felaket, talihsizlik, üzmek, üzüntü/keder, müphem, zor. ghamaam - bulut, ince bulut, beyazımsı bulut.gam
13بِغَمٍّbi ğamminغ م مÖrtülü, peçeli, gizli, karışıklık, belirsizlik, felaket, talihsizlik, üzmek, üzüntü/keder, müphem, zor. ghamaam - bulut, ince bulut, beyazımsı bulut.gam üstüne
14لِكَيْلَاli keylādiye
15تَحْزَنُواteHzenūح ز نÜzülmek, yas tutmak/ağlamak/inlemek, kederli/üzgün/mutsuz olmak, bir kişinin üzülmesine veya mutsuz ya da kederli olmasına neden olmak, engebeli veya sert olmak [bir yer veya zemin için], ayrıca (bir hayvan için) yürüyüşünün düzensiz olması veya binilmesi kolay olmaması, ince ve yakınmalı bir sesle okumak veya ezberden söylemek, insanlara karşı kabalık kullanmak, acı/keder/üzüntü ifade etmek.üzülmeyesiniz
16عَلٰىǎlā
17مَاşeye
18فَاتَكُمْfetekumف و تÖlmek, (bir fırsatı) kaçırmak, kaçmak, gevşetmek, özlemek. Tafavut - farklılık, ihmal, kusur, uyumsuzluk, hata, düzensizlik, orantı eksikliği.elinizden giden
19وَلَاve lāvw
20مَاşeye
21اَصَابَكُمْeSābekumص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.başınıza gelen
22وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
23خَبِيرٌḣabīrunخ ب رBilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık.haberdardır
24بِمَاbimāşeylerden
25تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınız(dan)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O anda boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye bakmıyordunuz bile. Peygamberse arkanızdan sizi çağırıp durmadaydı. Tanrı, elinizden çıkana hayıflanmayasınız, gelip çatan felâketlerden mahzun olmayasınız diye sizi, gam üstüne gam vererek cezalandırdı ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Abdulkadir Gölpınarlı

O anda boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye bakmıyordunuz bile. Peygamberse arkanızdan sizi çağırıp durmadaydı. Tanrı, elinizden çıkana hayıflanmayasınız, gelip çatan felâketlerden mahzun olmayasınız diye sizi, gam üstüne gam vererek cezalandırdı ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Adem Uğur

O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahmed Hulusi

Hani Rasul, arkanızdan sizi çağırırken, siz kimseye bakmadan kaçmaktaydınız. Bunun yüzünden Allah, içinizde üzüntü üstüne üzüntü ile cezalandırdı ki kaybettiğinize üzülmek ya da size isabet etmiş olanla kalmayasınız diye (zafer, ganimet elinizden kaçmış, üstelik utanç verici bir duruma düşmüştünüz). Allah yapmakta olduklarınızı yaratan olarak, her şeyden haberi olandır.

Ahmet Tekin

O zaman gerideki birlik içinde, muharebe meydanını terketmeyen Allah’ın Rasulü, arkanızdan sizi düşmanla savaşa çağırdığı halde, siz korkudan kaçarak vadinin yamaçlarına tırmanıyor, savaş alanından uzaklaşıyor, kimseyle ilgilenmiyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah size keder üstüne keder verdi ki, ne elinizden giden zafer ve ganimete, ne de başınıza gelen hezimete, kayıplarınıza üzülmeyesiniz. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.

Ahmet Varol

Hani peygamber arkanızdan çağırırken siz kimseye bakmadan kaçarak uzaklaşıyordunuz. Bu arada, kaçırdıklarınıza ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah yaptıklarınızı bilmektedir.

Ali Bulaç

Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Ali Fikri Yavuz

O vakit (Uhud savaşında) boyuna uzaklaşıyordunuz. Kimseye dönüp bakmıyordunuz. Hazreti Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine, Allah sizi keder üzerine kederle cezalandırdı. (Kederlerden biri mağlûbiyet ve diğeri Hazreti Peygamberin ölmüş olduğuna dair yanlış haberin yayılmasıdır). Allah’ın sizi bağışlaması, ne elinizden giden zafere, ne de başınıza gelen musibete üzülmiyesiniz, diyedir. Allah yaptıklarınızdan tamamiyle haberdardır.

