Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.
وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ اللّٰهُ وَعْدَهُ اِذْ تَحُسُّونَهُمْ بِاِذْنِهِ حَتّٰٓى اِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَازَعْتُمْ فِي الْاَمْرِ وَعَصَيْتُمْ مِنْ بَعْدِ مَا اَرٰيكُمْ مَا تُحِبُّونَ مِنْكُمْ مَنْ يُرِيدُ الدُّنْيَا وَمِنْكُمْ مَنْ يُرِيدُ الْاٰخِرَةَ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ وَلَقَدْ عَفَا عَنْكُمْ وَاللّٰهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ
ve leḳad Sadeḳakumu (a)llahu veǎ'dehu iƶ teHussūnehum bi iƶnihi Hattā iƶā feşiltum ve tenāzeǎ'tum fī l-emri ve ǎSaytum min beǎ'di mā erākum mā tuHibbūne minkum men yurīdu d-dunyā ve minkum men yurīdu l-āḣirate ṧumme Sarafekum ǎnhum li yebteliyekum ve leḳad ǎfā ǎnkum ve(a)llahu ƶū feDlin ǎlā l-mu'minīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Andolsun ki Allah, size ettiği vaadi doğruladı; izniyle onları bozup öldürdünüz de sonra gevşeklik gösterdiniz, verilen buyruk hakkında çekiştiniz ve sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra tuttunuz, isyan ettiniz. Sizden dünyayı dileyen olduğu gibi âhireti dileyen de vardı. Sonra sizi sınamak için onlardan geri çevirdi ve gerçekten de bağışladı sizi ve Allah, inananlara karşı lütuf ve ihsân sahibidir.
Abdulkadir Gölpınarlı
Andolsun ki Allah, size ettiği vaadi doğruladı; izniyle onları bozup öldürdünüz de sonra gevşeklik gösterdiniz, verilen buyruk hakkında çekiştiniz ve sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra tuttunuz, isyan ettiniz. Sizden dünyayı dileyen olduğu gibi âhireti dileyen de vardı. Sonra sizi sınamak için onlardan geri çevirdi ve gerçekten de bağışladı sizi ve Allah, inananlara karşı lütuf ve ihsân sahibidir.
Adem Uğur
Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır.
Ahmed Hulusi
(Uhud'da) Allah elbette size sözünü tuttu; varlığınızdaki Allah Esma'sının elverdiği kuvve ile (biiznihi) onları yok etmek üzereydiniz. Ancak Allah size sevdiğinizi (zafer ve ganimet) gösterdiğinde zayıflık gösterdiniz ve size verilmiş olan hükme isyan edip tartıştınız. Sizden kimi dünyalığı istiyordu (görev yerini bırakıp ganimete koştu), kimi de sonsuz geleceği (Rasulün hükmüne uyup direndi ve şehid oldu). Sonra Allah, size ne durumda olduğunuzu göstermek için geri çevirdi. Bununla beraber sizi affetti. Allah iman edenlere fazl sahibidir.
Ahmet Tekin
Siz Allah’ın bilgisi, planı dahilinde Allah’ın iradesiyle düşmanlarınızın kökünü kazırken, Allah size olan vaadini yerine getirmiştir. Nihayet öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı, galibiyeti size gösterdikten sonra, zaafa düştünüz, peygamberin yaptığı harp planı konusunda tartışmaya kalktınız ve sizi yerleştirdiği savunma mevzilerini terkederek âsi oldunuz. İçinizden dünyayı isteyeniniz de vardı, âhireti isteyeniniz de vardı. Bir de, Allah sizi denemek için onları mağlup etmekten alıkoydu. Ve andolsun, buna rağmen sorgusuz sualsiz sizin kusurlarınızı bağışladı. Allah mü’minlere çok lütufkârdır.
Ahmet Varol
Şüphesiz Allah size vaadettiğini yerine getirdi. Allah'ın izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Ancak (Allah) sevdiğiniz şeyi size gösterince gevşediniz, yapılması gerekende tartışmaya girdiniz ve karşı geldiniz. Sizden kimisi dünyayı, kimisi de ahireti istiyor. Daha sonra (Allah) sizi denemek için onlardan çevirdi (yenilgiye uğrattı). Şüphesiz O sizi bağışladı. Allah mü'minler için lütuf sahibidir.
Ali Bulaç
Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır.
Ali Fikri Yavuz
Gerçekten Allah size vaadini doğruladı. O sıra düşmanları öldürüyordunuz; tâ ki, o sevdiğiniz üstünlüğü Allah size gösterdi ve sonra isyan edip verilen emirde çekişerek yılgınlık ettiniz. İçinizden kimi (zafer sevinci ve ganimet arzusu ile) dünyası istiyor, kimi de cenk azmi ile ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi imtihan etmek için (müsibetlere karşı sabır ve metanetinizi denemek için) yardımını üzerinizden alıkoyup onları size gâlip getirdi. Bununla beraber sizi bağışladı da. Allah müminlere ihsan ve merhamet sahibidir.
