(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

وَلَوْلَا اِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَاءَ اللّٰهُ لَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ اِنْ تَرَنِ اَنَا۬ اَقَلَّ مِنْكَ مَالًا وَوَلَدًا فَعَسٰى رَبِّي اَنْ يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِنْ جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِنَ السَّمَاءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

ve levlā iƶ deḣalte cenneteke ḳulte mā şā'e (a)llahu lā ḳuvvete illā bi(a)llahi in terani enā eḳalle minke mālen ve veleden / fe ǎsā rabbī en yu'tiyeni ḣayran min cennetike ve yursile ǎleyhā Husbānen mine s-semāi fe tuSbiHa Saǐyden zeleḳan

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَوْلَاve levlāgerekmez miydi?
2اِذْzaman
3دَخَلْتَdeḣalteد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirdiğin
4جَنَّتَكَcennetekeج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkbağına
5قُلْتَḳulteق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledemen
6مَاne
7شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilerse
8اللّٰهُ(a)llahuAllah
9لَاyoktur
10قُوَّةَḳuvveteق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvet
11اِلَّاillābaşka
12بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'tan
13اِنْingerçi
14تَرَنِteraniر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.sen beni görüyorsun
15اَنَا۬enābeni
16اَقَلَّeḳalleق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.daha az
17مِنْكَminkesenden
18مَالًاmālenم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.malca
19وَوَلَدًاve veledenو ل دdoğurmak, dünyaya getirmekve evlatça
1فَعَسٰىfe ǎsāع س يUmulur ki, olabilir ki, belki, olabilir, çok geçmeden olacak, umut edilir kiumulur ki
2رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
3اَنْen
4يُؤْتِيَنِyu'tiyeniا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekbana verebilir
5خَيْرًاḣayranخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.daha iyisini
6مِنْmin
7جَنَّتِكَcennetikeج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıksenin bağından
8وَيُرْسِلَve yursileر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve gönderir
9عَلَيْهَاǎleyhāonun üzerine
10حُسْبَانًاHusbānenح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.yıldırımlar
11مِنَmine-ten
12السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
13فَتُصْبِحَfe tuSbiHaص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.böylece kesilir
14صَعِيدًاSaǐydenص ع دYükselmek, tırmanmak, koşmak, yürümekten daha hızlı adımlarla hareket etmek, yukarı çıkmak, zor olmak (iş/durum)bağın
15زَلَقًاzeleḳanز ل قKaymak, bundan tiksinip geri çekilmek, onu yerinden çıkarmak, keskin veya dikkatli bakmak, kaygan bir yer, kafasını tıraş etmek, pürüzsüz kayakupkuru bir toprak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Umarım ki Rabbim, bana seninkinden daha hayırlı bir bağ verir, senin bağına da yıldırımlar yollar gökten de kaypak, kaygan bir toprak oluverir bağın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Umarım ki Rabbim, bana seninkinden daha hayırlı bir bağ verir, senin bağına da yıldırımlar yollar gökten de kaypak, kaygan bir toprak oluverir bağın.

Adem Uğur

Belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir.

Ahmed Hulusi

"Olabilir ki Rabbim, bana senin cennetinden (bağlarından) daha hayırlısını verir; senin bağına ise semadan bir afet irsal eder de, (bağın) kuru bir toprak haline gelir. "

Ahmet Tekin

'Ümit edilir ki, Rabbim bana senin bağından daha iyisini verir. Senin bağına ise gökten yıldırımlar musallat eder de bağ, kupkuru bir toprak haline gelir.' dedi.

Ahmet Varol

Umulur ki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir, onun (seninkinin) üzerine de gökten yıldırımlar gönderir ve böylece kaygan bir toprak halini alır.

Ali Bulaç

"Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir."

Ali Fikri Yavuz

Olur ki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; seninkinin üzerine de gökten bir âfet indiriverir de yalçın bir toprak oluverir.

Ali Rıza Safa

"Senin bahçenden daha iyisini, Efendim belki bana verir. Onun üzerine de gökten bir yıkım gönderir; kupkuru bir toprağa dönüşür!"

Bayraktar Bayraklı

-"Umulur ki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir ve seninkinin üzerine de gökten hesap görecek bir yıldırım gönderir de, orası kaygan, kuru bir yer olur. Yahut suyu çekilir de, artık, onu bir daha elde edemezsin" dedi.

