O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

هُوَ الَّذِي اَخْرَجَ الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ دِيَارِهِمْ لِاَوَّلِ الْحَشْرِ مَا ظَنَنْتُمْ اَنْ يَخْرُجُوا وَظَنُّوا اَنَّهُمْ مَانِعَتُهُمْ حُصُونُهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَاَتٰيهُمُ اللّٰهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُمْ بِاَيْدِيهِمْ وَاَيْدِي الْمُؤْمِنِينَ فَاعْتَبِرُوا يَاأُولِي الْاَبْصَارِ

huve elleƶī eḣrace (e)lleƶīne keferū min ehli l-kitābi min diyārihim li evveli l-Haşri mā Zenentum en yeḣrucū ve Zennū ennehum māniǎtuhum HuSūnuhum mine (a)llahi fe etāhumu (a)llahu min Hayṧu lem yeHtesibū ve ḳaƶefe fī ḳulūbihimu r-ruǎ'be yuḣribūne buyūtehum bi eydīhim ve eydī l-mu'minīne fe ǎ'tebirū yā ūlī l-ebSāri

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1هُوَhuveO'dur
2الَّذِيelleƶī
3اَخْرَجَeḣraceخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkaran
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
5كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(leri)
6مِنْmin-nden
7اَهْلِehliا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarsahipleri-
8الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetkitap
9مِنْmin-ndan
10دِيَارِهِمْdiyārihimد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurtları-
11لِاَوَّلِli evveliا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçilk
12الْحَشْرِl-Haşriح ش رToplanmak/bir araya gelmek/bir araya getirmek, ölüleri diriltmek, sürgün etmek, bir yerden başka bir yere sürmek, bir şeyi ince veya narin ya da küçük yapmak, bir şeyi keskin ve sivri yapmak (örneğin mızrak ucu ve bıçak).haşirde
13مَا
14ظَنَنْتُمْZenentumظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.siz sanmamıştınız
15اَنْen
16يَخْرُجُواyeḣrucūخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakonların çıkacaklarını
17وَظَنُّواve Zennūظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.onlar da sanmışlardı
18اَنَّهُمْennehumkendilerini
19مَانِعَتُهُمْmāniǎtuhumم ن عEngellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak, güçlendirmek veya tahkim etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz veya erişimi zor hale getirmek.koruyacağını
20حُصُونُهُمْHuSūnuhumح ص نKorunmak, erişilemez/yaklaşılamaz olmak, iffetli olmak, güçlü bir şekilde tahkim edilmek, erişilmesi zor olmak, korunmak, (saldırıya karşı) korunmak, yasal ve uygun olmayan şeylerden kaçınmak, bir şeyi erişilemez/yaklaşılamaz yerlerde korumak veya muhafaza etmek, bir şeyi erişilemez veya yaklaşılamaz ya da erişilmesi zor hale getirmek, bir şeyi yüksekliği nedeniyle ulaşılamaz kılmak, kendini tahkim etmek.kalelerinin
21مِنَmine-tan
22اللّٰهِ(a)llahiAllah-
23فَاَتٰيهُمُfe etāhumuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekfakat onlara geldi
24اللّٰهُ(a)llahuAllah
25مِنْmin-den
26حَيْثُHayṧuح ي ثHer yerde, neredeyer-
27لَمْlem
28يَحْتَسِبُواyeHtesibūح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.ummadıkları
29وَقَذَفَve ḳaƶefeق ذ فFırlatmak, atmak, ilham vermek, incitmek, ortadan kaldırmak, atmak, daldırmak, birisini (çirkin ve kötü eylemlerle) suçlamak, ateş etmek, (ok gibi) fırlatmakve saldı
30فِيiçine
31قُلُوبِهِمُḳulūbihimuق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpyürekleri
32الرُّعْبَr-ruǎ'beر ع بKorku/dehşet, korkutmak, korkudan titremek, büyük huşu, tehdit edilmiş, yüksek ve şiddetli ses, kafiyeli düzyazı, büyülenmiş/büyülenmiş olmak, doldurmak (örn. kap, vadi), parçalara veya dilimlere ayırmak, zayıf ve korkak, sarsılma/titremekorku
33يُخْرِبُونَyuḣribūneخ ر بHarap durumda olmak (bir yer, ülke, mesken veya ikamet için söylenir), atıl durumda olmak, ıssız/nüfusu azalmış/terk edilmiş/ekilmemiş olmak, gelişmekte olmanın zıttı, çalmak (hırsızlık veya soygun), bir şeyin içinde delik açmak/delmek/yarmak, dini açıdan bozuk veya sağlıksız olmak, aşağılık veya utanç verici veya ayıp olmak.harap ediyorlardı
34بُيُوتَهُمْbuyūtehumب ي تEv, konut, mesken, hane, yuva, barınak, çadır, oda, oturulan yer, aile, hanehalkı, zevce, beyit, dize, şiirevlerini
35بِاَيْدِيهِمْbi eydīhimي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitkendi elleriyle
36وَاَيْدِيve eydīي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitve elleriyle
37الْمُؤْمِنِينَl-mu'minīneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamanmü'minlerin
38فَاعْتَبِرُواfe ǎ'tebirūع ب رGeçmek, yorumlamak, açıkça belirtmek, üzerinden geçmek. i'tabara - düşünmek, üzerinde kafa yormak, hesaba katmak, deneyim kazanmak, uyarı almak. abratun (çoğul i'bar) - saygı/düşünce, öğüt, uyarı, örnek, öğretici uyarı. aabir (çoğul aabiriina) - üzerinden geçen kişi. i'tabara - uyarı almak, ders almak.ibret alın
39يَاأُولِيyā ūlīا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçEY/HEY/AH sahipleri
40الْاَبْصَارِl-ebSāriب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıakıl

