(9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَاَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

ve nezzelnā mine s-semāi māen mubāraken fe enbetnā bihi cennātin ve Habbe l-HaSīdi / ve n-naḣle bāsiḳātin lehā Tal'ǔn neDīdun / rizḳan li l-ǐbādi ve eHyeynā bihi beldeten meyten ke ƶālike l-ḣurūcu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَنَزَّلْنَاve nezzelnāن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.ve indirdik
2مِنَmine-ten
3السَّمَاءِs-semāiس م وyüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat, alaimsema, isim, bismillah (besmele), esami, esma, tesmiye (müsemma)gök-
4مَاءًmāenم و هsu, yağmurbir su
5مُبَارَكًاmubārakenب ر كÇökmek, yerleşmek, sabit olmak, bereket, bolluk, artmak, çoğalmak, hayır gelmek, mutluluk vermek, mübarek olmak, dua etmek, yağmur yağmakbereketli
6فَاَنْبَتْنَاfe enbetnāن ب تÜretmek (ağaç), filizlenmek, büyümek, filiz vermek (bitki), büyümek (çocuk). Nawaabit - insan veya hayvanların yavruları.bitirdik
7بِهِbihionunla
8جَنَّاتٍcennātinج ن نörtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlıkbahçeler
9وَحَبَّve Habbeح ب بSevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, bir şeyi (su veya içecekle) doldurmak/doyurmak, pıhtılaşmak/pıhtı oluşturmak, sivilce/kabarcık/küçük püstüllerle ortaya çıkmak. Sevmek, hoşlanmak, dilemek.ve daneler
10الْحَصِيدِl-HaSīdiح ص دBiçmek veya kesmek, biçmek veya yere sermek, yok etmek/katletmek, insanları öldürmekte en üst gücünü kullanmak, insanları öldürmede olağan sınırları aşmak, insanları yok etmek, sıkıca bükülmüş ve kompakt ve sağlam yapılmış olmak, sağlam ve kompakt olmak, biçilmek için uygun zamana ulaşmak (tohum vermek), sıkıca bükmek veya sağlamlaştırmak, tam/sağlam/sağlıklı/iyi bir şekilde yerleşmek veya kurulmak, karşılıklı yardım için bir araya gelmek veya toplanmak, öfkelenmek veya şiddetle sinirlenmek.biçilecek
1وَالنَّخْلَve n-naḣleن خ لElemek, aşağı göndermek, kar yağmak, çiselemek, bulutlanmak, seçmek, en iyisini seçip almak. Nakhal lahuu alnasiihaten - içten/samimi tavsiye vermek.ve hurmalar
2بَاسِقَاتٍbāsiḳātinب س قUzun boylu, tam büyümüş, üstesinden geldi/aştı, üstün geldi, üstün/yüce hale geldi.yüksek
3لَهَاlehāolan
4طَلْعٌTal'ǔnط ل عYükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).tomurcukları
5نَضِيدٌneDīdunن ض دÜst üste yığmak, düzenli bir şekilde sıralamak.birbirine girmiş
1رِزْقًاrizḳanر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.rızıktır
2لِلْعِبَادِli l-ǐbādiع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekkullar için
3وَاَحْيَيْنَاve eHyeynāح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekve can verdik
4بِهِbihionunla (su ile)
5بَلْدَةًbeldetenب ل دŞehir, kent, ülke, memleket, yurt, toprak, bölge, diyar, yöre, kasaba, vilayetbir ülkeye
6مَيْتًاmeytenم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölü
7كَذٰلِكَke ƶālikeişte öyledir
8الْخُرُوجُl-ḣurūcuخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkış

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kullara rızık olarak ve o yağmurla ölü şehri diriltiriz, işte kabirden çıkış da böyledir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kullara rızık olarak ve o yağmurla ölü şehri diriltiriz, işte kabirden çıkış da böyledir.

Adem Uğur

(10-11) Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.