Bekir Sadak

(37-41) Kendisiyle konustugu arkadasi ona: «Seni topraktan, sonra nutfeden yaratani, sonunda de seni insan kiligina koyani mi inkar ediyorsun? Iste O benim Rabbim olan Allah'tir. Rabbime kimseyi ortak kosmam. Bahcene girdigin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nufus bakimindan daha az buluyorsan da: «Masallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur! demen gerekmez mi? Rabbim,senin bahcenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin uzerine gokten bir felaket gonderir de bahcen yerlebir olabilir. Yahud suyu cekilir bir daha da bulamazsin» dedi.

Celal Yıldırım

(40-41) «Olabilir ki Rabbim bana senin bahçenden daha hayırlısını verir ve seninkinin üzerine gökten bir âfet indirir de kaygan-verimsiz bir yere dönebilir veya suyu çekiliverir de artık bir daha onu arayıp bulamazsın.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(39-40) Keşke bağına girdiğinde, ‘Mâşallah! Güç yalnız Allah’ındır’ deseydin! Eğer malca ve evlâtça beni kendinden güçsüz görüyorsan, ben de rabbimin, senin bağından daha iyisini bana vereceğini umuyorum.Allah senin bağına gökten âfetler gönderir de bağ boş ve kaygan bir zemin haline gelebilir.

Diyanet İşleri

(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

Diyanet İşleri (eski)

(37-41) Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: 'Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: 'Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!' demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın' dedi.

Diyanet Vakfi

«Belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Belki Rabbim, bana, senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de, bağın yalçın bir toprak haline gelir.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ne biliyorsun belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; seninkinin de üstüne gökten bir afet indiriverir de yalçın bir toprak haline gelir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ne bilirsin belki rabbım bana senin bağından daha hayırlısını verir, seninkinin üzerine de Semadan bir afet indiriverir de yalçın bir toprak olakalır

Erhan Aktaş

"Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Belki Rabb'im, bana senin bahçenden daha hayırlısını verir. Ve seninkinin üzerine de gökten felaketler gönderir de verimsiz, kupkuru bir toprak olur.

Fizilal-il Kuran

Fakat Rabb'im bana senin bahçenden daha iyisini verebilir ve senin bahçeni de gökten gelen bir afete uğratarak çıplak bir düzlüğe çevirebilir.

Gültekin Onan

"Belki rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne gökten 'yakıp yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir"

Hamdi Döndüren

“Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir âfet gönderir de bağın, kupkuru bir toprak hâline geliverir!”

Hasan Basri Çantay

Rabbimin bana senin bağından daha hayırlısını vermesi, (Seninkinin) üstüne ise gökden yıldırımlar göndererek (bağının) kaypak (yalçın) bir toprak haaline gelivermesi me'müldür".

Hasib Asutay

Belki Rabbim bana senin bağından daha iyisini verir, (seninkinin) üstüne gökten yakıp yıkan bir afet gönderir de kupkuru bir toprak haline gelir.

Hayrat Neşriyat

'Bununla berâber, olur ki Rabbim bana, senin bağından daha hayırlısını verir ve onun (senin bahçenin) üzerine gökten bir âfet gönderir de (o bağın, ot bitmeyen) kupkuru bir toprak hâline geliverir!'

İbni Kesir

Rabbım bana senin bahçenden daha iyisini verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de kaypak bir toprak haline getirebilir.

Mehmet Okuyan

Bahçene girdiğinde “Maşallah! Kuvvet yalnızca Allah’a aittir.” deseydin ya! “Malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan, (şunu bil ki) belki Rabbim bana senin bahçenden daha iyisini verir; oraya (bahçene) gökten yıldırımlar gönderir ve kupkuru bir toprak hâline gelir.

Muhammed Esed

Rabbim bana senin bağından bahçenden pekala daha hayırlısını verebileceği gibi, (senin) bu (bahçe)ne gökten bir afet gönderir de (bahçen o zaman) yerle bir olabilir;

Mustafa İslamoğlu

kim bilir belki Rabbim bana senin bağından daha yararlısını verir; seninkine de gökten bir afet indirir de ot bitmez çöle döndürür;

Ömer Nasuhi Bilmen

«Umulur ki, Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir ve senin bağın üzerine de gökten bir yıldırım gönderir de orası kayacık bir toprak kesilir.»

