O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

وَهُوَ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُ قَوْلُهُ الْحَقُّ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ

ve huve elleƶī ḣaleḳa s-semāvāti ve l-erDe bi l-Haḳḳi ve yevme yeḳūlu kun fe yekūnu ḳavluhu l-Haḳḳu ve le hu l-mulku yevme yunfeḣu fī S-Sūri ǎālimu l-ğaybi ve ş-şehādeti ve huve l-Hakīmu l-ḣabīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَهُوَve huveO'dur
2الَّذِيelleƶīo ki
3خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yarattı
4السَّمٰوَاتِs-semāvātiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gökleri
5وَالْاَرْضَve l-erDeا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeve yeri
6بِالْحَقِّbi l-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak (ve hikmet) ile
7وَيَوْمَve yevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecive gün
8يَقُولُyeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveledediği
9كُنْkunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinOl!
10فَيَكُونُfe yekūnuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoluverir
11قَوْلُهُḳavluhuق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelesözü
12الْحَقُّl-Haḳḳuح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhaktır
13وَلَهُve le huve onlar
14الْمُلْكُl-mulkuم ل كHükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık.mülk
15يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecigün
16يُنْفَخُyunfeḣuن ف خAğızla üflemek, nefes almak.üfleneceği
17فِي
18الصُّورِS-Sūriص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmakSur'a
19عَالِمُǎālimuع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilendir
20الْغَيْبِl-ğaybiغ ي بuzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişigizliyi
21وَالشَّهَادَةِve ş-şehādetiش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve açığı
22وَهُوَve huveO
23الْحَكِيمُl-Hakīmuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.hükümdardır
24الْخَبِيرُl-ḣabīruخ ب رBilmek/sahip olmak, bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, bir şeyi iç veya gerçek durumuna göre bilmek, bilgilendirilmiş/tanıdık.herşeyi haber alandır

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle bir Tanrıdır ki gökleri ve yeryüzünü, boş yere değil, hikmetiyle ve gerçek olarak yarattı. Ol dediği gün her şey oluverir. Sözü gerçektir ve sûrun üfürüldüğü gün saltanat ve tasarruf onundur, odur gizliyi de bilen, açıkta olanı da ve odur hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

Abdulkadir Gölpınarlı

Öyle bir Tanrıdır ki gökleri ve yeryüzünü, boş yere değil, hikmetiyle ve gerçek olarak yarattı. Ol dediği gün her şey oluverir. Sözü gerçektir ve sûrun üfürüldüğü gün saltanat ve tasarruf onundur, odur gizliyi de bilen, açıkta olanı da ve odur hüküm ve hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

Adem Uğur

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. "Ol!" dediği gün herşey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.

Ahmed Hulusi

"HU" ki, semalar ve arzı Hak olarak yaratmıştır. . . Ne zaman "Ol" dese hemen oluverir. . . Hak, O'nun sözüdür! Sur'a üflendiği (bedene veya sisteme - olay içten dışadır) süreçte, mülk O'nundur! Gaybı ve şehadeti bilendir. . . "HU"dur; Hakiym, Habiyr.

Ahmet Tekin

O gökleri ve yeri gerekçeli, hikmete dayalı, doğru, hesaplı bir düzen içinde yaratandır. 'Ol' diyeceği gün her şey oluverir. O’nun sözü haktır, doğrudur, gerçektir. Sûra üfürüldüğü gün mülk, devlet ve hükümranlık O’nundur. Fizik ve bilgi alanı ötesini, gayb âlemini ve görülen âlemi bilendir. O hikmet sahibi ve hükümrandır, gizli-açık her şeyden haberdardır.

Ahmet Varol

Gökleri ve yeri hak üzere yaratan O'dur. 'Ol' dediği gün o hemen oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün hakimiyet O'nundur. Gizli olanı da açık olan da bilir. O, hakimdir, her şeyden haberdardır.

Ali Bulaç

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

Ali Fikri Yavuz

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratandır. Onun “Ol” diyeceği gün her şey oluverir. Hak, O’nun dediğidir. SÛR, üfürüleceği gün de mülk O’nundur. Görünmiyeni ve görüneni bilen de O’dur. O, yegâne hikmet sahibidir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”

Ali Rıza Safa

O, gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. O'nun, "Ol!" dediği gün; olur. O'nun buyruğu gerçektir. Çünkü boruya üflendiği gün, yönetim, O'na özgüdür. Gizli gerçekleri ve görünenleri Bilendir. Ve O, Bilgelik ve Adaletle Yönetendir; Haberlidir.

