Bakara Suresi 267. Ayet — Elfaz
Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!Nida Edatı+İsim
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
3اٰمَنُٓواāmenūiman eden(ler)Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Gaib · İf'âl Bâbıا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman
4اَنْفِقُواenfiḳūinfak edinEmir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.
5مِنْmin-ndenHarf-i Cer
7مَاmāşeylerinİsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
8كَسَبْتُمْkesebtumkazandıklarınızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.
9وَمِمَّاve mimmāve şeylerdenBağlaç+Harf-i Cer+İsm-i Mevsul (İlgi Zamiri)
10اَخْرَجْنَاeḣracnāçıkardığımızMazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Nefs-i Mütekellim Meal Gayr · İf'âl Bâbıخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmak
11لَكُمْlekumsizin içinHarf-i Cer+Zamir
12مِنَmine-denHarf-i Cer
13الْاَرْضِۖl-erDiyer-Marife (Belirlilik Takısı)+İsimا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiye
14وَلَاve lāBağlaç+Nehiy Edatı (Olumsuzluk Edatı)
15تَيَمَّمُواteyemmemūkalkışmayınMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · Tefa''ul Bâbıي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.
16الْخَبِيثَl-ḣabīṧekötü şeyleriMarife (Belirlilik Takısı)+İsimخ ب ثKötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük.
17مِنْهُminhuHarf-i Cer+Zamir
18تُنْفِقُونَtunfiḳūnesadaka vermeyeMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.
19وَلَسْتُمْve lestumHaliye Edatı+Mazi Fiil+ZamirFi'l-i Mazi · Cem\i Müzekker Muhatabل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
20بِاٰخِذِيهِbi āḣiƶīhikendinize alamayacağınızHarf-i Cer+İsim+Zamirا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek
21اِلَّٓاillābaşka şekildeKesinlik Edatı
22اَنْenMasdar Harfi
23تُغْمِضُواtuğmiDūgöz yummadanMuzari Fiil+ZamirFi'l-i Muzari · Cem\i Müzekker Muhatab · İf'âl Bâbıغ م ضGörünmez, algılanmamış, gizli, saklı, hor görmek, gözleri kapatmak veya başka yöne bakmak, alçak ve düz olmak (örn. zemin), bayağı, aşağılık
24فِيهِfīhiondanHarf-i Cer+Zamir
25وَاعْلَمُواve ǎ'lemūbilin kiİsti'nafiye Edatı+Emir Fiil+ZamirEmir · Cem\i Müzekker Muhatabع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatname
26اَنَّenneşüphesizHarf-i Nasb
27اللّٰهَ(a)llaheAllahLafza-i Celal