Ömer Öngüt

“Rabbim bana senin bağından daha iyisini verebilir ve seninkinin üzerine ise gökten yıldırımlar gönderir de bağın kupkuru bir toprak haline gelir. ”

Suat Yıldırım

(40-41) Olur ki Rabbim senin bahçenden daha iyisini bana verir ve senin o bahçene gökten bir afet indirir de bağın kupkuru toprak kesilir; yahut bağının suyu çekilir de ondan artık büsbütün ümidini kesersin."

Süleyman Ateş

"Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verebilir. Ve o(senin bağı)nın üzerine de gökten bir hesap görme afeti gönderir de bağın kupkuru bir toprak kesilir."

Süleymaniye Vakfı

(şunu bil ki) Rabbim bana senin bağından daha iyisini verebilir. Seninkine de gökten hesabını görecek bir afet gönderir de orası çıplak ve kaygan bir yüzeye dönüverir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bakarsın Rabbim bana senin bahçenden iyisini verir; seninkine de gökten hesabını görecek bir şey gönderir de çıplak ve kaygan bir yüzeye(toprağa) çevirir.

Şaban Piriş

Rabbim bana, senin bahçenden daha iyisini verebilir. Seninkinin üzerine de gökten bir bela gönderir de kupkuru boş bir arazi haline gelir.

Tefhim-ul Kuran

«Belki Rabbim senin bağından daha hayırlısını bana verir, (seninkinin) üstüne de gökten 'yakıp yıkan bir afet' gönderir de kaygan bir toprak kesiliverir.»

Ümit Şimşek

'Fakat bakarsın, Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten bir âfet indirir de orası kıraç bir toprağa dönüşür.

Yaşar Nuri Öztürk

Olabilir ki, Rabbim bana senin bağından daha değerlisini verir; seninkinin üzerine de gökten bir afet gönderir de bağlığın yalçın bir toprak kesilir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

ola bilsin ki, Rəbbim mənə sənin bağından daha yaxşısını versin, sənin bağına isə göydən bir bəla göndərsin və o, hamar bir yerə dönsün.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ola bilsin ki, Rəbbim mənə sənin bağından daha yaxşısını versin və sənin bağına göydən bir bəla endirsin ki, o, hamar (sürüşkən, ayaq basılası mümkün olmayan, heç bir şey bitməyən qupquru) bir yer olsun!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Gott möge mir etwas Besseres als deinen Garten bescheren und deinen Garten durch einen Schicksalsschlag vom Himmel heimsuchen, so daß er kahl und unwegsam wird.

Almanca — Der Edle Quran

so wird mein Herr mir vielleicht etwas Besseres als deinen Garten geben und über ihn aufeinanderfolgende Strafe vom Himmel senden, so daß er zu schlüpfrigem Erdboden wird,

Almanca — M. A. Rassoul

So wird mein Herr mir vielleicht (etwas) Besseres als deinen Garten geben und wird auf ihn ein Strafgericht vom Himmel niedersenden, so daß er zu ödem Boden wird.

Almanca — Muhammad Zaidan

denn vielleicht läßt mir mein HERR etwas Besseres als deine Dschanna zuteil werden, und schickt über sie einen Blitzsturm aus dem Himmel, dann wird sie zu rutschigem Boden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

"Perhaps Allah, my Creator, will bestow on me what is better than your orchard and He may send against it from heaven a thunder-bolt reducing it into a smooth and unproductive piece of land",

Abdul Haleem

my Lord may well give me something better than your garden, and send thunderbolts on your garden from the sky, so that it becomes a heap of barren dust;

Abdullah Yusuf Ali

"It may be that my Lord will give me something better than thy garden, and that He will send on thy garden thunderbolts (by way of reckoning) from heaven, making it (but) slippery sand!-

Abul A'la Maududi

it may well be that my Lord will give me something better than your vineyard, and send a calamity upon your vineyard from the heavens and it will be reduced to a barren waste,

Aisha Bewley

it may well be that my Lord will give me something better than your garden and send down on it a fireball from the sky so that morning finds it a shifting heap of dust,

Al-Hilali & Khan

"It may be that my Lord will give me something better than your garden, and will send on it Husbân (torment, bolt) from the sky, then it will be a barren slippery earth.

Ali Quli Qarai

maybe my Lord will give me [something] better than your garden, and He will unleash upon it bolts from the sky, so that it becomes a bare plain.

Amatul Rahman Omar

`There is every hope that my Lord will give me a garden better than yours and He may visit this (garden of yours) with thunderbolts from above, so that it is turned into a barren waste.