Ali Rıza Safa
Gerçek şu ki, Allah, size verdiği sözü tuttu. O'nun izniyle, onları kırıp geçirdiniz. Ama Allah, istediğinizi size gösterdikten sonra gevşediniz, tartıştınız ve karşı geldiniz. Kiminiz dünyayı; kiminiz sonsuz yaşamı istiyordu. Sonra, sizi sınamak için onlardan çevirdi ve gerçek şu ki, sizi bağışladı. Çünkü Allah, İnananlara Karşı Lütuf Sahibidir.
Bayraktar Bayraklı
Allah, elbette size verdiği sözü tuttu. O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşediniz, peygamberden gelen emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda sadece bu dünyaya ilgi duyan kimseler olduğu gibi, ahirete gönül verenler de mevcuttu. Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanları yenmenize mani oldu. Ama Allah günahlarınızı bağışladı; zira Allah'ın inananlara lütfu sınırsızdır.
Bekir Sadak
And olsun ki, Allah, size verdigi sozde durdu. Onun izniyle kafirleri kirip biciyordunuz, ama Allah size arzuladiginiz zaferi gosterdikten sonra gevseyip bu hususta cekistiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dunyayi, kimi ahireti istiyordu; derken denemek icin Allah sizi geri cevirip bozguna ugratti. And olsun ki O, sizi bagisladi. Allah'in inananlara nimeti boldur.
Celal Yıldırım
And olsun ki, Allah'ın size verdiği söz doğru çıktı; hani Allah'ın izniyle onları kırıp geçiriyordunuz, tâ ki sevdiğiniz şeyi (zafer ve ganimeti) size gösterdikten sonra korkuyla karışık bir yılgınlık göstererek bu hususta tartışıp çekiştiniz, emre uymadınız ; o kadar ki, kiminiz dünyayı, kiminiz âhireti istiyordu. Sonra denemek için sizi onlardan çevirdi (bozguna uğrattı). Şanıma and olsun ki sizi (Allah) affetti. Allah mü'minlere karşı fazl-u kerem sahibidir..
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Andolsun ki Allah size verdiği sözü yerine getirdi. Hatırlayın ki O’nun izniyle kâfirleri öldürüyordunuz, ama Allah size istediğiniz zaferi gösterdikten sonra gevşediniz, emre itaat hususunda birbirinizle tartıştınız ve emre aykırı hareket ettiniz; içinizden kimi dünyayı istiyordu, kiminiz de âhireti istiyordunuz; derken Allah denemek için onların karşısında sizi bozguna uğrattı. Sonunda yine de sizi bağışladı. Allah, müminlere karşı lütufkârdır.
Diyanet İşleri
Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za'f gösterdiniz. (Peygamber'in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü'minlere karşı çok lütufkardır.
Diyanet İşleri (eski)
And olsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. Onun izniyle kafirleri kırıp biçiyordunuz, ama Allah size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşeyip bu hususta çekiştiniz ve isyan ettiniz; sizden kimi dünyayı, kimi ahireti istiyordu; derken denemek için Allah sizi geri çevirip bozguna uğrattı. And olsun ki O, sizi bağışladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur.
Diyanet Vakfi
Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vaadini yerine getirmiştir. Allah size sevdiğiniz (galibiyeti) gösterdikten sonra zaafa düştünüz. (Peygamber'in verdiği) emir hakkında tartışmaya kalkıştınız ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi, denemek için onlardan geri çevirdi ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerçek şu ki, sizler Allah'ın izniyle onları kesip doğrarken, Allah'ın size va'di doğru çıktı. Nihayet o sevdiğiniz zaferi Allah size gösterdikten sonra isyan edip verilen emirde çekişip yıldığınız ana kadar ki, kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah, sizleri denemek için onlardan (geri) çevirdi. Bununla birlikte sizi de bağışladı. Çünkü Allah'ın inananlara bir lütfu vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Filhakika Allahın size va'di doğru çıktı, o hengamda onları doğruyordunuz ta o sevdiğiniz galebeyi Allah size gösterdikten sonra ısyan edib verilen emirde nizaa kalarak yıldığınız lahzeye kadar ki kiminiz dünyayı isteyordu, kiminiz Ahıreti isteyordu, sonra Allah sizi mübtela kılmak için onlardan çevirdi, maamafih sizden afiv de etti, Allahın mü'minlere bir fazlı var
Erhan Aktaş
Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O'nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, Mü'minlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O'nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, müminlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Elbette Allah, size verdiği sözü tuttu; O'nun izni ile onları kırıp geçiriyordunuz. Ne var ki arzuladığınız zafere kavuştuktan sonra, gevşediniz. Verilen emre uymayarak, itaatsizlik ettiniz. Kiminiz dünyayı isterken, kiminiz de ahireti istiyordu. Bundan dolayı Allah sizi sınamak için, size olan desteğini kesti. Ancak yine de sizi affetti. Allah, müminlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.