Ahmed Hulusi

Kullara yaşam gıdası olması için. . . Onunla ölü bir beldeyi dirilttik. . . İşte huruç (dünyalarından - kozalarından çıkış) böylecedir.

Ahmet Tekin

Kullara rızık olsun diye yetiştirdik. Ölü bir beldeye, o su ile hayat verdik. İşte diriltilip, kabirlerden çıkma da, su ile genetik şifreleri harekete geçirilerek hayat verilen bitkilerin çıkışı gibidir.

Ahmet Varol

Kullar için rızık olarak. Onunla (o suyla) ölü bir beldeyi dirilttik. İşte (kabirden) çıkış da böyledir.

Ali Bulaç

Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.

Ali Fikri Yavuz

Bunlar, kullara rızk içindir. O yağmurla da (bitkileri kurumuş) ölü bir memlekete hayat vermekteyiz; işte (öldükten sonra dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

Ali Rıza Safa

Kullara geçimlik olsun diye. Ve onunla, ölü bir yöreye yaşam verdik. İşte, çıkış da böyledir.

Bayraktar Bayraklı

- Yarattıklarımıza rızık olarak salkımları birbirine geçmiş yüksek hurma ağaçlarını da onlar için yarattık. O su ile ölü toprağa can verdik. Kabirden çıkış da işte böyledir.

Bekir Sadak

(9-11) Gokten bereketli bir su indirdik, kullara rizik olmak uzere onunla bahceler, bicilecek taneli ekinler, kume kume tomurcuklari olan boylu hurma agaclari yetistirdik. O su ile olu yeri dirilttik. Iste insanlarin diriltilmesi de boyledir.

Celal Yıldırım

Kullar için rızıktır (bunlar). Ve biz, o su ile ölü bir beldeyi dirilttik. İşte (dirilip toprak altından da) çıkmak böyledir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hepsi kullara rızık olsun diye. O yağmurla ölü toprağa can verdik.İşte insanların mezardan çıkışları da böyle olacak.

Diyanet İşleri

(9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

Diyanet İşleri (eski)

(9-11) Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

Diyanet Vakfi

(10-11) Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunlar, kullara rızık olmak üzeredir. Onunla ölü bir bölgeyi de diriltmekteyiz, işte o dirilip çıkış da böyledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kullara rızk için ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz, işte o huruc da böyledir.

Erhan Aktaş

Kullar için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de böyledir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kullar için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de böyledir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kullar için rızık olarak. Onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte yeniden diriliş de böyledir.

Fizilal-il Kuran

Kullara rızık olması için. Ve o su ile ölü bir memlekete can verdik. İşte insanların yeniden dirilmesi de böyledir.

Gültekin Onan

Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) diriliş de böyledir.

Hamdi Döndüren

Kullara rızık olması için (bütün bunları yaptık). O su ile ölü toprağa can verdik. İşte kabirlerden çıkış da böyledir!

Hasan Basri Çantay

ki (bunlar) kullarına rızık olmak için (yaratılmışlardır). Biz onunla ölü bir memlekete can verdik, işte (kabirden) çıkış da böyledir.

Hasib Asutay

Kullara rızık olması için (yaratılmıştır). Ve onunla (o suyla) ölü bir beldeyi (toprağı) dirilttik. İşte (kabirden) çıkış da böyledir. (5) (5. Nasıl ölen toprak canlanıyor, ağaçlara taze bir hayat geliyor, bitkiler yerden çıkıyorsa, siz de öyle yeniden bedenleşip çıkacaksınız.)

Hayrat Neşriyat

(9-11) Hem gökten bereketli bir su indirdik de, kullara rızk olmak üzere, onunla bahçeler, biçilecek ekinler ve tomurcukları (salkımları) üst üste dizilmiş yüksek hurma ağaçları yetiştirdik. Hem onunla ölü bir yeri dirilttik. İşte (kabirlerden) çıkış böyledir!

İbni Kesir

Kullara rızık olması için. Ve onunla ölü bir beldeye can verdik. İşte çıkış da böyledir.

