Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذِيهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū enfiḳū min Tayyibāti mā kesebtum ve mimmā eḣracnā lekum mine l-erDi ve lā teyemmemū l-ḣabīṧe minhu tunfiḳūne ve lestum bi āḣiƶīhi illā en tuğmiDū fīhi ve ǎ'lemū enne (a)llahe ğaniyyun Hamīdun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُٓواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniman eden(ler)
4اَنْفِقُواenfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.infak edin
5مِنْmin-nden
6طَيِّبَاتِTayyibātiط ي بİyi, hoş, uygun, yasal olmak. tibna - kadınların kendi özgür iradeleriyle ve size karşı iyi olmaları. tuuba - neşe, mutluluk, imrenilecek bir mutluluk hali. tayyib - iyi/temiz/sağlıklı/nazik/mükemmel/adil/yasal.iyileri-
7مَاşeylerin
8كَسَبْتُمْkesebtumك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kazandıklarınız
9وَمِمَّاve mimmāve şeylerden
10اَخْرَجْنَاeḣracnāخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkardığımız
11لَكُمْlekumsizin için
12مِنَmine-den
13الْاَرْضِۖl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyer-
14وَلَاve lā
15تَيَمَّمُواteyemmemūي م مDeniz, nehir, sel. Elde etmeyi hedeflemek, niyet etmek, yönelmek, başvurmak, müracaat etmek, yönünü çevirmek, nehre atılmak, bir şeyi amaçlamak, toz veya temiz toprakla temizlemek.kalkışmayın
16الْخَبِيثَl-ḣabīṧeخ ب ثKötü/iğrenç/tiksindirici/yozlaşmış/şeytani/aldatıcı, hileli/kurnaz/sinsi/açıkgöz, kötü huylu/zararlı, kirli/pis/murdar, ahlaksız/onaylanmayan/nefret edilen/yasadışı/nahoş/suçlu/itaatsiz, en kötü veya en şeytani, kötülük.kötü şeyleri
17مِنْهُminhu
18تُنْفِقُونَtunfiḳūneن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.sadaka vermeye
19وَلَسْتُمْve lestumل ي سDeğil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir
20بِاٰخِذِيهِbi āḣiƶīhiا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekkendinize alamayacağınız
21اِلَّٓاillābaşka şekilde
22اَنْen
23تُغْمِضُواtuğmiDūغ م ضGörünmez, algılanmamış, gizli, saklı, hor görmek, gözleri kapatmak veya başka yöne bakmak, alçak ve düz olmak (örn. zemin), bayağı, aşağılıkgöz yummadan
24فِيهِfīhiondan
25وَاعْلَمُواve ǎ'lemūع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilin ki
26اَنَّenneşüphesiz
27اللّٰهَ(a)llaheAllah
28غَنِيٌّğaniyyunغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettizengindir
29حَمِيدٌHamīdunح م دBirini övmek veya yüceltmek veya takdir etmek, birisinden olumlu olarak bahsetmek, bir şeyi onaylamak, birine hakkını ödemek/vermek, övgüye değer veya takdire şayan olmak.övülmüştür

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, kazandığınız temiz şeylerden, yeryüzünden sizin için çıkardığımız nesneleri verin, görmemek için gözlerinizi yummadan ele alamayacağınız bayağı ve aşağılık şeyleri değil ve bilin ki Allah, müstağnîdir ve tam hamda lâyık olan odur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, kazandığınız temiz şeylerden, yeryüzünden sizin için çıkardığımız nesneleri verin, görmemek için gözlerinizi yummadan ele alamayacağınız bayağı ve aşağılık şeyleri değil ve bilin ki Allah, müstağnîdir ve tam hamda lâyık olan odur.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve arzdan sizin için çıkardıklarımızın temiz olanlarından infak edin. Göre göre, alıcısı olmayacağınız habis şeyleri başkalarına infak etmeye kalkışmayın. İyi bilin ki Allah Ğaniyy'dir, Hamiyd'dir.