Arthur John Arberry

yet it may be that my Lord will give me better than thy garden, and loose on it a thunderbolt out of heaven, so that in the morning it will be a slope of dust,

Bijan Moeinian

Do not forget that He may send a storm to destroy your gardens, turning them into a useless land. "

E. Henry Palmer

but haply my Lord will give me something better than thy garden, and will send upon it thunder-claps from the sky, and it shall be on the morrow bare slippery soil;

Edip-Layth

"Yet, perhaps my Lord will give me better than your garden, and send upon it a reckoning from the sky, so it becomes completely barren."

George Sale

my Lord is well able to bestow on me a better gift than thy garden, and to shoot his arrows against the same from heaven, so that it shall become barren dust;

Hamid S. Aziz

"Why could you not have said when you did enter into your garden, 'As Allah pleases! (Or It is Allah's will or Allah's will always comes to pass). There is no power save in Allah!'. Though you see me as less than you in wealth and children;

Mahmoud Ghali

Yet, it may be that my Lord will bring me a more charitable (thing) than your garden and send on it a reckoned (bolt) from the heaven so that in the morning it will be a slippery dry soil.

Marmaduke Pickthall

Yet it may be that my Lord will give me better than thy garden, and will send on it a bolt from heaven, and some morning it will be a smooth hillside,

Mohamed Ahmed - Samira

Yet, my Lord may haply give me a garden better than yours, and He may send a thunder-bolt, from the skies and in the morning it will be a barren plain;

Muhammad Asad

yet it may well be that my Sustainer will give me something better than thy garden -just as He may let loose a calamity out of heaven upon this [thy garden], so that it becomes a heap of barren dust

Mustafa Khattab

perhaps my Lord will grant me ˹something˺ better than your garden, and send down upon your garden a thunderbolt from the sky, turning it into a barren waste.

Progressive Muslims

"Perhaps my Lord will give me better than your garden, and He should send upon it a violent storm from the sky, so it becomes completely barren. "

Sahih International

It may be that my Lord will give me [something] better than your garden and will send upon it a calamity from the sky, and it will become a smooth, dusty ground,

Sam Gerrans

“It may be that my Lord will give me better than thy garden, and will send upon it a calamity from the sky, so that it becomes miry ground

Shabbir Ahmed

He said, "So my Lord may grant me something better than your garden. (The luxuries of this life are vulnerable). He may send a calamity from the height to wipe out this garden, leaving it a heap of barren dust."

Syed Vickar Ahamed

"It may be that my Lord will give me something better than your garden, and that He will send thunderbolts onto your garden from the sky, (by the way of warning) from heaven, making it slippery sand!

Taqi Usmani

then, it is likely that my Lord will give me (what is) better than your garden, and will send to it a punishment from the heavens, and it will become a barren land.

The Monotheist Group

"Perhaps my Lord will give me better than your garden, and He will send upon it a tornado from the sky, so it becomes completely barren."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

il se peut que mon Seigneur, bientôt, me donne quelque chose de meilleur que ton jardin, quʹIl envoie sur (ce dernier), du ciel, quelque calamité, et que son sol devienne glissant,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca hêvî heye ku Xwedayê min rezekî ji yê te çêtir bide min, ji banî jî birûskan bişîne ser rezê te, îcar dê bibe axeke hişk û hola.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

misschien dat God mij dan iets beters zal geven dan jouw tuin en er een afrekening uit de hemel naartoe zal zenden zodat het kale, glibberige grond wordt,

Hollandaca — Salomo Keyzer

Is mijn Heer wel in staat mij een beter geschenk dan uw tuin te geven; hij zal eenige pijlen van den hemel daartegen afzenden, zoodat die onvruchtbaar stof worde.

Hollandaca — Siregar

Moge mijn Heer mij iets beters geven dan jouw tuin en een ramp over haar neerzenden vanuit de hemel, zodat het glibberige aarde wordt!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

то, может быть, Господь мой даст мне лучший, чем твой сад, и (лишит тебя благодати и) пошлет на него [на твой сад] наказание с неба и станет он [сад] ровным (и гладким) местом [сравняет его с землей] (и ничего на нем не будет расти),

Rusça — Osmanov

то ведь может статься, что мой Господь дарует мне сад лучше твоего, а на твой виноградник навлечет бедствие с неба, и он превратится в [землю] скользкую, на которой ничего не произрастает,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ger Gud mig kanske något som är bättre än din vingård och över den låter Han kanske en storm från himlen bryta lös som förvandlar den till torr och ofruktbar mark