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Öyle bir mâbuttur ki kitap ehlinden kâfir olanları, ilk defa toplanmaları için ülkelerinden çıkardı; siz, onların çıkacaklarını hiç sanmazdınız, onlar da şüphesiz ki kaleleri, kendilerini Allah'tan korur sanırlardı. Derken Allah, onların hesaplamadıkları yerden gelip çattı da yüreklerine dehşetli bir korku düşürdü, evlerini, kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkmadalar, artık ibret alın ey can gözü açık olanlar.

Adem Uğur

Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

Ahmed Hulusi

O, odur ki, Ehl-i Kitap'tan hakikat bilgisini inkar edenleri, savaş için toplandıklarında (daha savaşmadan) yurtlarından çıkardı. . . Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. . . Onlar da kalelerinin (kendilerini) Allah'tan (gelene) mani olacağını zannetmişlerdi! Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi ve kalplerine korku attı! Kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle evlerini tahrip ediyorlardı! Ey basiret sahipleri ibret alın!

Ahmet Tekin

O, ehl-i kitaptan inkârda ısrar edenleri, kâfirleri müslümanlara karşı savaşmak için ilk defa bir araya gelerek müttefik güç kurduklarında, yurtlarından çıkarıp sürgüne gönderendir. Siz, onların direnmeden çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da, kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, Allah’ın orduları, onlara beklemedikleri, hesap edemedikleri yerden yüklendi, akıllarına, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini, hem kendi elleriyle harap ediyorlar, hem de mü’minlerin elleriyle harabına sebep oluyorlardı. Ey dünyadaki olayları tahlil edip anlayabilen akıl ve basiret sahipleri ibret alın!

Ahmet Varol

Kitap ehlinden inkar edenleri ilk sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, [1] hiç ummadıkları yerden kendilerine geldi ve kalplerine korku saldı. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın ey basiret sahipleri!

Ali Bulaç

Kitap Ehlinden inkar edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah(ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın.

Ali Fikri Yavuz

(Peygamberi inkâr eden ve O’na verdikleri sözden cayan Medine’deki Yahûdi kabilesi Nadir Oğulları’ndan ibaret) ehl-i kitabdan kâfir olanları, ilk sürgünde yurdlarından çıkaran O’dur. Siz, çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da, tahkimatlarının (kalelerinin), kendilerini (Allah’ın azabından) koruyacağını zannetmişlerdi. Fakat Allah, onları, hesab etmedikleri tarafdan bastırdı ve kalblerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini, hem kendi elleriyle, hem müminlerin elleriyle harab ediyor, yıkıyorlardı. Düşünün de ibret alın, ey basîret sahibleri!...

Ali Rıza Safa

O, kitap halkının nankörlük edenlerini, ilk Toplanma yaptıklarında yurtlarından çıkarmıştır. Siz, onların çıkmayacaklarını sanıyordunuz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Oysa Allah, beklemedikleri bir yerden geldi ve yüreklerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkmaya başladılar. Artık ders alın; ey akıl yetisi olanlar!

Bayraktar Bayraklı

Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. Allah, yüreklerine korku saldı. Evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey ileriyi görenler, bu olayı değerlendiriniz.

Bekir Sadak

Kitap ehlinden inkarci olanlari ilk surgunde yurtlarindan cikaran O'dur. Oysa ey inananlar! Cikacaklarini sanmamistiniz, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacagini sanmislardi. Ama Allah'in azabi onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldi; evlerini kendi elleriyle ve inananlarin elleriyle yikiyorlardi. Ey akil sahipleri! Ders alin.