Fizilal-il Kuran
Allah size verdiği sözü yerine getirdi. Hani size sevdiğinizi (zaferi) gösterdikten sonra bozuluncaya, savaş konusunda görüş ayrılığına düşünceye ve itaatsizlik edinceye kadar müşrikleri kırıp geçiriyordunuz. Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra sizi deneyden geçirmek için onların başından savdı. Ama yine de sizi affetti. Allah müminlere karşı gerçekten lütuf sahibidir.
Gültekin Onan
Andolsun, Tanrı size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve buyruk hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Tanrı) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Tanrı inançlılara karşı fazl sahibi olandır.
Hamdi Döndüren
Siz Allah’ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah size olan vâdini yerine getirmiştir. Ama Allah size istediğiniz zaferi gösterdikten sonra gevşemiş, emre itaat konusunda birbirinizle tartışmış ve emre isyan etmiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz de ahireti istiyordu. Bunun üzerine Allah, denemek için sizi, onların karşısında yenilgiye uğratmıştı. Ama O, sonunda yine de sizi bağışlamıştı. Çünkü Allah, mü’minlere karşı çok lütuf sahibidir.
Hasan Basri Çantay
Andolsun ki Allahın size olan va'di Onun izn (-ü keremi) ile onları (düşmanları kolayca) öldüregeldiğiniz, hatta sevmekde olduğunuz (zafer) i de size gösterdiği zamana kadar — yerine gelmişdi. (Sonra) siz yılgınlık gösterdiniz, isyan etdiniz, (verilen) emir hakkında çekişdiniz. İçinizden kimi dünyayı istiyor, (yine) içinizden kimi ahireti diliyordu. Sonra Allah size ibtila vermek için sizi onlardan geri çevirdi. (Bununla beraber) sizi muhakkak bağışladı da. Zaten Allah mü'minlere bol lutf-ü inayet saahibidir.
Hasib Asutay
Şüphesiz siz onları, izniyle kırıp geçirirken Allah size olan sözünü yerine getirdi. Nihâyet sevdiğiniz şeyi (galibiyeti) size gösterdikten sonra gevşediniz, (peygamberin verdiği) emir konusunda çekiştiniz ve isyan ettiniz. İçinizden kimi dünyayı istiyor (40), (yine) içinizden kimi âhireti diliyordu. (41) Sonra Allah sizi denemek için onlardan (onları mağlup etmekten) geri çevirdi. Şüphesiz (yine de) sizi bağışladı. Allah inananlara karşı lütuf sahibidir. (40. Ganimet sevdası ile yerlerini bırakan okçular.) (41. Fedakârcasına bir kararlılıkla savaşıyorlardı.)
Hayrat Neşriyat
Ve and olsun ki Allah, (siz) izni ile onları öldürürken, size olan va'dini yerine getirmiştir; tâ ki (Allah) arzu ediyor olduğunuz (zafer)i size gösterdikten sonra, zaafa düşüp(peygamberin geçidi tutan okçulara verdiği) emir husûsunda ihtilâfa düşerek isyân ettiğiniz zamâna kadar! İçinizden dünyayı (ganîmeti) isteyen de vardı, (ve yine) içinizden âhireti isteyen de vardı. Sonra (Allah) sizi imtihân etmek için, sizi onlardan (onları mağlûb etmekten) alıkoydu. Bununla berâber muhakkak ki (O) sizi affetti. Hem Allah, mü’minlere karşı (pek büyük) ihsan sâhibidir.
İbni Kesir
Gerçekten Allah'ın size olan vaadi doğru çıktı; O'nun izni ile kafirleri kırıp biçiyordunuz ki içinizden, dünyayı isteyenler ve ahireti isteyenler bulunduğundan sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra; baş kaldırdığınız, verilen emir hakkında çekiştiğiniz ve yıldığınız zaman, imtihan etmek için Allah sizi mağlubiyete uğrattı. Bununla beraber sizi bağışladı. Allah mü'minlere lütufkardır.
Mehmet Okuyan
Yemin olsun ki siz O’nun izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah size olan sözünü yerine getirmiştir. Sonunda gevşeklik göstermiştiniz; (Allah) size sevdiğiniz (istediğiniz) şeyi gösterdikten sonra durum hakkında birbirinizle tartışmış ve isyan etmiştiniz. Dünyayı isteyeniniz de vardı; ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra denemek için (Allah) sizi onlardan geri çevirmişti. Yemin olsun ki sizi bağışlamıştı. Allah müminlere çok lütufkârdır.