Ali Rıza Safa

Hiç kimseye bakmadan, durmaksızın uzaklaşıyordunuz. Elçi, arkanızdan sizi çağırıyordu. Sonunda, size keder üstüne keder verdi ki, elinizden gidenlere ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

O vakit siz, uzaklaşıyor ve kimseye bakmıyordunuz. Peygamber arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah size, gam üstüne gam verdi ki, kaybettiğinize ve uğradığınız felakete esef etmeyesiniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Bekir Sadak

Peygamber arkanizdan sizi cagirirken, kimseye bakmadan kaciyordunuz; kaybettiginize ve basiniza gelene uzulmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere ugratti. Allah, islediklerinizden haberdardir.

Celal Yıldırım

Hani siz durmadan uzaklaşıyor; hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber de arkanızdan sizi çağırıp dokunan felâkete üzülmeyesiniz diye, Allah (bunun dışında) keder üstüne keder verdi size. Allah yaptıklarınızdan haberlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O zaman siz dönüp hiç kimseye bakmadan yukarı doğru çekiliyordunuz; peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu, kaybettiklerinizin ve başınıza gelenlerin üzüntüsüne katlanabilmeniz için (söz tutmamanıza karşılık) Allah size tasa üstüne tasa verdi. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Diyanet İşleri

Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder verdi ki, (bu durumlara alışasınız ve daha sonra) elinizden gidene, ve başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri (eski)

Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz; kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye, Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Diyanet Vakfi

O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O sırada siz sürekli uzaklaşıyor ve dönüp bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizleri çağırıp duruyordu. Bunun üzerine Allah, ne elinizden kaçırdığınız zafere ne de başınıza gelen felakete üzülmeyesiniz diye, kederden kedere uğrattı. Allah ne yaptığınızı biliyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sıra siz boyuna uzaklaşıyordunuz, kimseye dönüb bakmıyordunuz, Peygamber ise arkanızdan sizleri çağırıb duruyordu, bunun üzerine Allah sizi gama karşı gam ile müsab kıldı ki ne elinizden giden zafere ne de başınıza gelen musıbete mahzun olmayasınız, ve Allah biliyor, ne yapıyordunuz

Erhan Aktaş

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hani, Resul sizi çağırdığı halde; siz, kimseye dönüp bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Hani, elçi sizi çağırdığı halde; siz, kimseye bakmadan uzaklaştınız. Bunun üzerine, Allah, sizi üzüntü üstüne üzüntüyle cezalandırdı. Allah'ın sizi affetmesi, elinizden kaçırdığınıza ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diyedir. Allah, yaptığınız her şeyden haberdardır.

Fizilal-il Kuran

Hani Peygamber arkanızdan sizi çağırırken, hiç kimseye bakmadan kaçıyordunuz; ne kaybettiğinize ve ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Hiç kuşkusuz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Gültekin Onan

Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçi de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Tanrı) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Tanrı, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Hamdi Döndüren

O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Allah, kaybettiklerinize ve başınıza gelenlere üzülmemeniz için, size keder üstüne keder verdi. Allah, yapmakta olduklarınızdan çok iyi haberdar olandır.

Hasan Basri Çantay

O vakit siz, (harb meydanından) boyuna uzaklaşıyor, bir kimseye dönüb bakmıyordunuz. Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine (Allah) sizi keder üstüne kederle cezalandırdı. (Allahın sizi afvetmesi) ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene esef etmemeniz içindir. Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.

Hasib Asutay

Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz, boyuna (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı (Allah), size gam üstüne gam (42) verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (42. Burada iki kederden maksat, biri savaşta bozulmaları, diğeri ise Peygamber Efendimize muhalefetten dolayı üzülmeleriydi. Uhud savaşında başlangıçta disiplinli saldırı ile düşman püskürtülmüştü, okçuların talimata uymamalarından müşrikler toparlanıp Müslümanlara zarar verdi ve 70 sahabe şehit düştü.)

Hayrat Neşriyat

O zaman (siz harb sâhasından) uzaklaşıyor ve kimseye dönüp bakmıyordunuz, peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu; böylece (Allah) sizi, keder üstüne kederle cezâlandırdı. Tâ ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülesiniz! Çünki Allah, yapmakta olduklarınızdan hakkıyla haberdardır.