Bayraktar Bayraklı

O, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yaratandır. "Ol" dediği gün her şey oluşmaya başlar. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve aşikar olanı bilendir. O, tam hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır.

Bekir Sadak

Gokleri ve yeri gercekle yaratan O'dur ki «Ol» dedigi gun hemen olur; sozu gercektir. Sura uflenecegi gun hukumranlik O'nundur. Gorulmeyeni de goruleni de bilir. O Hakim'dir haberdardir.

Celal Yıldırım

O ki, gökleri ve yeri hak ile yarattı. «Ol!» dediği gün oluverir. O'nun sözü haktır. Sûr üfrüleceği gün de mülk (saltanat ve hüküm) O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni de (olmuş, olacağı da) O bilir. O, hikmet sahibidir ve (her şeyden) haberlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. “Ol!” dediği gün her şey oluverir. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de hükümranlık O’nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.

Diyanet İşleri

O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Diyanet İşleri (eski)

Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki 'Ol' dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.

Diyanet Vakfi

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. «Ol!» dediği gün herşey oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O'dur. Bir şeye «ol» dediği gün hemen oluverir. O'nun sözü haktır. «Sûr»a üfürüldüğü gün de mülk ancak O'nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her şeyden haberdardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gökleri ve yeri yerli yerince yaratan O! "Ol!" diyeceği gün, o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni de bilen, hikmet sahibi O'dur. Herşeyden haberdar da O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Gökleri, Yeri yaradan hakkıyle o, hem ol! diyeceği gün o da oluverir. Hak onun dediği, Sur üfürüleceği gün de mülk onun, hem gaybe alim hem şehadete, hakim odur, habir o

Erhan Aktaş

Gökleri ve yeri hakikat ile yaratan O'dur. O Gün, "Ol!" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün mülk O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Gökleri ve yeri hakikat ile yaratan O'dur. O gün, "Ol!" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün mülk O'nundur. Gaybı da görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri hakk ile yaratan O'dur. O gün, "ol" der o da oluverir. O'nun sözü haktır. Sura üfleneceği gün mülk O'nundur. Gaybı da, görüneni de bilendir. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

Fizilal-il Kuran

Gökleri ve yeri gerçeğe dayalı olarak yaratan O'dur. Her şey «Ol» dediği gün oluverir. Sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün, egemenlik O'nun tekelindedir. O gizli- açık her şeyi bilir, O hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır.

Gültekin Onan

O gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "ol" dediği gün (her şey) oluverir. O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı ve müşahade edilebileni bilendir. O hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

Hamdi Döndüren

Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O’dur. (Kıyamet) günü “Ol!” demesiyle o şey oluverir. O’nun sözü gerçektir. Sura üfürüleceği gün mülk (ve saltanat) ancak O’nundur. O, olanı ve olacağı bilir. O, tam hüküm sahibidir, her şeyden haberdardır.

Hasan Basri Çantay

O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) le yaratandır. Onun "ol" diyeceği gün (her şey) oluverir. Sözü hakdır. "Suur" üfürüleceği gün de mülk Onun. Görünmeyeni de, görüneni de bilendir. O, yegane hikmet saahibi, (her şeyden) hakkıyle haberdar olandır.

Hasib Asutay

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur. 'Ol' dediği gün (her şey) hemen oluverir. O'nun sözü gerçektir. Sura (20) üflendiği günde hükümranlık yalnız Oʼnundur. O görünmeyeni de, görüneni de bilendir. Hikmet sahibi ve her şeyden haberi olan O'dur. (20. Sur'a üflemekle görevli melek İsrafil (a.s.)'dir. İki defa üflenecek, birincisinde kâinattaki canlılar yok olacak, ikincisinde ise bütün canlılar tekrar dirilip kalkacaklar.)

Hayrat Neşriyat

Gökleri ve yeri hak ile (hakkıyla, îcâb ettiği şekilde) yaratan da O’dur. 'Ol!' diyeceği gün, (herşey) hemen oluverir. Sözü haktır. Sûr’a üfleneceği gün de mülk O’nundur. Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Çünki O, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır, Habîr (her şeyden haberdâr olan)dır.