Muhammed Esed
Allah elbette size verdiği sözü tuttu; O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz; ne var ki Allah size arzuladığınız (zaferi) gösterdikten sonra gevşediniz, (Peygamber'den gelen) emre aykırı davrandınız ve itaatsizlik ettiniz. Aranızda (sadece) bu dünyaya ilgi duyan kimseler olduğu gibi, ahirete gönül verenler de mevcuttu: Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanlarınızı yenmenize mani oldu. Ama O, şimdi günahlarınızı bağışladı, zira Allah'ın inananlara lütfu sınırsızdır.
Mustafa İslamoğlu
Ve doğrusu Allah size verdiği sözü tuttu; hatırlayın ki O'nun izni sayesinde köklerini kazıyordunuz; ne ki arzuladığınız zaferi Allah size gösterdikten sonra gevşeyip (Peygamber'in) emri konusunda tartıştınız ve itaatsizlik ettiniz. İçinde dünyaya özlem duyanlar olduğu gibi, ahirete özlem duyanlar da vardı. Bunun üzerine Allah, sizi sınamak için düşmanlarınızı yenmenize mani oldu. Fakat O (şimdi) sizi bağışladı; zaten Allah inananlara karşı çok lütufkardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Kasem olsun ki, Allah Teâlâ size vaadini ifâ buyurdu. O zaman ki, onları Cenâb-ı Hakk'ın izniyle kesip doğruyordunuz. Tâ ki o sevdiğinizi size gösterdikten sonra siz isyan ettiniz, yılgınlık gösterdiniz, emirde çekişmeye düştünüz, içinizden kimi dünyayı istiyordu ve sizden kimi de ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlardan çevirdi ve mamafih sizi af buyurdu ve Allah Teâlâ mü'minler üzerine fazl sahibidir.
Ömer Öngüt
Andolsun ki Allah size olan vaadini yerine getirdi. O'nun izni ile kâfirleri kırıp biçiyordunuz. Nihayet sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra gevşeyip o emir hakkında çekişmeye kalktınız ve âsi oldunuz. Sizden bir grup dünyayı, bir grup da âhireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlara karşı yardımını üzerinizden çekti. Bununla beraber sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır.
Suat Yıldırım
Allah size yaptığı yardım vaadini gerçekleştirdi: O’nun izni ile o düşmanlarınızı kırıp geçiriyordunuz. Allah’ın, size arzuladığınız galibiyeti göstermesine kadar, böylece bu vaad yerine geldi. Ama sonra siz isyan ettiniz, verilen emir hakkında çekiştiniz, yılgınlık gösterdiniz. O esnada kiminiz dünya menfaatini istiyordu, kiminiz âhiret mükâfatını. Sonra Allah sizi denemek için, onlara karşı size verdiği desteği geri çekti, bozguna uğradınız. Bununla beraber sizin kusurlarınızı bağışladı da! Zaten Allah müminlere bol lütuf ve inayet sahibidir.
Süleyman Ateş
Kendi izniyle onları öldürdüğünüz sürece Allah, size (yardım) va'dini doğruladı: Nihayet siz korktunuz, Allah size sevdiğiniz(galibiyet)i gösterdikten sonra (verilen) emir hakkında (birbirinizle) çekişip isyan ettiniz: Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi denemek için onlardan geri çevirdi (yenilgiye uğrattı. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı çok lutufkardır.
Süleymaniye Vakfı
Allah size verdiği sözü elbette tuttu; (Uhud savaşında) Allah'ın izniyle kafirleri kırıp geçiriyordunuz. Nihayet arzu ettiğiniz şeyi (zaferi) size göstermesinden sonra bir anda dağıldınız, yapmanız gereken işler konusunda anlaşmazlığa düştünüz ve isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı (ganimeti) istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra (Allah), yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için sizi onları takipten geri çevirdi (galipken mağlup hale getirdi). Ama yine de sizi affetti. Allah inanıp güvenenlere karşı lütufkardır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bakın! Allah, verdiği sözü tuttu; anlaşmazlığa düşüp dağılıncaya kadar onun izniyle kafirleri kırıp geçirdiniz. İstediğiniz zaferi göstermesinden sonra isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra sizi, yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için onların karşısında bozguna uğrattı. Allah'ın inanıp güvenenlere ikramı bol olduğu için yine de sizi affetti.
Şaban Piriş
-Allah, sevdiğinizi gösterdikten sonra dağıldığınız, emir konusunda tartıştığınız ve isyan ettiğiniz ana kadar, size olan vaadini gerçekleştirmişti. O'nun izni ile kafirleri öldürüyordunuz. Sizden kimi dünya hayatını istiyor, kimi ahiret hayatını istiyordu. Sonra denemek için onların karşısında sizi bozguna uğrattı. Artık Allah sizi affetmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı çok lütufkardır.
Tefhim-ul Kuran
Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer) i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır.