Celal Yıldırım

Kitap ehlinden kâfir olanları, ilk defa toplu halde yurtlarından çıkaran O'dur. Sizler ise, onların çıkarılacaklarını pek sanmamıştınız. Onlar da kalblerini kendilerini Allah' tan (O'nun hükmünden ve azabından) koruyup savunacağını sanmışlardı. Ama Allah(ın azabı) onlara hesaplıyamadıkları bir cihetten geliverdi de kalblerine korku saldı; (öyle ki) kendi evlerini ve yurtlarını kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle kıymaya koyuldular. Artık siz ey kalb gözü açık akıl sahipleri! İbret alın..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ehl-i kitap’tan inkâr edenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O’dur. Siz onların çıkacaklarına ihtimal vermemiştiniz. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın azabı hiç beklemedikleri bir yerden geliverdi; Allah yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle yıkıyorlardı. O halde ibret alın, ey akıl sahipleri!

Diyanet İşleri

O, kitap ehlinden inkar edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü'minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

Diyanet İşleri (eski)

Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.

Diyanet Vakfi

Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ehl- i kitaptan inkar edenleri, ilk sürgünleri yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O'dur kitap verilenlerden inkar edenleri ilk haşir için yurtlarından çıkaran. Siz, onların çıkacaklarını sanmadınız, Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacak engelleri olduğunu sandılar, fakat Allah onları hesap etmedikleri bir yönden bastırdı ve kalplerinin içine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini bir yandan kendi elleriyle, bir yandan da mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey görecek gözleri olanlar, düşünün de ibret alın!

Elmalılı Hamdi Yazır

O ki Ehl-i kitab'dan o küfredenleri ilk haşr için diyarlarından çıkardı. Siz çıkacaklarını zannetmediniz onlar da zannettiler ki kendilerini Allahdan koruyacak manialarıdır kal'aları, istihkamları, fakat Allah onları hisab etmedikleri cihetten bastırdı ve kalblerinin içine korku düşürdü, öyleki evlerini bir taraftan kendi elleri bir taraftan da mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı, düşünün de ıbret alın ey görecek gözleri olanlar!

Erhan Aktaş

Kitap Ehli'nden kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve iman edenlerin elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret sahipleri! Artık ibret alın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kitap Ehli'nden, Kafirleri sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret sahipleri! Artık ibret alın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kitap Ehli'nden, gerçeği yalanlayan nankörleri, sürgün için yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların yurtlarından çıkacaklarını sanmamıştınız. Ve onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağına inandılar. Oysa Allah'ın buyruğu onlara hesaba katmadıkları yerden geldi. Allah, onların yüreklerine evlerinin kendi elleriyle ve inananların elleriyle harap edileceği korkusunu saldı. Ey basiret sahipleri! Artık ibret alın.

Fizilal-il Kuran

Kitap ehlinden inkar edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlarda kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın!

Gültekin Onan

Kitap ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Tanrı'dan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Tanrı(nın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, kalplerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve inançlıların elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahipleri ibret alın!

Hamdi Döndüren

Kitap ehlinden olan inkârcıları, (saldırı için) ilk toplanmalarından dolayı, ülkelerinden çıkaran O’dur. Siz, onların (savaşmadan) çıkacaklarını düşünmüyordunuz. Onlar da, kalelerinin kendilerini, Allah’a karşı koruyacağını sanıyorlardı. Ama Allah (azabı ile) onlara beklemedikleri yerden geliverdi ve böylece kalplerine korku düşürdü! Öyle ki, onlar evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri, ibret alınız!

Hasan Basri Çantay

O, ehl-i kitabdan küfür edenleri ilk sürgünde yurdlarından çıkarandır. Siz çıkacaklarını sanmamışdınız. Onlar da kal'alarının (Allahın azabına) hakıykaten mani olacağını zannetdilerdi. İşte onlara hisaba katmadıkları cihetden Allah (ın emr-ü azabı) geliverdi. O, bunların yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle harab ediyorlardı. İşte ey akıl ve basıyret saahibleri, siz (bundan) ibret alın.

Hasib Asutay

Kitap ehlinden inkâr edenleri ilk sürgünde (1) yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (ın azabı) onlara beklemedikleri yerden geldi, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın! (2) (1. Nadiroğullarının sürgünü.) (2. Âyet-i kerimenin bu son emri kıyas metodunun bir delilidir. Müslümanlara ihanet edenin, kendi durumunu bu Yahudi sürgünü ile kıyas etmesi istenmiştir.)