İbni Kesir

Hani siz; kimseye bakmadan kaçıyordunuz. Peygamber de arkanızdan çağırıp duruyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah, sizi kederden kedere uğrattı. Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyan

Hani elçi sizi diğerlerinizin arasında (arkanızdan) çağırdığı hâlde siz uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Kaybettiğiniz (zafere ve ganimet)e de başınıza gelenlere de üzülmeyesiniz diye (Allah, Elçisinin) kederi üzerine size keder vermişti. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Muhammed Esed

(Hatırlayın o anı, ki) Elçim arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan kaçtınız; bu yüzden O, (Elçi'nin) kederine karşılık, elinizden kaçanın ve başınıza gelenin üzüntüsünü unutturacak bir üzüntü verdi size: Zira Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Mustafa İslamoğlu

O zaman siz, kimseye bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, Peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. İşte bu yüzden, (Peygamber'in) elemine karşılık (Allah) size öyle bir elem verdi ki, ne kaçırdığınız fırsata ne de başınıza gelene üzülmeye fırsatınız olmadı: zira Allah yaptıklarınızdan tümüyle haberdardı.

Ömer Nasuhi Bilmen

O vakit ki, siz uzaklaşıyordunuz ve hiçbir kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber ise sizleri arkanızdan çağırıyordu. Artık Allah Teâlâ sizleri gam üstüne gam ile cezalandırdı. Tâ ki, hem sizin için fevt olan şeylerden ve hem de sizlere isabet eden şeylerden mahzun olmayasınız. Ve Allah Teâlâ yaptığınız şeylerden haberdardır.

Ömer Öngüt

Hani siz kimseye bakmadan kaçışıyordunuz. Peygamber de arkanızdan çağırıp duruyordu. Allah sizi keder üstüne kedere uğrattı ki, bundan dolayı kaybettiğinize ve başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Suat Yıldırım

O vakit siz savaş meydanından hızla uzaklaşıyor, Dönüp hiç kimseye bakmıyordunuz. Peygamber ise peşinizden sizi çağırıp duruyordu. Bunun üzerine Allah, keder üzerine keder vererek sizi cezalandırdı. Allah’ın sizi affetmesi, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelen felâkete esef etmemeniz içindir. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Süleyman Ateş

Elçi, aranızdan sizi çağırırken siz, boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah, yaptıklarınızı duymaktadır.

Süleymaniye Vakfı

O sırada dağa tırmanıyor ve kimseye dönüp bakmıyordunuz. Elçimiz arkanızdan sizi çağırıyordu. Allah, sizi, gam üstüne gam ile cezalandırdı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. Allah yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dağa tırmanıyor, dönüp kimseye bakmıyordunuz. Elçimiz de arkanızdan sizi çağırıyordu. Allah, sizi kederden kedere uğrattı ki elinizden kaçana da başınıza gelene de üzülmeyesiniz. Yaptığınız her şeyin iç yüzünü bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

-O vakit siz, kimseye bakmadan kaçıyor, peygamber de arkanızdan sizi çağırıyordu. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah size keder üstüne keder verdi. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Tefhim-ul Kuran

Siz o zaman durmaksızın uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyordunuz. Peygamber de sürekli sizi arkadan çağırıyordu. (Allah) Elinizden kaçırdıklarınıza ve size isabet edene üzülmemeniz için sizi kederden kedere uğrattı. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Ümit Şimşek