Ümit Şimşek
Allah size vaadini yerine getirmişti; siz o sırada onları Allah'ın izniyle yok etmek üzereydiniz. Fakat hoşlandığınız şeyi Allah size gösterdikten sonra siz zaafa düşüp Peygamberin emri hakkında birbirinizle çekiştiniz ve isyan ettiniz. Sizden dünyayı isteyen de var, âhireti isteyen de. Sonra Allah sizi sınamak için yüzünüzü düşmanlarınızdan çevirdi. Bununla beraber, kusurunuzu da bağışladı. Zira Allah mü'minlere karşı pek lütufkârdır.
Yaşar Nuri Öztürk
Andolsun ki, siz onları Allah'ın izniyle öldürmekteyken, Allah size vaadini doğrulamıştı. Nihayet siz korkuya kapıldınız, yapılacak iş hususunda çekiştiniz. Ve Allah, sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra isyan ettiniz. İçinizden bir kısmı dünyayı istiyordu, bir kısmınız ise ahireti istiyordu. Sonra sizi imtihan etmek için onlardan uzaklaştırdı. Yemin olsun, sizi affetmişti. Allah, müminlere karşı lütuf sahibidir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Siz Allahın izni ilə düşmənləri qırıb-çatdığınız zaman, Allah sizə verdiyi vədini yerinə yetirdi. Nəhayət O, sizə arzuladığınız şeyi göstərdikdən sonra ruhdan düşdünüz, Peyğəmbərin əmri barəsində bir-birinizlə mübahisə etdiniz və asi oldunuz. İçərinizdən kimisi dünyanı, kimisi də axirəti istəyirdi. Sonra Allah sizi sınamaq üçün üzünüzü onlardan döndərdi. O, artıq sizi bağışladı. Allah möminlərə qarşı lütfkardır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ühüd müharibəsində) siz onları Allahın iznilə əzib-qırdığınız zaman, Allah sizə verdiyi vəʼdinə sadiq çıxdı. Lakin O (Allah) sevdiyiniz şeyi (zəfər və qəniməti) sizə göstərəndən sonra isə zəiflik göstərdiniz və (sizə verilmiş) əmr barəsində bir-birinizlə mübahisə edərək (Peyğəmbərə) qarşı çıxdınız. İçərinizdən bəʼziləri dünyanı, bəʼziləri isə axirəti istəyirdi. Əlbəttə, O sizi əfv etdi. Çünki Allah möʼminlərə qarşı mərhəmətlidir!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Gott hat Seine Siegesverheißung eingehalten, als ihr die Ungläubigen Seinem Willen gemäß fast geschlagen hattet, bis ihr dann aber nachgegeben und miteinander gestritten habt, nachdem Gott euch die Dinge sehen ließ, die ihr gern habt. Manche unter euch wollen das Diesseits und andere das Jenseits. Er ließ euch vor dem Feind fliehen, um euch (auf euren wahren Glauben hin) zu prüfen. Doch Gott verzieh euch dann, denn Gott ist den Gläubigen gnädig.
Almanca — Der Edle Quran
Allah hat ja Sein Versprechen euch gegenüber gehalten, als ihr sie mit Seiner Erlaubnis vernichtetet, bis daß ihr den Mut verlort und über die Angelegenheit miteinander strittet und euch widersetztet, nachdem Er euch gezeigt hatte, was euch lieb ist. - Unter euch gibt es manche, die das Diesseits wollen; unter euch gibt es aber auch manche, die das Jenseits wollen. - Hierauf wandte Er euch von ihnen ab, um euch zu prüfen. Nun hat Er euch wahrlich schon verziehen, denn Allah ist voll Huld gegen die Gläubigen.
Almanca — M. A. Rassoul
Und wahrlich, Allah hatte euch gegenüber schon Sein Versprechen gehalten, als ihr sie mit Seiner Erlaubnis vernichtetet, bis daß ihr verzagtet und über die Sache strittet und ungehorsam wurdet, nachdem Er euch hatte sehen lassen, was ihr wünschtet. Einige von euch verlangten nach dieser Welt und andere verlangten nach dem Jenseits. Alsdann kehrte Er euch von ihnen (zur Flucht) ab, um euch zu prüfen; und wahrlich, jetzt hat Er euch vergeben. Denn Allah ist voller Huld gegen die Gläubigen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und gewiß, bereits hielt ALLAH euch gegenüber sein Versprechen ein, als ihr sie mit Seiner Zustimmung getötet habt, bis ihr Rückzieher gemacht, euch über die Angelegenheit gestritten und euch widersetzt habt, nachdem ER euch von dem gezeigt hat, was ihr liebt - manche von euch wollen das Diesseits und andere wollen das Jenseits - dann hat ER euch von ihnen (den Kafir) abgelenkt, damit ER euch prüft. Und gewiß, bereits hat ER euch vergeben. Und ALLAH ist den Mumin gegenüber Gunst erweisend.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Allah has kept His promise to you as was shown in putting your enemy to rout, Allah permitting, until you began to falter by reason of opposing arguments. Some were in favour of obeying the Prophet's command and maintaining their posts and the others against his command, running after booty, at a time when the Prophet was about to make the victory. Among you are those who are concerned only with the interests and pleasures of life below and its mundane things, and others whose main concern is Allah’s grace Hereafter. Then did Allah distract your minds and your attention and made you draw off from the battle field to test your true inclination and He afforded you forgiveness. Allah’s bounty abounds in those whose hearts have been impressed with the image of religious and spiritual virtues.