Hayrat Neşriyat

O (Rabbiniz), kitab ehlinden (yahudilerden) inkâr edenleri(n bir kısmını) ilk haşir’de(bu ilk sürgünlerinde) yurtlarından çıkarandır. (Siz o yahudilerin oradan kolayca)çıkacaklarını sanmamıştınız; ve (onlar da) sanmışlardı ki gerçekten kendilerini Allah’dan(koruyacak olan) engelleri, kaleleridir. Fakat Allah(’ın azâbı) onlara hesâb etmedikleri yerden geliverdi ve kalblerine korku saldı; (öyle ki) evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerinelleriyle harâb ediyorlardı. Artık ey basîret sâhibleri! İbret alın!

İbni Kesir

O'dur Ehl-i Kitab'tan küfretmiş olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkarmış olan. Halbuki siz, onların çıkacaklarını sanmıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah' ın azabı onlara hesablamadıkları yerden geldi. Ve kalblerine korku saldı. Kendi elleriyle ve inananların elleriyle evlerini yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri ibret alın.

Mehmet Okuyan

Kitap ehlinden kâfir olanları, ilk sürgünde yurtlarından çıkartan O’dur. Siz onların (yurtlarından) çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. (Ancak) Allah onlara beklemedikleri yerden (azabıyla) geldi ve yüreklerine korku düşürdü. (Onlar) evlerini (yurtlarını) hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle tahrip ediyorlar(dı). Ey öngörü sahipleri! İbret alın!

Muhammed Esed

Hakikati inkara şartlanmış olan geçmiş vahyin mensuplarını (savaş için) ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz (ey müminler,) onların (hiçbir direnme göstermeden) bırakıp gideceklerini düşünmediniz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı koruyacağını sandılar ama Allah onlara hiç beklemedikleri bir tarzda vurdu ve kalplerine korku saldı; onlar (böylece) yurtlarını kendi elleriyle ve müminlerin eliyle yok ettiler. Öyleyse bundan ders alın siz ey derin kavrayış sahipleri!

Mustafa İslamoğlu

O'dur kitap ehlinden nankörlük edenleri ilk kalkışmada yurtlarından çıkaran. Siz onların bırakıp gideceklerine zerrece ihtimal vermemiştiniz, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'a karşı savunacağını sanmışlardı. Allah onların (üzerine) hiç beklemedikleri yerden geldi ve kalplerine korku saldı: hanelerini kendi elleriyle ve mü'minler eliyle harap ettiler. Şu halde, ibret alın ey ileri görüş sahipleri!

Ömer Nasuhi Bilmen

O, o zât-ı akdesdir ki ehli kitaptan kâfir olanları ilk sürgün için yurtlarından çıkardı. Onların çıkacaklarını siz zannetmez idiniz, onlar da şüphe yok zannettiler ki, kendilerini Allah'tan koruyacak olan, kal'alarıdır. Fakat Allah, onlara hiç hesaba almadıkları bir cihetten geldi ve yüreklerine korku düşürdü, öyle ki evlerini hem kendi elleriyle ve hem de mü'minlerin elleriyle harap eder oldular. Artık ey basiret sahipleri! İbret alınız.

Ömer Öngüt

Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah onlara beklemedikleri bir yönden geldi ve yüreklerine korku düşürdü. Evlerini hem kendi elleriyle hem de müminlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Ey basiret sahibleri! İbret alın!

Suat Yıldırım

Nitekim Ehl-i kitaptan olan kâfirleri ilk defa O, yurtlarından bir çırpıda çıkardı. Halbuki siz onların çıkacaklarını asla düşünemezdiniz. Onlar da kalelerinin, kendilerine Allah tarafından takdir edilen azabı önleyeceğini sanırlardı. Ama Allah hiç ummadıkları yerden onları bastırdı ve kalplerine korku saldı. Öyle ki evlerini bizzat kendi elleriyle yıkıyorlardı. Bir taraftan da müminlerin elleriyle yıktırıyorlardı. Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri!

Süleyman Ateş

Kitap sahiplerinden inkar edenleri, hemen ilk haşirde (müslümanların, kaleleri önünde toplanmalarında) yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Allah onlara ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri ibret alın.

Süleymaniye Vakfı

Ehlikitaptan kafirlik edenleri, ilk toplu terkleri sırasında yurtlarından çıkaran Allah'tır. Siz, çıkacaklarını düşünmemiştiniz, onlar ise kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını düşünmüşlerdi. Allah, onlara beklemedikleri yerden geldi de kalplerine korku saldı. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle boşaltıp terk ediyorlardı. Ey ileri görüşlüler; bundan ibret alın!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ehl-i Kitaptan ayetleri görmezlikten gelenleri(kafirleri), ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, çıkacaklarını sanmıyordunuz; onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanıyorlardı. Allah, kalplerine korku salarak onlara beklemedikleri yerden geldi. Evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey ileri görüşlüler; bundan ders alın.