İbni Kesir

O'dur, gökleri ve yeri hak ile yaratan. O'nun; ol, dediği gün; hemen olur. O'nun sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün de mülk O'nundur. Görülmeyeni de, görüleni de bilir. Ve O; Hakim'dir, Habir'dir.

Mehmet Okuyan

O, gökleri ve yeri bir amaç ile yaratandır. ‘Ol!’ dediği gün (her şey) hemen olmaya başlar. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üfleneceği gün de otorite yalnızca O’na aittir. Gaybı (bilinemeyeni, görünmeyeni) de görüneni de bilendir. O, doğru hüküm verendir, haberdardır.”

Muhammed Esed

Odur gökleri ve yeri (deruni) bir hakikate göre yaratmış olan. O ne zaman "Ol!" dese emri derhal yerine gelir; ve (mahşer) borusu çalındığı Gün hükümranlık yine Onun olacaktır. O, yaratılmışların idraklerini aşan şeyleri de, onların duyuları veya akılları ile kavrayabileceklerini de bilir: yalnızca Odur gerçek hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan.

Mustafa İslamoğlu

Zira gökleri ve yeri gerçek bir amaca mebni olarak yaratan O'dur. O ne vakit "Var ol!" derse, (varlık) hemen varoluş sürecine girer: O'nun sözü (sanal değil) tahakkuk eden bir gerçekliktir. Ve Sur çalındığında, otorite yalnızca O'na ait olacaktır. O gerçekliğin algılanamayan kısmını da, algı kapsamana giren kısmını da bilendir: O her hükmünde tam isabet edendir, her şeyden haberdar olandır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve O, o Zât-ı Kibriyâ'dır ki, gökleri ve yeri hakkıyla yaratmıştır. Ve O'nun «Ol!» diyeceği gün (herşey) hemen oluverir, kelâmı haktır ve sûra üfürüleceği gün mülk O'nundur. Gaip olanı da müşahede olanı da bilendir. O hakîmdir, habîrdir.

Ömer Öngüt

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur. “Ol!” dediği gün her şey oluverir. O'nun sözü haktır. Sûr'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi de açığı da bilendir ve O hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.

Suat Yıldırım

Gökleri ve yeri hak ve hikmet’le yaratan O’dur. O "ol" dediği zaman her şey oluverir. Sözü haktır. Sûra üfleneceği gün de hakimiyet O’nundur. Görünmeyeni de, görüneni de, olmuşu da, olacağı da O bilir. O, hakîm ve habîrdir (tam hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden hakkıyla haberdardır).

Süleyman Ateş

Gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratan O'dur. "Ol!" dediği gün, oluverir. Sözü haktır. Sur'a üfleneceği gün de, mülk O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir. O, hükümdardır, herşeyi haber alandır.

Süleymaniye Vakfı

Gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için) yaratan da odur. "Ol!" dediği gün, her şey oluşur. Onun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün bütün yetki onundur. Gaybı /algılanamayanı da şehadeti /algılanabileni de o bilir. Bütün kararları doğru olan, her şeyin iç yüzünü bilen odur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratan O'dur. "Oluş" diyeceği gün, her şey oluşur. O'nun sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün yetki yalnız O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. Doğru kararlar veren, her şeyin iç yüzünü bilen O'dur.

Şaban Piriş

Gökleri ve yeri hak ile yaratan O'dur. "Ol!" dediği gün oluverir; sözü haktır; sura üflendiği gün de hakimiyet O'nundur. Gizliyi de görüneni de bilendir. Hakim olan haberdar olan O'dur.

Tefhim-ul Kuran

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun «ol» deyiverdiği gün (her şey) oluverir, O'nun sözü haktır. Sur'a üfürüldüğü gün, mülk O'nundur. O, gaybı da müşahede edebileni de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.