Ahmet Tekin

Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve topraktan, yerden size verdiğimiz mahsulün, madenlerin ve gömünün temizinden, helâlinden, sağlıklısından karşılık gözetmeden gönüllü hayra harcayınız. Kendinizin, göz yummadan alıcısı olmayacağınız kötü malı hayır diye vermeye kalkışmayınız. Allah’ın zengin olduğunu, muhtaç olmadığını, övülmeye, şükredilmeye lâyık olduğunu biliniz.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temiz olanlarından ve yerden rızık olarak çıkardıklarımızdan (hayır yolunda) harcayın. Kendiniz göz yummadan alamayacağınız çirkin şeyleri vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah'ın bir şeye ihtiyacı yoktur, O övülmeye layık olandır.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin (mahsüllerin) en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin). Kendinizin, ancak göz yumarak, alabileceği düşük ve bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın. Biliniz ki, Allah vereceğiniz sadakalardan müstağnîdir, her halde hamde lâyıktır.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Kazandığınız güzel şeylerden ve sizin için topraktan yetiştirdiklerimizden, yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Size verildiğinde, gözünüz kapalı olmazsa almayacağınız kötü şeyleri vermeye kalkışmayın. Çünkü iyi bilin ki, kuşkusuz, Allah, Sınırsız Varlıklıdır; Övgülere Yaraşandır.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve sizin için rızık olarak yerden çıkarttıklarımızdan infak ediniz. Size verildiğinde, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayınız. Biliniz ki, Allah zengindir; övgüye layıktır.

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Kazandiklarinizin temizlerinden ve size yerden cikardiklarimizdan sarfedin; igrenmeden alamiyacaginiz pis seyleri vermeye kalkmayin. Allah'in mustagni ve ovulmeye layik oldugunu bilin.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Kazandıklarınızın iyi-temiz olanından ve yerden size çıkardıklarımızdan (Allah için muhtaçlara) harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız bayağı-kötü şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın (her şeyden) doygun ve övülmeye lâyık olduğunu bilin..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın, gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olamıyacağınız fenasını vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki, Allah sadakalarınıza muhtaç değildir ve hamde layık olandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden Allah yolunda harcayın, kendinizin göz yummadan alamayacağınız adilerini vermeye yeltenmeyin ve Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı olmadığını ve şükredilmesi gereken olduğunu bilin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! İnfakı gerek kazandıklarınızın ve gerek sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden yapın, kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız fenasını vermiye yeltenmeyin ve Allah'ın gani, hamid olduğunu bilin.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Gözünüz kapalı kendinize almayacağınız kötü şeyleri infak etmeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Gözünüz kapalı kendinize almayacağınız, uygun görmediğiniz kötü şeyleri infak etmeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin temiz ve iyi olanlarından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Kendiniz için uygun görmediğiniz kötü şeyleri yardım olarak vermeyin. Bilin ki: Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.

Fizilal-il Kuran

Ey müminler, kazandıklarınızın temiz ve kaliteli olanları ile sizin için topraktan yetiştirdiklerimizden sadaka verin, sakın kendiniz göz yummadan almayacağınız, adi ve kalitesi bozuk şeyleri vermeye kalkışmayın. İyi bilin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, övülmek O'na mahsustur.

Gültekin Onan

Ey inananlar, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, kuşkusuz Tanrı hiç birşeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardıklarımızın iyilerinden Allah için bağışlayın. Size verilse, göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri de hayır diye vermeyin! Bilin ki Allah çok zengindir, çok övülendir!