Şaban Piriş

Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O'dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmıştı. Allah'ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve müminler in elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri!

Tefhim-ul Kuran

Kitap Ehlinden küfredenleri ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Onların çıkacaklarını siz sanmamıştınız, onlar da kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Böylece Allah('ın azabı) da, onlara hesaba katmadıkları bir yönden geldi, yüreklerine korku salıverdi; öyle ki evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ey basiret sahibleri ibret alın.

Ümit Şimşek

Kitap Ehlinden kâfir olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran Odur. Siz onların çıkacağına ihtimal vermiyordunuz; onlar ise kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah onları hiç ummadıkları bir yerden bastırdı ve kalplerine korku saldı. Öyle ki, evlerini kendi elleriyle ve mü'minlerin eliyle yıkmaya başladılar. Görecek gözü olanlar, ibret alın!

Yaşar Nuri Öztürk

Ehlikitap'tan küfre sapanları, ilk toplanma gününde yurtlarından O çıkardı. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız; onlarsa kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını zannetmişlerdi. Ama Allah onlara hiç ummadıkları yerden geldi, yüreklerine korku saldı; kendi evlerini kendi elleriyle ve iman sahiplerinin elleriyle tahrip ediyorlardı. Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Kitab əhlindən kafir olanları ilk dəfə toplayıb öz diyarından çıxardan Odur. Siz onların çıxacaqlarını güman etmirdiniz. Onlar isə elə güman edirdilər ki, qalaları onları Allahdan qoruyacaqdır. Allah isə onları gözləmədikləri yerdən haqlayıb qəlblərinə qorxu saldı. Onlar evlərini həm öz əlləri, həm də möminlərin əlləri ilə dağıdırdılar. İbrət götürün, ey ağıl sahibləri!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Kitab əhlindən kafir olanları (Mədinə ətrafında yaşayıb Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyini inkar edən Bəni Nəzir qəbiləsini) ilk dəfə (bir yerə) toplayıb öz yurdundan çıxardan (Şama sürgün edən) Odur. (Ey möʼminlər!) Siz onların (öz yurdundan) çıxacaqlarını güman etmirdiniz. Onlar isə öz qalalarının onları Allahdan (Allahın əzabından) qoruyacağını zənn edirdilər. Amma Allah (Allahın əzabı) onlara gözləmədikləri yerdən gəlib ürəklərinə qorxu saldı. Belə ki, onlar evlərini həm öz əlləri, həm də möʼminlərin əlləri ilə uçurdub dağıdırdılar. Ey bəsirət sahibləri! (Bəni Nəzir qəbiləsinin başına gələnlərdən) ibrət alın!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er ist es, Der die Ungläubigen unter den Schriftbesitzern (die Banu an-Nadîr) ihrer Häuser verwies und zur ersten Versammlung führte. Ihr hattet nicht gedacht, daß sie der Stadt verwiesen werden könnten, und sie meinten, daß ihre Festungen sie gegen Gott schützen würden. Aber Gott kam über sie, als sie nicht damit rechneten und jagte ihren Herzen Schrecken ein. Sie verwüsteten ihre Häuser mit eigenen Händen und den Händen der Gläubigen. Zieht die Lehre daraus, ihr Einsichtigen!

Almanca — Der Edle Quran

Er ist es, Der diejenigen von den Leuten der Schrift, die ungläubig sind, aus ihren Wohnstätten zur ersten Versammlung vertrieben hat. Ihr habt nicht geglaubt, daß sie fortziehen würden; und sie meinten, daß ihre Festungen sie vor Allah schützten. Da kam Allah über sie, von wo sie nicht (damit) rechneten, und jagte in ihre Herzen Schrecken, so daß sie ihre Häuser mit ihren (eigenen) Händen und den Händen der Gläubigen zerstörten. Darum zieht die Lehre daraus, o die ihr Einsicht besitzt.

Almanca — M. A. Rassoul

Er ist es, Der diejenigen vom Volke der Schrift, die ungläubig waren, aus ihren Heimstätten zur ersten Versammlung austrieb. Ihr glaubtet nicht, daß sie hinausziehen würden, und sie dachten, daß ihre Burgen sie gegen Allah schützen würden. Doch Allah kam von (dort) über sie, woher sie es nicht erwarteten, und warf Schrecken in ihre Herzen, so daß sie ihre Häuser mit ihren eigenen Händen und den Händen der Gläubigen zerstörten. So zieht eine Lehre daraus, o die ihr Einsicht habt!