Ümit Şimşek

Gökleri ve yeri hak ile yaratan Odur. O 'Ol' dediği gün herşey olur. Onun sözü haktır. Sûrun üflendiği gün de egemenlik Onundur. O görüneni de, görünmeyeni de bilendir. O her işi hikmetle yapar, herşeyden haberdardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O'dur. "Ol!" dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O'nun. Sura üfleneceği gün de mülk ve yönetim O'nundur. Alim'dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O'dur. O'dur Hakim, O'dur Habir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Göyləri və yeri haqq olaraq xəlq edən Odur. O: “Ol!”– dediyi gün hər şey olar. Onun Sözü haqdır. Sur üfürüləcəyi gün hökm yalnız Ona məxsus olacaqdır. Qeybi və aşkarı Bilən də Odur. O, Müdrikdir, hər şeydən Xəbərdardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Göyləri və yeri haqq olaraq yaradan Odur. Onun: ″Ol!″ deyəcəyi gün (hər şey) dərhal olar. Onun sözü haqdır. Surun (İsrafilin surunun) çalınacağı gün hökm Onundur. Qeybi və aşkarı bilən də Odur. O, hikmət sahibidir, (hər şeydən) xəbərdardır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er ist es, der Himmel und Erde der Wahrheit gemäß erschaffen hat. Wenn Er sagt: ʺEs sei!ʺ, so ist es. Was Er sagt, ist die Wahrheit. Er allein hat die Herrschaft über alles, wenn am Jüngsten Tag ins Horn geblasen wird. Er weiß genauestens um das Verborgene und um das Sichtbare, ist Er doch der Weise, Der über alles Bescheid weiß.

Almanca — Der Edle Quran

Und Er ist es, Der die Himmel und die Erde in Wahrheit erschaffen hat. Und an dem Tag, da Er sagt: ʺSei!ʺ da wird es sein. Sein Wort ist die Wahrheit. Und Er hat die Herrschaft an dem Tag, da ins Horn geblasen wird. (Er ist) der Kenner des Verborgenen und des Offenbaren, und Er ist der Allweise und Allkundige.

Almanca — M. A. Rassoul

Er ist es, Der in Wahrheit die Himmel und die Erde erschuf; und am Tage, da Er spricht: ʺSei!ʺ wird es so sein. Sein Wort ist die Wahrheit, und Sein ist das Reich an dem Tage, da in den Sur gestoßen wird. Kenner des Verborgenen und des Offenkundigen Er ist der Allweise, Der am besten unterrichtet ist.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und ER ist Derjenige, Der die Himmel und die Erde in Gesetzmäßigkeit erschuf. Und an jenem Tag, wenn ER sagt: ʺSei!ʺ und es ist, ist Sein Wort die Wahrheit. Und nur Ihm gehört die Herrschaft an jenem Tag, wenn in As-sur geblasen wird. ER ist Der Allwissende über das Verborgene und das Sichtbare. Und ER ist Der Allweise, Der Allkundige.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He is it Who created the heavens and the earth in truth and with a set of invariable cosmic laws in all manner of wisdom and for a valid reason. The instant He says to an object or to an event "Be" it is there. His Word is the truth personified and to Him belong the absolute sovereignty and the full control of the Eventful Event when the trumpet is sounded indicative of Resurrection and Judgement. He is the Omniscient of the invisible, the hidden and the unseen, the Omniscient of what the breasts store of thoughts and feelings and of what they forge. He has cognizance and holds prescience of what you converse secretly and utter below your breath and of what is suggested secretly to the mind. He is well acquainted with the visible and the seen and with what is avowed openly and openly disclosed, with all that is uttered loudly and with all that is being said. He is Al Hakim (he Source of wisdom and wise mysterious dispensations) and AL-Khabir (The Omniscient).

Abdul Haleem

It is He who created the heavens and the earth for a true purpose. On the Day when He says, ‘Be,’ it will be: His word is the truth. All control on the Day the Trumpet is blown belongs to Him. He knows the seen and the unseen: He is the All Wise, the All Aware.

Abdullah Yusuf Ali

It is He who created the heavens and the earth in true (proportions): the day He saith, "Be," behold! it is. His word is the truth. His will be the dominion the day the trumpet will be blown. He knoweth the unseen as well as that which is open. For He is the Wise, well acquainted (with all things).

Abul A'la Maududi

And He it is Who has created the heavens and the earth in truth; and the very day He will say: "Be!" (resurrection) there will be. His word is the Truth and His will be the dominion on the day when the-Trumpet is blown. He knows all that lies beyond the reach of human perception as well as all that is visible to man; He is the All-Wise, the All-Aware.'

Aisha Bewley

His speech is Truth. The Kingdom will be His on the Day the Trumpet is blown, the Knower of the Unseen and the Visible. He is the All-Wise, the All-Aware.

Al-Hilali & Khan

It is He Who has created the heavens and the earth in truth, and on the Day (i.e. the Day of Resurrection) He will say: "Be!", - and it is! His Word is the Truth. His will be the dominion on the Day when the Trumpet will be blown. All-Knower of the unseen and the seen. He is the All-Wise, Well-Aware (of all things).