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, (Hak yolunda) infaakı (harcamayı) kazandıklarınızın en güzellerinden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pek adi, bayağı şeyleri vermiye yellenmeyin. Bilin ki şübhesiz Allah her şeyden müstağnidir, asıl hamde layık olan Odur.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden (Allah yolunda) harcayın. Sizin göz yummadan alamayacağınız adi şeyleri vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmeye layık olandır.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız şeylerin iyilerinden (Allah yolunda) sarf edin! Hem hakkında (kusûruna) gözünüzü yummadan alıcıları olmayacağınız kötü olanını vermeye kalkışmayın! Ve bilin ki, şübhesiz Allah, Ganî(hiçbir şeye ihtiyâcı olmayan)dır, Hamîd (hamd edilmeye çok lâyık olan)dır.

İbni Kesir

Ey iman edenler; kazandıklarınızın iyilerden ve size yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Kendiniz göz yummadan alıcısı olmadığınız bayağı şeyleri vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki; Allah, Gani'dir, Hamid'dir.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın değerli olanlarından ve yerden (topraktan) size rızık olarak çıkardıklarımızdan infak edin (verin)! (Size verilse), gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı infaka (vermeye) kalkışmayın! Bilin ki şüphesiz Allah zengindir, övgüye layıktır.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Kazandığınız güzel şeylerden ve topraktan sizin için bitirdiğimiz (ürünler)den başkaları için harcayın; ama harcamak için, size verildiğinde küçümser şekilde bakışlarınızı çevirmeden kabul etmeyeceğiniz bayağı şeyleri seçmeyin. Ve bilin ki Allah kendine yeterlidir, her zaman övgüye layık olandır.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Kazancınızın temiz ve helal olanından ve sizin için topraktan bitirdiğimiz ürünlerden karşılıksız harcayın; fakat, size verildiğinde gözü kapalı olmadıkça el uzatmayacağınız, bayağı ve haram olanı vermeye kalkmayın! Zira iyi bilin ki, Allah (kendi kendine ve tüm varlığa) yetendir, hamdin her türüne layıktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkarmış olduğumuz şeylerin temizlerinden infak ediniz. Ve öyle kötüsünü vermek kastinde bulunmayınız ki, siz ondan infak edersiniz de kendiniz ise onun hakkında göz yummadıkça alıcısı olmazsınız. Ve biliniz ki, şüphe yok Allah Teâlâ ganîdir, hamîddir.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın temizlerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan (Allah için) sarfedin. Size verilirse göz yummadan alamayacağınız kötü ve değersiz şeyleri sakın vermeye kalkmayın. Biliniz ki Allah zengindir, öğülmeye lâyıktır.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin ve yerden sizin için çıkardığımız nimetlerin iyi olanlarından Allah yolunda harcayın! Siz göz yummadan, gönlünüze yatmaksızın almayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın! İyi bilin ki: Allah ganidir, hamîddir (kimseye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere layıktır).

Süleyman Ateş

Ey inananlar, kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardığımız ni'metlerin iyilerinden (Allah için) verin, kendiniz (utandığınızdan ve iğrendiğinizden dolayı) göz yummadan alamayacağınız kötü şeyleri sadaka vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah zengindir, övülmüştür.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyi olanlarından hayra harcayın! Gözünüzü yummadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ne yaparsa güzelini yapar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Müminler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerden hayra harcayın! Gözünüzü kapamadan almayacağınız kötü şeylerden vermeye kalkmayın! Bilin ki Allah zengindir ne yaparsa güzelini yapar.