Almanca — Muhammad Zaidan

ER ist Derjenige, Der diejenigen von den Schriftbesitzern, die Kufr betrieben haben, von ihren Wohnstätten zur ersten Vertreibung heraustreiben ließ. Ihr dachtet nicht, daß sie herauskommen werden, und sie dachten, daß ihre Burgen sie vor ALLAH schützen würden. Dann kam ALLAH zu ihnen von da, womit sie nicht rechneten, und warf in ihre Herzen den Schrecken. Sie zerstörten ihre Häuser mit ihren eigenen Händen und den Händen der Mumin. So zieht (daraus) eine Lehre, ihr mit Einblick!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

It is He Who drove those who denied Him among Ahl AL-Kitab (the People of the Book) out of their homes at the beginning of the thronging for the battle. You yourselves, O Muslims, did not think they would go out of their fortresses nor did they themselves think that their fortresses were penetrable to any hostile action, not to mention that contemptible notion of being proof against Allah. But Allah reduced them to impotence in His own manner which they never expected and He inspired terror in their hearts so that as they had tried to ruin the whole tower of Faith, they perfected their own ruin. They demolished their own homes and reduced their own property into a useless from by their own hands and the hands of the believers. So take heed you people of sight and can lift to Allah their inward sight.

Abdul Haleem

It was He who drove those of the People of the Book who broke faith out from their homes at the first gathering of forces––you [believers] never thought they would go, and they themselves thought their fortifications would protect them against God. God came up on them from where they least expected and put panic into their hearts: their homes were destroyed by their own hands, and the hands of the believers. Learn from this, all of you with insight!

Abdullah Yusuf Ali

It is He Who got out the Unbelievers among the People of the Book from their homes at the first gathering (of the forces). Little did ye think that they would get out: And they thought that their fortresses would defend them from Allah! But the (Wrath of) Allah came to them from quarters from which they little expected (it), and cast terror into their hearts, so that they destroyed their dwellings by their own hands and the hands of the Believers, take warning, then, O ye with eyes (to see)!

Abul A'la Maududi

He it is Who in the first assault drove forth the People of the Book that disbelieved from their homes at the first gathering of forces. You did not believe that they would leave; while they too thought that their fortresses would defend them against Allah. Then Allah came upon them from whence they did not even imagine, casting such terror into their hearts that they destroyed their homes by their own hands and their destruction was also caused by the hands of the believers. So learn a lesson from this, O you who have perceptive eyes!

Aisha Bewley

It is He who expelled those who were kafir among the People of the Book from their homes to the first gathering-place. * You did not think that they would leave and they thought that their fortresses would protect them from Allah. Then Allah came upon them from where they least expected it and cast terror into their hearts. Their houses were pulled down by their own hands and by the hands of the muminun. People of insight, take note!

Al-Hilali & Khan

He it is Who drove out the disbelievers among the people of the Scripture (i.e. the Jews of the tribe of Banû An-Nadîr) from their homes at the first gathering. You did not think that they would get out. And they thought that their fortresses would defend them from Allâh! But Allâh’s (Torment) reached them from a place whereof they expected it not, and He cast terror into their hearts so that they destroyed their own dwellings with their own hands and the hands of the believers. Then take admonition, O you with eyes (to see).

Ali Quli Qarai

It is He who expelled the faithless belonging to the People of the Book from their homes at the outset of [their] en masse banishment. You did not think that they would go out, and they thought their fortresses would protect them from Allah. But Allah came at them from whence they did not reckon and He cast terror into their hearts. They demolish their houses with their own hands and the hands of the faithful. So take lesson, O you who have insight!

Amatul Rahman Omar

It is He Who turned out from their homes those who had disbelieved (- Banû Nadzîr) from among the People of the Scripture on (the occasion of) the first banishment. You never thought that they would quit, while they (themselves) thought that their strongholds would defend them against (the judgment of) Allâh. But (the punishment from) Allâh came upon them from quarters they little expected. He struck their hearts with terror so that they demolished their houses (partly) with their own hands and (what remained of them was being destroyed) at the hands of the believers. So take warning from them O you who have insight!

Arthur John Arberry

It is He who expelled from their habitations the unbelievers among the People of the Book at the first mustering. You did not think that they would go forth, and they thought that their fortresses would defend them against God; then God came upon them from whence they had not reckoned, and He cast terror into their hearts as they destroyed their houses with their own hands, and the hands of the believers; therefore take heed, you who have eyes!

Bijan Moeinian

God is the one Who made the disbeliever Jews to leave their house at your first show of force with them. They were thinking that their show of force will bring them the victory; however, God’s force came from where they did not expect and put such a terror in their hearts that they themselves destroyed their own houses. May this event be a lesson for those who possess eyes and see the power of their Lord in action.