O vakit siz kimseye dönüp bakmaksızın dağa tırmanıyordunuz; Peygamber ise sizi arkanızdan çağırıyordu. Allah da sizi gam üstüne gamla cezalandırdı ki, kaybettiğiniz şeye veya başınıza gelene esef etmeyesiniz. Allah sizin bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Siz şaşkınlıkla sağa-sola kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Resul ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Böylece Allah size keder üstüne keder verdi ki, elinizden uçup gidene de size isabet edene de üzülmeyesiniz. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O zaman Peyğəmbər arxanızdan (düşmənə yaxın olan sıralardan) sizi çağırdığı halda siz heç kimə əhəmiyyət vermədən düşməndən qaçırdınız. Allah da sizi qəminizin üstünə qəm qoymaqla cəzalandırdı ki, əlinizdən çıxan şeylərə və başınıza gələn müsibətə görə kədərlənməyəsiniz. Allah nə etdiklərinizdən xəbərdardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Siz (düşməndən qaçaraq dağa) qalxdığınız və Peyğəmbər arxa tərəfdən sizi çağırarkən heç kəsə baxmadığınız zaman Allah sizin qəminizin üstünə qəm gətirməklə (məğlubiyyət, Peyğəmbərin qətl edilməsi barəsindəki yanlış xəbərdən doğan əndişə; onun əmrinə tabe olmamaq nəticəsində üz verən peşmançılıqla) cəzalandırdı ki, əlinizdən çıxan şeylərə və uğradığınız fəlakətlərə görə təəsüf etməyəsiniz. Şübhəsiz ki, Allah gördüyünüz işlərdən xəbərdardır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr ergrifft die Flucht und zerstreutet euch weit in der Gegend, ohne auf jemand zu achten. Hinter euch war der Prophet, der nach euch rief. Da ließ Gott Kummer und Gram euch befallen; ihr solltet weder über das euch Entgangene noch über das euch Zugestoßene betrübt sein. Gott weiß genau, was ihr tut.

Almanca — Der Edle Quran

Als ihr fortlieft und euch nach niemandem umdrehtet, während der Gesandte euch von hinten her rief. Da belohnte Er euch mit Kummer für (den) Kummer (des Propheten), damit ihr weder traurig wäret über das, was euch entgangen war, noch über das, was euch getroffen hatte. Und Allah ist Kundig dessen, was ihr tut.

Almanca — M. A. Rassoul

Als ihr hinaufstiegt und auf niemanden achtetet, während der Gesandte hinter euch her rief, da belohnte Er euch mit Kummer für Kummer, damit ihr nicht traurig sein solltet über das euch Entgangene und über das, was ihr erlitten habt. Und Allah kennt das, was ihr tut.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und (erinnere daran), als ihr euch davon gemacht habt, ohne euch nach jemanden umzuschauen, während der Gesandte hinter euch herrief. Dann hat ER es euch mit Kümmernis über Kümmernis vergolten, damit ihr weder dem nachtrauert, was euch (an Beutegütern) entging, noch dem, was euch an Verlusten traf. Und ALLAH ist dessen allkundig, was ihr tut.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

You forced your way up the hill paying attention to no one while the Prophet in the rear convoked you to come to fight. There, did Allah requite you with grief, upon grief, for being balked of your booty and for fleeing in the face of danger, so that you would learn not to grieve for what you miss nor to despair for what befalls you. Allah is 'Alimun of all that you do

Abdul Haleem

You fled without looking back while the Messenger was calling out to you from behind, and God rewarded you with sorrow for sorrow. [He has now forgiven you] so that you may not grieve for what you missed or for what happened to you. God is well aware of everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

Behold! ye were climbing up the high ground, without even casting a side glance at any one, and the Messenger in your rear was calling you back. There did Allah give you one distress after another by way of requital, to teach you not to grieve for (the booty) that had escaped you and for (the ill) that had befallen you. For Allah is well aware of all that ye do.

Abul A'la Maududi

Recall when you were fleeing without casting even a side glance at anyone, and the Messenger was calling out to you from the rear. Then Allah requited you by inflicting grief after grief upon you so as to instruct you neither to grieve for the losses you might suffer nor for the afflictions that might befall you. Allah knows all that you do.

Aisha Bewley

Remember when you were scrambling up the slope, refusing to turn back for anyone, and the Messenger was calling to you from the rear. Allah rewarded you with one distress in return for another so you would not feel grief for what escaped you or what assailed you. Allah is aware of what you do.

Al-Hilali & Khan

(And remember) when you ran away (dreadfully) without even casting a side glance at anyone, and the Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) was in your rear calling you back. There did Allâh give you one distress after another by way of requital to teach you not to grieve for that which had escaped you, nor for that which had befallen you. And Allâh is Well-Aware of all that you do.

Ali Quli Qarai

When you were fleeing without paying any attention to anyone, while the Apostle was calling you from your rear, He requited you with grief upon grief, so that you may not grieve for what you lose nor for what befalls you, and Allah is well aware of what you do.