Abdul Haleem
God fulfilled His promise to you: you were routing them, with His permission, but then you faltered, disputed the order, and disobeyed, once He had brought you within sight of your goal- some of you desire the gains of this world and others desire the world to come- and then He prevented you from [defeating] them as a punishment. He has now forgiven you: God is most gracious to the believers.
Abdullah Yusuf Ali
Allah did indeed fulfil His promise to you when ye with His permission Were about to annihilate your enemy,-until ye flinched and fell to disputing about the order, and disobeyed it after He brought you in sight (of the booty) which ye covet. Among you are some that hanker after this world and some that desire the Hereafter. Then did He divert you from your foes in order to test you but He forgave you: For Allah is full of grace to those who believe.
Abul A'la Maududi
Allah surely fulfilled His promise (of succour) when you were slaying them by His leave until the moment when you flagged and quarrelled among yourselves about the matter, and acted against the order of (the Prophet). Soon He showed you what you had intensely desired - for some among you sought this world and some of you sought the Next. Thereupon, in order to put you to a test He turned you away from your foes. Still He pardoned you after that for Allah is Bounteous to those who believe.
Aisha Bewley
Allah fulfilled His promise to you when you were slaughtering them by His permission. But then you faltered, disputing the command, and disobeyed after He showed you what you love.* Among you are those who want this world and among you are those who want the next World. Then He turned you from them in order to test you – but He has pardoned you. Allah shows favour to the muminun.
Al-Hilali & Khan
And Allâh did indeed fulfil His Promise to you when you were killing them (your enemy) with His Permission; until (the moment) you lost your courage and fell to disputing about the order, and disobeyed after He showed you (of the booty) which you love. Among you are some that desire this world and some that desire the Hereafter. Then He made you flee from them (your enemy), that He might test you. But surely, He forgave you, and Allâh is Most Gracious to the believers.
Ali Quli Qarai
Allah certainly fulfilled His promise to you when you were slaying them with His leave, until you lost courage, disputed about the matter, and disobeyed after He showed you what you loved. Some of you desire this world, and some of you desire the Hereafter. Then He turned you away from them so that He might test you. Certainly He has excused you, for Allah is gracious to the faithful.
Amatul Rahman Omar
And certainly Allâh had made good His promise to you when you were slaying them to pieces by His leave (in the Battle of Uhud), until, when you became lax and disagreed among yourselves about the (implications of the) order (of the Prophet), and you disobeyed (your leader Abdullah bin Jubair), after He had brought that (victory) which you desired within your sight (He withdrew His help from you). There were some among you who desired the present life and among you were those who desired the life to come. Then He turned you away from (gaining clear victory over) them (- the enemy), that He might reveal your (true) selves. Yet He surely pardoned you. Allâh is Gracious to the believers.
Arthur John Arberry
God has been true in His promise towards you when you blasted them by His leave; until you lost heart, and quarrelled about the matter, and were rebellious, after He had shown you that you longed for. Some of you there are that desire this world, and some of you there are desire the next world. Then He turned you from them, that He might try you; and He has pardoned you; and God is bounteous to the believers.
Bijan Moeinian
God indeed fulfilled His promise to give you victory [in the battle of ohud), giving you the upper hand at the beginning. It was you who disobeyed [the order of Commander Mohammad] and started a dispute among yourselves [and left your positions in order to secure your share of the confiscated materials.] Among you, there are those who are in love with this materialistic world and those who care about their Hereafter. Thus you were tried [to find out for yourself who fights for the acquisition of wealth and who fights for the cause of God.] That is how you lost and had to retreat. The Lord, however, forgave you as He is the most gracious to the believers.
E. Henry Palmer
God has truly kept His promise, when ye knocked them senseless by His permission, until ye showed cowardice, and wrangled, and rebelled, after he had shown you what ye loved. Amongst you are those who love this world, and amongst you are those who love the next. Then He turned you away from them to try you; but He has pardoned you, for God is Lord of grace unto believers,-
Edip-Layth
God has fulfilled His promise to you, that you would overwhelm them by His leave; but then you failed and disputed in the matter and disobeyed after He showed you what you had sought. Some of you want this world, and some of you want the Hereafter. Then He let you retreat from them that He may test you; and He has pardoned you. God is with great favor over those who have acknowledged.