E. Henry Palmer

He it was who drove those of the people of the Book who misbelieved forth from their houses, at the first emigration; ye did not think that they would go forth, and they thought that their fortresses would defend them against God; but God came upon them from whence they did not reckon, and cast dread into their hearts! They ruined their houses with their own hands and the hands of the believers; wherefore take example, O ye who are endowed with sight!

Edip-Layth

He is the One who drove out those who rejected among the people of the book from their homes at the very first mass exile. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast fear into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of those who acknowledge. So take a lesson, O you who possess vision.

George Sale

It was He who caused those who believed not, of the people who receive the scripture, to depart from their habitations at the first emigration. Ye did not think that they would go forth: And they thought that their fortresses would protect them against God. But the chastisement of God came upon them, from whence they did not expect, and He cast terror into their hearts. They pulled down their houses with their own hands, and the hands of the true believers. Wherefore take example from them, O ye who have eyes.

Hamid S. Aziz

He it is Who caused those of the followers of the Book who disbelieved to go forth from their homes at the first exile. You did not think that they would go forth, while they were certain that their fortresses would defend them against Allah; but Allah came to them whence they did not expect, and cast terror into their heart. They demolished their houses with their own hands and the hands of the believers; therefore take a lesson, O you who have eyes!

Mahmoud Ghali

He is The One Who drove the ones who disbelieved among the Population of the Book (Or: The Family of the Book, i. e., the life of this world) out of their homes at the first mustering. In no way did you surmise that they would go out, and they surmised that their fortresses would hold them back from Allah. Then Allah came upon them from where they did not (expectedly) reckon, and He hurled horror in their hearts (as) they ruined their houses with their (own) hands and the hands of the believers. So ponder (on that), you who are endowed with beholdings! (i.e., eyesight (s)

Marmaduke Pickthall

He it is Who hath caused those of the People of the Scripture who disbelieved to go forth from their homes unto the first exile. Ye deemed not that they would go forth, while they deemed that their strongholds would protect them from Allah. But Allah reached them from a place whereof they recked not, and cast terror in their hearts so that they ruined their houses with their own hands and the hands of the believers. So learn a lesson, O ye who have eyes!

Mohamed Ahmed - Samira

It is He who drove those among the people of the Book who refused to believe, from their homes for the first confrontation. You did not think that they would go away, and they imagined that their forts would protect them against God. But God came upon them from where they did not suspect, and filled their hearts with terror, so that they destroyed their homes with their own hands (or were destroyed) by the hands of believers. So take heed, O men of sight!

Muhammad Asad

He it is who turned out of their homes, at the time of [their] first gathering [for war], such of the followers of earlier revelation as were bent on denying the truth. You did not think [O believers] that they would depart [without resistance] - just as they thought that their strongholds would protect them against God: but God came upon them in a manner which they had not expected, and cast terror into their hearts; [and thus] they destroyed their homes by their own hands as well as the hands of the believers. Learn a lesson, then, O you who are endowed with insight!

Mustafa Khattab

He is the One Who expelled the disbelievers of the People of the Book from their homes for ˹their˺ first banishment ˹ever˺. You never thought they would go. And they thought their strongholds would put them out of Allah’s reach. But ˹the decree of˺ Allah came upon them from where they never expected. And He cast horror into their hearts so they destroyed their houses with their own hands and the hands of the believers.[1] So take a lesson ˹from this˺, O  people of insight!

Progressive Muslims

He is the One who drove out those who disbelieved among the people of the Scripture from their homes at the very first mobilization. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast terror into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of the believers. So learn from this, O you who possess vision.

Sahih International

It is He who expelled the ones who disbelieved among the People of the Scripture from their homes at the first gathering. You did not think they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from Allah ; but [the decree of] Allah came upon them from where they had not expected, and He cast terror into their hearts [so] they destroyed their houses by their [own] hands and the hands of the believers. So take warning, O people of vision.

Sam Gerrans

He it is that turned out those who ignore warning among the doctors of the Law from their homes at the first gathering. You did not think that they would go forth, and they thought that their strongholds would protect them from God; but God came upon them whence they reckoned not, and He hurled terror into their hearts; they ruined their houses with their hands and the hands of the believers. So learn a lesson, O you who have vision!

Shabbir Ahmed

He it is Who got out the rejecters among the People of the Book from their dwelling places at the very gathering of the forces. You deemed not that they would leave and they deemed that their strongholds would defend them against Allah. But Allah reached them in a manner they little expected and caused awe in their hearts. So they dismantled their dwellings by their own hands and the hands of the believers. Learn a lesson, then, O You who have vision!