Amatul Rahman Omar

When you were going hard and far (in pursuit of the enemy in the Battle of Uhud) and you would not cast even a side-glance at and wait for anyone while the Messenger was calling out to you from your rear (to come back). So He gave you greater sorrow (which proved unreal later on) in place of the sorrow (you had already) in order that you should not grieve over what you had missed (of clear victory) nor over what befell you (of the hardships). And Allâh is Well-Aware of what you do.

Arthur John Arberry

When you were going up, not twisting about for anyone, and the Messenger was calling you in your rear; so He rewarded you with grief on grief that you might not sorrow for what escaped you neither for what smote you; and God is aware of the things you do.

Bijan Moeinian

You were so afraid that your only concern was to flee, by climbing the mountain, without paying any attention to the Prophet who was calling you back. God then made you to worry about so many things [such as the possibility of your town being destroyed by the victorious army (outnumbering the population of the town), the loss of your fighting companions, the rumor of the death of the Prophet, etc.] so that you may learn a lesson and not to grieve for a loss in the future. Know that God is fully aware of what you are doing.

E. Henry Palmer

when ye went up and looked not round upon any one, although the Apostle was calling you from your rear. Therefore did God reward you with trouble on trouble that ye should not grieve after what ye had missed, nor for what befel you, for God is well aware of what ye do.

Edip-Layth

For you were climbing the hill and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling you from behind. Therefore, He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Ever-aware of what you do.

George Sale

when ye went up as ye fled, and looked not back on any; while the apostle called you, in the uttermost part of you. Therefore God rewarded you with affliction on affliction, that ye be not grieved hereafter for the spoils which ye fail of, nor for that which befalleth you; for God is well acquainted with whatever ye do.

Hamid S. Aziz

And when you climbed (the hill) and looked not round upon any one, although the Messenger was calling you from your rear. Therefore did Allah reward you with trouble on trouble that you should not grieve after what you had missed, nor for what befell you, for Allah is well aware of what you do.

Mahmoud Ghali

As you were mounting and did not twist about for anyone, and the Messenger was calling you in your rear, so He requited you with suffering for suffering that you might not grieve for whatever eluded you nor for what afflicted you; and Allah is Ever-Cognizant of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

When ye climbed (the hill) and paid no heed to anyone, while the messenger, in your rear, was calling you (to fight). Therefor He rewarded you grief for (his) grief, that (He might teach) you not to sorrow either for that which ye missed or for that which befell you. Allah is Informed of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

Remember, as you were rushing up (the hill) without turning back to look, though the Prophet was calling you from the rear, He requited you with anguish for an anguish that you do not fret for missed opportunity and what befell you, for God is aware of all that you do,

Muhammad Asad

[Remember the time] when you fled, paying no heed to anyone, while at your rear the Apostle was calling out to you - wherefore He requited you with woe in return for [the Apostle's] woe, so that you should not grieve [merely] over what had escaped you, nor over what had befallen you: for God is aware of all that you do.

Mustafa Khattab

˹Remember˺ when you were running far away ˹in panic˺—not looking at anyone—while the Messenger was calling to you from behind! So Allah rewarded your disobedience with distress upon distress. Now, do not grieve over the victory you were denied or the injury you suffered. And Allah is All-Aware of what you do.

Progressive Muslims

For you were climbing to the high ground and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling to you from behind. Therefore He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Expert over what you do.

Sahih International

[Remember] when you [fled and] climbed [the mountain] without looking aside at anyone while the Messenger was calling you from behind. So Allah repaid you with distress upon distress so you would not grieve for that which had escaped you [of victory and spoils of war] or [for] that which had befallen you [of injury and death]. And Allah is [fully] Acquainted with what you do.

Sam Gerrans

When you were ascending, and paying no heed to anyone, and the Messenger calling you from your rear, so He requited you with grief upon grief, that you might not grieve for what eluded you or what befell you; and God is aware of what you do.

Shabbir Ahmed

You were climbing up the hill without looking around and the Messenger was calling you. You suffered according to Allah's Law of Requital. Grieve not about the loss and hardship you have suffered. Allah's Law has adequate provision to nullify the effects of your misgivings. Allah is Informed of all your actions.