Ali Quli Qarai

It is He who created the heavens and the earth with reason, and the day He says [to something], ‘Be!’ it is. His word is the truth, and to Him belongs all sovereignty on the day when the Trumpet will be blown. Knower of the sensible and the Unseen, He is the All-wise, the All-aware.

Amatul Rahman Omar

It is He Who has created the heavens and the earth to suit the requirements of truth and wisdom. The day He says, `Be', it (-the Resurrection) shall come to be. His Word is bound to be carried out. To Him belongs the sovereignty on the day when the trumpet will be blown (for spiritual awakening in this world and for physical Resurrection in the Hereafter). He is the Knower of all the hidden realities and the seen. And He is the All-Wise, the All-Aware.

Arthur John Arberry

It is He who created the heavens and the earth in truth; and the day He says 'Be', and it is; His saying is true, and His is the Kingdom the day the Trumpet is blown; He is Knower of the Unseen and the visible; He is the All-wise, the All-aware.

Bijan Moeinian

God is the One Who has created the heavens and the earth for a reason. Whenever He wishes to create something, He simply says "Be" and here it is created! God's word [as presented in this Book] is the truth. He will be in absolute charge of the Day that the trumpet is blown. He has absolute knowledge over what you see and what you do not perceive. He is the Most Wise and the Most Knowledgeable.

E. Henry Palmer

He it is who has created the heavens and the earth in truth; and on the day when He says, 'BE,' then it is. His word is truth; to Him is the kingdom on the day when the trumpets shall be blown; the knower of the unseen and of the evident; He is wise and well aware.

Edip-Layth

He is the One who created the heavens and the earth with truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty, the day the trumpet is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Ever-aware.

George Sale

And He it is Who created the heavens and the earth in accordance with the requirements of wisdom; and on the day when He will say, 'Be', it will be. His word is the truth, and His will be the Kingdom on the day when the trumpet will be blown. He is the Knower of the unseen and the seen. And He is the Wise, the All-Aware.

Hamid S. Aziz

He it is Who has created the heavens and the earth in truth; and on the day when He says, "BE", it is. His word is Truth; and His is the Kingdom on the day when the trumpets shall be blown, the Knower of the unseen and of the evident; He is the Wise and Aware.

Mahmoud Ghali

And He is (The One) Who created the heavens and the earth with the Truth; and the day He says, "Be!" and it is. His Saying is the Truth, and His is the Kingdom the Day the Trumpet will be blown; He is The Knower of the Unseen and the Witnessed; and He is The Ever-Wise, The Ever-Cognizant.

Marmaduke Pickthall

He it is Who created the heavens and the earth in truth. In the day when He saith: Be! it is. His Word is the Truth, and His will be the Sovereignty on the day when the trumpet is blown. Knower of the Invisible and the Visible, He is the Wise, the Aware.

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who created the heavens and the earth with a definite purpose. The day He will say "Be, " it will be. His word is the truth, His alone the power on the Day when the blast of the trumpet will be sounded. He knows the hidden and the visible. He is all-prudent and all-knowing.

Muhammad Asad

And He it is who has created the heavens and the earth in accordance with [an inner] truth - and whenever He says, "Be," His word comes true; and His will be the dominion on the Day when the trumpet [of resurrection] is blown. He knows all that is beyond the reach of a created being's perception, as well as all that can be witnessed by a creature's senses or mind: for He alone is truly wise, all-aware.

Mustafa Khattab

He is the One Who created the heavens and the earth in truth. On the Day ˹of Judgment˺ He will say, ‘Be!’ And there will be! His command is truth. All authority is His ˹alone˺[1] on the Day the Trumpet will be blown.[2] He is the Knower of all—seen or unseen. And He is the All-Wise, All-Aware."

Progressive Muslims

And He is the One who created the heavens and the Earth with truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty, the Day the trumpet is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Expert.

Sahih International

And it is He who created the heavens and earth in truth. And the day He says, "Be," and it is, His word is the truth. And His is the dominion [on] the Day the Horn is blown. [He is] Knower of the unseen and the witnessed; and He is the Wise, the Acquainted.

Sam Gerrans

And He it is that created the heavens and the earth in truth. And the day He says: “Be thou,” then it is. His word is the truth. And to Him belongs the dominion the day the Trumpet is blown — the Knower of the Unseen and the Seen — and He is the Wise, the Aware.