Syed Vickar Ahamed

It is He, Who got out the unbelievers among the People of the Book (Scripture) from their homes at the first gathering (of the forces). You did not think that they would get out: And they thought that their fortresses would defend them from Allah! But the (anger of) Allah came to them from sources that they had not expected, and He cast fear into their hearts, so that they demolished their houses by their own hands, and by the hands of the believers. Take warning, then, O you (people) with eyes (to see)!

Taqi Usmani

He is the One who expelled the disbelievers of the People of the Book from their homes at the time of the first gathering. You did not expect that they would leave, and they deemed that their fortresses would protect them from Allah. But Allah came to them from where they did not expect, and cast fear in their hearts when they were spoiling their homes with their own hands and with the hands of the believers. So, learn a lesson, O you who have eyes to see.

The Monotheist Group

He is the One who drove out those who disbelieved among the people of the Book from their homes at the very first mobilization. You never thought that they would leave, and they thought that their fortresses would protect them from God. But then God came to them from where they did not expect, and He cast terror into their hearts. They destroyed their homes with their own hands and the hands of the believers. So learn from this, O you who possess vision.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest Lui qui a expulsé de leurs maisons, ceux parmi les gens du Livre qui ne croyaient pas, lors du premier exode. Vous ne pensiez pas quʹils partiraient, et ils pensaient quʹen vérité leurs forteresses les défendraient contre Allah. Mais Allah est venu à eux par où ils ne sʹattendaient point, et a lancé la terreur dans leurs cœurs. Ils démolissaient leurs maisons de leurs propres mains, autant que des mains des croyants. Tirez-en une leçon, ô vous qui êtes doués de clairvoyance.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij is het die de ongelovigen van de mensen van het boek bij de eerste verzameling uit hun woningen heeft verdreven. Jullie dachten niet dat zij zouden vertrekken en zij dachten dat hun versterkingen hen tegen God konden beschermen. Maar God kwam tot hen waar zij er niet op rekenden en Hij joeg hun harten schrik aan zodat hun huizen door hen eigenhandig en door de handen van de gelovigen verwoest werden. Leert dan de les daaruit, jullie die inzicht hebben.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hij was het, die degenen van het volk dat de schrift ontving welke niet geloofden, bij de eerste landverhuizing uit hunne woningen deed vertrekken. Gij dacht niet, dat zij van daar zouden gaan, en zij dachten, dat hunne sterkte hen tegen God zoude bijstaan. Maar Gods kastijding kwam over hen, van waar zij die niet verwacht hadden, en hij wierp schrik in hunne harten. Zij verwoestten hunne huizing met eigen handen en met de handen der ware geloovigen. Neemt dus een voorbeeld aan hen, o gij die oogen hebt!

Hollandaca — Siregar

Hij is Degene Die de ongelovigen onder de mensen van de Schrift uit hun woonplaatsen heeft verdreven bij de eerste verzameling (daartoe). Jullie dachten dat zij niet zouden weggaan en zij dachten dat hun burchten hen zouden beschermen tegen Allah. Toen kwam (de bestraffing van) Allah tot hen van waar zij het niet vermoedden, en Hij wierp grote angst in hun harten. Zij verwoestten hun huizen met hun eigen handen en (die werden verwoest) door de handen van de gelovigen. Trekt daar lering uit, O jullie bezitters van inzicht!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Он [Аллах] – Тот, Который вывел тех, которые стали неверующими (в то, что Мухаммад является посланником Аллаха), из (числа) людей Писания (а именно иудеев из племени бану ан-Надыр), из их жилищ (которые находились в окрестностях Медины и были по соседству с жилищами верующих) при первом сборе. {Это было первым изгнанием их из Аравийского полуострова на Ближний Восток}. Вы (о, верующие) не думали, что они [те иудеи] выйдут (из своих жилищ) (с таким позором и унижением). А они [иудеи] (сами) думали, что их защитят их крепости от Аллаха (и что никто не победит их). И Аллах пришел к ним [к тем иудеям] (со Своим наказанием) оттуда, откуда они и не рассчитывали, и вверг в их сердца (сильный) страх. (И вот) они разрушают свои дома своими руками (чтобы они не достались верующим) и руками верующих. Назидайтесь же, о, проницательные [те, кто правильно видит и понимает события] (что произошло с ними)!

Rusça — Osmanov

Он - тот, кто изгнал из их жилищ тех из людей Писания, которые не уверовали при первом изгнании. Вы и не предполагали, что они покинут [свои жилища], они же надеялись, что крепости защитят их от Аллаха. Но Аллах настиг их с той стороны, откуда они и не ожидали, и поселил в их сердцах страх. Они разрушают свои дома собственными руками и руками верующих. Так пусть это будет назиданием для вас, о те, кто способен видеть.