George Sale
God had already made good unto you his promise, when ye destroyed them by his permission, until ye became faint-hearted and disputed concerning the command of the apostle, and were rebellious; after God had shewn you what ye desired. Some of you chose this present world, and others of you chose the world to come. Then he turned you to flight from before them, that he might make trial of you: -- But he hath now pardoned you; for God is indued with beneficence towards the faithful; -
Hamid S. Aziz
Allah has truly kept His promise, when you routed them by His permission, until you showed cowardice, and wrangled, and rebelled, after He had shown you what you loved (booty). Amongst you are those who love this world, and amongst you are those who love the Hereafter. Therefore He made you flee from them to try you; but now He has pardoned you, for Allah is Lord of grace unto believers.
Mahmoud Ghali
And indeed Allah has already sincerely (made good) His promise (Literally: was truly sincere in His promise) to you as you overwhelmed them by His permission until you were disheartened and contended together about the Command (i. e. the Command of Allah) and disobeyed (i.e. disobeyed the Messenger) even after He had shown you what you love (The reference is to the Battle of 'Uhud when the archers deserted their posts to share in the spoils). Some of you (there were) who would have the present (life) (Literally: the lowly (life), i.e., life of this world) and some of you (there were) who would have the Hereafter. Thereafter He has made you turn about away from them, that he may try you. And He has already been clement towards you; and Allah is The Owner of Grace upon the believers.
Marmaduke Pickthall
Allah verily made good His promise unto you when ye routed them by His leave, until (the moment) when your courage failed you, and ye disagreed about the order and ye disobeyed, after He had shown you that for which ye long. Some of you desired the world, and some of you desired the Hereafter. Therefore He made you flee from them, that He might try you. Yet now He hath forgiven you. Allah is a Lord of Kindness to believers.
Mohamed Ahmed - Samira
The promise made to you by God was verified when you destroyed (the foe) by His leave, until you were unmanned and disputed the order, and thus disobeyed (the Apostle) even after He had brought you in sight of (victory) you longed for. Some of you desired this world, and some of you the next. Then He put you to flight before (them) in order to try you. But (now) He has forgiven you, for surely God is kind to the faithful.
Muhammad Asad
AND, INDEED, God made good His promise unto you when, by His leave, you were about to destroy your foes - until the moment when you lost heart and acted contrary to the [Prophet's] command, and disobeyed after He had brought you within view of that [victory] for which you were longing. There were among you such as cared for this world [alone], just as there were among you such as cared for the life to come: whereupon, in order that He might put you to a test, He prevented you from defeating your foes. But now He has effaced your sin: for God is limitless in His bounty unto the believers.
Mustafa Khattab
Indeed, Allah fulfilled His promise to you when you ˹initially˺ swept them away by His Will, then your courage weakened and you disputed about the command and disobeyed,[1] after Allah had brought victory within your reach. Some of you were after worldly gain while others desired a heavenly reward. He denied you victory over them as a test, yet He has pardoned you. And Allah is Gracious to the believers.
Progressive Muslims
And God has fulfilled His promise to you, that you would overwhelm them by His leave; but then you failed and disputed in the matter and disobeyed after He showed you what you had sought. Some of you want this world, and some of you want the Hereafter. Then He let you retreat from them that He may test you; and He has pardoned you. God is with great favour over the believers.
Sahih International
And Allah had certainly fulfilled His promise to you when you were killing the enemy by His permission until [the time] when you lost courage and fell to disputing about the order [given by the Prophet] and disobeyed after He had shown you that which you love. Among you are some who desire this world, and among you are some who desire the Hereafter. Then he turned you back from them [defeated] that He might test you. And He has already forgiven you, and Allah is the possessor of bounty for the believers.
Sam Gerrans
And God was indeed true in His promise to you. When you were aware of them by His leave, when you had lost heart and disputed concerning the affair, and rebelled after He had shown you what you love[...]. Among you is he who desires the World; and among you is he who desires the Hereafter. Then He turned you away from them that He might try you; and He has pardoned you; and God is bountiful to the believers.
Shabbir Ahmed
Allah made good His promise to you when you routed them by His leave. But then you wavered, disputed among yourselves, and disobeyed after He had shown you the victory you wanted. You were winning the battle of Uhud, but then some of you were distracted by the spoils of the world, while others were concerned with the Hereafter. You disengaged from the enemy and were tested according to His Law. When you mended, Allah pardoned you. Allah is full of Grace for the true believers.
Syed Vickar Ahamed
And Allah did indeed fulfill His promise to you, when you, with His permission were about to destroy your enemy— Until you hesitated and fell to disputing about the order, and disobeyed it after He brought you in sight (of the things won over in the war) which you love. Among you are some who desire this world and some that desire the Hereafter. He diverted you from your enemies in order to test you. Yet surely, He forgave you: And Allah is full of Grace to those who believe.
Taqi Usmani
Allah has surely fulfilled His promise to you when you, with His will, were killing them off, until you showed weakness and disputed in the matter and disobeyed after He had shown you what you liked.Among you there were some who were seeking the mundane, and among you there were others who were seeking the Hereafter. After that, He reversed your position against them, so that He may test you. Of course, He has forgiven you. Allah is All-Gracious to the believers.