Shabbir Ahmed

He has created the heavens and the earth with a definite Plan. Whenever He says "Be!" it is. His Word is the Truth and comes True. As ever, His will be the Dominion on the Day when the Trumpet is blown (of Resurrection). Knower of the invisible and the visible, He is the Wise, the Aware.

Syed Vickar Ahamed

It is He Who created the heavens and the earth in true (proportions): The day He says, "Be!", Look! It is. His Word is the Truth. His will be the Dominion the day (when) the Trumpet will be blown. He knows the unseen and that which is open. For He is the All Wise (Al-Hakeem), All Aware (Khabeer) (with all things).

Taqi Usmani

He is the One who created the heavens and the earth with purpose. On the day He says "Be", it (the Resurrection) will come to be. His word is the truth, and His is the kingdom on the day the Horn shall be blown. He is the Knower of the Unseen and the Seen. He is the Wise, the All-Aware.

The Monotheist Group

And He is the One who has created the heavens and the earth with the truth, and the day He says: "Be," then it is! His saying is truth; and to Him is the sovereignty the Day the horn is blown. Knower of the unseen and the seen; He is the Wise, the Expert.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest Lui qui a créé les cieux et la terre, en toute vérité. Et le jour où Il dit: ʺSois!ʺ Cela est, Sa parole est la vérité. A Lui, (seul,) la royauté, le jour où lʹon soufflera dans la Trompe. Cʹest Lui le Connaisseur de ce qui est voilé et de ce qui est manifeste. Et cʹest Lui le Sage et le Parfaitement Connaisseur.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew e, yê ku erd û asîman bi heqî afirandin. Roja ku ew bibêje “Çêbe” vêca çêdibe. Gotina Wî her rast e. Roja ku di sûrê (boriyê) de bête pifkirin jî, Xwedanî her jê re ye. Zanayê bi ya nependî û bi ya aşkera ye. Her ew e yê Ḥekîm yê Xebîr.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En Hij is het die de hemelen en de aarde in waarheid geschapen heeft. En op de dag dat Hij zegt: ʺWeesʺ en het is, is wat Hij zegt de waarheid. Hij heeft de heerschappij op de dag dat op de bazuin geblazen wordt; de kenner van het verborgene en het waarneembare. En Hij is de wijze, de welingelichte.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij is het, die de hemelen en de aarde in waarheid heeft geschapen; en wanneer hij tot een ding zegt: wees! dan is het. Zijn woord is de waarheid; hem zal het koninkrijk zijn op den dag, waarop de trompet zal klinken: Hij kent wat geheim of openbaar is; Hij is de wijze, de alwetende.

Hollandaca — Siregar

Hij is Degene Die de hemelen on de aarde schiep met de Waarheid. En op de dag waarop Hij zegt ʹWees,ʹ en het is: Zijn Woord is de Waarheid. Ham behoort de heerschappij op de Dag waarop op de bazuin geblazen wordt, Kenner van het onwaarneembare on het waarneembare en Hij is de Alwijze, dc Alwetende.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Он [Аллах] – Тот, Кто сотворил небеса и землю (и все что в них) по истине [в совершенном виде, по Своей мудрости, с определенной целью]. И (помни, о Пророк, как) в день [в День Воскрешения], (когда) Он скажет: «Будь (День Воскрешения)!» – и он будет [наступит] (сразу же по Его повелению). Слово Его – истина. И (только) Ему (одному) принадлежит власть в тот день, (когда) будет дунуто в трубу (на воскрешение творений); Знающий (все) сокровенное и явное. И Он – Мудрый, Ведающий!

Rusça — Osmanov

Он - тот, кто, воистину, сотворил небеса и землю. И тогда, когда Он возвестит: ʺВозникни!ʺ - это и возникает. Его слово - истина. В Его власти [будут все] в тот день, когда прозвучит трубный глас. Он знает и сокровенное и явное, Он - мудрый и ведающий.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Det är Han som har skapat himlarna och jorden i enlighet med en plan och ett syfte och när Han säger (till något): ʺVar!ʺ är det. Hans ord är sanning. Den dag då det skall stötas i basunen, skall (det stå klart för alla att) herraväldet är Hans. Han känner allt det som är dolt för människor och det som de kan bevittna. Han är den Vise, Den som är underrättad om allt.