Şaban Piriş

Ey iman edenler, Gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın iyilerinden bağışta bulunun. Gözünüzü kapatmadan alamayacağınız kötü malları vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve hamd edilmeye layık olandır.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamıyacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, şüphesiz Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve size yerden çıkardığımız şeylerin helâl ve temiz olanlarından bağışta bulunun. Kendinizin ancak göz yumarak alabileceğiniz kötü şeylerle hayır yapmaya kalkmayın. Şunu bilin ki Allah'ın kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; O her türlü övgüye lâyık olandır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Gani'dir, cömertliğine sınır yoktur; Hamid'dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Qazandığınız və sizin üçün torpaqdan yetişdirdiyimiz şeylərin yaxşısından Allah yolunda xərcləyin. Özünüzə verildiyi təqdirdə ancaq göz yumub alacağınız pis şeylərdən xərcləməyə çalışmayın. Bilin ki, Allah Zəngindir, Tərifəlayiqdir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Qazandığınız və sizin üçün torpaqdan yetişdirdiyimiz şeylərin (ən pak, halal və) yaxşılarından (Allah yolunda) sərf edin! Ancaq göz yumaraq aldığınız pis, yaramaz şeylərdən vermək fikrində olmayın! Bilin ki, Allahın heç bir şeyə ehtiyacı yoxdur. (O, hər cür) şükrə (təʼrifə) layiqdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr Gläubigen! Spendet von den guten Dingen, die ihr erworben habt und von den Bodenerträgen, die Wir euch gewähren! Gebt nicht vom Schlechten, das ihr selbst nicht annehmen würdet oder nur, wenn ihr ein Auge dabei zudrücken müßtet. Wisset, daß Gott unendlich reich ist und daß Ihm höchster Dank gebührt!

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, gebt aus von den guten Dingen aus eurem Erworbenen und von dem, was Wir für euch aus der Erde hervorgebracht haben. Und sucht nicht zum Ausgeben das Schlechte davon aus, während ihr (selbst) es nicht nehmen würdet, ohne dabei ein Auge zuzudrücken. Und wißt, daß Allah Unbedürftig und Lobenswürdig ist.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, spendet von dem Guten, das ihr erwarbt, und von dem, was Wir für euch aus der Erde hervorkommen lassen, und sucht darunter zum Spenden nicht das Schlechte aus, das ihr selber nicht nähmet, ohne dabei die Augen zuzudrücken; und wisset, Allah ist Reich und Gepriesen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Gebt von den Tay-yibat dessen, was ihr erworben habt, und von dem, was WIR für euch aus der Erde hervorsprießen ließen. Und wählt nicht das Schlechte aus, um davon zu geben, und ihr werdet selbst es nicht annehmen, es sei denn, ihr drückt beide Augen zu. Und wisst, daß ALLAH gewiß autark, überreichlich belohnend ist.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts have been touched by the divine hand, spend of the lawful and virtuous things you have earned and of the earth’s fruits We produced for you, and do not select corrupt returns for devotion to Allah and dispose of it benevolently if you yourselves would reluctantly accept it and would shut your eyes to it if unable to help. And Allah is Independent, Ghaniyun; His grace abounds in the universe, Worthy of all Praise.

Abdul Haleem

You who believe, give charitably from the good things you have acquired and that We have produced for you from the earth. Do not give away the bad things that you yourself would only accept with your eyes closed: remember that God is self-sufficient, worthy of all praise.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Give of the good things which ye have (honourably) earned, and of the fruits of the earth which We have produced for you, and do not even aim at getting anything which is bad, in order that out of it ye may give away something, when ye yourselves would not receive it except with closed eyes. And know that Allah is Free of all wants, and worthy of all praise.

Abul A'la Maududi

Believers! Spend (in the Way of Allah) out of the good things you have earned and out of what We have produced for you from the earth, and choose not for your spending the bad things such as you yourselves would not accept or accept only by overlooking its defects. Know well that Allah is All-Munificent, Most Praiseworthy.

Aisha Bewley

You who have iman! give away some of the good things you have earned and some of what We have produved for you from the earth. Do not have recourse to bad things when you give, things you would only take with your eyes tight shut! Know that Allah is Rich Beyond Need, Praiseworthy.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Spend of the good things which you have (legally) earned, and of that which We have produced from the earth for you, and do not aim at that which is bad to spend from it, (though) you would not accept it save if you close your eyes and tolerate therein. And know that Allâh is Rich (Free of all needs), and Worthy of all praise.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Spend of the good things you have earned, and of what We bring forth for you from the earth, and do not be of the mind to give the bad part of it, for you yourselves would not take it, unless you overlook it. And know that Allah is all-sufficient, all-laudable.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! spend (for the cause of Allâh) a portion of good and pure things, that you have yourselves earned and out of that which We have produced for you from the earth. Do not intend (upon spending) the bad and inferior. You would spend that (bad and inferior for the cause of Allâh) which you would not accept at all (for yourselves) unless you connive at it. And know that Allâh is Self-Sufficient, Ever Praiseworthy.