The Monotheist Group
And God has fulfilled His promise to you, that you would overwhelm them with His permission; but then you failed and disputed in the matter and disobeyed after He showed you what you had sought. Some of you want this world, and some of you want the Hereafter. Then He let you retreat from them that He may test you; and He has pardoned you. God is with great grace over the believers.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et certes, Allah a tenu Sa promesse envers vous, quand par Sa permission vous les tuiez sans relâche, jusquʹau moment où vous avez fléchi, où vous vous êtes disputés à propos de lʹordre donné, et vous avez désobéi après quʹIl vous eut montré (la victoire) que vous aimez! Il en était parmi vous qui désiraient la vie dʹici-bas et il en était parmi vous qui désiraient lʹau-delà. Puis Il vous a fait reculer devant eux, afin de vous éprouver. Et certes Il vous a pardonné. Et Allah est Détenteur de la grâce envers les croyants.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Bêguman, Xwedê peymana xwe bicih anî; wê dema we neyarên xwe bi destûra Wî şikandin û hûn bi ser ketin. (Serkeftina we berdewam kir) heyanî dema hûn ji ber hev ketin û di bara fermana (Pêxember de) we hev rakişand û piştî ku Xwedê tiştê we jê hez dikir nîşanî we da, we guhdarî (ya serdarê xwe) nekir. Hinan ji we dinya xwest (ji bo destkeftiyan cihê xwe berdan) û hinekan jî axret xwest (li cihê xwe man û şehîd bûn). Paşê, da ku we biceribînê Xwedê berê we ji ser wan da paş (û hûn têk birin). Bêguman (piştî hûn poşman bûn) Xwedê li we bihurî û Xwedê li ser bawermendan xwedîkerem e.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Salomo Keyzer
God had reeds zijne beloften vervuld, toen gij, met zijnen wil, de vijanden hebt verslagen; maar gij liet den moed zinken, streedt over de bevelen, werd oproerig, hoewel hij u de vervulling uwer wenschen had getoond. Eenige onder u kozen deze wereld, anderen weder de toekomstige. Hij heeft u op de vlucht gejaagd om u te beproeven; maar hij heeft u reeds vergeven; want God is genadig omtrent de geloovigen.
Hollandaca — Siregar
En voorzekerm Allah heeft Zijn belofte aan jullie vervuld toen jullie met Zijn toestemming jullie vijand gingen doden, totdat jullie versaagden, en met elkaar redetwisten over de opracht en jullie gehoorzaamden (de Profeet) niet nadat hij jullie liet zien de wereld willen en onder jullie zijn er die het Hiernamaals willen. En toen leidde Hij julle van hen (de ongelovigen) af, om jullie vergeven en Allah is de Bezitter van de Gunsten voor de gelovigen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И вот уже Аллах исполнил для вас Свое обещание [даровал вам помощь], когда вы уничтожали [убивали] их [неверующих] (в битве при Ухуде) по Его дозволению. И (помощь Аллаха прекратилась) когда вы ослабли духом [оробели] и стали препираться о повелении (Пророка) (оставаться на своих местах) [вы спорили идти вам собирать трофеи или же оставаться] и вы (о, лучники) ослушались (Посланника Аллаха) (который повелел вам ни при каких обстоятельствах не покидать свои места), после того как Он [Аллах] показал вам то, что вы любите [Его поддержку]. (И выявилось, что) среди вас есть те, кто желает этого мира [те, которые бросились собирать трофеи] и (что) среди вас (есть те), кто желает Вечной жизни. Потом Он отвернул вас (о, верующие) от них [заставил бежать от неверующих], чтобы испытать вас. И вот (когда Он узнал, что вы сожалеете о содеянном и каетесь) простил Он вас, – ведь Аллах – обладатель [даритель] (неисчислимой) щедрости к верующим!
Rusça — Osmanov
Аллах исполнил Свое обещание, когда вы поражали неверных по Его велению, пока вы не оробели, не стали оспаривать приказа [Пророка] и не ослушались, после того как Он явил вам то что вы любите. Среди вас были приверженцы этого мира и были приверженцы мира будущего. Потом Аллах обратил вас в бегство от неверных, чтобы испытать вас, и Он простил вас, ибо Аллах милостив к верующим.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
GUD höll sannerligen Sitt löfte till er, då ni med Hans vilja var nära att i grund slå (era fiender), till dess modet svek er och ni blev oense om innebörden av den order (ni hade fått) och bröt mot den, då Han redan hade låtit (segern) hägra för er syn. Det fanns de bland er som inte hade annat än denna världens (goda) för ögonen och det fanns de som såg mot evigheten. Därefter lät Han er dra er undan (fienden) för att sätta er på prov. Men Han har nu utplånat er synd - ja, Guds nåd flödar över de troende.