Mehmet Okuyan

Kullara rızık olması için tomurcukları üst üste uzun hurma ağaçları (yetiştirdik). Onunla (suyla) ölü bir şehri (toprağı) canlandırdık. İşte (mahşerdeki) çıkış da böyledir.

Muhammed Esed

insanlara tahsis edilmiş rızk olarak; ve bun(lar)la ölü toprağa hayat veririz; işte (insanın) ölümden (sonra) yeniden vücuda gelmesi de böyle (olacak)tır.

Mustafa İslamoğlu

bütün kullara bir rızık olarak (verdik): Evet, Biz ölü bir beldeye o (su) ile can verdik; işte (insanın) yeniden dirilişi de böyle olacaktır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(11-12) Kullar için bir rızk olarak (bunları bitirdik) ve onunla (o su ile) bir ölmüş beldeyi dirilttik. İşte (kabirlerden) çıkış da böyledir. Onlardan (Kureyş müşriklerinden) evvel Nûh kavmi, Re's ashâbı ve Semûd (kavmi de peygamberlerini) tekzîp ettiler.

Ömer Öngüt

Kullarına rızık olmak üzere ve biz o su ile ölü bir toprağa can verdik. İşte insanların çıkışı (dirilmesi) de böyledir.

Suat Yıldırım

Bütün bunlar kullarımıza rızık vermek içindir. Hem o su ile ölü toprağa hayat verdik. İşte ölmüş insanların mezarlarından çıkışı da böyle olacaktır.

Süleyman Ateş

Kullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir.

Süleymaniye Vakfı

Bunlar, kullarımıza rızık olması içindir. O su ile ölü bir beldeyi canlandırdık. (Öldükten sonra topraktan) çıkış da böyle olacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunları, kullarımıza rızık olsun diye yaptık. O su ile ölü bir yeri canlandırdık. Tekrar diriliş de böyle olacaktır.

Şaban Piriş

Kullara rızık olarak... O su ile ölü beldeye hayat verdik. İşte kabirden çıkış da böyledir.

Tefhim-ul Kuran

Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir şehri dirilttik. İşte (ölümden sonra) dirilip çıkarılma da böyledir.

Ümit Şimşek

Tâ ki kullara rızık olsun. Biz o suyla ölü bir beldeye can verdik. Kabirlerden çıkışınız da işte böyledir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kullara rızık olsun diye. Ve o suyla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte böyledir topraktan fışkırış.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qullara ruzi olsun deyə belə etdik! Biz onunla ölü bir məmləkəti diriltdik. Dirilib qəbirdən çıxmaq da belədir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bəndələrə ruzi olsun deyə! Biz onunla (o su ilə) ölü bir məmləkəti cana gətirdik. (Qəbirlərdən dirilib) çıxmaq da belədir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

zur Versorgung der Diener. Mit dem Wasser beleben Wir tote Äcker. Ähnlich wird die Auferweckung zum Jüngsten Tag erfolgen.

Almanca — Der Edle Quran

als Versorgung für die Diener. Und Wir machen damit (manch) totes Land wieder lebendig; so wird auch das Herauskommen (erfolgen).

Almanca — M. A. Rassoul

als Versorgung für die Diener; und Wir beleben damit ein totes Land. So wird die Auferstehung sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

als Rizq für die Diener. Und damit belebten WIR eine tote Ortschaft. Solcherart ist das Hervorkommen (aus den Gräbern).

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And how with rain We produce victuals for the people and restore life to a dead land ! and so also shall be Resurrection!.

Abdul Haleem

as a provision for everyone; how with water We give [new] life to a land that is dead? This is how the dead will emerge [from their graves].

Abdullah Yusuf Ali

As sustenance for (Allah's) Servants;- and We give (new) life therewith to land that is dead: Thus will be the Resurrection.

Abul A'la Maududi

all this as sustenance for Our servants. And thus We do bring the dead land back to life with water. Such shall be the coming forth (of human beings from the earth).

Aisha Bewley

as provision for Our slaves; by it We brought a dead land to life. That is how the Emergence will take place.