Arthur John Arberry

O believers, expend of the good things you have earned, and of that We have produced for you from the earth, and intend not the corrupt of it for your expending; for you would never take it yourselves, except you closed an eye on it; and know that God is All-sufficient, All-laudable.

Bijan Moeinian

O’ you who believe; spend a part of your (God appointed) income that you have honestly earned to please God. Also give away a part of the agricultural products that your Lord has produced for you. Do not even think about giving as charity those rotten things of yours that you yourself will accept it with only closed eyes. Know that God is the wealthiest (and not in need of your charity) and the Most Praise-Worthy.

E. Henry Palmer

O ye who believe! expend in alms of the good things that ye have earned, and of what we have brought forth for you out of the earth, and do not take the vile thereof to spend in alms,- what you would not take yourselves save by connivance at it; but know that God is rich and to be praised.

Edip-Layth

O you who acknowledge, spend from the good things that you have earned, and from what We have brought forth from the earth. Do not choose the rotten out of it to give, while you would not take it yourselves unless you close your eyes regarding it. Know that God is Rich, Praiseworthy.

George Sale

O true believers bestow alms of the good things which ye have gained, and of that which we have produced for you out of the earth, and choose not the bad thereof, to give it in alms, such as ye would not accept your selves, otherwise than by connivance: And know that God is rich and worthy to be praised.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Spend of the good things that you have earned, and of what We have brought forth for you out of the earth, and do not take the vile (or worst) thereof to spend in alms, that you would not take for yourselves save with closed eyes (or disdain); but know that Allah is Absolute, the Praise-worthy.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, expend of the good things you have earned and of what We have brought out for you from the earth, and do not have recourse to the wicked of it for your expending, and you would not take it (yourselves) except you closed an eye on it, and know that Allah is Ever-Affluent, (Literally: Ever-Reich) Ever-Praiseworthy.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Spend of the good things which ye have earned, and of that which We bring forth from the earth for you, and seek not the bad (with intent) to spend thereof (in charity) when ye would not take it for yourselves save with disdain; and know that Allah is Absolute, Owner of Praise.

Mohamed Ahmed - Samira

O believers, give in charity what is good of the things you have earned, and of what you produce from the earth; and do not choose to give what is bad as alms, that is, things you would not like to accept yourself except with some condescension. Remember that God is affluent and praiseworthy.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Spend on others out of the good things which you may have acquired, and out of that which We bring forth for you from the earth; and choose not for your spending the bad things which you yourselves would not accept without averting your eyes in disdain. And know that God is self-sufficient, ever to be praised.

Mustafa Khattab

O believers! Donate from the best of what you have earned and of what We have produced for you from the earth. Do not pick out worthless things for donation, which you yourselves would only accept with closed eyes. And know that Allah is Self-Sufficient, Praiseworthy.

Progressive Muslims

O you who believe, spend from the good things that you have earned, and from what We have brought forth from the Earth. And do not choose the rotten out of it to give, while you would not take it yourselves unless you close your eyes regarding it. And know that God is Rich, Praiseworthy.

Sahih International

O you who have believed, spend from the good things which you have earned and from that which We have produced for you from the earth. And do not aim toward the defective therefrom, spending [from that] while you would not take it [yourself] except with closed eyes. And know that Allah is Free of need and Praiseworthy.