Syed Vickar Ahamed

And (remember) when you were climbing up the high ground, without even taking a side look at anyone, and from behind, the Messenger (the Prophet) from the rear was calling you back. There did Allah give you one sorrow after another as a repayment to teach you (how) not to feel sad about (the things won in war) that you had not received; And for (the ill) that had come upon you. For Allah is All Aware (Khabeer) of all that you do.

Taqi Usmani

When you were going away, not even turning to look at anyone, and the Messenger was calling you from behind you. He awarded you sorrow for sorrow, so that you should not grieve (in future) over what you lost, or for what you suffered. Allah is All-Aware of what you do.

The Monotheist Group

For you were ascending to the high ground and would not even glance towards anyone, and the messenger was calling to you from behind. Therefore He gave you worry to replace your worry, so that you would not have sadness by what has passed you, or for what afflicted you, and God is Expert over what you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Rappelez-vous) quand vous fuyiez sans vous retourner vers personne, cependant que, derrière vous, le Messager vous appelait. Alors Il vous infligea angoisse sur angoisse, afin que vous nʹayez pas de chagrin pour ce qui vous a échappé ni pour les revers que vous avez subis. Et Allah est Parfaitement Connaisseur de ce que vous faites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bînin bîra xwe, dema we (ji qada şer) bazdida û (ji tirs û dehşeta şer) we li pişt xwe nedimêzand. Hal ev e ku Pêxember jî ji pişt we ve gazî we dikir, (û we lê nedimêzand û we dengê wî jî dibihîst). Me jî derd li ser derdan da we, da ku hûn ji bo ya ku ji destê we çûye û bi ya ku hatiye serê we, xemgîn nebin. Xwedê ji ya ku hûn dikin, agahdar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen jullie er bergopwaarts vandoor gingen zonder je voor iemand om te draaien, hoewel de gezant jullie van achteren toeriep. Toen beloonde Hij jullie met smart voor smart opdat jullie niet bedroefd zouden zijn over wat jullie ontkomen was, noch over wat jullie getroffen had. God is welingelicht over wat jullie doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Herinnert u, hoe gij tegen de hoogte opgeklommen zijt, en naar geen uwer omzaagt, terwijl de profeet u riep. Toen liet God bedroefenis op bedroefenis over u komen, opdat gij geene droefheid zoudt gevoelen over het verlies van den buit en over andere treurige gebeurtenissen. God kent al uwe daden.

Hollandaca — Siregar

(Gedenkt) toen jullie omhoog wegvluchtten, zonder een blik op iemand te werpen, en de Boodschapper jullie can achter jullie riep, toen vergold Hij jullie met ramp na ramp, opdat jullie niet treuren over wat voorbij is en niet (treuren) over wat jullie getroffen heeft. En Allah is Alziende over wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(И вспомните, о, сподвижники Мухаммада) как вы (убегая от врага) поднимались (на гору Ухуд) и (вы) (от страха) не поворачивались ни к кому, когда Посланник (стоя на поле битвы) звал вас (вернуться к сражению) (сам находясь) в последних [в ближайших к врагу] рядах (а вы не слышали и не видели это). И воздал Он вам (за ваше ослушание и побег) огорчением за огорчением [первое огорчение – это когда распространился слух о том, что якобы убит Посланник Аллаха; второе огорчение – это когда многобожники оказались на горе выше верующих], чтобы вы не печалились о том, что миновало вас [что миновала поддержка Аллаха и трофеи] и что вас постигло [страх и поражение]. И (ведь) Аллах сведущ в том, что вы делаете!

Rusça — Osmanov

[Вспомните,] как вы бежали [с поля сражения при Ухуде], ни на кого не обращая внимания, а позади Посланник тем временем призывал вас [вернуться]. И Аллах воздал вам за горе [, причиненное вами Посланнику,] горем [поражения]. И не жалейте о том, что миновало, и о том, что поразило вас. Воистину, Аллах ведает о том, что вы творите.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Minns) hur ni flydde uppför (bergets sida) utan att se er om, fastän Sändebudet långt bakom er ropade er tillbaka. Och Gud lät er känna sorg och grämelse (i gengäld) för den sorg och grämelse (ni vållade Profeten) och för att (lära er att) inte sörja över det (byte) som ni gick miste om, inte (ens) över det (nederlag) som ni led. Gud är väl underrättad om vad ni gör.