Al-Hilali & Khan

A provision for (Allâh’s) slaves. And We give life therewith to a dead land. Thus will be the resurrection (of the dead).

Ali Quli Qarai

as a provision for servants; and with it We revive a dead country. Likewise will be the rising [from the dead].

Amatul Rahman Omar

To serve Our servants for sustenance. And by means of this (water) We raise the dead land to life. That is how the Resurrection shall come to be.

Arthur John Arberry

a provision for the servants, and thereby We revived a land that was dead. Even so is the coming forth.

Bijan Moeinian

He will bring you back to life.

E. Henry Palmer

for a provision to (our) servants; and we quickened thereby a dead land; thus shall the resurrection be!

Edip-Layth

A provision for the servants, and We gave life with it to the land which was dead. Such is the resurrection.

George Sale

as a provision for mankind; and We thereby quicken a dead country: So shall be the coming forth of the dead from their graves.

Hamid S. Aziz

A sustenance for the servants (of Allah), and We give life thereby to a dead land; thus is the Resurrection.

Mahmoud Ghali

A provision for the bondmen; and therewith We give life to a deceased country. Thus is the going out (of the graves).

Marmaduke Pickthall

Provision (made) for men; and therewith We quicken a dead land. Even so will be the resurrection of the dead.

Mohamed Ahmed - Samira

As a provision for men, and enlivened a region that was dead. Even thus will be the life after death.

Muhammad Asad

as sustenance appor­tioned to men; and by [all] this We bring dead land to life: [and] even so will be [man’s] coming-forth from death.

Mustafa Khattab

˹as˺ a provision for ˹Our˺ servants. And with this ˹rain˺ We revive a lifeless land. Similar is the emergence ˹from the graves˺.

Progressive Muslims

A provision for the servants, and We gave life with it to the land which was dead. Such is the resurrection.

Sahih International

As provision for the servants, and We have given life thereby to a dead land. Thus is the resurrection.

Sam Gerrans

As a provision for the servants. And therewith gave We life to a dead land. Thus will be the Emergence.

Shabbir Ahmed

A provision for My servants. And by all this We revive a dead land. Thus it is: (your) coming forth.

Syed Vickar Ahamed

As sustenance for (Allah’s) servants— And We give (new) life with it to land that is dead. Thus the New Life (resurrection) begins.

Taqi Usmani

as a provision to the servants (of Allah). And We gave life with it to a dead land. Similar will be the exit (of the dead from their graves).

The Monotheist Group

A provision for the servants, and We gave life with it to the land which was dead. Such is the resurrection.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

comme subsistance pour les serviteurs. Et par elle (lʹeau) Nous avons redonné la vie à une contrée morte. Ainsi se fera la résurrection.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Da ku ji mirovan re bibin risq û qût. Me bi wê avê welatekî hişkemirî sax (hêşîn) kiriye. Saxkirina miriyan (rabûna wan ji goran jî) her wisa ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

als levensonderhoud voor de dienaren. En Wij brengen daarmee een dode streek tot leven. Zo is ook het tevoorschijn komen (van de doden).

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als een voorraad voor den mensch. Wij verkwikken daardoor een dood land; zoo zal de opstanding der dooden uit hunne graven wezen.

Hollandaca — Siregar

Als een voorziening voor de dienaren. En Wij brengen daarmee (water) het dode land tot leven. Zo zal ook de Opwekking zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(и все это Аллах вывел из земли) в удел [как пропитание] рабам, и оживили Мы ею [этой водой] безжизненную [засушливую] местность. Также (как мы произрастили все водой) (будет произведен) исход [воскрешение в День Суда живших на земле]!

Rusça — Osmanov

в качестве хлеба насущного для рабов. Ею (т. е. водой) Мы оживили [мертвую] от сухости землю. Таков же будет исход [из могил].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

för (Våra) tjänares försörjning. Så skänker Vi liv åt död jord (och) så skall Vi låta er stiga fram (till nytt liv).