Sam Gerrans

O you who heed warning: spend of the good things you have earned, and of what We have brought forth for you from the earth. And resort not to the bad thereof, to spend thereof, when you would not take it save you closed an eye to it; and know that God is free from need and praiseworthy.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Spend on others the good things you have honorably earned with hard work, whether it is from the product of industry or from the produce of the earth. Do not give away something that you won't like to receive except with closed eyes. Know that Allah, the Rich, Owner of Praise, provides you indiscriminately and without return.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Give from the good things which you have (honorably) earned, and of the fruits of the earth which We have produced for you, and do not even receive anything bad (or dishonorable), in order that you may give away a part of it; Something, when you yourselves would not receive it except with closed eyes. And know that Allah is Free of all wants (Ghani), and Worthy of all Praise (Hameed).

Taqi Usmani

O you who believe, spend of the good things you have earned, and of what We have brought forth for you from the earth, and do not opt for a bad thing, spending only from it, while you are not going to accept it (if such a thing is offered to you), unless you close your eyes to it, and know well that Allah is All-Independent, Ever-Praised.

The Monotheist Group

O you who believe, spend from the good things that you have earned, and from what We have brought forth from the earth. And do not select the rotten out of it to give, while you would not take it yourselves unless you closed your eyes regarding it. And know that God is Rich, Praiseworthy.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Dépensez des meilleures choses que vous avez gagnées et des récoltes que Nous avons fait sortir de la terre pour vous. Et ne vous tournez pas vers ce qui est vil pour en faire dépense. Ne donnez pas ce que vous-mêmes nʹaccepteriez quʹen fermant les yeux! Et sachez quʹAllah nʹa besoin de rien et quʹIl est digne de louange.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hey gelî yên ku bawerî anîne! Ji pakê tiştê ku we bi dest xistiye û ji ya ku me ji we re ji erdê deraniye înfaq bikin. Ji bo xêrê berê xwe nedin yê bêxêr, ew ê ku eger ne ji şerma be hûn bi xwe wernagirin. Bizanin, bêguman Xwedê dewlemend e, hêjayê pesindayînê ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Geeft ook bijdragen van de goede dingen die jullie verworven hebben en ook van wat Wij voor jullie uit de aarde hebben voortgebracht. Weest er niet op uit om wat er slecht van is als bijdrage te geven; jullie zouden het zelf alleen maar nemen als jullie de ogen ervoor zouden sluiten. En weet dat God behoefteloos is en lofwaardig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O geloovigen! geeft aalmoezen van de goede zaken die gij verworven hebt, en van datgene wat wij voor u uit de aarde hebben doen voortkomen, en zoekt niet het slechtste voor aalmoezen uit. Zoo als gij zelven het niet hebt ontvangen, of het moest door wederzijdsch goedvinden zijn met hem die het u aanbood. Weet, dat God groot en hooggeprezen is.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven: geeft van de goede dingen die jullie verworven hebben en (van wat) Wij voor jullie uit de aarde hebben voortgebracht en kiest niet van het slechte ervan om te geven, waarvan jullie slechts met gesloten ogen zouden nemen. En weet dat Allah Behoefteloos, Prijzenswaardig is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Расходуйте благое (имущество) из того, что приобрели [дозволенное], и (благое) из того, что извели Мы вам из земли [плоды и полезные ископаемые]. И не намеревайтесь (отдать бедным) плохое из этого, чтобы расходовать, – чего бы вы и сами не взяли (из-за плохого качества), если бы не закрыв на это глаза [очень не хотя]. (И как же вы желаете отдать ради Аллаха то, чего не пожелали себе?) И знайте, что Аллах (Который наделяет вас уделом) богат (и не нуждается в ваших милостынях) и славен!

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Тратьте [во имя Аллаха] наилучшее из приобретенного вами и то, что Мы взрастили вам на земле, и не стремитесь тратить [во имя Аллаха] никчемное, такое, что вы сами взяли бы, только зажмурив глаза. Воистину, Аллах - ни в чем не нуждающийся, хвалимый.